ÖNSÖZ
Ağaçlandırma çalışmalarında başarının sonuçta fidan kalitesine bağlı olduğu açıktır. Zira uygun arazi seçimi ve hazırlığı yapılsa dahi, kalitesiz fidan kullanımı halinde ağaçlandırmadan başarı beklemek hayal olur.
Diğer taraftan toplumumuzun Ağaçlandırma çalışmalarına daha duyarlı hale gelmesi ve kent1esme paralelinde peyzaj düzenlemelerinin artışı fidan üretimi konusunda özellikle süs bitkileri ve boylu fidan üretimi bakımından yeni boyutlar kazandırmıştır.
26.Temmuz.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Ağaçlan­dırma ve Erozyon Kontrolu Seferberlik Kanunu" ise gerek fidan üretimi ve gerekse Ağaçlandırma çalışmalarına yeni bir ivme kazandıracak ve Orman Fidanlıklarımızı tam kapasiteyle çalışmaya götürecek çok önemli bir reform niteliğindedir.
Ayrıca Orman Fidanlıklarımızın 1995 yılı başından itibaren "Döner Sermaye Yönetmeliği" hükümleriyle işletilmesi altı çizilecek bir diğer önemli gelişme olmuştur.
Böylece Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü'ne bağlı Orman Fidanlıkları artık kapalı ekonomi kurallarıyla çalışma dönemini kapatmıştır. Yani sadece Ağaçlandırma çalışmalarımızın ihtiyacına cevap verecek şekilde üretim yapma dönemi sona ermiştir. Yeni fidan üretimi politikamız hem kendi ihtiyaçlarımıza ve hem de toplumumuzun değişen ve gelişen ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda şekillenmektedir.
Fidan üretiminde sübvansiyon politikası da artik bitmiştir. Orman Fidanlıkları artık serbest pazar ekonomisi kurallarına göre piyasada fiyatları dengede tutan ancak zararı kesinlikle öngörmeyen bir ticari isletme gibi çalışmak zorundadır.
Hedefimiz "Daha kaliteli, daha çok fidanı"; mekanizasyon, herbisid kullanımı gibi teknik imkanları da kullanarak daha ucuza üretmek olma­lıdır.
Bu kitap, özellikle teknik elemanlar için gerekli bilgi ihtiyacına cevap vermek amacıyla hazırlanmıştır.
İlk baskısı 1983, ikinci baskısı 1986, üçüncü baskısı 1996  yılında yapılan bu kitabin fidan üretimi alanında çalışan ve konuya ilgi duyan herkese yararlı olacağı inancını taşıyorum.
İsmail ÖZKAHRAMAN
Orman Bakanlığı
Ağaçlandırma ve Erozyon
Kontrolu Genel Müdürü

BIRINCI BÖLÜM
1. FİDANLIK KURULUŞ ÇALIŞMALARI
Belirli bir amaç doğrultusunda, daha sonra başka yerlere dikilmek üzere,ihtiyaç duyulan fidanları yetiş­tirmeye yarayan açık veya kapalı arazi alanlarına "Fidanlık" denilmektedir.
Türkiye değişik iklim bölgeleri ile yüzlerce türde ağaç, ağaççık ve süs bitkileri yetiştirmeye uygun çok geniş imkanları olan bir ülke konumundadır.
Son yıllarda, park-bahçe tanzimi ile çevre düzen­lemesine büyük önem verildiğinden, tanzimi ile özellikle boylu orman ağacı fidanı ile park-bahçe ve süs bitkilerine olan talepte büyük artışlar olmuştur. Bu bakımdan fidanlık kurulusun­da amaç daha çok bu dogru1tuda olmalıdır. Devletçe kurulan orman fidanlıklarında, bugüne kadar Orman Bakanlığı kuruluşlarınca yapılan ağaçlandırma ve eroz­yon kontrolu çalışmaları için ihtiyaç duyulan orman ağacı ve ağaççığı fidanlarının üretimi, daima ön planda tutulmuştur. Ancak son yıllarda park-bahçe tanziminde ihtiyaç duyulan boylu-kaplı fidanlar ile süs bitkileri yetiştirilmesine de orman fidanlıklarında yer verilmek­tedir. Özel sektör fidanlıkları yeterli düzeye gelinceye kadar bu çalışma devam etmelidir.
Orman Fidanlıkları; teknik çalışmalarını en son bilgilere ve araştırma sonuçlarına göre sürdürürken, ayni zamanda rasyonel ve ekonomik hareket etmek de zorunluluğundadır.
Fidan üretiminde; kaliteli, sağlıklı fidan üretimi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yalnız miktar ola­rak fidan üretmek yeterli değildir. Ağaçlandırma çalışmalarında başarılı olabilmek için mutlak surette standartlara uygun fidan üretmek ön şart olmalıdır.
12

Türkiye'de bugün en büyük orman fidanlıkları Orman Bakanlığı bünyesinde bulunmaktadır. Orman Bakanlığı fidanlıkları 1995 yılı itibariyle yılda 740 milyon adet fidan üretebilecek kapasitedir. "Fidan üretim Plan"larında yapılacak değişikliklerle bu miktarın üzerine çıkılabilecek imkan da mevcuttur.
Bazı orman fidanlıklarında istenilen standartta fidan üretimi mümkün olamamaktadır. Zira bazı fidanlık­larda fidan yetiştirmesini etkileyen faktörler (toprak, su vb.) istenilen uygun şartları taşımamaktadır.
Bu bakımdan, bir fidanlığın kaliteli ve ekonomik fidan yetiştirebilmesi için, aşağıdaki temel hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
1.1. Fidanlığın Kurulusunda Dikkate Alınması Gereken Hususlar
Öncelikle fidanlık yeri, yetiştirilmesi istenilen türlerin doğal yetişme ortamı isteklerine uygun olmalı­dır. Eğer seçilecek fidanlık sahasında ve çevrede doğal olarak yetişen veya egzotik olmakla beraber çok uzun yıllardan beri orada bulunan türlerin fidanı yetiştiri­lecek ise, seçimde önemli bir risk yoktur. Fakat o yöre­de hiç yetiştirilmemiş türlerin fidanının yetiştirilme­si öngörülüyorsa, bu takdirde fidanı yetiştirilecek türlerin yetişme ortamı istekleri ile aday fidanlık sahasının yetişme ortamı şartlarının iyi etüd edilmesi ve çok yönlü karşılaştırılmaları gerekir.
Eğer çok türde çalışılacak ise, ortalama şartları araştırmak, yani çeşitli türlerin yetişmesine imkan veren şartlara göre yer seçmek gerekir. Bu durumda seçilecek yerin ikliminin ılıman olması daha fazla önem kazanır.
Fidanlık ile ağaçlandırma sahaları arasındaki yük­seklik farkının fazla(500-600m) olmaması gerekmektedir. Yükseklik farkının zorunluluk olduğu durumlarda fidanlıkların daha alçak rakımlarda kurulması tercih edilme­lidir.

1.1.1. Mevki ve Arazi Sekli
Fidanlık, fidan tüketim yerlerine yakın, yaz, kış ulaşıma açık karayolu veya demiryolu ile bağlantılı, elektrik enerjisi ve haberleşme imkanı olan yerlerde kurulmalıdır.
Arazi düz veya oldukça düz, makineli çalışmaya elverişli arazi olmalıdır. Fidanlık ekim parselleri %1, çelik ve repikaj parselleri ise toprak taşınmalarına meydan vermemek için %5'den fazla meyilli olmamalıdır. Fidanlık sahası su baskınlarına maruz kalmamalıdır (Eskişehir, Ezine Fidanlıkları gibi)
Ayrıca sahada drenaj problemi bulunmamalıdır. Diğer taraftan, Fidanlıklar yerleşim merkezlerine yakin olma­lıdır. Böylece çeşitli sosyal imkanlardan da yararlanıl­mış olunur.

1.1.2. İklim
Fidanlık yeri; iklim bakımından ılıman, vejetasyon dönemi uzun, yağışları arzulanan miktar ve dağılımda olan, buna karşılık sıcaklık düzensizlikleri, kuvvetli rüzgar ve don etkileri olmayan, yüksek hava rutubeti ile hava durgunluğu yaratmayan mutedil rüzgar etkile­rine sahip bir yer olmalıdır. Genellikle ekstrem kurak ve çok soğuk mıntıkalar ile yüksek ve kurutucu rüzgar­ların hakim olduğu yerlerde fidanlık kurulmamalıdır. Aşırı derecede fazla yağışlı mıntıkalar da ekstrem kurak mıntıkalar kadar Fidanlık için uygun olmazlar. Fazla rutubetli mıntıkalarda mantar hastalıkları daha fazla görülür. Yağış ve toprak rutubeti yanı sıra, hava­nın nisbi rutubeti de fidanların gelişmesine önemli ölçüde etki yapar. Bu nedenle, Fidanlık yeri seçilirken bu husus da dikkate alınmalıdır. Fidanların donlara karşı az dayanıklı olmaları, havanın nisbi rutubetinin noksanlığından ileri gelmektedir.
Özellikle Fidanlıklarda büyük zarar veren mantar hastalıklarının etkisini asgariye indirebilmek için, Fidanlık yerinin kuvvetli rüzgar etkisi olmayan, açık ve havadar yerler olmasına dikkat edilmelidir.
1.1.3. Toprak
Toprak çeşitli mineral maddelerden oluşur. Bu mineral maddeler bazen çok küçük kırıntılar seklinde olduğu gibi bazen de değişik mineral grupları halinde olabilir. Bu mineral maddeleri arasında boşluklar vardır ve içleri genelde hava ve su ile doludur. Eser toprak uzun bir zaman islenmezse mineral maddeler birbirine yapışır ve içindeki boşluklar azalır, arzu edilen yapısı bozularak kompakt (Sıkı) duruma gelir. Bu yapıdaki toprakta, bitki ortam ile iyi bir uyum sağlaya­maz. Bu durumda yapılacak is uygun bir ekipmanla topra­ğı islemek ve organik maddelerle toprağın yapısını iyileştirmektir.
15

Fidanlıklar için oldukça hafif bünyeli topraklar idealdir. Genel olarak toprak tanecikleri arasındaki boşluklar(gözenek), toprağın toplam hacminin %40-60'ı arasında olmalıdır. Diğer taraftan ibreli fidan üretecek fidanlıkların toz+kil muhtevalarının %10-25 arasında olması gerekmekte(Balçıklı Kum ve Kumlu-Balçık), yaprak­1ılar için bu miktar en çok %35'e kadar (Kumlu Killi Balçık) çıkabilmektedir. Bu topraklarda tas ve çakıl bulunmaması, taban suyunun 60-150cm. derinlikte olması gerekir. Taban suyunun bu seviyeden daha yüksek olması veya ıslak olan topraklar, mutlak surette fazla para sarfını (Büyük drenaj ve ıslah işlemleri) gerektirir. Taban suyunun yüksek olması, toprağın fazla miktarda tuz ihtiva etmesine neden olabilir (Aksaray Fidanlığı). Zira fidan üretiminin çeşitli safhalarında devamlı top­rakla meşgul olunur. Bu nedenle Fidanlık toprağının kolay tava gelebilen türde olması gerekmektedir.
Fidanlık toprağının en az 120cm derinliğinde ve geçirgen olması şarttır.
Fidanlıklarda toprak reaksiyonu (pH) büyük önem taşır. Toprak reaksiyonunun 5,0-6,0 pH dereceleri ara­sında olması fidan türleri için optimal olarak kabul edilir. Ancak bazı türler için bu rakam 7-8 pH derece­sine kadar çıkabilir (Kızılçam gibi).
Fidanlık toprağının üst 40cm. derinliğindeki mineral besin maddelerinin önemi büyüktür. Zira fidan­ların kök sahası en fazla bu derinliğe kadar inebilir. Bu nedenle, Fidanlık kurulusunda ve fidan üretiminde 0-20 ve 20-40cm derinliklerdeki mineral besin maddele­ri bilinmelidir.
1.1.4. Su Durumu
Fidanlık yerinin seçiminde toprakla beraber göz önünde tutulması gereken en önemli faktörlerden biriside sudur. Fidanlık sulama suyu için oldukça temiz nehir, çay, dere ve kuyu suları tercih edilmelidir. Kalite ve kantite yönünden suyu garantili olmayan yerde kesinlik­le fidanlık kurulmamalıdır.
16

Genel bir ortalama olarak bir fidanlık için dekara dakikada 6-10litre su isabet edecek şekilde su temini esas alınmalıdır. Suyun debisinin, ekim yastıklarına 12 saatte veya daha az zamanda asgari 13mm. su verilebi­lecek miktarda olması gerekmektedir. Daha pratik bir ölçü ise, ekim sahaları için dekara günde kurak mıntıka­larda 10 ton, rutubetli mıntıkalarda 5 ton su verilebi­leceği esas alınmalıdır. Repikaj parselleri için bu miktarın 2/3'ü hesaplanır.
Fidanlıklarda yetiştirilen fidanların istenilen kalitede yetiştirilebilmesi için kullanılan suyun mik­tarı kadar kalitesi de büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle bu konuya daha sonra geniş bir şekilde sulama bölümünde değinilecektir (2.6.1.'e bakiniz).
1.1.5. Bakı
Mıntıkanın iklim durumu ile çok yakından ilgili­dir. Sıcaklığın vejetasyonu sınırlayan bir faktör olduğu bölgelerde doğu ve güney, sıcaklığın yeterli olup rutubetin sınırlayıcı bir faktör olduğu bölgelerde kuzey ve batı bakıları tercih edilmelidir. Kuzey ve batı bakıları, aynı zamanda geç donların söz konusu olduğu yerler için de uygundur. Zira buralarda fidanlar geç uyanacağından, geç donlardan zarar görmezler. Derin vadiler ve boğazlar fidanlık kuruluşuna uygun değildir.
1.1.6. İşçi Durumu
Kurulacak fidanlığın, köy ve kasaba gibi işçi temi­ni kolay olan yerleşim merkezlerine yakın olması işçi naklinde zaman tasarrufu ve ucuzluk sağlar. Yurdumuzda fidanlık çalışmalarında işçilik giderleri büyük miktar­lara ulaşmaktadır. Bu miktar son yıllarda %70-80lere ulaşmıştır. Gelişmiş ülkelerde ise işçilik giderleri toplam fidanlık giderlerinin %50-60'ini oluşturmakta­dır. Günümüzde fidanlık çalışmalarında makineli çalışma­ya daha fazla yer verilmelidir. Nitekim Devlet Fidanlıklarında bu yönde çalışmalar sürdürülmektedir.
17

Avrupa ülkelerinde entansif çalışan bir fidanlık­ta 1ha. fidanlık sahası için günlük olarak 1.5-2.0 işçi, 1000m2 sera için de 1-2 işçiye ihtiyaç olduğu belirtilmektedir. Yurdumuz fidanlıklarında ise, 1hektar kültür sahası için günlük olarak 3-4 işçiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu miktar Avrupa ülkelerine göre fazla olup, daha fazla makineli çalışmaya yer verilerek bu miktarın düşürülmesine çalışılmalıdır.
1.1.7. Ulaşım ve Taşıma
Fidanlıklar, karayolu veya demiryolu ile bağlantı­lı olmalı, yollar yaz ve kış ulaşıma açık bulunmalıdır. ,Sürekli elektrik enerjisi ve haberleşme sağlanabilecek yerler seçilmelidir.
Fidanlıklar mümkün olabildiği kadar yerleşim yer­lerine en yakin yerlerde kurulmalı ve hizmet evleri, sosyal imkanları olan yerlerde inşa edilmelidir
1.2. Fidanlık Alanının Düzenlenmesi
Fidanlık alanının düzenlenmesinden maksat; fidan­lığın iç taksimatının düzenlenmesi (parselasyon), toprak tesviyesi, drenaj, toprağın işlenmesi ve ıslahı ile fidan üretim planlarının yapılmasıdır.
1.2.1. Fidanlıkta İç Taksimat
Fidanlık çalışmaları günden güne makineleşmeye doğru gittiği için, fidanlık sahası çalışma şekline uygun bir parsel taksimatına tabi tutulmalı, parsel sonlarında motorlu vasıta, makine ve ekipmanların rahat­ça dönüş yapabileceği yerler bırakılmalıdır (Resim:2).
Fidanlık alanının parsellere bölünmesinde; makine­li çalışmaya uygun olması, bitkiye yararlı olacak şekilde ışık ve gölgenin dağılışı, ekim yastıkları ve repikaj sıralarının kuzeyden güneye uzanacak şekilde olmasına dikkat edilmelidir. Fidanlık alanı eşit şekil­de bölünmeye uygun ise, her parsel bir hektar (100mt x100mt.) olacak şekilde oluşturulur.
18


Resim:2 Fidanlıkta İç Taksimat


Fidanlığın parsel ve çevre yolları mevcut makine ekipman ve araçların her zaman girebileceği genişlikte olmalıdır. Genellikle 3,5-4,O metre genişliğindeki yol­lar yeterli olmaktadır. Ancak tesislerin yolları daha geniş (6,O m.) bırakılmalıdır. Arazi kaybını önlemek için gerektiğinden daha geniş yol yapılmamalıdır.
Bir fidanlıkta özenle yapılmış ve iyi bir bakıma tabi tutulmuş yol şebekesi, iyi ve verimli çalışabilme imkanlarını yaratır. Ambar, soğuk hava deposu, kompost çukuru, gübrelik, kozalak hangarı, seleksiyon hangarı gibi tesislere vasıtalar kolayca yanaşabilmelidir. 6m. genişliğindeki bir yol, bugün için fidanlıklarda kullanılan makinelerin geçişi ve yarım turu için yeter­lidir.
19

Fidanlık yolları; Fidanlık alanının ortalama %25'i olarak düşünülmelidir.
Ana yollar stabilize malzeme ile kaplanmalı, kap­lama işi mümkün olduğu kadar yolun ekseninden 3m'ye kadar yapılmalı ve bu malzemenin kültür sahasına dökül-memesine ve fidanlık toprağı ile karışmamasına dikkat edilmelidir.
Fidanlık çalışmalarına başlamadan önce, tesbit edilen plan gereğince; gerek kültür sahaları, gerekse yollar, tabii ve suni rüzgar perdesi yerleri, iskan sahası, ekipman, makine ve vasıtaların konulacağı yer­ler çok dikkatli olarak tesbit edilmelidir.
Fidanlıkta mevcut makine ve ekipmanların, ömürle­rinin uzun olması ve verimli çalıştırılmalarını sağla­mak maksadıyla, mutlaka sundurma yapılmalı ve kullanıl­madıkları zamanlarda burada muhafaza edilmelidir.
Kuru ve şiddetli rüzgarların hakim olduğu mıntıka­larda, 8 hektardan fazla sahası olan fidanlıkların hem etrafına, hem de içine rüzgar perdesi tesis edilmelidir. Fidanlığın iç taksimat planında yollar, hendekler, inşaatlar ve diğer sabit tesisler boyunca rüzgar perde­si düşünülmelidir. Genellikle rüzgar perdeleri, yüksek­liğinin 10-15 katındaki bir şeridin korunmasını sağla­yabilir. Rüzgar perdesi, azami korumayı temin etmek için, hakim rüzgarların geldiği yöne dik tesis edilmeli ve Fidanlık çalışmalarını engellememesi bakımından yastıklara paralel olmalıdır. Rüzgar perdesinde kulla­nılacak türler belirlenirken fidanlıkta yetiştirilen çeşitlere zararlı olacak mantar ve böceklerin konukçusu olmamasına dikkat edilmelidir.(Kavak üreten Fidanlık­larda kavağa ariz olan Sciapteron tabaniformis konuk­çusu olan söğüdün perdede kullanılmaması gibi).
Fidanlık arazisi hazırlanırken, mevcut tabii orman­dan şeritler bırakılmak suretiyle de bunun temini sağlanmalıdır. Ancak bunu yaparken tamamen rüzgardan koruntulu yerler meydana getirilmemelidir. Zira bu gibi yerlerde fidanların olgunlaşması gecikir, İlkbaharda erken sürer, böylece fidanın hem dona dayanıklılığı azalır, hem de söküm zamanı kısalır.
20

Diğer taraftan sahanın dört tarafı ağaçlarla çevrili olursa fidanlık alanı suni olarak bir don çukuru duru­muna da getirilmiş olabilir. Onun için bu yerlerde çok kuvvetli rüzgar etkisi yoksa, fidanlığın kuzeyi açık olmalıdır.

1.2.2. Arazinin Tesviyesi
Gerek arazide yapılacak makineli çalışmaların imkan dahiline girmesi ve verimli olabilmesi, gerekse fidanlara ayni miktarda suyun verilebilmesi ve suyun düzenli dağılışının temin edilebilmesi için, arazideki çukurları doldurmak ve tümsekleri kaldırmak suretiyle toprak verimliliğini azaltmadan arazinin yüzünü uygun bir sulama meylinde düzeltmek gerekmektedir (Resim:3).

Resim:3 Arazinin Tesviyesi

21

Tesviyenin sağladığı faydalar ve arazinin tesviye
ihtiyacı söyle özetlenebilir:
Tesviyeli bir arazide her türlü makineli çalışma yapılabilir. Su, arazinin her tarafında toprağa daha fazla nüfuz eder. Toprak aşınıp taşınmayacağı gibi, göl-lenme de olmaz. Kısa zamanda, daha az masraf yapmak ve daha az su kullanmak suretiyle muntazam bir sulama yapılabilir. Sulamalardan sonra toprağın her tarafında aynı zamanda tav meydana gelir. Tesviye edilmemiş arazi­de su göllenmelerinden dolayı bazı fidanlarda kloroz ve kök çürümeleri olabilir. Tesviye, fidanlık çalışmaların­da genel bir kolaylık sağlar. Orman içi karakterindeki geçici Fidanlıklar genellikle yamaç arazilerde kurul-dukları için, derin tesviyeyi ve dolayısıyla muhtelif teraslar yapılmasını gerektirirler. Bu durumda, derin tesviye ve teras teşkili sebebiyle ham alt yapılar ortaya çıkmakta, bu da fidan üretimine uygun bünyede toprak taşınmasını ve topraklara bol miktarlarda orga­nik madde verilmesini gerektirmektedir. Özellikle üst yapıları iyi olan sahalarda bu toprakların korunarak tekrar üst toprak olarak kullanılabilecek şekilde ted­bir alınması ve ona göre bir tesviye işlemine gidilme­sinde büyük yararlar vardır.
Araziyi tesviyeye hazırlarken öncelikle ot, sap ve taslar temizlenir ve pullukla derin bir sürüm yapılır. Tezeklerin dağılması için bir müddet dinlendirmeye bırakılır. Arazinin çeşidine göre birçok kez sürüm yapılır, diskaro çekilmek suretiyle toprak ince kırın­tılı bir hale getirilir. Bundan sonra arazinin tesviye­sine geçilir.

1.2.2.1.Arazi Tesviyenin Pratik Olarak Uygulanması
1. Fidanlıklarda tesviye edilecek tarla önce 15 x 15m ebadında karelere ayrılır. Daha önceden tarla kenarlarında bir evvelki sahayı bağlamak için 5 metre­lik dip ve nihayetle bağlantı noktası alınır ki (Nivo kurulduğunda birden fazla tarlanın birden ölçümlenmesi yapılabilmesi için). İşaret edilen yerler (5x5x80cm) ebadında tahta kazıklar ile tesbit olunur. (örnek:7Om x 85m ebadında bir tarlada)
22


 

5m

YOL

 

5m

x6

x12 x18

J  x24

x30

 

x5

x11 x17

'  x23

x29

YOL

x4

x10 x16

i  x22

x28

 

 

15m.

 

 

 

 

225m2.

15m.

 

 

x3

x9  x15

>  x21

x27

 

x2

x8  x14

x20

x26

 

x1

vT   v1 *

x19

x25

YOL   NIVO
2. Yukarıdaki işlem biter bitmez tarlanın kenarında herhangi bir noktasına nivo aleti konur.(örnekte sol alt köseye) Alet ilk önce tesviye edilir. Düzde sıfıra gelmesi icap eder. Alınan noktalardan (1) numaralı kazı- ğın yanına mira tarlaya dik gelecek şekilde dikilir. Nivo vasıtasıyla orta kilin kesiştiği noktadaki değer okunur ve kağıttaki noktaların altına yazılır. İşlem her nokta için aynidir ve bulunan değerler kağıttaki nokta­ların altına yazılır. Bu işlem arazideki işlemdir. Bundan sonraki işlemler büroda tamamlanır.
x         x         x        x        x
168     164     167.     170    171

x
160

x
160

x
160

x
160

x
170

x
156

x
158

x
152

x
161

x
161

x
157

x
155

x
157

x
164

x
166

x
152

x
151

x
149

x
151

x
164

x
148 NIVO

x
147

x
147

x
154

x
154

23

3. Büroda, ölçülen noktalardan en düşük seviyede olanı tesbit edilip, diğer noktaların yükseklikleri bu
noktaya göre hesap edilir. En alçak nokta izafi olarak 10.00 kabul edilip her noktanın kotu ona göre ayarlanır. Şöyle ki:
10.00+en düşük nokta = arazi kotu
örneklerde en düşük nokta 1.71'dir. Buna göre,
10.00+1.71 =11.71 eder. En düşük zahiri sayı elde edilir. Bulunan bu değerden her noktanın kotu düşülür.
(1 nolu kazık)              (24 nolu kazık)
11.71-1.48 =10.23         11.71-1.70=10.01 V.s.
Çıkan neticeler ile o kazık numarasının arazideki kotu bulunmuş olur ve kazık numaralarının üzerine yazılır.
4. Her kazıkta bulunan arazi kotları soldan sağa toplanır. Bulunan yan toplamlar da yukardan aşağı top­lanır.

10.03 x6

10.07 x12

10.09 x18

10.01 x24

10.00 x30

a 50.20 ARAZI KOTU

10.11 x5

10.11 x11

10.11 x17

10.09 x23

10.01 x24

= 50.43

10.15 x4

10.13 x10

10.19 x16

10.10 x22

10.10 x28

= 50.67

10.14 x3

10.16 x9

10.19 x15

10.07 x21

10.05 x27

= 50.61

10.19 x2

10.20 x8

10.22 x14

10.12 x20

10.07 x26

= 50.80

10.23 x1

10.23 x7

10.24 x13

10.17
x19

10.17 x25

= 51.04
+

NIVO                                 303.75
24

Çıkan netice kazık adedine bölünürse arazi ortala­ma kotu elde edilmiş olur. Söyle ki;
Toplam kot: kazık adedi = ortalama kot 303.75: 30       = 10.12
Bulunan ortalama kot kağıt üzerindeki orta kazık­lardan birine yazılır ve bir çerçeve içine alınır. (Çıkan bu ortalama kot proje kotu'dur)
5. Arazinin meylinin bilinen istikametine göre kaçar santimlik meyil verileceğinin tesbitine geçilir. Önce arazideki mevcut meyil bulunur. Bunun için sahanın veya kağıdın sol kenarındaki arazi kotları ile sağ kenarındaki arazi kotların farkı tesbit edilir.
10.03                     10.00
x 6     x    x   x    x 30
10.11                     10.01
x 5     x    x    x    x 29
SOL 10.15                     10.10 SAG
x 4     x    x   x    x 28
10.14                     10.05
x 3     x    x    x    x 27
10.19                     10.07
x 2     x    x   x    x 26
10.23                     10.17
+  x1     x    x    x +  x 25
60.85                     60.40
60.85 - 60.40 = 45 santim fark var, çıkan miktarlar yine kazık adedine bölünür.
45 : 12 = -4cm yani %04 meyil mevcuttur. Bu suret­le kotlar arasındaki meyil derecesi bulunmuş olur. Örnekte arazinin meyli soldan sağa doğrudur. Bizim istediğimiz meyil 1000 olarak verilecektir. Tarlaya verilecek meyil güneyden kuzeye ve sağdan sola doğru olacaktır. Fidanlılarda en iyi meyil % 01-03 arasında olan meyildir. Örnekte meyli %03 olarak alacağız.
25

6. İstenilen meyli %03 olarak kabul edersek, daha evvelden aldığımız ortalama kotları solundan çıkartma, sağından ilave yapılırsa meyil sağdan sola doğru çıkmış olur. Birde meyli güneyden kuzeye kabul etmiştik. O halde ortalama kottan aşağıdan yukarı doğru düşülerek yukarıdan aşağı ilave edilerek meyil derecesi tesbit edilir.

x6 9.97

x12 10.00

x18 10.03

x24 10.06

x30 10.09 PROJE KOTU

x5 10.03

x11 10.03

x17 10.06

x23 10.09

x29 10.12

x4 10.03

x10 10.06

x16 10.09

x22 10.12

x28 10.15

x3 10.06 SOL x2 10.05

x9 10.09
x8 10.12

x15 10.12 Ortalama x14 10.15

x21 10.15 kot x20 10.18

x27 10.18 SAG x26 10.21

x1 10.12

x7 10.15

x13 10.18

x19 10.21

x25 10.24

NIVO
Meyil %03 olarak kabul edildiğinden  ortalama kotlardan 3cm ilave edilecek veya çıkarılacaktır.

10.09 Kuzey                        
Sol    │    Sağ

10.06 x 10.09x ─    10.12        ─      xlO.15 x 10.18
│ Güney 10.15
7. Bundan sonra her noktanın hakiki arazi kotu ile proje kotları arasındaki farka geçilir. Bu farklar ya Dolgu=D Kazı=K yada Sıfır=gr. dır.
26

8. Arazi kotu proje kotundan büyükse fark cm. cin-­
sinden kazı çıkar. Proje kotu arazi kotundan küçükse
fark cm cinsinden dolgu çıkar. Proje kotu ve arazi kotu aynı ise ne kazı yapılacak nede dolgu yani sıfır­
dır. Bulunan değerler her noktanın üzerine yazılır.
9. Arazide mevcut kazılar ile dolgular ayrılır.
K.6   K.7    K.6    D.5    D.9
10.03  10.07   10.09   10.01   10.00 ARAZI KOTU x6    x12    x18    x24    x30 9.97  10.00   10.03   10.06   10.09 PROJE KOTU

K.11

K.8

K.5

gr

D.11

10.11

10.11

10.11

10.09

10.01

x5

x11

x17

x23

x29

10.00

10.03

10.06

10.09

10.12

K.12

K.7

K.10

D.2

D.5

10.15

10.13

10.19

10.10

10.10

x4

x10

x16

x22

x28

10.03

10.06

10.09

10.12

10.15

K.8

K.7

K.7

D.8

D.13

10.14

10.16

10.19

10.07

10.05

x3

x9

x15

x21

x27

10.06

10.09

10.12

10.15

10.18

K.10

K.8

K.7

D.6

D.14

10.19

10.20

10.22

10.12

10.07

x2

x8

x14

x20

x26

10.09

10.12

10.15

10.18

10.21

K.11

K.8

K.6

D.4

D.7

10.23

10.23

10.24

10.17

10.17

x1

x7

x13

x19

x25

10.12

10.15

10.18

10.21

10.24

10.Köşelerdeki işaretli kazılar ve dolgular ayrı ayrı toplanır. Toplanan kısımlar 4’e bölünür.
K = 17:4=4.2-4 ,  D = 16:4=4
11. Kenarlardaki işaretli kazılar ve dolgular ayrı ayrı toplanır. Toplanan kısımlar 2'e bölünür.
K = 68:2=34   ,   D = 52:2=26
27

12. Ortalardaki işaretli kazılar ve dolgular ayrı
ayrı toplanır. Toplanan kısımları tam olarak alınır.
K = 59:1 =59  .  D = 16:1 = 16
13. Bütün değerler dikkate alındığında;
Köşe       Kenar      Orta
Kazılar  = 17:4 ~ 4  + 68:2 = 34 + 59:1 = 59 = 97 Dolgular = 16:4 = 4   + 52:2 = 26 + 16:1 = 16 = 46
Kazılar= Köşelerdeki kazılar+Kenardaki kazılar+
Ortadaki kazılar= Kazı Toplamı Dolgular=Köşelerdeki dolgular+Kenardaki dolgular+
Ortadaki dolgular=Dolgu Toplam

KÖŞE KENAR KÖŞE


K.6

K.7

K.6

D.5

D.9

x

x

x

x

x

K.11

K.8

K.5

gr

D.11

x

x

x

x

x

K.12

K.7

K.10

D.2

D.5

x

x

x

x

x

K.8

K.7

K.7

D.8

D.13

x

x

x

x

x

 

 

ORTA

 

 

K.10

K.8

K.7

D.6

D. 14

x

x

x

x

x

K.11

K.8

K.6

D.4

D.7

x

x

x

x

x

KENAR KENAR KÖŞE

14. Çıkan neticeleri bir karenin alanı ile çarpar­
sak (15mX15m=225m) tarlanın m3. cinsinden kazı ve dolgu
miktarı çıkmış olur.
Kazı m3 = 0.097 x 225 = 21,825m3 Dolgu m3= 0,046 x 225 = 10,350m3
15. Şayet kazıların toplamı dolguların toplamından
fazla ise tatbikata geçilir. Bu fazlalığın %30-40'i

28

geçmemesi gerekir. Örnekteki tarlada kazılardaki faz­lalık hemen hemen %50 kadar olduğu için tatbikata geç­meden evvel ortalama kotu 1 fazlalaştırıp hesap tekrar edilir. (Ortalama kot 1 artarsa dolgular artar kazılar azalır, ortalama kot 1 eksilirse dolgular eksilir kazı­lar artar) Ortalama kot 10.12,1 artarsa 10.13 eder. dolgular artar, fazlalık normal olduğu için hemen tatbi­kata geçilir.

Ortalama

kot 10.

13 olursa.

 

 

K.5

K.6

K.5

D.6

D.10

10.03

10.07

10.09

10.01

10.00

x

x

x

x

x

9.98

10.01

10.04

10.07

10.10

K.10

K.7

K.4

D.1

D.12

10.11

10.11

10.11

10.09

10.01

x

x

x

x

x

10.01

10.04

10.07

10.10

10.13

K.11

K.6

K.9

D.3

D.6

10.15

10.13

10.19

10.10

10.10

x

x

x

x

x

10.04

10.07

10.10

10.13

10.16

K.7

K.6

K.6

D.9

D.14

10.14

10.16

10.19

10.07

10.05

x

x

x

x

x

10.07

10.10

10.13

10.16

10.19

K.9

K.7

K.6

D.7

D.15

10.19

10.20

10.22

10.12

10.07

x

x

x

x

x

10.10

10.13

10.16

10.19

10.22

K.10

K.7

K.5

D.5

D.8

10.23

10.23

10.24

10.17

10.17

x

x

x

x

x

10.13

10.16

10.19

10.22

10.25

          KÖŞE         KENAR             ORTA
Kazılar:  15 : 4 ~ 4 + 60 : 2 = 30 + 51 : 1 = 51 = 85
Dolgular: 18 : 4 ~ 5 + 58 : 2 = 29 + 20 : 1 = 20 = 54
Kazılar:  0,085 x 225m2 = 19.125
Dolgular: 0,054 x 225m2 = 12.150
Kazılar toplamı dolgular toplamından fazladır.
Fazlalık normal olduğu için hemen tatbikata geçilir.
29

  1. Arazideki kazıklar kazı ve dolguya göre işaretlenir. Kazılarda kazıkların üst kısımlarından ölçüle­rek kırmızı bez bağlanır. Dolgularda ise kazıkların alt kısımlarından itibaren ölçülerek beyaz bez bağlanır. Sıfır olanlar bos bırakılır.
  2. Bundan sonra traktöre takılan tesviye ekipmanı
    veya greyder ile tesviye yapılmaya başlanır. Tesviyenin sıhhatli olması, hesabin iyi yapılmasına, traktör ope­ratörünün yetişmiş olmasına ve yapılan işin kontrol sıklığına bağlıdır.

1.2.3. Sahanın Drenajı
Drenaj; yüzey sularının fidanlık alanından uzaklaş­tırılması ve yüksek taban suyunun bitki gelişmesine engel olmayacak bir biçimde kontrol altına alınmasıdır.
Drenaj problemi olan sahalarda fidanlık kurulmama­lıdır. Zira gerek drenaj tesislerinin yapılması ve gerekse böyle ağır toprakların ıslahı çok pahalıdır ve hatta bazı durumlarda ıslah imkanı dahi bulunamaz. Bu durumdaki fidanlıkların kapatılması kaçınılmaz olabilir (Ardahan ve Iğdır Fidanlıkları).
Bitkilerin çoğu, toprak yüzeyindeki su göllenmelerine ve kök çevresindeki serbest suya belirli bir süre dayanabilirler. Durgun suyun içerisinde gerekli oksi­jenin bulunmaması sonucunda bitki ölür. Bu nedenle top­rağın havalanmasına engel olan fazla suyun yüzeyden ve kök çevresinden hızla akıtılması gerekmektedir.
Su ile doygun topraklar soğuk topraklardır. Çünkü suyun ısınması için gerekli isi toprağın ve havanın ısınması için gerekenden çok fazladır. Drenaj problemi olan yerlerde fidanlık kurulusu tavsiye edilmemesine rağmen, mecbur kalındığı takdirde topraktaki fazla suyun uzaklaştırılması ve yerine havanın girmesini temin için gözenek teşekkülü demek olan drenajın yararlarını söyle sıralayabiliriz:

  1. Toprak erken tava gelir. Vejetasyon dönemi uzar.
  2. Toprak isleme giderleri azalır.

30

  1. Su baskınlarından doğacak zararları önler.
  2. Toprağın fiziksel yapısını düzeltir.
  3. Erozyona dayanıklı granüler toprak yapısının
    oluşmasını sağlar.
  4. Toprağın havalanması sağlanır, ilkbaharda erken
    ısınır ve sonbaharda ılık kalır. Erken ve geç donların
    zararlarını önler.
  5. Toprağın geçirgenliğini artırır.
  6. Buharlaşmayı azaltır,kuruma ve çatlamaları önler.
  7. Mikroorganizma çalışmaları artar.
  1. Tuzluluk ve alkaliliğin kontrol altında tutulma­
    sini sağlar.
  2. Bataklık ve göl alanlarının drenajı ile insan
    sağlığına zarar veren unsurlar ortadan kalkar ve yeni
    arazi kazanılır.

Drenajdan istenilen yararların sağlanabilmesi için aşağıda belirtilen hususların bilinmesinde yarar görül­mektedir:
1. Topoğrafik Etütler
Drenaj sisteminin planlanması için öncelikle ala­nın yüzey değişikliklerini içine alan ayrıntılı topoğ-rafik haritasının çıkarılması gereklidir. Bu haritalar 1/500- 1/5000 ölçekli olup arazinin eğimi, yollar, köprü ve menfezler, dere, kanal yerleri gibi bilgileri kapsar.
2. Havza Etütleri
Drenaj alanıyla ilgili göl, deniz akarsu kapasite­leri, en düşük ve en yüksek düzeyleri, yan dereler ve yüzeysel akışa esas olacak havza etütleri yapılır.
3. İklim Etütleri
En yakin meteoroloji istasyonuna ait;
a- Aylık ve yıllık yağışlar,
b- Aylık ve yıllık ortalama sıcaklıklar,
c- Aylık ve yıllık buharlaşma miktarları,
d- Yağış şiddetleri ve tekrarlarına ilişkin değer­ler bilinmelidir.
4. Toprak Etütleri
Drenaj alanının ayrıntılı toprak haritasının çıka­rılması zorunludur. Bu amaçla en az 3m. derinliğine kadar toprak profilinin bilinmesi, toprak tabakalarının özelliklerinin saptanması gerekir.
31

5. Taban Suyu Etütleri
Geçirimsiz toprak tabakası üzerinde durgun halde bulunan ve bulunduğu düzeyin altındaki toprağı devamlı doygun halde tutan su tabakasına taban suyu denir.
Taban Suyunun Kaynakları:
a- Yağışlar ve yüzeysel suların çukur yerlerde toplanması,
b- Fazla sulama yapılması,
c- Geçirgen topraklarda yapılmış toprak kanallar,
d- Irmak, dere ve çay sızıntıları,
e~ Artezyenik etkilerden oluşmaktadır.
Taban suyuna genellikle üç şekilde rastlanır:
a) Durgun Taban Suyu
Doğal şartlarda bütün bir yıl hiçbir değişiklik göstermeyen taban sularıdır. Yeraltı sularının artezye­nik basınçlarından dolayı suyun kapillar borulardan yükselmesiyle oluşur.
b) Sığ Taban Suyu
Toprak yüzeyine çok yakin taban sularıdır.
c) Değişken Taban Suyu
Beslenen kaynağın mevsimlik hareketine bağlı ola­rak değişebilen ve genellikle yağışlar, akarsu ve kanal sızıntıları ile aşırı sulamalar sonucu oluşan taban suyudur.
Taban suyu dikey hareketlerinden ayrı olarak üze­rinde bulunduğu tabakaların eğimine bağlı olarak bir yöne doğru akar. Bu akış yönü drenaj sisteminin plan­lanmasında gözönünde tutulur. Ayrıca taban suyunun kalitesi yani tuz taşıyıp taşımadığının da bilinmesi gerekir. Çünkü taban suyu tuzlu ise buharlaşma ve kapillarite ile tuzun toprak yüzeyine birikmesinin önlenmesi için kanal derinliklerinin artırılması ve kanallardaki suyun boşaltılması gereklidir.
6. Taban Suyu Tahliye Etütleri
Taban suyunun tahliyesi yer çekimi ile veya pom­pajla olur. Ana kanal ve laterallerin (yan kanalla­rın) derinliklerine uygun bir çıkış ağzı mevcut ise tahliye yer çekimi ile yapılır. Aksi halde pompaj tahli­yesi gerekir ki bu durumda yapılacak projenin maliyeti üzerinde titizlikle durmak gerekir.
32

7. Akıtılacak Taban Suyu Miktarının Tayini
Akıtılacak taban suyu miktarının bilinmesi bütün
tesisin boyutlandırılmasına ve tahliye kanalları ara­lıklarının tespitine etki edecektir. Bu suyun miktarı, besleyici kaynak ve toprağın geçirgenliği ile doğrudan ilgilidir.
8. Kanalların Derinlik ve Aralıkları
Kanalların derinlik ve aralıkları taban suyunu istenilen düzeyin altında tutacak boyutlarda olmalıdır. Bunun yanında birçok etken kanal derinliğinin ve aralıklarının seçiminde rol oynar:
Mineral topraklarda 0,75 - 1,50m., organik karak­terdeki henüz oturmamış topraklarda en az 1,20m.,tuzlu ve alkali topraklarda en az 1,80m.derinlik olmalıdır.
Kanal aralıkları, toprağın yapısı, taban suyunun derinliği ve miktarına bağ1ı olarak tesbit edilir. Kanal aralıkları tesbit edilirken maliyet faktörü de gözönünde bulundurulmalıdır.

1.2.3.1. Drenaj Sistemleri
Fidanlıklarda drenaj açık ve kapalı sistem olarak iki şekilde uygulanır.

1.2.3.1.1. Açık Drenaj Sistemi
Arazideki taban suyunu toplayan ve belirli bir eğimle akıtan açık kanal sistemidir.
Yararları:

  1. Açık drenaj sistemi yüzeysel suları süratle
    boşaltır.
  2. Kolay inşa edilir, kapalı sisteme göre daha
    ucuzdur.
  3. Makine ile temizlenebilir.
  4. Belirli aralıklarla açılan bu kanallar belirli
    bir eğimle yapılır. Tıkanmaların olduğu yer kolayca
    tesbit edilip onarılabilir.

33

Sakıncaları:

  1. Kanalların sık olmasının zorunlu olduğu durumlarda arazi kaybı fazla olur.
  2. Fidanlıkta çalışan makinelerin manevra sahasını
    daraltır ve çalışmalarını güçleştirir. Bu durumda hiç
    olmazsa derin olmayan açık kanallarda traktörün hareke­
    tini kolaylaştırmak maksadıyla kanalların kenarlarının
    meyilli yapılması faydalı olur.
  3. Köprü ve menfez gibi sanat yapılarını gerektirir.
  4. Sık sık yan şevler yıkılır ve tamiri gerekir.
    Kanallarda fazla otlanma olur. Bu da bakım giderlerini
    artırır.

Açık drenaj sisteminin tesis tekniğinde, kanalların derinlik, genişlik, şev ve kanal eğiminin ve kanallar arasındaki uzaklığın iyi tespit edilmesi gerekir. Kanal derinliği, yetiştirilen türlere (sığ ve derin köklü ), toprağın geçirgenliğine ve yan kanalların uzunluklarına göre tesbit edilir. Derinliğin 75-l00cm. olması genellik­le yeterlidir. Ancak tuzlu topraklarda bu derinlik 180em'ye kadar indirilmelidir. Kanalın taban genişliği şevle ilgili olmakla beraber en az 120cm. olmalıdır. Şev, toprak türü ve kanal derinliğine tabi olarak genel­likle 1/2 -1/3 oranları arasında değişir. Ağır killi topraklarda ise 2/1'e kadar dik yapılabilir. Kanal eğimi de doğal eğim ve toprak yapısına bağlı olarak 0.0005 -0.0015 arasında değişir. Kanallar arasındaki mesafe ise toprağın geçirgenliği ve kanal derinliğine göre tesbit edilir. Pratikte orta geçirgenlikteki topraklarda her 30cm derinlik için 8m kanal aralığı kabul edilmelidir. Açık sistem kanallarının temiz tutul- ması, otlanmanın biçilerek, çapalanarak, yakılarak veya kimyevi yoldan herbisitler kullanılarak önlenmesi gere­kir.

1.2.3.1.2. Kapalı Drenaj Sistemi
Taban suyunun, toprak altındaki kanallarla tahliye edildiği bir sistemdir.
Yararları:
a-Açık drenaj sisteminin mahzurlarını ortadan kal­dırır. Üzerinde üretim çalışması yapılabildiği için
34

arazi kaybı yoktur. Bunun sonucu daha sık drenaj siste­mi yapılabilir.
b-Kapalı drenaj sistemi makineli çalışmayı engel­lemez.
c- Bu sistemde, açık drenaj sisteminde görülen sık sık onarım ihtiyacı söz konusu değildir.
Sakıncaları:
a- İlk tesis masrafları açık drenaj sistemine göre daha fazladır.
b- Tıkanıklıkları giderme güç ve masraflıdır.
Kapalı drenaj sisteminin tesis tekniğinde; genel­likle daha önce belirtilen esaslara göre tesbit edilen derinlikte kanallar açılır ve belirlenen meyilde akıtı­lacak su miktarına uygun boyutta (genellikle 15-25cm çapında) künkler yada drenfleks denilen kapalı drenajda kullanılan delikli PVC drenaj boruları döşenir. Günümüz­de en kullanışlı olanı drenfleks borulardır. Tabiatıyla ana şebeke ile lateral şebeke künklerinin ve drenfleks borularının boyutları farklı olur. Künkler arasında 15-25cm kadar aralık bırakılarak bu kısım çakıl, mıcır ve tasla doldurulur, boşaltılan suyun buralardan künkle-re intikali sağlanır. Drenfleks borular delikli olduk­larından künkler gibi araları açık olmayıp kazılan kanal boyunca devamlı döşenirler. Kapalı sistem yer yer açığa çıkan baca sistemi (rögar) ile kontrol altına alınır. Bu bacalar herhangi bir arızanın hangi kısımda olduğunu kolayca ortaya koyar. Ayni zamanda künklerden gelen ve onları tıkayabilecek olan çökeltilerin baca çukurunda birikmesini sağlayarak künklerin içinin temiz kalmasında yardımcı olur. Bu bacalar zaman zaman temiz­lenir. Kapalı sistemde dikkat edilecek bir husus da bu sisteme yakin ve paralel bir canlı çitin bulunmaması­dır. Çünkü çit ağaç veya çalılarının kökleri derinlere inerek rutubetin en fazla olduğu künk aralıklarından içeri girerek sistemin tıkanmasına neden olabilir.
Fidanlıklarda drenaj; kapalı ve açık sistemin kombinasyonundan da oluşabilir.
35

1.2.4. Toprağın İşlenmesi
Fidanlıklarda en önemli faktörlerden biri de top­raktır. Toprak islemesiyle bitki büyümesine daha uygun bir ortam yaratılır, toprağın rutubeti kontrol altına alınır ve arzu edilmeyen yabancı otlar yok edilir. Ayrıca böcek ve diğer zararlıların yuvaları bozularak yok olmalarında yardımcı olunur.
Toprak tohumun çimlenmesini temin eden bir yatak, bitkinin beslenmesi için lüzumlu su, besin maddeleri, oksijen ve faydalı bakterileri bünyesinde toplayan bir varlıktır. Bu nedenle, toprağın islenmesi ve verim­liliği fidanlık çalışmalarında önemli bir yer işgal eder. İyi işlenmiş toprak fidan zayiatını azaltır, veri­mi artırır ve fidan kalitesini yükseltir.
Toprağın islenmesi, toprak zerreleri arasındaki bağın gevşetilmesi, hava ve su tutma kapasitesinin, su geçirgenliğinin artırılması, organik maddenin muhafaza­sı, toprağın alt ve üst kısımlarındaki verimsizliğin giderilmesi amacıyla yapılır.
Toprağın islenmesinde tatbik edilecek şekiller; yetiştirilecek kültüre, toprağın türüne, kuru veya sula­nabilir şartlarda çalışılmasına bağlıdır. Örneğin; Sulama imkanı olmayan arazilerde yapılan denemeler, toprak islemesinin, toprağın rutubetini kaybettirmeye­cek ve derin olmayacak bir şekilde yapılmasının gerek­tiğini, buna karşılık sulama imkanı olan alanlarda, toprak derinliğinde su depolanması ve toprak yüzeyinde nemliliğin azaltılarak çalışmaya imkan sağlaması bakı­mından derin sürüm gerektiğini göstermektedir.
Fidanlık çalışmalarında, özellikle toprak islenme­sinde, 4x4 lastik tekerlekli traktörlerden yararlanıl­malıdır. Bu tip traktörlerde dört tekerde birlikte çalışacağından patinaj durumu olmayacak ve dolayısıyla toprakta istenmeyen sıkışmış tabaka oluşmayacaktır.
Fidanlıklarımızda son yıllarda makineli çalışmalar yaygınlaşmış bulunmaktadır. Makine ile yapılan yastık yapma, repikaj, fidan sökümü, kök kesme islerinin isteni­len şekilde olabilmesi, alet ve ekipmanların, rahat,
36

arıza yapmadan çalışabilmesi için de toprağın derin olarak islenmesi zorunluluğu vardır. Ayrıca yetiştirilen fidanların kök-gövde oranının uygun şekilde oluşturul­ması, toprağın derin ve çok iyi hazırlanmasına bağlıdır. Ancak, derin isleme fazla gevsek kum topraklarında önemli olmayabilir. Her ne sebeple olursa olsun derin toprak islemesi, Fidanlık çalışmalarında fidan kalitesi­ni yükseltir, maliyeti düşürür.
Fidanlık toprağının, organik maddenin az verildiği zamanlarda derin sürümlerle alt üst edilmesi mahzurlu­dur. Bunun yerine 15-20cm'lik üst toprak, alt üst edilerek islenir. 25-30cm derinlikteki kısımların yırtılarak alttan gevşetilmesi sağlanırsa toprak isle­mesinden dolayı oluşacak hatalar önlenmiş olur. Devirme suretiyle çalışan pulluklarla sürekli ayni derinlikte toprak islemesi yapılırsa, pulluk tabanı olarak adlan­dırılan sıkışmış sert bir zemin meydana gelir. Bu durum, makine ile sökümde büyük güçlükler ve aksaklıklar yarattığı gibi sürümün daha derinleştirilmesini ve bu tabakanın yırtılmasını güçleştirir.
Derin toprak islemede, alt toprak yapısı ve bunun kültüre elverişliliği de dikkate alınarak devirme iş­lemi yapılmalıdır. Örneğin; ekim yastıklarında, çimlen­menin mükemmel olması için ekim yastıklarının kaymak tutmaması, geçirgenliğinin iyi olması istenir. Eğer toprağın üst kısmı istenilen bu nitelikleri taşıyor ve daha aşağıda (20-30cm.de) sıkı oturmuş kil veya pod-sollesmis bir tabaka varsa, toprağı derin olarak, alt üst etmekle zararlı durumlar yaratılmış olur.Bu nedenle Fidanlık toprağının yetiştirilen kültüre uygun yapıda olması ve faydalı olan toprak derinliğinde ayni karak­teri muhafaza etmesi istenilir. Böylece toprağın islen­mesi basitleşmiş ve doğacak aksaklıklar önlenmiş olur.
Fidanlık toprağında kil miktarı fazla ise ve derin kısımda da kum oranı fazla olan bir tabaka bulunursa, islemenin derin ve devirme suretiyle yapılması uygun olur. Böylece daha hafif olan kumlu toprak yüzeye çıkar­tılarak toprağın fiziksel olarak iyileştirilmesi sağ­lanmış olur.
37

Ağır bünyeli topraklarda, topraktaki mikro floranın bilhassa ibrelilerin yetiştirilmesindeki önemi ve bunun devamlılığı için de organik madde ve miktarının rolü büyük olduğundan toprağın istiflenmesinin bozulmamasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Fidanlık topraklarının derin olarak ve derindeki sıkı oturmuş tabakaları yır­tan, ancak toprağı alt üst etmeden isleyen aletlerle islenmesinde büyük faydalar vardır. Böylece derin işleme suretiyle kök gelişmesi kolaylaştırılmış ve teşvik edilmiş olduğu gibi toprağın havalanma ve drenaj imkan­ları da artırılmış olur. Alt tabaka, derin olarak topra­ğı yırtan ve gevşeten ekipmanlar (Dipkazan, graham pulluğu Resim:4,5) ile işlenir, fakat alt üst edilmez.
Bu şekilde yapılan toprak işlemesi ile, aynı zaman­da toprağın 60-70cm. derinliğinde yırtılması neticesin­de drenaj imkanları da sağlanmış olur. Böylece fazla sulamadan veya sağanak yağıştan doğacak mahzurlar orta­dan kaldırılır.

Resim:4 Dipkazan 38


Resim:5 Graham Pulluğu

1.2.4.1. Toprağın İşlenme Zamanı

Toprağın islenme zamanını; iklim, toprak türü, isin niteliği ve imkanları belirler. Rutubetli iklim şartla­rında, geç sonbahar, kış ve erken ilkbahar aylarında toprağın islenmesi toprağın fazla su ile doymuş olması nedeniyle yapılamaz. Bunda toprağın fiziki yapısının da rolü büyüktür. Zira bu, su tutma kapasitesine bağlı bir durumdur. Kurak iklim mıntıkalarında toprağın rutubet içeriğinin yeterli olmaması toprak işlemesini sınırlar.
Ancak, Fidanlık topraklarını her zaman sulama imkanı bulunduğundan çok ekstrem durumlarda saha sula­narak, toprak tava gelir gelmez toprağın islenmesini zamanında yapmak gerekir.
39

Kum oranı fazla topraklarda toprağın islenme zama­nı geniş, buna karşılık kil oranı fazla olan topraklar­da ise daha dardır. Rutubetli iklim şartlarındaki kil topraklarında toprak islemesine büyük önem verilmeli­dir. Toprağın su muhtevasının fazla olduğu hallerde yapılan toprak islemelerinde, traktörler toprağı gevşe­teceğine sıkıştırırlar. Sıkıştırılmış olan toprak parça­larının, diskaro, rotovatör, gobildisk gibi aletler ile kırıntı bünyeye getirilmesi zordur. Bu sebeple, yetişti­rilecek kültüre ve is imkanlarına göre mutlaka toprak tavında islenmelidir.
1.2.4.2. Toprak Tavı
Toprak tavı, toprağın fiziki yapısına ve ihtiva ettiği su miktarına bağlı olan bir unsurdur. Topraktaki zerreler arasında bir kohezyon ve yoğurulma özelliği vardır. Bu iki özellik fiziki yapı ile su miktarına göre değişir. Kum toprağında kuru iken kohezyon sıfır, nemli iken en yüksek, ıslak iken azdır. Doymuş olduğu zaman gene sıfırdır. Kum toprağının işlenebilirliği doyurulmuş iken en fazla, ıslak iken azdır, nemli iken sıfırdır. Kil toprağında ise kohezyon kuru iken en fazla, doymuş iken sıfırdır. Buna mukabil doymuş iken yoğurulma en fazla, nemli iken sıfırdır. Buna göre, kil toprağında su kapasitesinin %40-60 olduğu zaman kohez­yon az, yoğurulma normaldir, toprak elle ufalanır, buna tav denir. Bu zamanda sürüm yapılabilir. Fidan sökümü de toprak tavda olduğu zaman yapılmalıdır.
Genel olarak, kum toprakları her zaman, humuslu balçık toprakları nemli ve ıslak arasında, kil toprak­ları nemliden yukarı ıslaktan aşağı olduğu dar hudutlar içinde su ihtiva ettiği zaman islenebilirler. Toprağın tavında olup olmadığı pratik olarak kolayca anlaşılabi­lir. Topraktaki nemlilik, toprağın elimizde kolaylıkla ufalanmasına yeterli ise, toprak tavındadır demektir. Ayrıca toprağın üst kısmında değil, sürüm derinliğinde de normal nemlilikte olması lazımdır. Bu olmadığı zaman aşağıdan büyük kesekler veya sıkışmış toprak parçaları çıkar. Bunun için sürüme baslarken pulluk ile bir çizgi açılarak toprağın islenme durumu tesbit edilmelidir. Eğer toprak, isleme sonucu dağılıyor ve kırıntı bünyeye
40

geliyorsa tavdadır denilir. Tabiatıyla ilk defa derin sürüm yapılması halinde tam kırıntı bünyenin elde edilmesi düşünülemez. Bilhassa kil topraklarında, eğer topraktaki nem fazla ise, kesekler ufalanmaz, aksine içindeki boşluklar ince zerreler ile dolar, sıkışır. Böylece toprağın yapısı bozulmuş olur.

1.2.4.3. Toprak İşleme Alet ve Makineleri

(Resim: 6.7.8.9)
Toprak İşleme Aletleri Şu Şekilde Gruplandırıla-bilir:
 I-Toprağı devirerek işleyen aletler
Soklu pulluklar (Bir, iki ve üç soklu), döner ku­laklı pulluklar (Bir, iki ve üç soklu), diskli pulluklar (tek, iki ve üç diskli).
 2~Toprağı devirmeden işleyen aletler
Kültivatör, graham pulluğu, dip kazan.
3-Toprağı karıştırarak, sathi işleyen aletler

Toprak frezeleri, rotovatör, diskaro, gobldisk.
4-El aletleri
Çapalar, belkürekler, tırmıklar, kazmalar.

Resim:6 Soklu Pulluk 41

 

     Resim:7 Diskaro                                                            Resim:8 Rotovatör 42


Resim:9 Gobi1disk

1.2.4.3.1. Ekipmanların Birim zaman Analizleri
Gerek fidanlık, gerekse tohum temini çalışmaları için lüzumlu makine alet ve ekipmanlar:
Toprak hazırlığından başlamak üzere fidanlıkta yapacağı islere göre ekipmanın;

  1. Kullanıldığı yer,
  2. Is genişliği (I.G)
  3. İşleme derinliği (I.D)
  4. İşleme sürati (I.S)
  5. Ortalama İş verimi (O.I.V)
  6. Günlük iş verimi (G.I.V)
  7. Akuple edildiği makine ve gücü belirtilmek
    suretiyle, sıraya konularak gösterilmiştir.

43

1.2.4.3.2.Fidanlıklarda Kullanılan Makine, Ekipmanların özellikleri
A- MAKINELER
1. Lastik tekerlekli kanal açma makinesi
Yeniden kurulacak ve mevcut fidanlıklarımızın, arazi ıslahı drenaj, kanal açma, kanal temizleme, sedde yapımı v.s. işlerinde kullanılır.
2. Paletli Traktör
Palet açıklığı en az 120cm., palet genişliği en çok 40cm.,beygir gücü 50 HP, 9idrolikli ve makara tertibatlıdır.
Kil oranı yüksek olan fidanlık topraklarında (killi balçık ve kil toprağı) arazi hazırlığı, drenaj, toprak islemesi, kök kesme, fidan sökme islerinde kul­lanılır.
3. Lastik tekerlekli büyük, güçlü traktörler
36 HP gücünden büyük, tekerlek araları ayarlanabi­len, kuyruk milinden hareketli, hidrolikli, ön ve arka­da muhtelif ekipmanların takılabileceği tertibata sahiptir.
Toprağı hafif olan fidanlıklarda (kum, balçıklı kum, kumlu balçık ve mutedil balçık) toprak islemesi, tesviyesi v.s. gibi arazi hazırlığı kök kesme, fidan sökme, drenaj ve nakil islerinde kullanılır.
4. Lastik tekerlekli küçük, güçlü traktörler
20 ile 35 HP gücünde, tekerlek aralıkları ayarla­nabilen, en çok 140 cm. genişliğinde, kuyruk milinden hareketli, hidrolikli, ön ve arkadan muhtelif ekipman­ların takılabileceği tertibata sahiptir. Ekim ve bakim, küçük çapta nakil islerinde kullanılır.
5. Motorlu pülverizatörler
a- Büyük, güçlü traktörle çekilir, 5-12 HP gücünde mo­torla donanımlı, teker araları ayarlanabilir ve 120cm. genişliğe uyabilir.
b- Küçük, güçlü sırtta taşınabilir ve tekerlekli, el­le çekilir 1 ile 5 HP gücünde motorludur.
44

Fidanlıklarda her türlü haşere, mantar hastalıkla­rı ve ot mücadelesinde, sıvı halde gübre verme isinde
kullanılır.
6. Çeşitli Su Motorları
Elektrikli ve dizel olanları tercih edilir, yapa­cağı ise göre gücü hesap edilir (projesine göre).Fidanlıklarda, her türlü sulama islerinde kullanılır.
7. Küçük Kanal Açma Makinesi
Küçük arkların açılmasında ve açılmış arkların bakımında, su borusu döşenmesi için lüzumlu hendeklerin açılmasında kullanılır.
Azami beygir gücü 169 Lb/ft.1300 devir/dakika olan traktörlere akuple edilir. Bu traktörlere ayni zamanda doldurucu kepçe de takılabilir yani arka tarafına kazı­yıcı kepçe, ön tarafına doldurucu kepçe takılır. Toprak kazma ve doldurma isini görür.
8.   Lastik Tekerlekli Ekskavatör(Te1eskopik bumlu)
Ekskavatör iki kısımdan ibaret; bunlardan biri kam­
yon kısmı ki taşıyıcı görevini yapmaktadır. Diğer kısmı
kazıyıcı işini yapar, her iki kısmın ayrı ayrı motorları­
vardır.
Kanal açar, kazı yapar ve yükler, kanallarda temiz­leme ve bakim yapar bu isleri yaparken muhtelif kepçe­ler kullanılır. Kapasitesi: 3/4 kübik ekskavatör günde 8 saatlik bir çalışma ile bir ayda 20.000m3'lük kazı yapabilir.
B- EKİPMANLAR
1. Damperli Römork
Asgari 3 ton kapasiteli tekerlek aralığı 130cm.
dir. Arazi ıslahı ve kültür çalışmaları ile ilgili her türlü nakliyat islerinde kullanılır.
2. Römork
Asgari 3 ton kapasiteli, tekerlek aralığı 130cm. dir.
Her türlü malzeme (su borusu v.s.), nakliyat islerinde kullanılır.
45

3. Soklu Pulluklar
a- Bir Soklu Pulluk
İş genişliği 30cm., işleme derinliği 10 ile 25cm. işleme sürati (traktöre göre) 2000 m/saat, ortalama verimi 0.6 dekar/saat, günlük iş verimi, 4.8 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir, sonsuz dişli bir mil üzerinde yatay istikamette ayarlanabilir.
b- İki Soklu Pulluk
İş genişliği 60cm., isleme derinliği 10 ile 25cm., işleme sürati 2000 m/saat, ortalama verimi 1.2 dekar/saat, günlük iş verimi 9,6 dekar, 24 ile 36 HP gücündeki traktörlerle çekilir.
c- Üç Soklu Pulluk
İş genişliği 90cm., işleme derinliği 10 ile 25cm., işleme sürati 2000 m/saat, ortalama verimi 1.8 dekar/saat, günlük iş verimi 14.4 dekar, 36 HP gücünde­ki traktörle çekilir, arazi ıslahı ve sürüm işlerinde kullanılır.
4. Döner Kulaklı Pulluklar
a- Bir soklu
I.G: 25 cm. I.D: 10 ile 20 cm, I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 0.5 dekar/saat G.I.V:4 dekar , 24 HP gücündeki traktörle çekilir,
b- İki Soklu
I.G: 51 cm., I.D:10 ile 20 cm., I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 1-2 dekar/saat, G.I.V : 8.16 dekar, 24 ile
36 HP gücündeki traktörle çekilir.
c- Üç Soklu
IG: 77 cm., I.D: 10 ile 20 cm., I.S. 2000 m/saat, O.I.V: 1.54 dekar/saat, G.I.V: 12-3~ dekar, 36 HP
gücündeki traktörle çekilir.

5. Diskli Pulluklar
a- Bir Diskli Pulluk
I.G: 30 cm., I.D:IO ile
O.I.V: 0,6 dekar/saat, 25 cm.,,I.S: 2000 m/saat
gücünde traktörle çekilir. G.Î.V:, 4.8 dekar, 24 HP
46

b-İki Diskli Pulluk
I.G: 60 cm., I.D: 10 ile 25cm.,I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 1.2 dekar/saat, G.I.V: 9.6 dekar, 24 ile 36 HP gücünde traktörle çekilebilir.
  c- Uç Diskli Pulluk
I.G: 90cm., I.D:lO ile 25cm.,I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 1.8 dekar/saat, G.I.V: 14.4 dekar, 36 HP gücündeki traktörle çekilebilir.
6. Graham Pulluğu
I.G.:180cm. I.D: 10 ile 30cm., I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 3.6 dekar/saat, G.I.V: 28.8 dekar/8 saat, 36 ile 55 HP gücündeki traktörle çekilebilir.
7. Gobildisk
I.G : 145 cm,I.D: 5 ile 15 cm, I.S : 2800m/saat, O.I.V: 2,6 dekar/saat, G.I.V. 20.8 dekar/8 saat, 36 HP gücündeki hidrolikli ve hidroliksiz trak­törlerle çekilebilirler,
8. Diskaro (Disk Barrow)
I.G: 250 cm, I.D: 5 ile 10 cm, I.S: 3000 m/saat O.I.V: 7.5 dekar/saat, G.I.V: 60 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilebilir, Hidrolikli ve çekili olanları mevcut olup çok geniş sahalarda  ağırlığından ve disk adedinden istifade edebilmek için çekili olanları tercih edilir.
9. Dipkazan
I.G: (yok), I.D: 20-65cm, I.S: 2000 m/saat O.I.V: dekar/saat, G.I.V: 19.2 dekar/8 saat, 36 HP gücündeki traktörle çekilir. Drenaj imkanları müsait olmayan kil ve killi balçıklı toprakların ıslahında kullanılır. Toprağın 20 ile 65cm. derinliğindeki kısmını yırtarak oluşacak boşluklarda yüzeysel suların akımını sağlar.
Sabit kama uçlu ve dönebilen silindir uçlu olmak üzere iki tipi mevcuttur.
10. Ot Tırmığı (Tarağı)
I.G: 200 cm. I.D: Yok, I.S: 5500 m/saat O.I.V: 11 dekar/saat, G.I.V: 88 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.
47


11.  Tesviye Bıçağı (Küreği)
1.G: 200cm., 1.D: Yok, I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 4 dekar/saat, G.I.V: 32 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.
12.  İnce Tesviye Aleti
I.G: 200 cm., I.D: Yok, 1.S: 2000 m/saat, O.l.V: 2 dekar/saat, G.l.V: 16 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.
13.  Kültivatör
i.G: 150 cm, 1.D: 5-15 cm, 1.S: 3000 m/saat, O.l.V: 4.5 dekar/saat, G.l.V: 36 dekar/8 saat, 24 ile 36 HP gücündeki traktörle çekilir. Dinlendirme ve kültür sahalarında ot mücadelesinde kullanılır.
14.  Rotovatör
1.G: 130 cm, 1.D: 10 ile 15 cm, 1.S: 2000 m/saat O.l.V: 2.6 dekar/saat, G.l.V: 20.8 dekar/8 saat, 24 ile 36 HP gücündeki traktörle çekilir. Organik madde ve kimyevi gübrenin toprağa karıştı­rılması, muhtelif pulluklarla işlenmiş toprağın kırıntı bünyesi haline getirilmesini sağlar, fidan sıraları arasındaki ot mücadelesinde ve çapa hizmetlerinde kul­lanılır.
15.  Yükleyici (Kepçe)
Her seferinde 0,200 - 0,250 M3 malzeme ytikler. O.i.V: 13 M3/saat, G.l.V: 104 M3/8 saat, 24 ile 36 HP gücündeki traktörle Kullanılır.
Toprak ıslahı ve kültür çalışmaları için her türlü malzemenin yüklenmesi islerinde kullanılır.
16.  Organik Madde Serpicisi
I.G : 250 cm, I.D : yok, I.S : 2000 m/saat, O.l.V: 5 dekar/saat,G.I.V: 10 ile 15 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.
Traktörün kuyruk milinden hareket alır. Organik maddeyi araziye seren, özel olarak yapılmış bir nevi römorktur.
48

17) Kimyevi Gübre Serpici
I.G : 250 cmt t.D : Yok, I.S : 3000 m/saat, O.I.V : 7,5 dekar/saat, G.I.V : 60 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.
a. Tekerleklerden aldığı hareketle çalışır, kültür
sahalarının hazırlanmasında ve fidan sıralarının arası­na
gübre vermede kullanılır.
b. Traktörün  kuyruk milinden aldığı hareketle
çalışır, granüle halindeki kimyevi gübreyi daha iyi
atar, gübre santrfüj kuvvetten faydalanılarak serpilir.
18) Sıvı Gübre Serpicisi
I.G: 250 cm't I.D: Yokt t.S: 3000 m/saat O.t.V: 7,5 dekar/saat, G.I.V: 60 dekar/8 saat, Gübre çukurlarındaki gübre şerbetini, sıvı haldeki kimyevi gübreleri toprak sathına pülverize eder.
19) Yastık Yapma Aleti
I.G: 160cm, I.D: 10-15, I.S: 2000 m/saat, O.I.V:3t2 dekar/saat,G.t.V:25,6 dekar/8 saat,24 HP gücündeki traktörle çekilir, ibreli ve yapraklı üretim­lerde kullanılan yastıkların yapılmasında kullanılır.
20) Tohum Ekim Merdanesi
t.G: 120 cm, LD: 1,5 cm, LS: 3000 m/saat, O.I.V: 3,6 dekar/saat, G.I.V: 28,8 dekar/8 saat, Elle ve 24 HP gücündeki traktörle çekilir, ekim
yastıklarında çizgi açılmasını ve ekim derinliğini
sağlar.
21) Tohum Ekim Mibzeri
I.G: 120 cm, t.D: 1-5 cm, t.S: 1700 m/saat,
O.t.V: 2 dekar/saatt G.I.V: 16 dekar/8 saat,
24 HP gücündeki traktörle çeki1ir. Genel1ikle küçük
taneli ve kanatsız orman ağacı tohumlarının ekilmesinde
kullanılır.
22) Hububat Ekim Mibzeri
t.G: 300 cm, I.D: 3-8 cm, I.S: 3000 m/saat, O.I.V: 9 dekar/saat, G.I.V: 72 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.
49

23) Kapatma Materyali Serme Aleti
I.G: 1.20, I.S: 2000 m/saat,
O.I.V: 2.4 dekar/saat, G.I.V: 19.2 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.Ekim mibzeri ile açılan çizgilere atılan tohumların üzerini örtmek için lüzumlu örtü malzemesinin serilmesinde kullanılır.
24) Sıkıştırma Merdanesi
I.G: 120cm, I.D: Yok, I.S: 4000 m/saat, O.I.V: 4.8 dekar/saat, G.I.V: 38.4 dekar/8 saat, Elle ve küçük, güçlü traktörlerle çekilir. Oldukça ağırdır, (asgari 30kg) ekimden ve örtü malzemesinin serilmesinden sonra, gerekli sıkıştırmayı yapar ve tohumun toprakla temasını sağlar.
25) Batoz
O.I.V: 2 ton/saat, G.I.V: 16 ton/8 saat, 24 HP gücündeki traktörün kasnağından hareket alır. İbre, ölü örtü ve buna benzer organik maddenin ufalanmasında ve örtü malzemesi haline getirilmesinde kullanılır.

26) Motorlu Elek
O.I.V: 2.4 m3/saat, G.I.V: 19.2 m3/8 saat, 10 HP gücündeki herhangi bir motorla çalıştırılır, kum, toprak, gübre ve humusun elenmesinde kullanılır.
27) Yastık Yolları Temizleyicisi
I.G: 70 cm, I.D: 8-12 cm, I.S: 2900 m/saat, O.I.V: 2-8 dekar/saat, G.I.V: 46 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir.
28) Yatay Kök Kesme Bıçağı
I.G: 140cm, I.D: 20-25cm, I.S: 2600 m/saat, O.I.V: 5.2 dekar/saat, G.I.V: 41.6 dekar/8 saat, İbreli ve yapraklı üretim yastıklarındaki fidanla­rın köklerinin kesilerek yerinde repikajını ve yerinde kök gövde dengesinin oluşturulmasını sağlar.Tarak ilave etmek suretiyle fidanların sökümünde de kullanılabilir.
36 ile 55 HP gücündeki traktörle çekilir. Toprak çeşidine göre tekerleklere palet takılır veya paletli traktörle çekilir.
50

29) Dikey Kök Kesme Bıçağı
I.G: 120 cm, I.D: 12-18 cm, I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 4 dekar/saat, G.I.V: 32 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir. Yatay kök kesme sonucu gelişen yan köklerin kesilerek kılcal kök siste­minin teşekkülünü sağlar.
30) Yapraklı Fidan Sökme Aleti
I.G: 60 cm, I.D: 30 cm, I.S: 1600 m/saat, O.I.V:1.6oo m(4000 adet fidan)/saat, G.I.V:128oo m
(32000 adet fidan)/8 saat, asgari 55 HP  gücündeki
traktörle çekilir.
Yapraklı ve kavak fidanlarının sökümünde kullanılır.
31) Asit Verici
I.G: 120 cm, I.D: Yok, I.S: 2000 m/saat,
O.I.V: 2.4 dekar/saat, G.I.V: 14.0 dekar/8 saat,
24 HP gücündeki traktörle çekilir, kursundan veya
plastikten yapılmış olan deposu 400 ile 700 dm3 tür.
İbreli ekim  sahalarında toprağın pH'sini düşürmek
için asit verilmesinde kullanılır.
32) Ayarlı Çapa
I.G: 240 cm, I.D: 5-10 cm, I.S: 3500 m/saat, O.I.V: 8 dekar/saat, G.I.V: 64 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çekilir. Repikajlı fidan parsellerinde sıra aralarında ot mücadelesi ve toprak islemesinde kullanılır.
33) Ark Açma Pulluğu
I.G: 30 cm, I.D: 25 ile 30 cm, I.S: 2100 m/saat,
O.I.V: 2100 m/saat, G.I.V: 16.800 m/8 saat,
24 HP gücündeki traktörle çekilir.
Yapraklı fidan repikajı ile köklü çelik dikimle­rinde istenilen derinlik ve genişlikte ark açma isinde kullanılır.
34) Repikaj Aleti
I.G: Yok, I.D: 15 ile 22 cm, I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 2000 adet/saat, G.I.V: 16.000 adet/8 saat, 36 HP gücündeki traktörle çekilir. !breli ve yapraklı fidanların repikajı ile köklü çeliklerin dikilmesinde kullanılır.
51

35) Kanat Kırma Aleti
O.I.V: 20 kg/saat, G.I.V: 160 kg/B saat, 2 HP gücündeki herhangi bir motorla çalıştırılır. Küçük taneli İbreli tohumların kanatlarının kırıl­masında kullanılır.
36) Tohum Temizleme Aleti
O.I.V : 200 kg/saat, G.I.V : 1600 kg/B saat,
10 HP gücündeki herhangi bir motorla çalıştırılır,
elle de çalıştırılanları vardır.
Kozalaktan çıkartılmış ve  kanatları  kırılmış
tohumların yabancı maddelerden temizlenmesini sağlar.
37) Palet
Lastik tekerlekli traktörlerin çeki gücünü artır­makta kullanılır, tekerin dingiline bağlanır.
38) Rodweeder (ot koparan)
I.G: 350 cm, I.D: 5 cm, I.S: 2000 m/saat, O.I.V: 7 dekar/saat, G.I.V: 56 dekar/8 saat, 24 HP gücündeki traktörle çalışır. Dinlendirme parselindeki köklü otları (ayrıkları) kökleriyle beraber söker ve toprak üzerine serer.
c) TOPRAK iŞLEME EL ALETLERİ
Bu aletler, insan kuvvetiyle, toprağı basit ve sathi olarak daha kolay,daha yoğun ve daha kısa zamanda islemeyi amaçlar.Bu aletlerden istenilen verimin alına­bilmesi için ağırlığının insan gücüne ve ebatlarının beden ölçülerine uygun olması gerekir.
Ayrıca alet seçilirken yapılacak ise uygun özel­likleri bulunan tiplerinin kullanılması hem kolaylık sağlar, hem de is verimini artırır. Fidanlıklarda bu aletlerden mutlaka yararlanılmalıdır.
52

1.3. Fidanlıkta Organik Madde Durumu
1.3.1. Organik Maddelerin Topraktaki Fonksiyonları
Yurdumuz fidanlıkları genellikle organik madde yönünden fakirdir. Organik madde, toprak verimliliğini ifade eder. Çok defa toprağın zenginliği, organik madde­nin toprağa vermiş olduğu koyu renkle ölçülür. Organik maddelerin toprak üzerindeki etkileri üç grupta topla­nabilir. Bunlar sırasıyla fiziksel,kimyasal ve biyolojik etkilerdir.


1.3.1.1. Fiziksel Etkileri
Organik maddeler, ayrışmamış veya yarı ayrışmış organik maddelerle, humus karakterindeki tam ayrışmış organik maddeler olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrışmamış veya yarı ayrışmış organik maddeler, daha çok toprağın fiziksel özelliği üzerine etki eder ve kaba bir yapıya sahip olduğundan, toprak tanecikleri arasındaki boşluk­ları çoğaltarak toprağı geçirgen bir hale getirir.
Bunun sonucunda da toprağın su tutma kabiliyeti ve geçirgenliği artar, havalanması iyileşir. Bu gibi organik maddelerin topraktaki etkileri kendileri ayrı­şıp kaybolduktan sonra dahi bir süre devam eder. Ayrış­mamış veya yarı ayrışmış organik maddelerin bu özelliği, ağır kil toprakları için arzu edilir bir özelliktir. Buna karşılık kumlu topraklarda, esasen normalin üze­rinde olan boşluklar ve geçirgenlik, bu nevi organik maddelerle daha da artacağından bu tip topraklarda etkisi olumsuz olabilir. Bu nedenle bu tip topraklarda daha çok kimyasal gübreler ve humus kullanılır.
Organik maddelerin tam ayrışmış halini temsil eden humus ise, ağır kil topraklarını hafifletmesi, hafif kum topraklarına bağlılık vermesi sebebiyle her iki zıt karakterli toprak türü üzerinde de olumlu tesirler mey­dana getirir. Kil toprakları ağır olup, tanecikler sıkı istiflenmiştir. Bu itibarla da suyu geçirme ve havalanma şartları iyi değildir. Böyle bir toprakta humus, kil taneciklerinin etrafını ince bir zar halinde sararak baz mübadele kapasitesini artırır.

Humusun kumlu topraklarda oynadığı rol de gayet olumludur. Bu gibi topraklara humus ilavesi ile fazla olan gözenek hacmi azalır (Bağımsız veya gevsek olan kum taneleri humusla birbirine bağlanmakta, aralarındaki boşluklar kısmen doldurulmaktadır). Bu suretle su tutma kapasitesi artırılmış, aşırı drenaj şartları önlenmiş olur.
Organik madde, toprak-isi münasebetlerini de dü­zeltir. İzolasyonu sağlayan bir örtü vazifesini görerek ekstrem hallerin etkisini azaltır ki, donma tehlikesine fazla maruz topraklarda bu husus çok önemlidir.


1.3.1.2. Kimyasal Etkileri
Organik maddeler oksijen depo ederler ve azot bakterilerine faydalı olurlar. Bakteri faaliyetlerini artırırlar, toprakta "C02" in çoğalmasına ve çeşitli organik asitlerin teşekkülüne sebep olurlar ki, bu da asiditeyi artırır ve besin maddelerinin çözünür hale gelmesine yardım eder. Diğer taraftan parçalanmalar neticesinde, basta azot olmak üzere fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi çeşitli bitki besin maddelerini de toprağa verirler


1.3.1.3. Biyolojik Etkileri
Organik maddeler, mikroorganizmalar için besin ve enerji kaynağı teşkil ederler. Mikroorganizma, faaliyeti için gerekli enerjiyi organik maddeye bağlı karbondan alır ve toprağa dönen organik maddenin çeşitli mikroor­ganizmalar tesiriyle parçalanması da bu faaliyet sonucun­da olur.

1.3.2. Organik Madde Kaynakları
Toprağın organik maddesi bitkisel kökenli (Sap, saman, yaprak vb.) ya da hayvansal kökenli(Hayvan gübresi) olabilir. Bunların zaman içerisinde fiziksel parçalanma ve kimyasal ayrışmaya uğramasıyla humuslu topraklar teşekkül eder.
54

Organik materyal olarak hayvan gübresi, yeşil gübre, orman humusu ve çürüntüsü, ibre, kozalak, ağaç kabuğu ve odun artığı kırıntıları, talaş, ince yonga, yosun, çeşitli ot, sebze, saman, turba, mezbaha artıkları, melas, bira ve şarap fabrikası artıkları sayılabilir.


1.3.2.1. Hayvan Gübresi
Fidanlıklarda kaliteli fidan yetiştirilebilmesi için, toprağın organik ve inorganik kaynaklı bitki besin maddelerini dengeli, yeterli miktarda ve devamlı olarak ihtiva etmesi gereklidir. Ancak devamlı ürün alınan par­sellerde basta organik kaynaklı besin maddeleri olmak üzere bazı bitki besin maddeleri azalır ve verimle birlikte kalite de düşer.
Fidanlık topraklarımızın organik madde muhtevaları genellikle düşük seviyelerde bulunmaktadır. Bu oranın ideali %5-6 olmakla birlikte ülkemiz şartlarında %2-3 oranının devamlı olabilmesi yeterli kabul edilmektedir. Fidanlık topraklarının en büyük organik madde kaynakla­rı, ahir gübresi, kompost ve yeşil gübrelerdir. Burada genellikle olgunlaştırılmasında hatalı uygulamalar ya­pılan hayvan gübresi ve kompostun olgunlaştırılması izah edilecektir.
Fidanlığın büyüklüğüne göre her yıl ihtiyaç duyu­lan organik maddelerden hayvan gübresi veya kompost için, yeteri büyüklükteki gübre çukuru fidanlığın uygun bir yerinde tesis edilmelidir. Beton gübre çukuru tesisine kadar, tabanı geçirimsiz hale getirilmiş toprak çukurlar da  aynı amaç için kullanılabilir.


1.3.2.1.1. Ham Hayvan Gübresinin Olgunlaştırılması
Ham hayvan gübresinin kaynakları, özel ve resmi tarım işletme ahırları ve yaylalardır. Ham hayvan gübresinin yaklaşık %80'i sudur. Geriye kalan %20'lik kati kısım ise %1,5 azot, %1 fosfor, %1 potasyum ihtiva eder.önce gübre çukurunun tabanına daha önce temin edilen (saman. kuru ot. talaş) + (humus. olgunlaştırılmış hayvan gübresi) +(kültür toprağı) karışımı 5-10cm. kalınlığında serilir. Üzerine 90cm. kalınlığında hayvan gübresi yığılır. Rutubet eksikliği varsa hafif sulanarak rutubet artırılır. Azot kaybını azaltmak ve ayni zamanda zenginleştirmek amacıyla beher m3'e 5-10kg. %16'lik süper fosfat gübresi yığına karıştırılır. Bu haliyle yığın 2-4 gün bırakılır. Bu süre içerisinde oksijenli yanma olayı başlar ve yığının ısısı 50-65°C'-ye kadar çıkar. Bir termometre ile bu kontrol edilir. Bu esnada bir çok zararlı ot tohumu zararsız hale getirilmiş olur. Bu süre sonunda yığının üzerine. humus + yanmış hayvan gübresi + kültür toprağı karışımı 5cm. kalınlığında serilir. Köylerde "loğ" tabir edilen silin­dir seklindeki tas gezdirilerek yığın iyice sıkıştırı­lır. Bu suretle yığının hava almaması sağlanır.
İlk kat bu şekilde hazırlandıktan sonra bunun üze­rine yine ayni şekilde hazırlanan taze gübreden tekrar 90cm. serilir ve bir önceki uygulama aynen tekrarlanır. Bu isleme gübre çukuru dolana kadar devam edilir. Çukur dolduğunda ise yığının en üstüne 10cm. kalınlığında kültür toprağı serilir ve iyice sıkıştırılır. Bu esnada yığın hiç bir yerinden hava almamalıdır.
Yığının üzerine kabak, salatalık v.b. bitki tohumu ekilmesi, hem yığının üzerine gölge yaparak çabuk kuru­masını önler ve hem de yapraklarının pörsümesine bakı­larak yığının sulanması gereğinin tesbitini sağlar.
Hayvan gübresinin olgunlaşma (yanma) süresi, fidan­lığın bulunduğu bölgenin iklimine (isi ve rutubetine) bağlı olmakla birlikte ortalama 4-6 ay içersinde tamam­lanmakta ve gübre kullanıma hazır hale gelmektedir.
Şerbet çukurunda biriken şerbet, kuru ot, saman, humus ve kültür toprağı ile karıştırılarak tekrar yığında kullanılmalıdır. Ancak şerbet çukurundan alınan şerbet doğrudan yığına serpilmemelidir.

Sıvı dışkının katı dışkıdan daha fazla azot ve fosfor ihtiva ettiği unutulmamalı şerbet ziyan edilme­melidir.90 cm.

SERBET ÇUKURU ŞEMASI

90 cm.  Ham Hayvan Gübresi
2-4 günlük kızışmayı müteakip yanmış hayvan gübresi
Humus+Kültür top. ve sıkıştırma 90cm.    Ham Hayvan Gübresi
Sun'i fosfat güb.+Yanmış hayvan güb.+Humus
5-10 cm.altlik(Kuru ot,saman,talaş yanmış hayvan gübresi,toprak)
Hayvan gübresinin bazı özellikleri, toprağa verilme zamanı ve şekli:
Usulüne uygun bir şekilde olgunlaştırılmış hayvan gübresinin bir tonu yaklaşık 5,5kg azot,2,5 kg. fosfor, 5,5-6kg. potasyum, 3  kg. kalsiyum, 1,8kg. magnezyum, 1kg. kükürt v.s. gibi besin maddelerini ihtiva eder. Yeni olgunlaşmış hayvan gübresinde C/N oranı ortalama 20:1 olur. Bu oran büyüdükçe toprakta azot fakirliği artar. Yine yapılan araştırmalara göre hayvan gübresinin reaksiyonu pH=6.62-8.48 arasında değişmektedir. (Kacar 1980)
Fidanlıkta herhangi bir parselin veya tarlanın organik madde miktarını %1 artırmak için(örneğin %2'den %3'e çıkarmak için) 1 hektarına 60-80 ton/ha hava kuru­su hayvan gübresi verilmesi gerekir. Verilen bu gübre­nin %50'si ilk yıl, %30'u ikinci yıl, %20'side üçüncü yıl parçalanarak yarayışlı hale geçerler. Bu husus göz önünde bulundurarak miktar dengelemesi yapılmalıdır.

Fidanlığın toprakları kaba bünyeli ise (balçıklı kum, kumlu balçık) hayvan gübresinin ilkbaharda toprak isleme ile birlikte verilmesi gerekir. Toprak ince bün­yeli ise (killi balçık, balçıklı kil, kil) hayvan gübre­sinin sonbaharda toprak isleme esnasında verilmesi gerekir.
İnce bünyeli(killi) topraklara sonbaharda yarı ol­gunlaşmış hayvan gübresi de verilebilir. Olgunlaşma İlk­bahara kadar tamamlanır ve bu arada toprağın fiziksel özelliklerini de daha fazla ıslah etmiş olur. Ancak sonbaharda ekim yapılıyorsa yarı yanmış hayvan gübresi verilmelidir.
Hayvan gübresi parsele (veya tarlaya) taşındıktan sonra sürülerek toprağa karıştırılmalıdır. Aksi takdir­de basta azot olmak üzere besin kaybı olmaktadır. Bunun ne kadar önemli olduğunu aşağıdaki araştırma sonuçları göstermektedir. (Kacar 1962)
Ankara köyleri koşullarında 3, 6, 9 ay süreyle açıkta bırakılan hayvan gübresinde % olarak kayıp mik­tarları.
Hayvan gübresinin açıkta bekletilme süresi 3 ay      6 ay      9 ay

Toplam ağırlık

40

56

71

Azot (N)

35

42

57

Fosfor (P205)

17

32

38

Potasyum (K20)

25

38

45

Organik madde

52

71

80

Orta özellikte bir hayvan gübresinin dekara veri­lecek miktarları ve bu miktarlar ile sag1anacak besin maddeleri şöyledir:
(N)    (P205)     (K20) Gübreleme Dekar/Ton Dekar/Kg. Dekar/Kg. Dekar/Kg.

Az

1.5-2

8.2-11.0

3.7-5.0

10.0-13.0

Orta

2-3

11.0-15.5

5.0-7.5

13.0-20.0

Fazla

3-4

16.5-22.0

7.5-10.0

20.0-26.0

Çok

4-6

22.0-33.0

10.0-15.0

26.0-40.0

58

Bir çok yerde, kompost elemanlarını bol miktarda temin etmek mümkün olamamaktadır. Bu durumda, çeşitli organik artıkların hayvan gübresi ile karıştırılarak birlikte olgunlaştırılması daha uygun olur.
Yine yapılan araştırmalarda hayvan gübresinin ortalama %78 organik madde ihtiva ettği tesbit edil­miştir.


1.3.2.2. Kompost
Batı Avrupa ülkelerinde kompost kullanımı çok yaygın olmasına karşılık ülkemizde bu konuda büyük bir israf söz konusudur. Usulüne uygun hazırlanmış kompost, hayvan gübresinden daha zengin organik madde ihtiva etmektedir. Organik madde sıkıntısı çeken fidanlıklar­da, bakım çalışmaları sonucu ortaya çıkan her türlü ot ve organik artıklar, bahçe artıkları, orman ölü örtüsü (dal, ibre, yaprak, kabuk v.s.), turba, çay, pamuk, konserve, seker ve bira fabrikaları organik artıkları, kereste, atölye ve fabrika organik artıkları (talaş v.b.), sap-saman, mezbaha artıkları, sebze artıkları V.s. kompost materyali olarak kullanılabilir.
Hayvan gübresi olgunlaştırma çukurunun benzerinde veya ayni çukurun diğer gözlerinde kompost yapılabilir.

Kompost Nasıl Yapılır:
Önce kompost yapılacak çukurun altına 10cm.yük­sekliğinde bir ızgara yerleştirilir. Bunun üzerine 3-5 cm.kalınlığında sap, saman, kuru ot, talaş serilir. Şayet ızgara konulmaz ise, çıkacak şerbeti rahatça emebilecek şekilde sap, saman, kuru ot ve talaşa yanmış hayvan güb­resi ve kültür toprağı da ilave edilerek altlık 10cm. kalınlığında tabana serilir.
Daha sonra kompost materyali getirilir, iri taneli kısımları ufalanarak 3-5cm. çapına veya boyuna getiri­lir ve altlık üzerine 30cm. kalınlığında serilir. Yığın el ile sıkıldığında su damlamayacak kadar sulana­rak rutubetlendirilir. Parçalanmanın oluşması ve hızlan­ması için 1m3'e ortalama 10kg. amonyumsülfat gübresi+ 2kg. öğütülmüş kireç+3-5kg. olgunlaşmış hayvan gübre­si (veya humuslu orman toprağı) karıştırılarak yığın bu haliyle bırakılır ve 2-4 gün içerisinde yığın ısısı 60-65OC'ye kadar çıkar. Isının daha fazla yükselmesine izin verilmemeli ve üzerine tekrar yukarıda belirtilen altlıktan 5-10cm, kompost materyalinden 30cm kompost materyali katkı maddeleri ile birlikte serilerek çukur dolana kadar bu isleme devam edilmelidir. Bu arada şer­bet çukurunda biriken şerbet, materyal ile karıştırıla­rak tekrar yığına verilir. En üst tabakaya hayvan gübre­sinde olduğu gibi kültür toprağı serilerek gölgeleme işlemi, belirtildiği şekilde yapılarak ve zaman zaman da sulanarak kompostun olgunlaşması beklenir. Bu işlem 4-6 ay içerisinde gerçekleşir. Bu süre sonunda olgunla­şan kompost alınarak fidanlık toprağına verilir.
Kompost süresi kullanılan materyalin türüne ve yörenin iklimine göre değişir. Özellikle İbreli odun talaşı karışıma %25-30'dan fazla karıştırılmamalıdır. Zira bunların ayrışması daha zordur. Yapılan bir araş­tırmada İbreli odun talaşının 50. gün sonunda %25-30'u ayrışabilmiştir.
Kompost iyi muhafaza edildiğinde çukurda birkaç yıl kalabilir. Buradan alınarak toprağa verilebilir.
Kompostun olduğu, yığında solucanların ve benzeri canlıların çoğalmasından anlaşılabilir.
Kompost oluşumu sırasında C/N oranı 6 dan küçük olursa uçma nedeniyle azot kaybı fazla olur, C/N oranı 25 ten büyük olur ise bu defa ortamda azot azlığından dolayı ayrışma yavaşlar.
Ayrışma verimi 35-40°C'de en yüksek değerde olur. 65°C'den yukarısında ayrışma çok azalmakta ve durmakta­dır.
Kompost oluşumunda çok değişik metodlar olmakla birlikte basit yığınlar halinde de yapmak mümkündür. Bu yığınlar taban genişliği 4-5m., yüksekliği 1,5-2m. olan yamuk şekilli yığınlardır. Bu metodda en iyi kom­post ısısı 35-45°C olarak belirlenmiştir. Yığın sık sık
60

kontrol edilmeli ve ısı bu değerin üzerine çıktığında karıştırılmalıdır.
30 cm.
30 cm. KOMPOST MATERYALI
2-4 günlük kızışmayı müteakip, üstlük

KOMPOST MATERYALI
30 cm. 5-10 kg. amonyumsülfat+2 kg toz kireç+ Yanmış hayvan güb.+Humus
Kuru ot,sap,saman,talaş, yanmış hayvan güb. toprak
IZGARA
Şerbet Çukuru


1.3.2.2.1. Kompostun Verilme Zamanı
Hazırlanan kompost, olgunlaştırılmış hayvan gübre­sinde olduğu gibi toprağa verilir. Ayrıca yukarıda da belirtildiği üzere hayvan gübresine nazaran daha fazla organik madde ihtiva ettiğinden onun yarısı kadar yani hektara 30-40 ton olarak verilmelidir. Hatta hayvan gübresi ile karıştırılarak ta verilebilir.
Gübre ve kompost çukuru planı eklidir.  (Ek:1) 1.3.2.3. Turba
Muhtelif organik kütlelerin su içerisinde, devamlı ıslak koşullarda yığılması sonucu, çoğunlukla ilksel materyalin şeklini koruyan veya kısmen ayrışmış sarımsı, kahverengi, kahverengi esmer renkte organioluşumlara turba denilmektedir. Genel görünüm olarak kaliteli turbanın tütün rengi gibi açık sarı renkli olması gerekir. Koyu renkli turbalar iyi kalitede değil­dir. Humuslaşma turbanın en büyük düşmanıdır.
Pratikte takriben 20 cm. kalınlığında ve %75 - 95 arasında organik madde içeren topraklar organik toprak veya turba olarak kabul edilmektedir.
Yaygın turba oluşumlarına genelde ılıman ve soğuk iklimlerde rastlanmaktadır. Ancak tropik ve suptropik rejyonların yüksek dağ kesimlerinde ve çok lokal bazı taban kesimlerinde de rastlanmaktadır. Yaklaşık 300 türle temsil edilen sphagnum yosunlarının oluştur­duğu yüksek turbalıklar, bol hava nemi, yağış ve oldukça serin iklim koşulları ister. Genelde iki tip turbalığa rastlanılmaktadır.

  1. Alçak turbalık-çökelti turbalıkları (Afyon-Çay,
    Eber Gölü, Çameli turbalıkları),
  2. Besin isteklerince kanaatkar bitkilerden özel­likle sphagnum yosunlarından oluşmuş ve hafif tümsek
    yüksek turbalar (Bolu-Yeniçağa, Trabzon-Ağaçbaşı ve
    Barma turbalıkları).

1.3.2.3.1. Turba Çeşitleri
Turbalar, kendisini meydana getiren ana bitki türüne ve ekolojik şartlarına göre sınıflandırılırlar. Her bitki grubu turbaya kendi özelliklerini verir. Turbanın değeri onun kullanım amacına göre değişir.
Turbalar, botanik kompozisyonlarına göre:

  1. Yosun turbaları,
  2. Kareks turbaları,
  3. Odun turbası,

    62

yarışma derecelerine göre (Von Post sınıf1andırması):
  1. Hafif ayrışmış, beyaz turbalar (HI-H3)
  2. Orta derecede ayrışmış, koyu kahverengi turbalar (H4-H6)
  3. Çok ayrışmış, siyah turbalar  (H7-HIO) diye
    sınıflandırılmaktadırlar. Halen İskandinav ülkelerinde,
    yukarıda 3 ana grup halinde özetlenen ve ayrışma dere­cesine (fiziksel özelliklerine) göre H1'den H10'a kadar
    geliştirilen Von Post turba sınıflandırması kullanıl­
    maktadır. Bu sınıflandırmaya göre pratik olarak bir
    turbanın sınıfının belirlenmesi aşağıda tablo halinde
    verilmiştir (Tablo:1).

Bu sınıflandırmaya göre,H1-H3 turbaları en kalite­li fidan yetiştirme turbalarıdır. Ancak H4 ve H5 sını­fındaki turbaları da katkısız halde yetiştirme turbası olarak kullanmak mümkündür. H6-H10 turbaları ise doğru­dan fidanlıklara organik madde olarak verilebilir. Kuzey ülkelerinde bu turbalar enerji üretiminde, ülkemizde ise yöre halkı tarafından ısınmada kullanılmaktadır.
Kaliteli bir yetiştirme turbası %95-97 poroziteye sahip, 1 litresi 40 gr. ağırlığında ve 1litre suyu absorbe edebilmelidir. Özgül ağırlığı 1,4-1,6 g/cm3, hacim ağırlığı 0.04-0.08 g/cm3, ideal tane büyüklüğü 0.8-6.0mm. olmalıdır. Elektriksel kondaktivitesi ise 0.1-1.0 ms/cm arasında olmalıdır.
Turbalar üretilip istenilen boyutlarda parçalan­dıktan sonra, kaplı fidanlarda doğrudan yetiştirme ortamı olarak kullanılabildiği gibi, kısmen perlit, vermikülit, granit kumu v.b. materyal karıştırılarak ta kullanılabilir.
Saf yetiştirme turbası (H1-H3) hemen hemen hiç bitki besin maddesi ihtiva etmediğinden devamlı ve kontrollu olarak gerekli makro ve mikro besin element­leri ile gübrelenmelidir.
63

Tablo: 1 Turbaların Bazı Fiziksel özel1iklerine Göre Değerlendirilmesi (Reeker, R.1962)

Humuslaşma Derecesi
(V.Post'a göre)Yıkandığı  İşba halinde            Elde kalan
Zaman çı-  sıkıldığında            torf işbası
kan suyun  parmaklar         ---------------
rengi      arasından       Forau  Bitki
çıkan torf çamuru       strüktürü

Hl   Hiç ayrışmamış
Renksiz,   Parmaklar         Çmur  Çok belirlidir açık      arasından hiç     halinde
           torf çamuru çıkmaz  değildir.

H2

Takriben
Açık sarı, kahverengi, takriben açık

H3

Çok az ayrışmış  Kahverengi, bulanık

H4   Az ayrışmış,
K. Kahverengi, bulanık

H5   Ayrışmış
Biraz çıkar   Çamur halindedir. Tanınabilir

H6
1/3'ü çıkar

H7   Çok ayrışmış    Koyu bulanık  Yarısı çıkar
Az tanınabilir.

H8   Pekçok ayrışmış
Üç katı çıkar.
Genellikle sağlam-kök, gövele gibi organik materyaller

H9   Takriben tamamı               Tamamı çıkar
(mineralize olmus)
Rl0  Tamamı ayrışmış      Hepsi koyu torf çamuru       Elde artık
(Tamamı mineralize olan)       haline dönüşür.             kalmaz

64

Türkiye'de mevcut turbalar ile İskandinav turbala­rının bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri aşağıda tablo halinde verilmiştir (Tablo:2).
Tablo:2 Turbanın Bazı Kimyasal zellikleri:

Tipi

Ayrışma   derecesi

Su tutma kapasitesi

Kül
miktarı

Azot miktari

Hacim ağırlığı
kg/m3

Sphagnum turbası           Çok az    3.0-4.D
Hypnum    turbası           az         5.0-7.0
Kareks turbası v.b.   orta       4.0-7.5
Turba humusu              Çok        5.0-7.5


1500-3000   1.0-5.0     0.6-1.i       72.1-112.1
1200-1800   4.0-10.0    2.0-3.5       80.1-160.2
400-1200  5.0-18.0    1.5-3.5       160.2-288. 4
150-500    10.0-50.0  2.0-3.5     320.4-640.8

Tablo:3 Barma (Trabzon),    Çameli    (Denizli), Göle Turbalarının Bazı özellikleri:

 

PH

Ozgül

Hacim

Toplam

Kül

Elektriki

 

 

Ağırlık

Ağırlığı

Porozite

Miktarı

iletkenlik

 

 

l/cm3

l/cm3

 

*

ms/cm

Barma

4.50

i.51

0.0791

94.7

0.6

0.071

Çameli

6.65

1.55

0.0889

94.3

4.3

0.740

Göle

6.66

i.58

0.196

86.5

23.1

0.284

1.3.2.3.2. Turba üretimi (Resi8:10,11)
Ülkemiz şartları turbanın üretilmesinde mekanizas-yona imkan vermemektedir. Zira kaliteli turba muhtelif derinlikte ve tabakalar halinde bulunmaktadır.Bu neden­le isçi gücü ile üretilmesi zorunlu olmaktadır.
Turba, bölgenin yağışsız, ulaşımın kolay olduğu bir dönemde, bel kürek veya testere ile kesekler veya küpler (30cm.x30cm.x30cm.) halinde ve yukarıdan aşağı doğru kesilerek alınır ve sahanın uygun bir yerine istiflenir. Burada 1-2 gün veya 1 hafta bekletilerek kısmen suyunu bırakması beklenir, daha sonra fidanlığa nakledilir. Burada sert zeminli bir alana serilerek
65

suyunu biraz daha bırakması sağlanır. Daha sonra bir parçalayıcıdan geçirilerek (0.8 -6.0mm. boyutunda) kullanıma hazır hale getirilir.
Turba temin edilir edilmez kurutulmalı ve hemen bu işlemden sonra kapalı bir ortamda muhafazaya alınma­lıdır. Turba özel parçalayıcı makinelerden yararlanıla­rak veya tırmıklanarak 0.8mm. den daha az olmayacak şekilde parçalara ayrılmalıdır. Islak olarak turba kesinlikle yığın yapılmamalıdır.
Depolanan turbanın kısmen ayrışan kısmı kum, per­lit, vermikülit, çam kabuğu v.b.maddelerle karıştırılarak kaplı fidan üretiminde, tamamen ayrışan kısımları ise ekim yastıklarının toprak ıslahında kullanılmalıdır.
Yurdumuzda tüplü fidan üretiminde kullanılmak üze­re Finlandiya Hükümeti işbirliğiyle gerçekleştirilen "Türkiye'de Tüplü Fidan Üretimi ve Ağaç Islahı Tekniklerinin Denenmesi ve Geliştirilmesi" projesi çerçevesinde bazı turba sahaları belirlenmiştir. Ancak yurdumuz turbaları gerek yayılış gerekse katmanlarda çok farklılıklar gösterdiğinden turbalar in mutlaka bu konuda bilgili teknik elemanların gözetimin­de yapılmalıdır.
Bu sahaların en önemlileri şunlardır: TRABZON-ÇAYKARA/BARMA YAYLASI TURBASI
Bu turba sahası,1800 metre yüksekliğinde, bir boyun noktasında yayvan bir vadi içerisinde, 10hektar büyüklüğündedir. Devamlı sis altında bulunan turba sahasının yüzeyi ıslak olup çoğunlukla sphagnum tipi ve az mik­tarda çayır tipi turba sahasıdır. Genel olarak üstten 10-20cm. fazla parçalanmış (siyahlaşmış) tabakadan son­ra 150-300cm. hatta 450cm.ye kadar derinliğe sahip bulunmakta ve toplam rezervi 300000-350000m3 tahmin edilmektedir. pH değeri 4.9-6.0 dir. Ateste kayıp %89-98'dir. Su kapasitesi hacmen %45-79'dur. Tuzluluk ve kireç bulunmamaktadır.Barma sahası turbası, Von Post skalasına göre H1-H3 sınıfına dahil olup gayet kalitelidir.

DENİZLİ ÇAMELİ TURBASI:
Bu turba sahası 1247metre yüksekliğinde olup 57hektar genişliğindedir. Turbanın üstteki 30-40cm. si daha fazla olmak üzere 1 metrelik kısmı humuslaşma gös­termekte olup saz ve kamıştan meydana gelmiştir. Daha derindeki yaklaşık 1 metrelik kısmı ise kaliteli yosun turbası seklindedir. Turba sahası yaklaşık 850000m3 lük rezerve sahiptir. Ateşte kayıp %85-93 arasında değişmektedir. Porozite %86-92 dir. Su kapasitesi %38-82 dir. Bu sonuçlara göre porozite ve su kapasitesi oldukça iyi görülmektedir. Turbanın pH'i 7.32-7.78 arasında değişmektedir. Kireç bulunmamaktadır. Bu turba Von Post skalasına göre H2-H4 sınıfına girmektedir.

ERZURUM DUMLUKÖY TURBASI:
Bu turba analiz sonuçlarına göre oldukça elverişli fiziksel ve kimyasal özellikleri taşımaktadır. Porozitesi %91, hava kapasitesi %40.9, ateşte kayıp %65 dir. Turbanın pH'si %6.75 olup kireç bulunmamaktadır. Tuzlu­luk 0.70 mikromhos/cm.dir.

Resim:10 Turba üretim Sahası 67


Resim:11 Makineli Turba Üretimi (Finlandiya)

Son yıllarda yurdumuzda kaplı-tüplü fidan üretimi­ne büyük önem verildiğinden öncelikle yetiştirme ortamı olarak kullanılacak maddelerin temini gerekmektedir. Bu maddelerin başında da turba gelmektedir. Ancak yurdumuz­da turba yataklarının fidanlıklara uzak oluşu ve bazı istihsal zorlukları nedeniyle bu maddeye alternatif bazı maddelerin bulunması zorunludur. Bunun için yurdu­muzda temini kolay olabilen bazı alternatif maddeleri söyle sıralayabiliriz. Perlit, ağaç kabuğu, susam, soya, saman, çay artığı, pamuk küspesi, buldan sazı, kavak talaşı, yosun, humus, kamış, mantar üretimi artıkları v.b.
Bunların belirli oranda karışımları sonunda yetiş­tirme ortamı teşekkül ettirilebilir. Ayrıca, her tür fidan için hangi karışım ortamının uygun olacağı dene­meler sonunda tesbit edilmelidir. Zira her ağaç türünün toprak, gübre ve su isteği farklıdır. Bu yönde orman fidanlıklarında çalışmalar sürdürülmektedir.

Bu çalışmalarla ilgili bazı örnekler aşağıda verilmiştir:
Eskişehir Fidanlığı;
Karaçamda; %50 Emre Turbası+%40 Kabuk+%10 Humus
%50 Emre Turbası+%40 B.Sazı+%10 Perlit
%50 Bolu-Y.Turbası+%30 Kabuk+%20 Perlit
Sedirde;  %50 Emre Turbası+%40 Kabuk+%10 Humus
%50 Emre Turbası+%40 B.Saz+%10 Perlit
Denizli Fidanlığı;
Kızılçamda;%60 Ç.T.+%20 B.S.+%1OTalas+%5 P.Ks+%5Humus %50  "    "  +%20  " + "   + "
Karaçamda; %100 Buldan Sazı
%70   "    " +%30 Çameli Turbası %70   "    " +%30 Saman Kompostu
Trabzon Fidanlığı; Ladinde; %70 Barma turbası+%30 Perlit
%70  "    "   +%30 çay artığı Sarıçamda; %70 Barma turbası+%30 Perlit
Erzurum Fidanlığı;
Sarıçamda; %60 Dumlu Turbası+%40 Çay Artığı %60 Barma  "   +%40 "
Muğla Fidanlığı;
Kızılçamda; %70 Çameli Turbası+%30 Çam Kabuğu
%70  "     "  +%30 Susam Kompostu


1.3.2.4. Yeşil Gübreler
Fidanlık toprağının iyileştirmesinde yeşil gübre­ler de diğer organik materyaller kadar büyük rol oynar. Bu gübreler topraktaki organik materyalin artmasını ve bunun sonucu olarak da toprağın fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesini sağlarlar. Killi topraklarda toprağın drenajını iyileştirir, kumlu topraklarda ise toprağın su tutma kapasitesini arttırır. Toprağın total ve istifade edilebilir azot miktarını artırır.

Ayrıca, yeşil gübrelemede baklagiller kullanılmış ise, bunların yumrularında biriktirmiş oldukları azot, bitkiler için diğer önemli bir azot kaynağı olur.
Yeşil gübre bitkileri toprağa verilen suni gübreleri yakalamakta ve bu besin maddelerini kendi bünyelerinde güç çözülür organik bileşikler halinde tutmaktadırlar. Bu bitkiler toprağa döndüklerinde, ayrışarak bu gibi besin maddelerini serbest hale geçirmekte ve bitkiler bunlardan faydalanmaktadır. Böylece, verilen gübrelerin sulama suyu veya yağmurla hemen yıkanıp gitmesi kısmen önlenmiş olur.
Yeşil gübreleme, topraktaki mikroorganizma faali­yetinin aktif hale gelmesine yardım eder.
Yeşil gübrelemede kullanılan bitkiler toprağı erozyondan ve zararlı otların istilasından korurlar.
Yeşil gübre olarak hafif topraklar için sarı lupin (Lupinus luteus),orta ağırlıkta topraklar için bezelye, adi fiğ, ağır topraklar için mavi lupin (Lupinus angustifolia), yonca, bezelye, fiğ, bakla, mısır, soya fasulyesi ve kolza önerilir. Adi fiğ ve koca fiğ (dekara 15kg.) her türlü toprakta yeşil gübre olarak başarı ile kullanılabilir. Lupin ekilecekse dekara 40kg, karışık legüminoz ekilecekse 50kg, fiğ ve yulaf karışımı ekilmesi halinde 10-15kg fiğ ve 5-10kg yulaf tohumu ekilmesi uygun olur. Bunların ekimleri parsel­lerden fidanlar sökü1dükten sonra Mayıs ayı sonu veya Haziran ayı başlarında yapılır. Ekimin geç yapılma­sının nedeni, toprağı yazın sıcağından koruması ve siper altında tutmasıdır. Böylece bu bitkiler Ağustos ayı sonuna kadar sahada kalabilir. Yeşil gübre bitkile­rinin 2/3'ü çiçeklenmiş ve baklalar oluşturmaya başla­mışsa, bitkilerin bir toprak islemesiyle hemen toprağa karıştırılması gerekir. Gecikme halinde toprağa verile­cek azotun büyük kısmını bakla tohumlarının olgunlaşma­sına sarf ederler. Ekimden önce alana 10-l5kg.süper fosfat verilmesi baklagillerin azot bağlamalarını artırarak toprağı çok daha zenginleştirir.

Kumlu toprakların 25cm.lik üst kısmında yer alan %1 oranındaki organik madde, hektarda 30-32.5 ton kuru madde ağırlığına eşittir. Yoğun bir şekilde yetişmiş olan yeşil gübrenin kök ve gövdeleri hektarda ortalama 5-7.5 ton kuru maddeye eşdeğerdir. Bu da gösteriyor ki yeşil gübre çalışması, fidanlık tekniğinin ihmal edil­memesi gereken önemli bir gereği olup, en ucuz organik gübreleme yöntemidir. İmkan bulunabilirse fidanlıklarda yılda iki kez yeşil gübre uygulaması yapılma­lıdır. Yeşil gübreden yeteri miktarda yararlanabilmek için gübreleme ve sulamaya da önem verilmelidir (Resim:12).

Resim:12 Yeşil Gübre Uygulaması
Kural alarak, seçilecek yeşil gübre çabuk gelişme­li, fazla miktarda toprak üstü kısmı meydana getirmeli, fakir topraklarda iyi gelişmelidir. Önemli bazı yeşil gübre bitkileri aşağıda gösterilmiştir.
71

Kışlık yeşil                    Yazlık yeşil
Gübre bitkileri                 gübre bitkileri
Tüylü fiğ                      Yonca
Tüysüz fiğ                       Tas yoncası
Adi fiğ                             Börülce
Koca fiğ                          Bezelye
Kırmızı üçgül                  Bakla
Monatka fiğ                   Adi sesbanye
Ak mürdümük                Japon üçgülü
Arap yoncası
Sert yonca


1.3.3. Bitki Besin Elementleri
Bugüne kadar yapılan araştırma ve bitki analizleri sonucunda, bitki bünyesinde 60 element bulunmuş ancak bunlardan 16 tanesinin bitkiye mutlak gerekli olduğu tesbit edilmiştir. Bu elementlerden herhangi birinin yokluğunda bitkide biyolojik yapı oluşumu ve bitkinin gelişimi sekteye uğramaktadır.(Tablo:4)
Bitkiler mutlak ihtiyaç duyduğu besin elementle­rinden C,H,O'ni havadan ve sudan, diğer besin element­lerini topraktan temin etmektedirler. Topraktan alınan besin elementleri iki gruba ayrılmaktadır.
1-Makro elementler: N,P,K,Ca,Mg,S
2-Mikro elementler: Na,Fe,Co,Si,Cu,Mn,Zn,B,CI
Bir bitkinin büyüyebilmesi için öncelikle; Güneş, karbondioksit, su gereklidir. Bitkinin büyümesini asil sağlayan karbon, oksijen ve hidrojendir. Bunların kayna­ğı da su ve karbondioksittir. Mineral olmayan besin maddeleri olarak bilinen karbon, oksijen ve hidrojen, su ve karbondioksit şeklinde birleşerek büyümenin %98'ini sağlarlar. %2'lik kısım ise mineral besin madde­lerince karşılanır.
Genelde bitki beslenmesinde Na+K+Ca+Mg seklinde
N+P+S+CI
ifade edilen bir kontsantrasyon dengesinin olduğu kabul edilir ve bu değişmemektedir. Ancak bu denge bozulduğun­da bitkide dış görünüşte bazı arazlar ortaya çıkar.

Tablo:4 Mutlak gerekli elementlerin bitkiler için yeterli olarak kabul edilen miktarları (Stout 1961)
Kuru ağırlığa göre konsantrasyonları
PPM              %

Molibden

(Mo)

0,1

0,00001

Bakir

(Cu)

6

0,0006

Çinko

(Zn)

20

0,002

Mangan

(Mn)

50

0,005

Demir

(Fe)

100

0,01

Bor

(B)

20

0,002

Klor

(Cl)

100

0,01

Kükürt

(S)

1.000

0,1

Fosfor

(P)

2.000

0,2

MagnezYUm(Mg)

2.000

0,2

KalsiYUm

(Ca)

5.000

0,5

PotasYUm

(K)

10.000

1,0

Azot

(N)

15.000

1,5

Oksijen

(O)

450.000

45

Karbon

(C)

450.000

45

Hidrojen

(H)

60.000

6

   

 

 

AZOT

Azot Elementleri

Azot, hücre protoplazmasındaki proteinlerin bileşiminde ve klorofilde bulunduğundan eksikliğinde ne protein ne de klorofil normal olarak teşekkül etmez. Toprakta azotun yeterli bulunmaması halinde, bitkide soluk, sarımtrak, kısa yaprak ve ibreler, aşırı noksan­lığında ise, yapraklarda kahverengileşme ve vaktinden önce dökülme görülür. Bitkinin gövdesi zayıf ve bodur kalır. Buna mukabil azot fazlalığında ise, aşırı gövde gelişimi, koyu yeşil bir renk, gevşek bir bünye görülür ve bunun sonucu olarak hastalıklara karşı direnç azalır. Aşırı azotlu beslenme potasyum noksanlığını hızlandırır, bunun sonucu da bitkinin yapraklarının uç kısımlarında kurumalar görülür.

Azotun kaynakları:

  1. Atmosfer en önemli azot kaynağıdır. Atmosferde
    mevcut %78 nisbetindeki elementer azotun bir kısmı
    yağmurlar vasıtasıyla muhtelif bileşikler halinde
    (amonyak, nitrik asit, nitröz asit) toprağa intikal
    ettirilmekte ve bilahare topraktan amonyum veya nitrat
    halinde bitki kökleri tarafından alınmaktadır. Fakat bu
    yolla toprağa temin edilen azot az olup, yılda hektar
    başına 3-10kg. kadardır.
  2. Toprakta yasayan bazı mikroorganizmalar özel­likle bakteriler tarafından bitkiye temin edilen azot;
    toprakta bulunan bakteriler havanın elementer azotunu
    bağlayarak lüzumu halinde bitkiye verebilmektedir ki bu
    bakterilerin azot bağlaması, atmosferden toprağa geçen
    azot ve azotlu bileşiklerin topraktaki hidrojenle bir­leştirilerek amonyağa çevrilmesi olayıdır.

Toprakta azot temin edebilen bakteriler, genellikle iki grupta toplanabilir. Bunlardan birincisi, toprakta serbest yasayanlar, diğeri ise bitki köklerinde simbi-yotik olarak yasayanlardır.
Simbiyotik bakteriler legüminöz, akasya, yonca, fiğ gibi bitkilerin köklerindeki yumrularda yaşarlar ve bağladıkları azotu organik bileşikler halinde ortak yaşadıkları bitkiye verirler. Bu bakterilerin yılda bağlayabildiği azot miktarı 80-120kg./Ha.dır.Bu bakım­dan fidanlıklarda yeşil gübreleme uygulamasının yapıl­ması zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkmış olur.
3- Azotun topraktaki bir diğer kaynağı da organik maddelerdir. Organik madde ve bunun topraktaki ileri safhasını teşkil eden humus, yine toprakta yasayan mik-ro ve makro organizmalar tarafından parçalanarak humusa bağlı azot, bitki tarafından alınabilecek hale getiri­lir. Bu suretle bitkilere azot veren humusun menşei bitkilerin yaprak, dal, kabuk artıkları yani organik madde ile topraktaki hayvancıklardır. Bunların terkibin­de %3-15 kadar protein, proteinde ise %16 nisbetinde azot bulunmaktadır.
74

Topraktaki azotu sağlayan bakteri ve mikroorganiz­maların topraktan istediği bazı şartlar vardır:
a- Toprakta yeterli miktarda organik maddenin bulunması,
b- Toprak strüktürünün uygun kırıntı bünyesine sahip olması,
c- Toprakta yeterli miktarda kireç, fosforik asit ve kalsiyum tuzlarının bulunması,
d- Toprağın iyi havalandırılması,
e- Toprak reaksiyonunun 6.5-8 pH. dereceleri arasın­da olması,
1.3.3.1.1. Azot İhtiva Eden Organik Bileşikler

  1. Sodyum Nitrat (Sili güherçilesi): Tabiatta tabii
    olarak bulunduğu gibi suni olarak ta istihsal edilebilmektedir. Terkibinde %15.5 kadar azot bulunmaktadır.
  2. Potasyum Nitrat: Tabii olarak bulunmakta, ayrıca suni olarak ta istihsal edilmektedir. Tabii gübre
    %13.86 azot, %46.53 KZO ihtiva etmektedir ki, bitkiler
    bu gübrelerden hem azotu hem de potasyumu almak suretiyle fazlaca istifade etmektedirler.
  3. Amonyum Sülfat : Tabii olarak bulunabildiği gibi
    suni olarak ta istihsal edilebilmektedir. Normal olarak
    %20 azot ihtiva eder. Suda kolaylıkla çözünür. Toprağın
    asitliğini artırıcı bir tesire sahip bulunduğundan
    ibreli kültürün yetiştirilmesinde bu gübrenin kullanıl­ması tavsiye edilir. Toprak kireç kaybına uğrar ve
    asitleşir. Alkalen reaksiyonlu topraklar için bilhassa
    önerilmektedir.
  4. Amonyum Nitrat: Bu gübre de tabii olarak bulunabildiği gibi suni olarak ta istihsal edilmektedir.
    Gübrenin terkibinde %50 nitrat, %50'de amonyak vardır.
    Türkiye orman fidanlıkları için en önemli gübredir.
  5. Amonyum Klorür: Bu gübre de tabii ve suni olarak
    istihsal edilmektedir. Genellikle toprak reaksiyonunun
    yüksek olduğu hallerde kullanılmaz. Terkibinde %24
    amonyak azotu ve %60 nisbetinde klor ihtiva eder.
    75
  1. Üre: Suda kolaylıkla çözünen ve %46 N içeren
    gübredir. Diğer bazı azotlu gübreler gibi topraktan
    yıkanarak kolayca gitmez. Toprağa verildikten kısa
    süre sonra bitkiler tarafından faydalanılabilir hale
    geçer. Fazla konsantre olduğundan, dönüme 20kg.'dan
    fazla verilmemelidir. Tohumla doğrudan temas ettirilmemelidir. Toprağa verildikten sonra toprak altına gömülmesine dikkat edilmelidir. Aksi takdirde amonyak uçar.
  2. Tabii Azotlu Gübreler: Bunlar kan tozu, boynuz
    ve tırnak tozu, deri tozu ve diğer hayvansal artıklardır. Bu tip azotlu gübrelerin faydalı olabilmeleri için
    toprağa kültür ekiminden çok evvel (1-2 yıl önce)
    verilmeleri gerekir.

1.3.3.1.2. Azotlu Gübrelerin Verilme Şekli
Fidanlıklarımızda azotlu gübre 2 şekilde verilebi­lir. Bunlardan birincisi, doğrudan doğruya tohum ekim yastıklarının yüzüne serpme veya çizgiler içerisine verilmesidir. İkincisi ise, gübrenin suda eritilerek fidanlıkta geliştirilecek bir sistem veya yağmurlama sulama sistemiyle toprağa verilmesidir. Yalnız, kültürün zarar görmemesi için gübre konsantrasyonunun %2'yi geç­memesi gerekir. Azotlu gübrelerde hemen vejetasyon döneminin başlangıcında bir kısmı; vejetasyon döneminin ortasında bir kısmı verilmek suretiyle kültürün azottan en iyi istifade etme imkanı sağlanmış olur. Sıvı gübre­ler de yine vejetasyon döneminin başında başlamak üzere bir kaç periyotta verilebilir. Sıvı gübre toprağa verildikten sonra yastıkların bolca sulanması; yastık yüzünde teşekkül etmesi muhtemel gübre konsantrasyo­nunun zararlı etkilerini önlemek ve verilen gübrenin daha derine yani kök zonuna inmesini temin etmek bakımından gereklidir. Toprağa verilen granüle gübrele­rin de yine aynı şekilde, toprağın 0-30cm. kadar yani kök zonuna kadar homojen bir şekilde karıştırılması gerekmektedir. Toprağa verilecek azotlu gübrelerin mik­tarı toprak analiz raporlarına dayandırılmalıdır. Toprak analiz raporu mevcut değilse, dekara 20-30 kg. amonyum sülfat veya 20kg. amonyum nitrat gübresi verilmesi bitki gelişmesi yönünden uygun olur.
76

1.3.3.2. Kalsiyum
Bitkilerin gelişme ve beslenmesi için lüzumlu bir elementtir. Hücre zarında, protoplazmasında ve hücredeki bazı proteinlerin yapısında bulunur. Bilhassa yan kökle­rin gelişmesi ve tohumların çimlenmesi için kalsiyuma ihtiyaç bulunmaktadır. Kalsiyum bitkinin su düzenini ve dolayısıyla potasyumunun alınmasını sağlar.
Kalsiyumun topraktaki kaynakları, çözünebilir kal­siyum tuzlarıdır (Kalsit, dolomit v.s.).
Türkiye fidanlıkları bol miktarda kalsiyuma sahip bulunduklarından, ayrıca kalsiyumlu gübreye ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmıştır. Yüksek miktarda kireç ihtiva eden fidanlıkların toprağına potasyumlu gübre verilme­lidir. Çünkü kalsiyum; bitkinin topraktan potasyum alma­sını engellemektedir.
Kalsiyum noksanlığının belirtileri: Bitkilerin genç yapraklarının kenarlarında sarılıklar, muntazam olmayan kıvrıklar görülür. Sarılık (Kloroz) ilerleyince yaprak yüzeyinde daha bariz esmer renkte kavrulmalar ve yanık lekelerinin teşekkül etmesiyle kalsiyumun noksanlığı tesbit edilebilir. Kalsiyumun fazlalığı ise, potasyum ile birlikte demir, çinko, bakir ve manganezin bitkiler tarafından alınmasını güçleştirir.
Kalsiyumun noksanlığı, ayrıca bitkilerin tomurcuk, kök ve sürgün uçlarında da olumsuzluklar meydana geti­rebilir.

1.3.3.3. Magnezyum
Klorofilin terkibinde bulunur, bitkilerin yapı maddesidir.
Magnezyum noksanlığında bitkilerde sarilik(kloroz) belirtileri görülür. İbrelerin dışa doğru 1/3'ünün altın sarısı, geri kalan kısmının koyu yeşil olması seklinde belirti gösterir. Türkiye orman fidanlıklarında magnez­yum yeter ve zengin miktarda bulunmaktadır.
77

1.3.3.4. Potasyum
Bitki hayatında mühim rol oynar. Bitkide. yaprakta biriken maddelerin depo edileceği organlara taşınmasına hizmet eder. Transpirasyonu azaltarak bitkinin su ekono­misine hizmet eder. Solmayı geciktirir. Kuraklığa daya­nıklılığı artırır. Dona karşı dayanıklılık sağlar.
Potasyum noksanlığının kambiyum faaliyetini yavaş­lattığı tespit edilmiştir.
Potasyumun topraktaki kaynakları potas feldispatı
ve mikalardır.
Türkiye fidanlık toprakları yeterli, hatta fazla miktarda potasyum ihtiva ettiklerinden bugün için güb­relemeye ihtiyaç yoktur. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere yüksek miktarda kireç ihtiva eden fidanlıkların toprağına potasyumlu gübre verilebilir. Çünkü kalsiyum bitkinin topraktan potasyum almasını engeller. Potasyum noksanlığının bitkide meydana getirdiği başlıca olumsuz belirtiler şöyledir: Genellikle fidanlarda bütün ibreler sararmış ve ibre uçları ölmüştür. Bilhassa 1 yaşındaki fidanlarda bariz olarak görülüp, teşhis edilebilir.
Potasyumlu gübreler iki çeşittir. Bunlardan birisi tabii olarak yataklarından çıkartılarak piyasada satı­lan ham tuzlardır. İkincisi ise suni olarak istihsal edilen potasyum tuzlarıdır. Bunlar sırasıyla aşağıda
belirtilmiştir:
— Potasyum Klorit: Takriben %50 K20 ihtiva eder. Klor ihtiva etmesi dolayısıyla ibreli fidanlıklarda devamlı kullanılması sakıncalıdır.
— Potasyum Sülfat: %48 K20 ihtiva eder. Fidanlık­larda emniyetli olarak kullanılabilir.
—Potasyum Nitrat: Bu kombine bir gübre olup %13 azot ve %45 K20 ihtiva eder. Toprağa azot ve potası birlikte verir.
78

1.3.3.5.Sodyum
Sodyum'un, bitki bünyesinde büyük bir rolü bulun­mamakla beraber daha çok azotun alınmasında rol oyna-maktadır. Türkiye fidanlık topraklarında yeteri miktarda vardır.
1.3.3.6.  Kükürt

Bitki bünyesinde protoplazmanın protein maddeleri­nin teşekkülü için lüzumlu bir elementtir. Türkiye orman fidanlıkları topraklarında yeteri ve hatta fazla mik­tarda bulunur.
1.3.3.7. Demir

Bitkilerde klorofil teşekkülü için lüzumlu bir elementtir. Demirin toprakta noksanlığı veya bitkiler tarafından alınamaması halinde bitki üzerinde klorofil noksanlığından dolayı yaprak yüzeylerinde sarı benekler ve lekeler meydana gelir. Ticarette en fazla kullanılan ve satılan demir sülfat tuzlarıdır. Tabii olarak da bulunur.
1.3.3.8. Fosfor

Bitkide fonksiyonları çok önemli bir elementtir. Bitkinin olgunlaşması ve özellikle saçak köklü fidan elde edilmesinde rol oynar. Topraktaki noksanlığı diğer besin elementlerinin alımını da güçleştirir. Fosfor'un eksikliğinde bitkinin dallarında eğrilik ve zayıflık görülür. Yapraklarda gri yeşilden, kırmızı menekşe rengi­ne çalan renk değişimi görülür. Fosforun eksikliğinde bitki üzerindeki don zararı daha etkili olur.
Bitki tomurcuklarında fazlaca bulunur. Ayrıca kök­lerin gelişmesi üzerinde de mühim rolü vardır.
Fosfor, azotun etkisini düzene sokar, dolayısıyla fidanların kalitesi yükselir, dayanıklılığı artar ve sağlam bir bünye teşekkül eder.
Fosforun topraktaki kaynakları apatit ve organik maddelerdir.
79

1.3.3.9. FosforGubrelerininCesitleri
Monoamonyum fosfat NH4HZP04
Diamonyum fosfat   (NH4)2 HP04
Süper fosfat      CaH4 (P04)2.HZO.CaS04
Triple süper fosfat CaH4 (P04)2. HZO
Monoamonyum Fosfat:
%21 azot içerir. Suda kolayca çözünür ve bitkiler süratle faydalanır. Ancak toprak kireç kaybına uğrar ve asitleşir. Bilhassa alkalen reaksiyonlu topraklar için
önerilir.
Diamonvum Fosfat:
Azot ve fosfor gibi iki önemli besin maddesini birlikte kapsayan kompoze gübredir. Genellikle 16-48-0 ve 18-51-0 terkibinde fosfor ağırlıklıdır. Koyu gri veya kirli beyaz renkli granüle haldedir. İçerisindeki her 1kg. azota karşılık yaklaşık 3kg.fosfor bulunmak­tadır. Bu nedenle de fosfor ihtiyacı göz önüne alınacak topraklarda tercih edilmelidir.
İçerdiği fosforun %90'indan fazlası suda eriyebildiğinden bu gübre toprağa verildikten sonra yeterli rutubeti bulunca terkibindeki fosfor ve azottan bitki­ler derhal faydalanabilirler. Bu nedenle gübrenin veril­me zamanı çok iyi tespit edilmelidir. İlkbaharda veril­mesi uygun olur.
Dekara 18 kg.dan daha fazla verilmesi durumlarında tohum çimlenmesine muhtemel olabilecek zararlı etkisi nedeni ile gübrenin tohumla temas etmeyecek şekilde ayrı bir banda verilmesi yararlı olacaktır.
Diamonyum fosfatın 100 kg.da yaklaşık 65-75kg saf bitki besin maddesi bulunmaktadır ki bu durum diğer gübrelere göre nakliye, depolama ve isçilikte önemli tasarruf sağlamaktadır.
80

Süper Fosfat:
En çok kompost hazırlanmasında kullanılır. Toprağa kalsiyum ve kükürt sağlar %18-22 oranında fosfat içerir. Suda erir, toprağın reaksiyonunu asitleştirir. Bu nedenle fazla kireçli topraklarda yararlıdır. Ancak, bu gübre asit kumlu topraklarda kullanılmamalıdır.
Tabii fosfor gübresi olarak ayrıca kemik unu gübre olarak kullanılmaktadır. Kemik ununda %30 nispetinde fosfor asidi ve %1 nispetinde de azot bulunur. Kemiğin fosfor gübresi olarak kullanılabilmesi için öncelikle öğütülmesi gerekmektedir ve ancak öğütüldükten sonra toprağa verilebilir.
Triple Süperfosfat:
Orman fidanlıklarında fazlaca kullanılır. Yaklaşık olarak %14 ile %20 arasında fosfor asidini ihtiva eder. Bu gübre fidanlıklarda basari ile kullanılmaktadır.
Fosforlu Gübrelerin Verilme Şekli:
Azotta olduğu gibi fosforlu gübreler de kuru veya sulu olarak verilebilir. Genellikle fosforun toprak içe­risinde hareketinin ağır olması sebebi ile sonbaharda kullanılması tavsiye edilmekte ise de son yapılan araştırmalara göre fosforlu gübrelerin ilkbaharda kul­lanılmasının daha yararlı olduğu anlaşılmıştır.
Granüle halde çeşitli ekipmanlarla doğrudan toprağa atılmak suretiyle verildiği gibi, sıvı halde yağmur­lama sulama sistemiyle ve pülverizatörlerle de verile­bilir.
Kimyasal gübreler, toprak analiz raporlarında belirlenecek esaslara göre kullanılmalıdır. Gelişi güzel kullanılacak kimyasal gübreler fayda yerine zarar geti­receğinden bu konuda çok dikkatli olmak gerekir.
81


Resim:13 Kimyevi Gübre Verilmesi l.3.3.10. AzotFosforPotasyumIcerenKompozeGubreler
Bu gübreler birden fazla bitki besin maddesini bir arada bulundururlar. Azot, fosfor, potasyum sırasına göre, yüzde (%) olarak ifade edilmektedir. Örneklendirmek gerekirse halen kullanılan -15–15–15 terkipli kompoze gübrenin 100kg.da 15kg. saf azot, 15kg.fosfor (P205), 15kg. Potasyum (K20) mevcut demektir. Bu gübrelerin uygulaması bir takim ekonomik avantajlar sağlıyor olma­sına (kullanmada kolaylık, ambalajda, nakliyede, isçilik­te ucuzluk, tek taraflı gübrelemeye mani olma, v.s.)karşın, toprak ve bitki bakımından ayrı ayrı zaman ve metotlarla verilmesi gereken besin maddelerinin birlik­te verilme zorunluluğu, besin maddelerinin gübre içeri­sindeki oranlarının her zaman toprak ve bitkiye uygun hazırlanamaması, etkili madde fiyatı açısından tek taraflı gübrelere göre biraz daha pahalı oluşları gibi mahzurları da mevcuttur.
Yurdumuz, toprak, iklim ve bitki çeşitleri itiba­riyle, genellikle azot, fosfor, potasyum gübrelerinde sırasıyla 1-1-0, 2-1-0, 1-2-0, 1-3-0, 2-2-1 ve 1-1-1 terkipleri uygun görülmektedir.
Bu gübrelerdeki azotun tamamı amonyum formunda olabildiği gibi, bir kısmı nitrat formunda da bulunabi­lir. İçerdikleri fosfor açısından ise suda erime derece­leri yüksek olanlar tercih edilmelidir.
82

1.3.3.11. GubrelemeZamani
Fidanlarda normal gelişimin durması yanında, bazı durumlarda yapraklarda sararmalar, küçülmeler,sürgünler­de kısalma, incelme, renginin kahverengine dönüşümü ile erken yaprak dökümü azot noksanlığının belirtileri olabilir.
Diğer taraftan fidanların yapraklarının kırmızı yeşilden, kahverengi yeşile veya siyahımsı bir yeşil renge dönüşerek donuklaşması, iğne yaprakların uçlarının iç kısımlarının mor renge dönüşmesi ve seyrekleşmesi, hastalık ve soğuğa karşı dirençlerinin azalması halinde fosfat noksanlığı düşünülmelidir.
Bunun yanı sıra, fidanların yapraklarının burusması, kıvrılması ve mevsim sonuna doğru sürgün uçlarında başlayan ölümler, ibrelerde dökülmelerin hızlanması potasyum noksanlığına bir işaret olabilir.
Bu durumlar göz önüne alınarak, bitkinin ihtiyaç duyduğu elementlerin, öncelikle laboratuar analizi ile tesbiti gerekir. Daha sonra elde edilecek analiz sonucu­na göre, zaman ve miktar olarak bir gübreleme planı yapılması gerekir.
1.4. Toprağın Yapısı

Toprak; İklim ve canlıların, rölyef şartlarına bağlı olarak ve uzun bir zaman süresi içerisinde ana kaya üzerine yaptıkları müşterek tesir sonucu oluşur. Bu etkilerin derecesine bağlı olarak farklı toprak özel­likleri teşekkül eder.
Toprak; bitkilerin kökleriyle tutunduğu gelişip büyümesi için gerekli su ve besin maddeleri ihtiyacını karşıladığı canlı bir ortamdır.
Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik olmak üzere üç özelliği vardır. Fiziksel özelliği denildiğinde toprak türü ve strüktürü akla gelir. Kimyasal özelliği denildiğinde ise basta toprağın reaksiyonu (pH) olmak üzere ihtiva ettiği çeşitli besin maddeleri, su ve hava.
84

üzere ihtiva ettiği çeşitli besin maddeleri, su ve hava boşluklarındaki gazlar akla gelir. Biyolojik özelliği ise, ihtiva ettiği bakteri, mantar ve diğer canlıların faaliyeti ve toprağa etkileri akla gelmektedir.
İklimin özelliklerine göre muhtelif zamanlarda meydana gelen ısı farkları, yağmurlar, akarsular, don hadisesi, buzlar ve rüzgarlar uzun bir devre içerisinde arzı teşkil eden ana kayaları parçalar, bir yerden bir yere taşır ve muhtelif toprakların teşekkülüne sebep olur. Bu olaylar, toprak teşekkülüne etkili olan fiziki faktörlerdir.
Suyun, bir taraftan kendi eritici vasfı, diğer taraftan içinde erimiş halde bulunan oksijen, karbondi­oksit, organik asitler ve çeşitli tuzların etkisi ile meydana gelen kimyasal olaylar altında kayalar, fiziki faktörlerin de tesiri ile daha ileri bir çözülme gösterirler. İklim faktörleri, kimyasal çözülmenin sekli ve sürati üzerinde etkilidir.
Fiziki ve kimyasal faktörlerin etkisi yanında top­rakta bulunan bakteriler, mantarlar, algler gibi mikro­organizmalar ile solucanlar, bir kısım böcekler ve diğer canlıların yaptıkları etkiler ile biyolojik faktörler de toprakların teşekkül ve gelişmesine sebep olurlar.
Toprak tanelerinin mekanik tavsifi:(USA sistemine göre)
Toprak Kısmı                Tane Büyüklükleri(mm)

Taş

 

30 mm.den büyük

çakıl

(kaba)

30 - 8 mm

ti

(ince)

8 - 2 mm

M

(çok ince)

2 - l mm

Kumm

(çok kaba)

2 - 1,0 mm

M

(kaba)

1 - 0,5 mm

ti

(orta)

0,5 - 0,25 mm

II

(ince)

0,25- 0,1 mm

II

(çok ince)

°,i - o,05 mm

Toz

 

0,05- 0,OO2mm

Kil

 

0,002 mm.den küçük

85

1.4.1. TopraginTeksturu (Bünyesi-Türü)
Toprağın işlenmesi, su tutma kabiliyeti, geçirgen­liği, tava gelmesi, besin maddeleri, zenginliği ile çok yakından ilgilidir. Topraklar bünyelerini teşkil eden kum, toz ve kil miktarına göre tasnif edilirler.

1.4.1.1. Kum Toprakları
Çapları 2.0-0.5mm. arasında olan taneciklerin çoğunluğu teşkil ettiği topraklardır. Genellikle su ve rüzgarın tesiri ile teşekkül ettiğinden ve gevsek sedimentlerin mahsulü olduğundan, gevsek istiflenmiş kaba tabakalar halindedir. Kırıntı bünyesinden mahrumdurlar. Ancak içerisinde humus ve kireç bulunursa kırıntı bün­yesi kazanırlar.
Su geçirgenlikleri fazla, su tutma güçleri azdır. Çabuk ısınmaları sebebi ile bol yağmurlarla dahi doyurulamazlar. Fakat toprağın derin olması halinde bu menfi tesirler bir dereceye kadar giderilmiş olur. Bu topraklara kil ve humus karıştırılmasıyla verimlilikle­ri artar. İlkbaharda çabuk ısınmaları nedeniyle kum topraklarında vejetasyon çabuk baslar, fidanlar erken sürgün verirler ve ilkbahar donlarından zarar göre­bilirler. Buna rağmen su düzenli olarak yeterince verilebildiği takdirde ve besin maddelerince zengin kumlu topraklar verimli topraklar sayılır.
Bu toprakların teşhisi söyle yapılır: Tanecikler bağlı değildir, Kuru iken parmaklar arasından kolayca akar. Bağımsız bir yığın halinde görülür. Islak halde iken gıcırtı yapar. Sekil verilemez. Ele ve herhangi bir cisme yapışıp kalmaz. Toz + kil muhtevası %0-10 arasındadır.

1.4.1.2. Balçık Toprakları
Kum topraklarına fazla miktarda toz ve kil karı­şırsa balçık toprakları meydana gelir, Yani kil toprağı ile kum toprağı arasında bir geçit teşkil ederler. Kil ihtiva ettiklerinden, ıslatıldığı zamanki şekillerini muhafaza etmeleri ile kum topraklarından, elle muayene­de kumun bariz şekilde hissedilmemesi ile de kil topraklarından ayırt edilirler.
86

İçerisindeki kum ve kil nisbetinin değişmesine göre kumlu balçık, mutedil balçık, ağır balçık veya killi balçık gibi isimler alırlar. Bu topraklar kum ve kilin orta vasıflarını taşırlar. Su tutma güçleri ve geçirgenlikleri ortadır. Orman ağaçlarının ekserisi için, balçık topraklarında yeteri kadar besin maddesi vardır. Onun için bu topraklarda en önemli unsur strüktür, yani toprak taneciklerinin istiflenme tarzıdır. Bundan dolayı kum miktarı azaldıkça kırıntılılık güçle­şir. Balçık topraklarının su muhtevası orta ve yüksek olur. Isınmaları su muhtevasına bağlı olur. Orta derece su ihtiva edenler çabuk, fazla miktarda su ihtiva edenler ise geç ısınır. Balçık toprakları avuç içine alınınca pürüzlü (kum hissi) fakat yumuşak bir his verir. Kuru iken sıkılınca topak olur, itina ile taşınır­sa dağılmaz, ıslak iken kolayca dağılmadan topaklığını muhafaza eder.
Genel olarak iyi kültür topraklarıdır. Fiziki ve biyolojik karakterleri fevkalade iyidir. Bu toprak türü­nün alt türleri arazide el ile muayene edilmek suretiy­le teşhis edilir.

1.4.1.2.1.   Kumlu Balçık
Toprak kuru halde iken agregatlar halindedir. Parmaklar arasında kuvvetlice ezilirse kırıntı seklinde (toz değil) dağılır ve parmaklar arasından akıp gider. Rutubetlendirilirse kursun kalem kalınlığında çubuklar yapılabilir ve kuruduklarında dağılırlar. Fakat kum muhtevası halen hissedilir. İşaret ve bas parmaklar arasında ezilirse kum gıcırtısı duyulur. Bu toprakların toz + kil muhtevaları %20-30 arasındadır.

1.4.1.2.2.Balçıklı Kum
Tanecikler kuru halde iken bağlı, yani toprak agregatları (bileşik parçalar) kırıntı halinde olup, parmaklar arasından akıp gider. Rutubetlendirilince avuçlar arasında yuvarlanırsa kursun kalem kalınlığında çubuklar meydana gelmeden dağılır. Bu tip toprakların toz + kil muhtevaları %20-30 arasındadır.
87

1.4.1.2.3.Mutedil Balçık
Kum muhtevası ancak kulağa yakın götürülerek par­mak arasında, ezilince duyulacak gıcırtıdan anlaşılır. Rutubetlendirmeyi müteakip işaret ve başparmaklar ara­sında ezilince mat ve pürüzlü bir yüzey meydana gelir. Avuçlar arasında yuvarlanırsa kaytan kalınlığa kadar incelebilen çubuklar elde edilir. Bu tip toprakların toz + kil muhtevaları %30-40 arasındadır.
1.4.1.2.4. Ağır Balçık (Killi Balçık)

Kum muhtevası ancak toprağın dişler arasına alın­masından duyulacak gıcırtıyla anlaşılır. Rutubetlendi­rilip parmaklar arasında ezilince parlak ve pürüzsüz bir yüzey meydana gelir. Parmaklara iyice yapışır, sekil verilebilir. Bu tip toprakların toz + kil muhte­vaları %40-50 arasındadır.
1.4.1.3. Kil Toprakları

Kil toprakları çapları 0.002mm. den küçük olan taneciklerin çoğunluğu teşkil ettiği topraklardır. %50-60'dan fazla kil ihtiva ederler. Bu tip topraklar çok fazla su tutan, geçirgenlikleri az, güç ısınan, geç tava gelen topraklardır. Kuru halde çok sert kesekler meydana getirirler, yarılırlar. Yas iken çok yapışkan­dırlar. Besin maddelerince zengindirler. Fiziksel özellikleri kötü olduğundan islenmeleri güçtür. Yağışlı ve su tutan yerlerde kolaylıkla batak haline gelirler. İyi drene edilmeleri şarttır. İhtiva ettikleri humus miktarına göre verimlilikleri değişir.
Bu topraklarda toz + kil muhtevalarına göre ağır kil ve hafif kil toprakları diye adlandırılabilir. Bu toprakların elle teşhisi söyle yapılır:
Rutubetlendirilip parmaklar arasında ezilince cilalı bir yüzey meydana gelir. Dişler arasında dahi bariz bir kum gıcırtısı duyulmaz, sekil verilebilir. İplik inceliğine kadar yuvarlanarak çubuklar yapıla-bilir ve bunlar halka haline getirilince kırılmaz. Fazla yapışkandır. Rutubetlendirilince ele ve herhangi bir cisme yağlı hissini verecek şekilde bulaşır.
88

1.4.2. Toprağın Strüktürü (Tane1erin İstif1enmesi)
Toprağın Strüktürü; toprağı teşkil eden zerre­lerin bünyedeki duruşlarına denir. Toprağın fazla killi olması veya kumlu olması, humusun az veya çok fazla bulunması, asit veya alkali reaksiyonunun yüksek ve havalanmanın az olması, toprak strüktürünün bozulmasına sebep olur. Bu suretle toprakta kültürlerin yetiştiril­mesi güçleşir. Strüktürü iyi olan topraklar normal zamanda tava gelir, çabuk ısınır. Su ve besin tutma kapasiteleri iyi olur. Kolay islenir ve havalanması iyidir. Kırıntı bünye gösterir, keseklenmez.
1.4.3. Toprağın Humusu

Bitki artıklarının toprakta çürümesi ve ayrışması neticesinde toprak bünyesinde organik maddeler teşekkül eder. Bu çürüme ve ayrışma iklim şartlarına göre hızlı veya yavaş olur. Esmer koyu renkte olan bu maddeler humus adini alırlar. Humus terkip ve miktar itibariyle toprakta hiç bir zaman sabit kalmaz. Mütemadiyen değiş­meye tabidir. Bundan dolayı toprağa verilen organik maddelerin arkası kesilirse şartlara göre kısa veya uzun bir müddet sonra topraktaki humus tamamen yok olabilir. Humusun topraktaki rolü çok önemlidir. Ağır bünyeli toprakları hafiflettiği gibi hafif bünyeli toprakları da normal hale getirir ve su tutma kapasite­sini artırır. Toprakta iyi parçalanmış organik maddeler toprağın su tutma kapasitesini iki misline kadar artırır. Havalanmayı temin eder. Bunun neticesi olarak toprak sıcaklığının ayarlanmasında rol oynar. Ayrıca toprakta humusun fazlalığı toprağın besin maddelerini tutma kapasitesini artırarak düzenli bir beslenmeyi ve beslenmenin devamlılığını sağlar.
1.4.4. Toprağın Suyu

Topraktaki suyun kendisi, bitkiler için bir besin maddesi olmasının yanında, gazlar ve besin maddelerini eritici özelliği, isi kapasitesine sahip olması, mikro­organizmaların yaşamaları için gerekli şartları temin etmesi ve toprak evsafı üzerinde etkili olması yönünden önemi çok büyüktür. Bitkiler, topraktan suda çözülmüş besin maddelerini ancak su vasıtasıyla alabilirler.
89

Toprak suyu, C02 ve birçok maddeleri ihtiva eder. Suyun yoğunluğu, suyun eritici gücünü artıran C02 ve topraktaki suda eriyen maddelerin miktarı ile toprağın besin maddelerini tutma gücüne bağlıdır. Şayet toprağın besin maddelerini tutma gücü zayıf ise (Mesela kumsal topraklar), suda erimiş besin maddelerinin bir kısmı toprak tarafından tutulamadığından bitkiler zayıflar ve ölür.
Toprağa fazla su verilirse, toprağın havalanması ve oksijeni azalır, toprak mikroorganizmaları ölür, bitki kökleri havalanmaz ve çürür. Fazla su ayni zaman­da bitkinin olgunlaşmasını güçleştirir. Buna rağmen su, bitkiyi yaşatan esas maddedir.
Bitki için daima lüzumlu olan su miktarı, bitkinin istifade edebileceği bir şekilde hazır bulundurulmalı­dır. Uzun müddet susuz bırakılan bitkiler bilahare fazla su verilse dahi bazen telafisi mümkün olmayan büyük zararlara uğrarlar. Bu bakımdan fidanlıklarımız­da yapılacak kültür sulamasında toprak ve su münasebet­lerinin iyi ayarlanması gerekmektedir.
1.4.5. Toprağın Havası

Toprak zerreleri arasındaki boşluklarda hava bulunur. Toprak içindeki havanın terkibi atmosferdeki havanın terkibinden pek farklı değildir. Atmosferdeki serbest havanın terkibi; %78 Azot, %21 Oksijen ve %1 ise C02 ve diğer bazı gazlardan oluşur.
Toprak havasının terkibi ortama göre değişmekle birlikte azotla birlikte oksijen %10-20, karbondioksit %0.1-5 ve metan (CH4), etilen (C2H4) ve hidrojen sülfür (H2S) den oluşmaktadır.
Toprakta C02’nin fazla olusunun sebebi, topraktaki organik ve inorganik bileşiklerin ayrışması esnasında bol miktarda açığa çıkmasıdır. Ayrıca bitki kökleri ve mikroorganizmaların teneffüs esnasında oksijen alıp C02 vermeleridir. Bir toprakta şartlar, bitkilerin ve mikroorganizmaların faaliyeti için ne kadar müsait ise, çıkan karbondioksit de o kadar artar ve oksijen azalır.
90

Bitkilerin hayatında CO2’nin çok önemli rolü vardır. Çünkü asimilasyonda bitkiler, bol miktarda G02 sarf ederler. Atmosferde çok az bulunan CO2 bitkilerin geliş­mesi için kafi gelmez. Bu bakımdan topraktan çıkan CO2’nin önemi büyüktür. Toprakta bitki köklerinin ve mikro­organizmaların faaliyeti için gerekli olan oksijen miktarının azalmaması için ise çapalama ve sürüm yapılır.

1.5. Toprağın Islahı
Orman fidanlık topraklarının, ideal olarak balçıklı kum veya kumlu balçık mekanik terkibinde olmaları arzu edilir. İbreli fidan yetiştirecek fidanlık toprakları­nın "Toz+Kil" muhtevasının %10-25 arasında olması lazım geldiği, yapraklılar için ise bu miktarın %35'e kadar çıkabileceği çeşitli literatürlerde belirtilmek­tedir.
Bitki, gelişme ve beslenmesi için çeşitli besin maddelerini ihtiva eden "Besin Suyu" nu kökleri vasıtasıyla topraktan alır ki bu faaliyetin normal yahut iyi bir şekilde cereyan etmesi doğrudan doğruya toprağın strüktürü ile ilgilidir. Ağır kil topraklarının kötü fiziki şartlara sahip oldukları ve buna bağlı olarak ta fidanlarda beslenme ve gelişmenin gerilediği bilinen bir husustur.
1.5.1 Mekanik Yapının Islahı

Ağır kil topraklarının ıslahında kum ve çeşitli organik maddeler kullanılır. Bu maddeleri kullanarak, ağır toprakların ideal terkip ve strüktüre kavuşturul­maları şeklinde yapılan ıslah işlemi oldukça kolay ve basittir. Bütün mesele, uygun evsafta kum ve organik madde temin ederek, bunları, ıslahı düşünülen sahaya eşit dağılışta sermek ve en az 0-30cm.de toprağa homojen bir şekilde karıştırmaktır. Buna karşılık bu işlemin mali portresi çok yüksektir. Bu noktayı pratik bir örnekle açıklamaya çalışalım:
Herhangi bir fidanlığın normal ölçülerdeki bir "A" parselini (100x100 metre) ele alalım. Bu parselin kil
91

mekanik terkibine sahip olduğunu, %24 kum, %11 toz ve %65 kil ihtiva ettiğini kabul edelim. Burada "toz+kil" miktarı %76’dır. İbreli fidanlıkları için verilen %10-25 nispetindeki toz+kil standart değerinden azami sinir olan %25'i esas olarak kabul ettiğimizde; kil nispetinin örneğimizde %51 oranında yüksek olduğu, yahut diğer bir deyişle, kum nispetinin %75 olması gerektiği ve bu yönden eksikliğimizin %51 nispetinde kuma tekabül etmekte olduğu neticesine varırız. Toprak yoğunluğunu yaklaşık olarak 1.4 aldığımızda "A" parseli (10Ox100xO.30x1.4=42 ton) bu değere göre parselin 0-30cm.lik diliminde toprağın kum nispetini 1 derece artırabilmek için en az 42 ton kum vermemiz gerektiği­ni basitçe hesap edebiliriz. Bu 1 derece içindir. Oysa
eksiğimiz, %51 nispetinde olup, bunun karşılanması için de verilmesi gereken kum 2142 (51x42=2142 ton) tondur.
Kullanılacak kumun; tas, çakıl, toprak ve kireç ihtiva etmemesi ve asit reaksiyonunda olması lazımdır. Bu şartlar, kum teminini güçleştirmekte ve maliyeti yükseltmektedir.
Diğer bir ıslah materyali de çeşitli menseli orga­nik maddelerdir. Islah için ayrıca kum kullanılsın veya kullanılmasın ağır killi topraklarda zengin bir organik madde (humus, ahir gübresi, torf, kompost, yeşil gübre v.s.) çalışması, zaruri bir işlemdir. Organik maddelerin besin kaynağı olarak çeşitli kimyasal faydalarının yanında, çok daha önemli olarak, bu tip topraklarda iyi bir strüktür ve dolayısıyla kırıntı bünye sağlamaları faydası başta gelmektedir.
Orman fidanlıkları için, %2 nispetindeki bir organik madde mevcudiyeti kafi ve "zengin" olarak kabul edilmektedir. Şüphesiz bu değer ideal terkipteki fidanlık toprakları içindir. Bu tip topraklarda her periyot­ta kullanılması gereken organik madde miktarı normal miktarları geçmemekte ve dolayısıyla ekonomik sınırlar içerisinde kalmaktadır. Buna mukabil, ağır kil topraklarında müspet bir gelişme elde edilebilmesi için çok daha fazla miktarlarda organik madde kullanılması gere­kir. Bu tip ağır topraklarda, bünye ıslahı gayesi ile organik madde nispeti %12'ye kadar çıkarılabilir.
92

Mesela,"A" parselimizin organik madde muhtevası %1 olsun. Bu, parselin 0-30cm.de (yukarıdaki hesaba göre) 42 ton mutlak kuru organik maddeye tekabül eder. Orta evsafta ve karışık 1 ton hava kurusu organik maddenin yaklaşık olarak 1/3–1/4 ton mutlak kuru organik maddeye eşdeğer olduğunu kabul edersek; bu miktarın 126-168 ton hava kurusu organik maddeye tekabül ettiği sonucuna varırız.
Orman fidanlıklarımız, genellikle %1–3 arasında organik madde ihtiva etmektedirler. Hafif topraklara sahip fidanlıklar için bu mevcuda göre tavsiye edilen miktarlar mutat ekonomik sınırlar içinde kalmakta, buna mukabil ağır kil topraklarına sahip olanlar için ise, yukarıda belirtilen endişe dolayısıyla, tavsiye edilen ve kullanılması gereken organik madde miktarı çok yük­sek ve ekonomik sınırlar üzerinde olmaktadır.
%l organik madde ihtiva eden "A" parselimizde orta derecede bir organik madde çalışması yaparak, bu nispeti ilk planda %3'e çıkarmak istediğimizde, parsele 300 ton kadar hava kurusu ahir gübresi veya muhtelif menseli organik madde vermemiz gerekecektir. Ancak, bu organik madde kontrollü olarak verilmeli ve bu işlem ile toprağın tuzlulaşmasına meydan verilmemelidir.
1.5.2. Toprağın Reaksiyonu (pH)

Bir insanin tansiyonu ne kadar önemli ise, gerek toprağın gerekse sulama suyunun pH'’ı da bitki hayatın­da o kadar önemlidir. Çünkü pH, bitkinin beslenmesi, kök gelişimi ve hormonal dengesi ile verimi üzerinde çok büyük bir öneme sahiptir.
Toprak reaksiyonu(pH),toprağın biyolojik ve kimya­sal durumunu aydınlatan bir ifadedir. Bitkinin toprak­tan besin maddeleri alış verişinde önemli rolü vardır ve bitkiler kendileri için lüzumlu gıda maddelerini, belirli şartlarda ve belirli toprak reaksiyonlarında en iyi şekilde alabilirler. Ayrıca, toprakta yasayan mikro­organizmaların yaşama ve gelişmesi, toprak reaksiyonu ile yakından ilgilidir. Toprakta mevcut besin maddeleri­nin çözünür hale geçerek istifade edilebilir şekillerde
93

toprak solüsyonunda optimal miktarlarda bulunmaları ve kültürlerin bu besin maddelerini kolaylıkla alarak bunlardan azami derecede istifade etmeleri, toprağın mikroorganizma aktivitesi, ibrelilerde görülen Damping-Off (Devrilme hastalığı) ve Root-Rot (Kök çürüklüğü) gibi çeşitli mantar hastalıklarının mevcudiyeti ve netice itibariyle toprak verimliliği ve bitkilerin iyi bir gelişme gösterebilmeleri, toprağın değişen reaksi­yonu ile doğrudan doğruya ilgili hususlardır.
pH değerlerine göre, bitki besin maddelerinden op­timum yararlanmayı gösteren şemadan da görüleceği üzere, önemli bir besin maddesi olan fosfordan, 6.5–7.5 pH arasında en iyi bir şekilde istifade edilmektedir. Potasyumda bu kademe; 6,0 pH'da başlamakta, kirece bağlı olarak reaksiyonunun yükselmesi ile istifade azalmaktadır. Azottan da; 6,0–8,8 pH. arasında iyi bir şekilde istifade edilmektedir.
Toprağın mikroorganizma faaliyetleri; optimal olarak 4,5–5,5 pH de, nitrifikasyon olayı da 6.5–7.6 pH kademeleri arasında en aktif bir şekilde cereyan eder. Bazı ibreli kültürlerde 6,0 pH’dan sonra Damping-Off hastalığı belirgin olarak görülür.
Bitkilerin toprak reaksiyonu istekleri çeşitli olmakla beraber, genellikle ibreli türler 5,0–5,5 pH, yapraklı türler ise 5,0–6,5 pH değerleri arasında en iyi gelişimi göstermektedir.
Bununla beraber yapraklı türler 7,0–7,5 pH'a kadar normal gelişme göstermektedirler. Özellikle, kavak kültürleri için 6,0–7,0 pH şartları optimal olarak kabul edilmektedir.
Organik topraklarda yetiştirilen bitkilerin, besin elementlerinden optimal olarak yararlanabilmeleri için, ortamın uygun pH değerleri şematik olarak yukarıda gösterilmiş olup, koyu gölgeli olan kısımlarda, bitki, besin maddesinden en fazla yararlanmaktadır.
94

Organik      Toprak
PH 40 *-5 50 55 &0 65 1Q 7.5 8^3 65 9.0


Şema: Organik topraklarda pH'a göre besin elementlerinin yarayışlılıklarındaki değişim.
Organik topraklarda yetiştirilen bitkilerin, besin elementlerinden optimal olarak yararlanabilmeleri için, ortamın uygun pH değerleri şematik olarak yukarıda gösterilmiş olup, koyu gölgeli olan kısımlarda, bitki, besin maddesinden en fazla yararlanmaktadır.
Toprağın pH'ı, besin elementlerinin yarayışlılıklarını etkiliyorsa o toprakta ya asitlik ya da alkalilik sorunu olduğu düşünülür. Bu durumda toprakta asitlik söz konusu ise kireç, alkalilik söz konusu ise kükürt ve benzeri uygulamalar yapılmalıdır. Fidanlıklarda devamlı hayvan gübresi kullanılması halinde bu gübreler yüksek oranda kalsiyum içerdiğinden ayrıca kireç veril­mesine gerek yoktur.
Türkiye orman fidanlıklarının, genellikle pH dere­celeri yüksektir. Onun için bazı önlemlerin alınması gerekmektedir.
95

pH da köklü değişikliklerin asit karakterde gübre­ler kullanılması suretiyle sağlanması mümkün değildir. Bu işlem ancak yardımcı olabilir. Bu itibarla, toprak reaksiyonunun düşürülmesinde esas olarak çiçek kükürt (S),sülfürik asit, demir sülfat ve alüminyum sülfat gibi asit karakterde veya toprakta asit hale dönüşecek kim­yasal ıslah maddeleri kullanılır. Bunlardan herhangi birinin seçilmesi, daha ziyade, topraktaki reaksiyon hızlarına ve ekonomik oluşlarına bağlıdır. Örneğin, demirsülfat ve alüminyum sülfatlar oldukça pahalıdır­lar. Sülfürik asit yakıcı olduğundan kullanılması esna­sında oldukça dikkat ister. Kükürt de nispeten pahalı bir madde olmakla beraber, reaksiyonu kuvvetlidir. Ancak toprağa bir sene kadar önceden verilmesi, tahminen 10cm. derinliğine gömülerek zaman zaman sulanması ve toprağın sürülüp yahut çapalanarak kükürt oksidasyonunun sağlan­ması gibi çalışmaları da gerektirmektedir. Buna rağmen, bugün için kullanılan mutat maddeler kükürt ve sülfürik asittir.
Toprağın pH'ını düşürmesi, Damping-Off hastalığı ve birçok zararlı otlar üzerindeki öldürücü tesiri dolayısı ile sülfürik asidin kullanılması daha yaygın bir şekil almıştır.
Tatbik sekli; ticari sülfürik asidin hazırlanmış %2'lik çözeltisini (98 hacim su + 2 hacim asit) M2'ye 1,9 lt. düşecek şekilde fidanlıkça geliştirilecek bir sistemle (yağmurlama sistemi ile yahut süzgeçli ve bindirilmiş tanklarla) toprağa vermek ve arkasından bolca sulamaktır. Sulandırılmış bu asit çözeltisi toprağa; toprağın ekim veya repikaj için işlenip hazır­lanmasından sonra tatbik edilir. Bu şekilde, verilecek çözeltinin toprak sathında bir biriktirme yapmadan aşağılara doğru intikali sağlanır. Bu itibarla toprağın, iyi işlenmiş, hafif ve tavında olması lazımdır. Bu tatbi­kat bir defa toprak hazırlığından sonra ilkbahar veya sonbaharda, bir defa da ekim veya repikajdan evvel olmak üzere yılda iki defa yapılır. Her işlemin 0,5 pH dere­cesi düşürdüğü kabul edilerek arzu edilen pH derecesi elde edilene kadar, aynı şekilde her yıl tekrarlanır.
96

1.5.3. Mikoriza
Bazı mantarlar birçok bitki türleri ile simbiyoz (ortak yasama) olarak yasayabilirler. Bunlar bilhassa bitkilerin kökünde bulunurlar. Bu şekildeki mantarlı köklere mikoriza adi verilir. Mikorizaların asil görevi beraber yaşadıkları bitkiye azot temin etmektir.
Mikoriza mantarlarının kuvvetli bir emme özelliği­ne sahip oldukları ve bu suretle üzerinde yaşadıkları emici(kılcal) köklerin emme gücünü artırdıkları, mantar tarafından emilmek suretiyle alınan besin maddelerinin bir kısmını bilahare beraber yaşadığı bitki köklerine tedricen verdikleri ispatlanmıştır. Bu duruma göre, bu mantarlar geniş yüzeyleri ile besin arayıcı ve bulucu olup, bitki köklerinin besin deposu seklinde çalış­maktadırlar. Mantarlar, bitki köklerinden karbonhidrat­ları alarak yaşarlar. Mikorizalı fidanlar dona ve kuraklığa karşı daha dayanıklıdırlar.
Mikoriza mantarlarının diğer bir faydası da, bera­ber yaşadığı bitkiyi, hastalık yapan amillerden koru­masıdır. Hastalık yapan zararlılar toprakta çoktur. Mikoriza mantarlarının bitkinin köklerini bir kılıf gibi sarmış olmaları neticesi dıştan gelen zararlıların hücumuna karşı kökü çok iyi bir şekilde korudukları tespit edilmiştir. Çok faydalı olan bu mantarların, teşekkül edebilmesi için toprakta bazı şartların var olması gerekir. Genellikle orta derecede asit toprakları sever. Bazı türler 5,0–5,5 pH isterler ve iyi havalanan toprakları tercih ederler. Zira bu mantarların da oksijene ihtiyaçları vardır. Gelişmeleri için optimal sıcaklık 200e dir. Çok ıslak topraklardan kaçınırlar. Mantar, azotlu maddeleri (karbon hidratları) sevdiği için toprakların organik maddelerce zengin olması icap eder. Ancak toprağa yüksek dozlarda kimyevi gübre veril­mesi, mikorizanın teşekkülünü kısıtlar. Bu durumda toprağa gübreleme ile verilecek besin maddeleri, mikori-zanın teşekkülüne engel olmayacak şekilde ayarlanmalı­dır.
Bu mantarların toprakta yasama müddeti hakkında kesin bir rakam vermek mümkün olmamakla beraber, orga­nik madde muhtevaları iyi, rutubetli şartlarda dinlen­dirmeye bırakılmış sahalarda şartlara göre 1–3 yıl
97

yaşayabildikleri araştırmacılar tarafından belirtilmek­tedir.
Gelişigüzel serpilmiş ibre uçları sarı ve kurumuş, zayıf, ölmüş veya ölmek üzere olan fidanlar, yastıkta parçalı büyüme yani yer yer büyük veya küçük boşluk­lar, mikoriza yokluğunun belirtileridir. Bilhassa çam kültürleri için mikorizaların toprakta bol miktarda bulunması lazım geldiğinden bu mantarların fidanlık topraklarında geliştirilmesi zorunluluğu vardır.
Uygun bir aşılama tekniği ile fidanlık toprakları­na mikoriza getirildiği takdirde yetiştirilen fidanla­rın sıhhati iyi ve ağaçlandırma sahalarındaki tutma başarıları yüksek olur.

Mikoriza mantarını bir fidanlığa aşılamak için, mantar sporları, orman toprağı, orman humusu, mikarizalı fidanın bizzat kendisi veya köklerinden faydalanılır. Orman humusu diğerlerine nazaran daha fazla mikarizalı kök teşekkülüne imkan vermektedir.
Hangi fidan türüne mikoriza aşılanacaksa, o türün teşkil ettiği meşcerelerden orman humusu alınıp, ekimden evvel toprakla 8-10cm. derinlikte karıştırılmalıdır. (Karaçam fidanı için bir karaçam meşçeresinden, sarıçam fidanı için bir sarıçam meşçeresinden humus temin edildiği takdirde en iyi netice alınmaktadır). Tohum ekimini müteakip yastık üzerine bir miktar humus veril­mesi başarı oranını daha da artırmaktadır.
Ekimden sonra tohum yastıklarının üzerine ibre samanının serilmesi, fide köklerinde mikorizaların gelişmesini sağlamaktadır. Ancak, ibre samani örtüsü fidelerin toprak yüzeyine çıkmasını engelleyecek kadar kalın olmamalıdır.
Fide çıktıktan kısa bir müddet sonra da (15 gün) fidelerin kök boğazları kısmındaki toprağa humus karıştırılması, mikoriza oluşumunu teşvik eder. Ancak, 2'ci büyüme yılında yapılan aşılama işlemleri iyi sonuç vermemektedir.
Bazı ağaç türlerinin toprak reaksiyonu, taban suyu derinliği gibi kriterlere göre istekleri aşağıda tablo halinde verilmiştir.
98

Tablo:6 Fidanlıklarda Yetiştirilecek Ağaç Türle­rine Göre Toprak, Taban Suyu, Organik Madde ve Toprak Reaksiyonu Durumu

 

Minimum

Optimum

Minimum

Minimum

 

Taban suyu

Toprak

Toprağın toz+kil Or.Mad.

 

Derinliği

Reaksiyonu

Muhtevası

15cm.Derin

Ağaç Türü

(CIL)

(pH)

(%)

likte (%)

Dişbudak

75

5.5-8.0

40

4.0

Kavak Türleri

60

5.5-7.0

15

2.5

Ihlamur

100

5.5-7.5

40

3.0

Huş

60

4.7-6.5

25

2.5

Sedir Türleri

100

4.7-8.0

40

4.0

Mahlep

75

5.0-7.0

25

1.5

Karaağaç

60

5.0-8.0

25

2.5

Göknar

45

4.7-6.5

25

3.0

Y.Akasya

100

6.0-8.0

25

_

Akçaağaç

100

5.0-7.5

40

3.0

Mese

100

5.5-8.0

40

4.0

Sarıçam

100

4.7-6.0

10

0.7

Karaçam

100

4.5-6.0

10

1.2

Ceviz

100

6.0-8.0

40

4.0

1.6. Toprak Örneği Alma Tekniği
1.6.1. Toprak Örneklerinin Alınış Amacı

1.Gereğinden daha çok gübre kullanımını önlemek,
2.Bilinçsiz gübre kullanımının beraberinde getireceği masrafı azaltmak,
3.Yetiştirme ortamının özelliklerine uygun gübre
kullanmak,
4.Yanlış zaman ve yanlış şekilde gübrelemeyi önle­mektir.
99

1.6.2. Toprak Örneği Alınırken Sakınılacak Yerler
1.Kompost, hayvan gübresi, kireç, kum, harman, fabrika ve inşaat artıklarının yığıldığı yerlerden,
2.Su birikmiş, dere ve sel baskınına uğrayan yerlerden,
3.Hayvan sürülerinin uzun süre konakladığı yerler­den,
4.Kök, yabani ot, sap gibi bitki artıklarının yakıldığı yerlerden,

  1. Yol, çit, orman, kanal, su arkı, dere kenarları
    ile tarla hudutları ve ağaç altlarından,
  2. Örnek alınacak alanın esas karakterinden farklı,
    bozuk drenajlı, kumlu taşlı ve çakıllı çok küçük alan­lardan,

7.Don olayının olduğu gün ve dönemlerde toprak örneği alınmamalıdır.
Alınacak numunenin, alındığı sahayı tam manası ile temsil etmesi lazımdır. Toprak, parselin her tarafında yeknesak olmadığından gübreleme maksadıyla alınacak numunenin o sahanın en az 20 muhtelif noktasından 0–30 cm.den alınmış birer parça toprağın karışımından husule gelmiş ortalama bir numune olması lazımdır. Buna "karma numune" denir. Numune alınan noktaların sayısı ne kadar çok olursa hassasiyet o kadar artar.
Eğer büyük bir parselde Yukarıda sayılan hususlar bakımından fark gösteren sahalar isletmecilik açısından ayrı olarak gübrelemeyi icap ettirecek kadar büyük iseler oralardan ayrıca numune alınır ve ayrı bir "Toprak Numune Gönderme Raporu" doldurulur.
Yine, yapılacak tahlil ve tavsiyelerin isabetli olması için "TOPRAK NUMUNE GÖNDERME RAPORU”NDA ki soruların tam ve doğru olarak cevaplandırılması lazımdır.
100

Üst toprak tabakasının temsil ettiği sahanın alt toprak tabakasından alınan numune için ayrıca bir toprak numune gönderme raporu doldurmaya gerek yoktur. Toprak numune gönderme raporundaki alt toprak tabakasına ait soruları cevaplandırmak yeterlidir.
Eskiden farklı şekilde gübrelemeye tabi tutulmuş veya farklı bitkiler yetiştirilmiş sahalardan da ayrı numuneler alınır.
Her numunenin temsil ettiği saha veya parselin basit bir krokisi "Toprak Numune Gönderme Raporu"nun arkasındaki karenin içine yönler nazari itibara alınarak çizilir. Her numunenin temsil ettiği sahayı unutma­mak için numuneyi gönderen sahsın kendisi için de bir kroki çizip gereken notu mutlaka alması lazımdır.
Aşağıda 10 dekarlık, takriben kare şeklindeki bir parselde toprak numunesinin nereden alınacağı şematik bir şekilde gösterilmiştir.
Parsel kenarlarından daima 5-10m. içeriye kaçılmak suretiyle. parselde "zig-zag" lar çizilerek ve takriben 20–25 adımda bir olmak üzere 20 noktadan numune alınır.
Bu sekil numune alınacak noktaların, parselin muhtelif yerlerine serpilişini göstermesi bakımından mühimdir. Pratikte parselin şekil ve durumuna göre numune alınacak noktaların tespiti numuneyi alacak şahsın görüşüne bırakılmıştır.

101

Gübreleme maksadı ile 10 dekarlık bir parselden karma bir toprak numunesi almak için açılacak çukurların (bir bel küreği derinliği) yerlerini gösterir sema;

20–25 adımda bir ve "zig-zag" lar veya S’ler çizi­lerek tesadüfî 20 kadar noktanın 0–30 cm. derinliğinden bir miktar toprak alınır. Bunlar önce bir kovada toplanır. Sonra temiz bir telis vs. üzerinde iyice karıştırılıp yayılarak bunun her tarafından birer avuç toprak alınarak 1kg. kadar bir "karma örnek" yapılır.
Toprak numunesi elde mevcut imkânlara ve toprağın fiziki durumuna göre toprak küreği, toprak burgusu, toprak numune alma boruları vs. vasıtasıyla alınır.
Yeni gübrelenmiş parsellerden numune alınmaz. Eğer alınması icap ediyorsa gübre şerit ve birikintilerinin bulunduğu yerlerden numune alınmamalıdır.
Numune alabilmek için toprağın kafi derecede kuru olup, ayağa yapışacak kadar ıslak olmaması lazımdır. Donmuş topraklardan numune alınmaz. Toprak numunesi mutlaka bir teknik elemanın gözetiminde alınmalıdır.
1.6.3. Toprak Numune Gönderme Raporu A- Numunenin alındığı
yer:
a) Gönderilen numune sıra No:
. . . . . . . . . . . . . .  

  1. Toprak numune derinliği :
    . . . . cm.den . . . . cm.ye kadar
  2.  Fidanlık Adi :.........

Ada No:... Parsel No:.... Tarla No:
b) İli I İlçesi.... Mevkii......
B- Numune Alınan Yerin Özellikleri

  1. Arazinin adi ve rumuzu.... büyüklüğü..Ha.
  2. Topografik durumu: Düz, dalgalı, meyilli,yamaç, taban

c)Meyil yönü: Doğu, Bati, Kuzey, Güney, Ku-Do,
Ku-Ba, Gü-Do, Gü-Ba
102

d) Kullanılış tarzı. . . . . . . . . . . . . .

  1. Toprak durumu: Hafif, Orta, Ağır, Taşlı, Çakıllı, Tuzlu, Çorak, Kumlu,
  2. Arazinin eski durumu: Tarla, Mer'a, çayır,
    Sebzelik, Meyvelik, Orman, Bataklık
  3. Arazinin halihazır durumu: Kültür, Nadas,
    Legüminli nadas, Sürülmüş, Bozulmuş, Çayır v.s.

h) Eskiden tahlil yapılmış mıdır?: Evet, Hayır,
Ne zaman........... Lab. No..........
C- Sulama imkanları

  1. Sulanabiliyor mu? Evet, Hayır,
  2. Sulama suyunun cinsi: Nehir, Irmak, Dere, Göl,
    Kuyu, Artezyen Kanalizasyon
  3. Toprağın su geçirme kabiliyeti:iyi,Orta,
    Fena, Çok fena

D- Gübreleme: Bir hektara verilmiş olan her cins gübrenin isim ve miktarları

  1. üç sene evvel 19..............................
  2. iki sene evvel 19............................
  3. Bir sene evvel 19............................
  4. Son sene 19................................
  5. Kullanılmak üzere elde mevcut gübreler.............

E- Yetiştirilen kültür cinsi ve bir hektardan alınan fidan
Yaşı   ibreli   Yapraklı

  1. Bir evvelki sökümden 19........ Ad....... Ad
  2. Son sökümde 19............... " ........ "
  3. Ekilmesi düşünülen 19.............. "......... "

103

F- Numunenin alındığı vejetasyon devresindeki fevkalade müşahedeler, varsa kültürün durumuNumunenin alındığı tarih......... numuneyi alanın
(Adi Soyadı, Görevi)
RAPORUN DOLDURULMASI

  1. Nokta1ı olan yerleri doldurunuz.
  2. Cevap1i olanlardan duruma uyanların altını çiziniz.
  3. Toprak numunesi "Gübreleme Maksadı İçin Toprak Numunesi Alma Tekniği" ne göre alınır.
  4. Aşağıdaki karenin içine yönleri nazari itibara alarak numunesi alınan yerin basit bir krokisi çizilir.

Kuzey
Batı             Doğu
Güney
1.7. Su örneği Alma Tekniği

1.7.1. Su örneklerinin Alınma Amacı

1.Fidan1ik1arda sulama amacı için kullanılan suyun elverişlilik durumunu belirlemek ve gereken tavsiyeler­de bulunmak.
2.Suyun toprak ve kayaları eriterek bünyesine aldığı kimyasal maddelerin konsantrasyonunu belirle­mek.
3.Su1ama suyunun kalitesinin, kar, yağmur ve sel sularıyla karışması veya buharlaşma nedeniyle mevsimsel değişimlerini belirlemektir.
104

Orman fidanlıklarında sulama maksadı için kullanılan suların tahlil edilerek sulamaya elverişlilik derecelerinin tespit edilmesi ve elde edilen neticeye göre lüzumlu tavsiyelerde bulunulması gerekir. Su tah­lillerinden beklenilen faydanın temin edilebilmesi için gerek sulama suyu numunelerinin alınmasında ve gerekse numunelerin ambalaj ve sevkinde muayyen bazı esaslar dahilinde hareket edilmesi lazımdır. Su tahlillerinin külfetli, uzun zamana ihtiyaç göstermesi ve pahalı oluşu dolayısıyla ve bilhassa beklenilen faydayı temin etmesi bakımından numunelerin alındıkları su kaynaklarını tam manasıyla temsil etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde hatalı bir neticeye dayanılarak yapılan tavsiyeler suyun, bitki ve toprak üzerinde olacak tesirlerinde fayda yerine zarar verebilir.
Hassas bir şekilde yapılan sulama suyu analizle­rinden maksat, suyun üzerinde bulunduğu veya aktığı toprak ve kayaları eriterek bünyesine aldığı kimyasal maddelerin konsantrasyonlarını tespit etmektir. Böylece bilgisiz bir sulamanın doğurabileceği tehlike ve mahzurlar önlenmektedir.
Numune alınacak şişeler, mantar veya lastik tapalı, kalın camlı, renksiz veya açık renkli olmalıdır. Şişeler 1 litrelik ise 2 tane kullanılmalı, kullanılmadan evvel temizleninceye kadar sıcak sabunlu su ile yıkanmalı ve numune alınacak su ile 3–4 defa çalkalanmalıdır.
Su analizleri için elde asgari 2 litre su numune­si bulunmalıdır. Numunelerin, şişe içerisinde bir miktar hava kalacak şekilde ağızlarının 3–4 cm. aşağısına kadar doldurulmaları lazımdır. Aksi takdirde sıcak havada şişe çatlayabilir.
Sulama sularının kalitesi, kar, yağmur ve sel sularının karışmasıyla veya buharlaşma ile mevsimden mevsime ve hatta aydan aya bile farklılıklar gösterebilir. Bilhassa şiddetli bir yağış esnasında veya akabinde numune alınmaz. Su numuneleri sulama devresine tekabül eden aylar zarfında alınmalıdır ki, kullanıldıkları andaki kalitesini göstermesi bakımından da bu en uygun zamandır.
105

Sulama suyunun evsafının, sulama devresi esnasında ne dereceye kadar değiştiğinin incelenmesi arzu edildiği takdirde ise, bu devrenin muhtelif zamanlarında ayrı birer numune alınmalıdır.
Akarsulardan alınacak numunelerde dikkat edilecek husus, numunenin alınacağı mevkiin seçimidir. Bilhassa nehir ve ırmak gibi büyük sahaları sulayan akarsuların terkip ve kalitesi, çeşitli evsaftaki yataklardan geçmesi, birçok ufak dere, drenaj sularının karışması gibi sebeplerle akarsu boyunca geniş ölçüde değişebilir. Bu sebeple akarsulardan alınan numuneler, muayyen sulama bölgelerini temsil edecek şekilde ve her sulama bölgesi için ayrı olarak alınmalıdır.
Suyun durgun kısımlarından, kenar ve kavsak noktalarından mümkün olduğu kadar kaçınılmalı, hızlı aktığı orta bir yerinden alınmalıdır. Şişe ağzı kapalı olarak su sathinin 40-50cm. altına daldırılır, tıpa açılarak suyun sise içerisine dolması temin edilir. Böylece su yüzünde birikmiş yabancı cisimlerin numune ile birlikte alınmasının da önüne geçilmiş olur.
Boru çakılı olmayan kuyulardan, şişenin boyuna bir ip bağlıyarak sarkıtılmak suretiyle, pompajlı su kuyularından ise, motor takribi olarak 15 dakika kadar çalıştırılarak su berraklaştıktan sonra numune alınır. Alınan su derinliğinin de önemi çok büyüktür. Kuyularda, numunelerin hangi derinlikten alındığı bilhassa işaret edilmelidir. Zira birbirine çok yakin veya farklı taba­kalardan pompaj yapılan kuyularda dahi bazen çok farklılıklar müşahede edilmiştir. Hatta aynı kuyunun su kalitesi muhtelif tabakalardan suyun alınması yüzünden veya pompalama zamanının uzunluğu sebebiyle değişebilir.
Sulama suyu, su kanallarında ise kanalın sulama sahası içerisindeki bir noktasından alınan numuneye ilaveten, bu kanalın suyunu temin ettiği göl ve baraj içerisindeki suyun orijinal evsafını da tayin etmek için, kanalın göl ve barajı terk ettiği noktasından da bir numune alınmalıdır. Böylece kanal suyunun, sulama bölgesi içerisine girinceye kadar evsafının ne dereceye
106

kadar değiştiği de tespit edilmiş olur. Ayrıca göl ve barajı besleyen akarsuların, göl ve baraja dâhil oldukları noktadan alınacak bir numune de aradaki farkın ne olduğunu tespit etmemize yarar.
Kaynak ve sığ akarsulardan numune almada ise; ekseri hallerde numune şişesinin sığabileceği büyüklük­te bir çukur açılması icap eder. Husule gelen bulanıklık tamamen geçene kadar beklenir ve yukarıda izah edildiği şekilde numune alınır.
Bütün numune alışlarda dikkat edilecek husus, usulüne uygun zaman ve zeminin iyi seçilmiş olmasıdır. Aksi takdirde temsil kabiliyeti zayıf olan numuneler yanlış yahut yanıltıcı tavsiyelerin yapılmasına sebebi­yet verirler.
Herhangi bir sebeple: Orman Toprak Laboratuarınca yahut ta numuneyi alan tarafından, ayni sudan ikinci bir numune daha alınmasına lüzum gösterildiği takdirde ikinci numune, birincisinin alındığı mevkiden ve ayni şartlar altında alınmalıdır.
Her numune ile birlikte bir adet "SULAMA MAKSADIYLE ALINAN SU NUMUNESI GÖNDERME RAPORU" doldurulmalıdır. Rapor, numunenin alındığı yerde ve anında, kurşun kalemle gayet okunaklı bir şekilde doldurulmalıdır.
Su numunesinin alınmasından sonra hazırlanan su numunesi şişe etiketi, numune şişesinin boyuna bir iple iyice bağlanmalıdır.
Su örneklerinin Ambalaj ve Sevki:
Numune temiz hazırlanmış şişelere alınınca ağızları hemen lastik veya mantar tapa ile sıkıca kapatılır ve şişenin boynu ve ağzı temiz bir kağıtla iyice sarıldıktan sonra tapanın sevkıyat esnasında açılmasını önlemek bakımından da iple bağlanır.
Numunenin şişe etiketi hazırlanır ve şişeye iple bağlanır.
Numuneler alındıktan sonra bekletilmeden mümkün olan en kısa zamanda laboratuara gönderilmelidir. Genel olarak bir numunenin alınmasıyla analizi arasında geçen zaman azaldıkça analiz neticeleri daha güvenilir olur. Zira kimyasal ve biyolojik faaliyetler numunenin terkibini değiştirebilirler.
107

Numuneler, sağlam tahta sandıklara etrafları talaş, kuru ot, kağıt, bez vs. gibi maddelerle takviye edilerek yerleştirilir. "Sulama Maksadıyla Alınan Su Numunesi Gönderme Raporu" sandık içine konmayıp posta ile bir zarfın içinde gönderilmelidir.
1.7.2. Sulama Maksadı İle Alınan Su Numunesi

Gönderme Raporu

A- Su Numunesinin Alındığı Yer

  1. Gönderilen Numune Sıra No :.......... ,
  2. Fidanlığın Adi:................ .
  3. İli....... İlçesi......... Mevkii.

B- Numuneye Ait özellikler

  1. Su kaynağının cinsi;Nehir,1rmak,Dere,Çeşme,Kuyu,
    Kaynak,Baraj,Göl,Sulama Kanalı,Taban Suyu:. .........
  2. Varsa su kaynağının coğrafi veya mahalli adi:. ......
  3. Daha önce tahlili yapılıp yapılmadığı? Evet,
    Hayır.... Tarihi.........................
  4. Numunenin alındığı Derinlik:. .......................
  5. Suyun 1sisi.... oC, Kokusu. Rengi. ..........
  6. Suyun menfi tesirleri müşahede ediliyorsa:
    Toprakta ve bitkilerde meydana getirdiği arazları:

C- Numuneyi alanın mütalaası
Numunenin alındığı tarih:.... Numuneyi alanın adi,
Görevi...................................
Su Numunesi Şişe Etiketi Örneği
Numune No:......... Tarihi.
Fidanlık Adı: ...........
Numuneyi Alanın Adı, Soyadı:
Görevi:................
Su Kaynağının Cinsi:........
108

İKİNCİ BÖLÜM
2. TOHUM VE FİDAN ÜRETİM TEKNİĞİ
Teknik ormancılıkta esas amaç devamlılığın sağlanmasıdır. Bunun içinde orijini belli, üstün nitelikli tohumlardan elde edilen kaliteli fidanlarla yapılan ağaçlandırmaların büyük önemi bulunmaktadır. Bu bakımdan ağaçlandırma çalışmalarındaki başarının temelini tohum ve fidan üretimi teşkil etmektedir.
2.1. Tohum üretim Tekniği

Tohum; Yumurta hücresinin döllenmesiyle oluşan embriyo (bitki taslağı), endosperm (besleyici doku) ve kabuğu bulunan generatif olarak bitki neslinin devamını sağlayan tanedir. Bitkisel hayatta çoğalma, en geniş şekilde meyve ve tohumla olmaktadır. Her ne kadar asi, çelik, kök sürgünleri vb. usullerle vegetatif çoğalma mümkün ise de, bitkisel hayatın başlangıcı tohum olarak düşünülebilir.
Bazı hallerde meyve gelişse de içindeki tohumun embriyosu oluşmamış olabildiğinden, bu tohumlarla bitki­yi üretmek mümkün değildir. Tohumla fidan üretiminde bu duruma çok dikkat edilmesi gerekir.
Bir yandan odun ve selüloz hammaddesine duyulan isteğin ve bu hammaddenin kullanım alanlarının gittikçe artması, öte yandan hızla artan insan nüfusunun ve yeni yerleşim merkezlerinin mevcut orman alanlarını gittikçe azaltması, insanlık tarihinde ilk kez daha üstün nite­likte ve daha çok miktarda odun üretebilen orman ağacı ırk ve soylarının bulunmasını gündeme getirmiştir. Bu nedenle ağaçlandırmalarda kullanılacak fidanların üretileceği tohumların irsel özelliklerinin çok iyi bilinmesi zorunludur.
Genel olarak selekte edilmiş materyal kullanmakla, kaynağına göre değişik oranlarda genetik kazançlar elde edilmektedir. Bu oran, tohum meşçerelerinde %20, tohum bahçelerinde %30, çelikle üretmelerde %40 olmaktadır.
109

Ağaçlandırmalarda birinci önemli husus; iyi irsel nitelikli, yüksek artımlı tohum kullanmaktır. ikinci önemli husus ise; tesis mıntıkasının özelliklerine uygun orijinli tohum kullanmaktır.
2.1.1. Tohuma İlişkin Bazı Ormancılık Terimleri

2.1.1.1. Orijin

Bir bölge ya da yöredeki populasyon olarak adlandırılabilinir. Bu durumda coğrafik anlamda orijin, belirli bir yöre, biyolojik anlamda orijin ise, belirli bir yörenin üzerinde yetişen populasyon demektir.
2.1.1.2. Populasyon

Doğal koşullar altında aralarında gen alışverişi olabilen bireyler topluluğudur.  Bu gen alışverişi bireyler arasında polenler aracılığıyla, bir nesilden bir sonraki nesle doğru olur.
2.1.1.3. Coğrafi

2.1.1.3..Irk

Ana türden irsel bazı küçük özelliklerle ayrılan ve belirli ekolojik şartlara uyan bitki veya ağaç topluluklarıdır.
2.1.1.4. Ekotip

Özel bir yetişme ortamının selektif faaliyeti sonucu meydana gelen farklı ırklara denir. Ekotipler bulundukları yerin çevre şartlarına uyum sağlamışlardır.
2.1.1.5. Fenotip

Bir ağacın gelişmesini ve hayatini kontrol eden iki önemli faktör olarak kalıtım ve yetişme ortamının etkileri altında ağaçta meydana gelen şekillenmeye, yani ağacın dış görünümüne denir.
2.1.1.6. Genotip

Ağacın genel yapısını oluşturan genlerin toplamı ise o ağacın genotipidir.
110

2.1.1.7.  Kalıtım
Canlıların kendilerine ve atalarına benzer döller meydana getirmelerine denir.
2.1.1.8.  Varyasyon (Değişim)

Ayni ana ve babadan gelen bireylerin bazı karak­terleri bakımından birbirlerinden küçük veya büyük farklılıklar göstermesine denir.
2.1.1.9. 1000 Tane Ağırlığı

Hava kurusu halindeki saf tohumlardan dolu tane olarak 1000 tanesinin rutubeti ile beraber olan ağırlığına denir. Genellikle, 1000 tane ağırlığı yüksek olan tohumlardan meydana gelen fidanlar ilk yıllarda büyük bir gelişme göstermekte ve daha kaliteli olmaktadır.
2.1.1.10. Rutubet Yüzdesi

Normal oda sıcaklığında hava kurusu halindeki tohumun içerdiği suyun yüzde olarak ifadesidir. Rutubet yüzdesi tohum saklanmasında çok önemlidir.
2.1.1.11. Çimlenme ve Çimlenme Tipleri

Çimlenme, tohumdaki embriyonun latent (potansiyel)
durumdan çevre etmenlerinin etkisi ile büyüme ve gelişme durumuna geçmesidir. Çimlenme, tohumun su alması ile baslar ve su ile doyan tohumun ağırlığı ve hacmi artar, yani tohum şişer. Sonra kökçük (radicula) çıkar ve primer kök gelişmeye başlar. Bu safhadan sonra çimlenmede epigeik ve hipogeik olmak üzere başlıca iki tip ayırt edilir.
Epigeik çimlenme, çimlenen tohumun çenek yapraklarının toprak üstüne çıkmasıdır. Hipogeik çimlenme, çimlenen tohumun çenek yapraklarının toprak altında kalmasıdır.
Çimlenmeye Etki Eden Faktörler:
— Isı: Tohumun çimlenmesi için ağaç türüne göre değişen minimal bir ısıya ihtiyaç vardır. Isı yüksel­dikçe çimlenme hızlanır ve bu durum isi optimumuna kadar devam eder. Bundan sonra isinin artması çimlenme sonuçlarını düşürür.
111

  1. Rutubet Su: fermentleri, yedek maddeleri çözer.
  2. Oksijen: Çimlenen tohum oksijeni alır ve karbon
    asidini atar.
  3. Işık: Işık orman ağacı tohumlarının çimlenmesi
    için mutlaka gerekli bir faktör değildir. Işığın çimlenmeyi artırıcı etkisi tohum kabuğundaki kimyasal tep­kimelere dayanır. Bunlar, oksijeni tohumun yaşayan kısımlarına geçirmesini (diffusion) sağlar. Olgunlaşmamış veya çimlenmesi zayıflamış tohumlarda ışık çimlenmeyi artırıcı etki yapar.

2.1.1.12. Çimlenme Yüzdesi
Tohumun çimlenme yeteneğine denir. Laboratuar şartlarında belirli sayıda ( genellikle 3x100 tane ) tohum örneğinden çimlendirme aletlerinde çimlenenlerin sayısı belirlenmek suretiyle bulunur.
Tohumun yaşama kabiliyetinin tayini iki şekilde yapılır:
1- Çimlendirerek tohumun yaşama kabiliyetinin tayini
Tohumların çimlenme yüzdelerinin (yasama kabiliyeti) tayini Jacobsen ve Rodewald aletleri ile çimlendirme dolabı kullanılarak yapılmaktadır.
2- Çimlendirmeden tohumun yasama kabiliyetinin tayini
Çimlenme engeli bulunan ve çimlendirilmesi bir
takım işlemlere ve uzun zamana bağlı olan tohumların çimlenme yüzdelerinin tayininde biyosimik metot olan Tetrazolium metodu uygulanmaktadır.
Laboratuarlarda yapılan işlemler ve kontroller sonucunda elde edilen yukarıdaki bilgiler tohum kalite kontrol belgesine yazılır ve bu belge tohumun saklandığı stok merkezine gönderilir.
2.1.1.13. Çimlenme Enerjisi (Hızı)

Tohumun çabuk çimlenme yeteneğine denir. Çimlenme enerjisi, çimlendirme deneyinin başlamasından itibaren ağaç türlerine göre değişen bir zamanda ( çimlenme engeli olmayan tohumlarda ilk 7 gün içinde) çimlenen tohumların sayısına göre bulunur. Üretimin başarı ile sonuçlanması, çimlenme yüzdesinden ziyade, çimlenme hızına bağlıdır.
112

Aynı çimlenme yüzdesine sahip iki tohumdan çimlen­me hızı yüksek olan, diğerine göre daha yüksek kalitede olup, daha kuvvetli ve canlı fidanlar vermektedir. Çimlenme hızı, taze ve olgun tohumlarda, eski veya henüz olgunlaşmamış tohumlara göre yüksektir. Çok yüksek ısıda elde edilen tohumlarla, tekniğe uygun saklanmamış olan tohumların çimlenme enerjisi düşük olmaktadır.
2.1.1.14. Fidan Yüzdesi

Açıkta normal şartlar altında ekilen 100 tohumdan elde edilen, yaşama yeteneğine sahip kışı geçirebilen fidanların sayısına denir. Fidan yüzdesi yurdumuz fidanlıklarında çimlenme yüzdesinin %40-80'i arasında bulunmaktadır.
2.1.1.15. Çimlenme Engeli

Olgun tohumun kabuk, endosperm, meyve eti, embriyo gibi nedenlerden bir veya birkaçının etkisi ile çimlenmesinin gecikmesi durumudur. Çimlenme engelleri başlıca dört sebepten ileri gelir.
— Kabuk: Kabuk sert olduğu takdirde suyun ve oksi­jenin girişine engel olur. Bu durum y.akasya, sofora, gladiçya, katırtırnağı gibi tohumlarda vardır. Sülfürik asit, sıcak su, çizikleme gibi metotlarla giderilebilir.
—Endosperm: Bazı türlerde endospermin sertliğinden dolayı besin maddelerinden yararlanma mümkün olmamaktadır. Bu türlerin başında ıhlamur ve gürgen gelmektedir. Soğuk ve ıslak ön işlemle giderilir.
—Meyve Eti: Bazı türlerin meyve etinde veya endo-sperm içinde bulunan bazı maddeler, çimlenmeye engel olucu etki yaparlar. Çimlenme engellerinden dolayı pratikte bu tür tohumların (üzümlü, çekirdekli meyveler vs.) et kısmını yahut meyveyi saran tabakayı ezerek, parçalayarak tohumdan sıyırmak ve ondan sonra bol su ile uzaklaştırmak gerekir.
—Embriyo: Embriyonun gelişmemiş olmasından (cembra çamı) yahut embriyonun dinlenme ihtiyacından (meşe, dişbudak, gürgen, akçaağaç) ileri gelen çimlenme enge­lidir. Soğuk ıslak işlemle bu engel giderilebilir.

Bazı Önemli Orman Ağacı ve Süs Bitkileri rının Ekim Öncesi Göreceği Ön İşlemler:

Tohumla

Cinsi veya Türü: Abies spp.    :
Genellikle sonbahar ekimi herhangi bir işlem gerektirmez. İlkbahar ekimi yapılacak ise 3–4 hafta rutubetli kumda soğuk katlama yapıldıktan sonra ilkbaharda mümkün olduğunca erken (mümkünse şubatta) ekilmelidirler. A.ci1icica erken ekilirse başkaca bir işlemi gerektirmez.

Acer campestre: Kompost içinde 4 hafta sıcak ve 12–24 hafta soğuk ortamda ön isleme tabi tutulduktan sonra İlkbaharda ekilir.
Acer cappadocicum: Kompost içinde yalnız 12–16 hafta soğuk ortamda ön isleme tabi tutul­duktan sonra ilkbaharda ekilir.

Acer palmatum

Taze tohumlar toplandıktan sonra hemen sonbaharda ekilir. Ancak ilkbaharda erken çıkan fideler dona karşı korunmalıdır veya gene kompost içinde 4 hafta sıcak ve 4–12 hafta soğuk ortam­da tutulduktan sonra ilkbaharda ekil­melidir.

Acer platanoides:Top1andıktan sonra hemen ekilir yahut kuru ve serin bir yerde şubat ayı sonuna kadar depolanarak veya çok miktarda ise kompost veya rutubetli kum içinde 12–16 hafta 1–5°C'de soğuk ortamda katlandıktan sonra erken ilkbaharda ekilir.
114

Acer pseudoplatanus : Az miktar tohum için platanoides         gibi işlem yapılır. Çok miktarları için ise çıplak olarak 6–12 hafta soğuk ortamda bekletildikten sonra ilkba­harda ekilir.

Acer rubrum

: Uzun süre depolama mümkün ise de toplandığında hemen ekilebilir.
Acer saccharinum: Toplandığında hemen ekilmelidir. Zira hayatiyetini çabuk kaybeder.

Acer saccharum
6–12 hafta soğuk ortamda kompost için­de veya çıplak olarak bekletildikten sonra ilkbaharda ekilmelidir.

Aesculus hippocastanum ve A. indica

: Sonbaharda toplandıktan sonra hemen ekilmelidir. Yahut ilkbahara kadar soğuk katlamada bırakıldıktan sonra ekilmelidir. İthal edilen biraz kurumuş tohumlar ekimden önce ilik suda şişirilmelidir.

Ai1anthus altissima
Rutubetli kumda 8 hafta kadar soğuk koşullarda katlandıktan sonra kış sonu veya ilkbaharda ekilmelidir.

A1bizzia julibrissima

Alnus spp.

Berberis spp.        

Sülfürik asitle çimlenme engeli gide­rildikten sonra ekilebilir.

4 Hafta soğuk depolamadan sonra kum1a karıştırılarak ilkbaharda ekilmeli­dir.

6–13 hafta soğuk şartlar altında kompost içinde katlamaya alındıktan sonra ilkbaharda ekilmelidir.

115

Betula spp.   : Tohumlar çıplak olarak soğuk depolamadan sonra kumla karıştırılarak ilkbaharda ekilmelidir, sonbaharda hatta kar üzerine de ekilebilir.
Carpinus betulus: Kompost içinde 4 hafta sıcakta ve 12-14 hafta da  soğukta bekletildikten sonra ilkbaharda ekilmelidir.

Carya

Tohum sonbaharda hiçbir isleme tabi tutulmadan ekilir veya çıplak yahut kompost içinde olmak üzere 13 hafta soğuk bir ortamda bekletildikten son­ra ilkbaharda ekilmelidir.

Castanea sativa: Sonbaharda (ekim ve kasım) ekilmeli yahut ilkbahara kadar rutubetli kumda soğuk katlamaya tabi tutularak İlkbaharda ekilmelidir.

Catalpa spp.

Tohumlar bir ön isleme gerek kalmaksızın kış ayları içinde oda sıcaklığında muhafaza edilip İlkbaharda ekilir.

Cedrus libani

Sonbahar ekimi veya soğuk katlama ile yapılır.

4 haftalık kumda İlkbahar ekimi

Celtis occidentalis

Sonbaharda ekilebilir. Aksi halde kompost içinde 8–12 hafta soğuk kat­lamadan sonra İlkbaharda ekilebilir.

Cercis siliquastrum

Sonbaharda toplanır toplanmaz ekile­bilir. Ekim yastıklarını malçlama faydalıdır. İlkbaharda ekilmesi halinde daha önce 2 ay kadar soğuk katlama zorunludur.
116

Chaenomeles japonica
(Cydonia japonica):Toplandıktan sonra sonbaharda hemen
ekilir veya kompost içinde 2 hafta sıcak, 8–16 hafta da soğuk isleme tabi tutulduktan sonra İlkbaharda ekimi yapılır.
Chamaecyparis spp.: Kumda 8-12 haftalık bir soğuk katla­ma etkili olur.

Cornus mas
Cornus florida

Sonbaharda taze toplanmış ve temizlenmiş tohumlar hemen ekilir veya kompost içinde 16 hafta sıcak, 4–16 hafta da soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilebilir. Yahut yalnız sıcak katlamadan sonra Kasımda ekilir. Soğuk katlamayı toprakta geçirmiş olur.
12–14 hafta kompost içinde soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilir.

Corylus avellana: Temizlendikten ve 2 gün kadar suda şişirdikten hemen sonra sonbaharda ekilir.Yahut da 12-16 hafta kompost içinde soğuk katlamaya tabi tutulduk­tan sonra İlkbaharda ekilir.
Cotoneaster spp.: Kompost içinde 12 hafta sıcak ve 12 hafta da soğuk katlamaya tabi tutul­duktan sonra İlkbaharda ekilir.
Crataegus monogyna
Kompost içinde 4–8 hafta sıcak, 12–16 hafta soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilir.

Crataegus
oxycantha

: C. monogyna gibi işlem görür.

Cytisus scoparius: Asit, mekanik veya sıcak su işlemlerinden biri uygulandıktan sonra rutubetli kumda katlayarak Mart sonu veya Nisan başında ekmelidir.
117

Dapbne mezereum: Meyveler, renk değişimi gözlenince hemen toplanıp tohumlar çıkarılır ve hemen ekilir. Eğer İlkbaharda ekilecekse konsantre sülfürik asit veya sıcak su işleminden sonra kompost içinde 8–12 hafta sıcak, 14 hafta da soğuk katlamada tutulduktan sonra ekilir.

Eleagnus angustifolia
Eucalyptus spp.
Euonymus europaeus

Sonbaharda ekilir veya sülfürik asit işleminden sonra kompost içinde 0–4 saat sıcak ve 8–12 saat da soğuk kat­lamada tutulduktan sonra İlkbaharda ekilir.
Kuru olarak saklandıktan sonra İlkbaharda ekilir.
Kompost içinde 8–12 hafta sıcak, 8–16 hafta da soğuk katlamadan sonra Martta ekilir.

Fagus spp. : Toprak iyi drene edilebilirse sonba­harda doğrudan ekilir. Aksi halde 1–20 hafta(Doğu kayınında 8–12 hafta) soğuk katlamadan sonra ekilir. Katla­maya hemen alınıp ve ekimi de İlkbaharda mümkün olduğunca erken yapılmalıdır.
Fraxinus excelsior:Ağustos veya Eylül başında yeşilken
toplanıp hemen ekilebilir. Aksi halde kompost içinde 8-12 saat sıcak ve 8-12 saat de soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilmelidir.
Fraxinus ornus: Sonbaharda ekilir veya kompost içinde
2–4 hafta sıcak, 12 hafta da soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilir.

Gleditsia triacanthos
Ginkgo bloba

Sülfürik asit muamelesinden sonra İlkbaharda ekilir.
Rutubetli kumda 4-8 hafta soğuk kat­lamaya tabi tutulduktan sonra ekilmelidir.

Hamamelis spp.

Erken toplanıp hemen ekimi,İlkbahar ekimine nazaran daha basari1idir. Eğer İlkbaharda eki1ecekse kompost içinde 8 hafta sıcak ve 16-24 hafta soğuk katlama gerekir.

Hippophaea rhamnoides
Ilex aquifo1ium
Jug1ans nigra
Jug1ans regia Juniperus spp.
Ligustrum spp.

Rutubetli kumda 12 hafta soğuk katla­madan sonra İlkbaharda ekilir.
Tohumlarda uyku halini giderecek etkin bir yöntem henüz bulunmamakla beraber pratik bir yol olarak kompost içinde 40 hafta sıcak ve 24 hafta da soğuk katlama önerilmektedir. Katlama süresi en uzun olan taksondur.
Meyve kabukları alınarak ortaya çıkan sert kabuklu tohum rutubetli kum ve kompostda 12–20 hafta soğuk katlamaya alındıktan sonra ekilmelidir.
Ayni J.nigra gibi işlem görür.
Tohumlar rutubetli kumda türlere göre 4-20 hafta soğuk katlamaya tabi tutulurlar. Ancak katlamadan evvel çimlenme engelleri kısmında belirti­len ön işlemlere tabi tutulmalı, kozalağın etli kısmı parçalanarak ve yıkanarak tohumlar temizlenmelidir. Bir ölçüde erken sonbahar ekimi de yapılabilir.
Tohumlar ekilmeden önce 0-l0 °C'de 8–12 hafta soğuk katlamada tutulur.

Liquidambar orientalis
Liquidambar styraciflua

Ön işleme lüzum olmadan ekilebilir.
4–12 haftalık bir soğuk saklamadan sonra İlkbaharda ekilir.

119

Liriodendron tulipifera

7–20 haftalık bir soğuk sonra İlkbaharda ekilir.

saklamadan

Lonicera spp.
Magnolia spp.
Mahonia aquifolium
Malus baccata ve M.sylvestris   :
Morus alba ve M.nigra
Ostrya carpinifolia

Türlere göre ve ayni türde bireyler arasında çimlenme engeli bakımından farklılıklar vardır. Ancak genellikle 8–12 haftalık bir soğuk katlama söz-konusudur.
Meyveler olgunlaşınca sonbaharda toplanır, temizlenir ve kurumadan hemen ekilir. Tohumlar kurursa veya oda sıcaklığında kisin bekletilirse haya­tiyetini kaybeder. Daha sonra ekilecekse 12–24 hafta soğuk katlamaya alınmalıdır. Ekim yapıldıktan sonra da çimlenme ortamı hiçbir zaman kuru kalmamalıdır.
Berberis türleri gibi kompost içinde 5–13 haftalık bir soğuk katlamadan sonra ekilebilir.
Ya tohumlar olgunlaştıktan sonra meyveden çıkarılarak hemen ekilmeli veya kompost içinde 2 hafta sıcak ve 12–16 hafta da soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilmelidir.
Çıplak olarak 4–12 hafta soğuk depoda bekletildikten sonra İlkbaharda eki­lebilirler. Ancak bazı dut türleri sadece erkek çiçek verirler, bu yüz­den meyvesizdir.
Kompost içinde 8 hafta sıcak ve 8-12 hafta soğuk katlamadan sonra ekilir.

Pittosporum spp.: Tohumun çimlendirilmesi güç değildir. Bir torba içine konan tohumlar birkaç saniye kaynar su içinde tutularak ekilirse çimlenme çabuklaşır.
120

Platanus spp.

Kış sonunda ağaçtan toplanan meyveler ufalanarak tohumlar meyveden ayrıldıktan sonra kumla karıştırılarak İlkbaharda doğrudan ekilir.

Prunus spp.

Meyvenin etli kısmı temizlenip yıkanarak ayrılan tohumlar kompost içinde 2 hafta sıcak ve 18 hafta soğuk kat­lamadan sonra ekilir.

Pterocarya fraxinifolia

Toplandıktan sonra hemen ekilmeli yahut rutubetli kumda 8-12 hafta soğuk katlamadan sonra şişirerek hemen ekilmelidir.

Quercus spp.

İyi drene edilen topraklarda toplanmayı takiben hemen sonbaharda ekilme­li. Aksi halde İlkbahara kadar rutubetli kum içinde 4–8 hafta soğuk katlamaya tabi tutulduktan sonra ekilmelidir. Q.cerris, Q.petraea Q.robur da soğuk katlamaya gerek yoktur.

Robinia pseudoacacia

Asit, mekanik veya sıcak su işlemlerinden biri uygulanır.

Rosa canina

Anaçlık olmak üzere tohumdan yetiştirilir. Bunun için tohumlar kompost içinde 8 hafta sıcak, 8–12 hafta da soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilir.

Sambucus nigra

Kompost içinde 10 hafta sıcak ve onu takiben 12 hafta soğuk katlamadan sonra İlkbaharda ekilmeli. Doğrudan yaz sonu ekimi de önerilmektedir.

Sequoia
sempervirens ve S.gigenteum

Zorunlu olmamakla beraber, tohumlar 8 haftalık bir soğuk katlamaya tabi tutularak daha iyi sonuç alınabilir.

Sorbus spp.

: Malus gibi işlem görmelidir.

Symphoricarpus rivularis

Erken toplanıp kompost içinde 12–16 hafta sıcak katlamaya tabi tutularak sonbaharda ekilebilir, yahut katlama­dan sonra 18-26 hafta soğuk katlamaya alınarak daha sonra İlkbaharda ekile­bilir.

Taxus spp.

Etli kısmından ayrılan tohumlar kumda soğuk-ıslak katlamaya alınarak ertesi yıl İlkbaharda ekilebilir. Katlamada 4 yıl bırakılıp parti parti ekilebilir.

Tilia spp.

Meyvelerin rengi yeşilden kahverengi sarı renge dönüştüğü zaman hemen ekilmelidir. Aksi halde kompost içinde 4–20 hafta sıcak katlama, 20–24 hafta da soğuk katlamadan sonra ekilmeli­dir. Soğuk katlama süresi T.cordata' da 16 haftaya kadar iner.

Thuja spp.

Doğrudan ekilebildiği gibi 8 hafta soğuk katlama daha da iyi sonuç alınmasını sağlar.

Ulmus glabra

Haziranda tohumlar dökülünce toplanır ayni gün ekilir. Tohum yastığı rutu­betli olarak muhafaza edilmelidir.
122

Viburnum spp. : Çimlenme engelini giderici etkin bir yöntem yok sayılabilir. Onun için tam olgunlaşmadan meyvelerden tohumlar çıkarılarak yazın ekilmeli ve yastıklar rutubetli tutulmalıdır.
Zelkova spp. : Sonbaharda tohumlar toplanır toplan­maz hemen ekilebilir. Aksi halde kuru olarak İlkbahara kadar soğuk koşullarda 2–6 hafta bekletildikten sonra ekilmelidir.
2.1.1.16 Tohum Örneği Alınması

Fidanlıklarda ekimde kullandığımız tohumun kalite değerlerini başlangıçta bilmek zorundayız. Böylece m2.de arzu ettiğimiz fidan sayısına göre gram toleransı ile tohum ekonomik olarak ku1lanı1ırken, bakim giderlerinden de tasarruf sağlanır ve arzu edilen fidan sağlıklı ve garantili olarak temin edilmiş olur.
Tohum örneği, tohum partisini temsilen partinin niteliklerinin tespiti ve sonuçta tohuma sertifika verilebilmesi için tohumun cinsine özgü laboratuar analizi ve testlerine tabi tutulacak birim ağırlıktaki tohumdur.
Yeni toplanan ya da stokta bulunan tohumlardan laboratuar kontrollerine esas olacak örnekler mutlaka bu konuda yetişmiş bir fidancı veya bir isçi tarafından bir teknik elemanın gözetiminde alınmalıdır.
Tohum örneğinin sıhhati, örneğin doğru ve itina ile alınmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Örnek, alındığı tohum partisinin bütününü temsil etmiyorsa bu örnekle yapılacak kalite kontrol sonuçları da örneğin alındığı tohum partisinin bütünü için geçerli olmayacaktır. Örnek almadan önce tohum partisinin homojenliği kontrol edilir. Tohum partisi homojen olmalıdır. Ancak homojen bir tohum partisinden deneme örneği alınabilir.

2.1.1.16.1. Tohum Örneği Alma Esas ve Usulleri

  1. Akıcı olmayan (dişbudak, kayın vb.) tohumlardan
    el ile örnek alınır. Örneğin partiyi en iyi şekilde tem­
    sil etmesini sağlamak için el, kabin içine batırılarak
    üst, orta ve alt kısmından üç defa tohum alınır.
  2. Örnek, galvanizli kap veya naylon bidondan değil
    de yığından alınıyorsa, yine örneğin partiyi tam olarak
    temsil edebilmesi özelliğini sağlamak üzere tohum partisinin çok derin olmamasına dikkat edilmeli, yığının değişik ve en az on yerinden örnek alınmalıdır.
  3. Tohum örneği, tohumun temizlenmesi sırasında
    alınıyorsa, temizlenmekte olan tohum partisinden aynı
    zaman aralıkları ile aynı miktarda örnek almak gerekir.

b- Sonda ile örnek Alma:
Kaplarda (galvanizli kap veya naylon bidon) bulu­nan tohumlardan örnek alma bir sonda (örnek alma basto­nu, borusu) vasıtasıyla yapılır. Sonda, tohum kabinin içine dikey olarak, dip kısmına kadar batırılır. Sonda, tohum kabinin içine bölmeleri kapalı olarak daldırılır. Sonra tüp döndürülerek yarıkların açılması ve tohumların bölmelere akması sağlanır. Sonda, tohumla dolduktan sonra döndürülerek yarıklar tekrar kapatılır ve tohum kabının içinden kapalı olarak çıkarılır. Bu şekilde alınan örnek, baston ters çevrilerek bir örtü üzerine dökülür.
2.1.1.16.2.Laboratuara Gönderilecek Tohum Örneğinin Hazırlanması

Çizelge–1 de belirtilen partiyi oluşturan kap miktarına göre, karşılarında gösterilen sayıda olmak üzere gelişigüzel olarak kaplar ayrılır. Kapların her-birinden yeter miktarda tohum alınır. Alınan örnekler, düzgün ve temiz bir yere konik bir biçimde yığılır. Bir mala, küçük kürek veya uygun başka bir araç yardımı ile yığın bir taraftan alınarak başka bir yere aktarılır.
124

Bu aktarma işi en az dört kez tekrarlanır. Bu suretle tohumlar karıştırılarak homojen duruma getirilir. Homo­jen hale getirilen bu tohum, temiz bir yere konik bir şekilde yığılır. Yığılan tohumlara üstten hafifçe bastırılarak yatay kesitli daire biçiminde ve yüksekliği tohum boyunun 2-5 kati olacak şekilde yayılır. Yayılan bu yığın dörde bölünür. Bir parçası alınarak tekrar konik bir yığın haline getirilir. Bu şekilde yığına, yayma ve dörtte bir alma işlemine çizelge 2'de verilen miktarlarda tohum elde edilinceye kadar devam edilir. Belli başlı ibreli ağaç tohumlarından deneme örneği olarak gönderilen tohum ağırlığı çizelge 2'de gösterilmiştir.

ÇİZELGE–1 Partideki Kap Sayısına Göre örnek Alınacak
Kap Sayısı

ÇİZELGE–2 Deneme örneği Olarak Gönderilecek Tohum örnek Miktarı (gr.)

Partideki Kap Sayısı

Örnek Alınmak üzere Ayrılacak
Kap Sayısı

Ağaç Türü Deneme örneği (gr.)

15'e kadar

5a

Kızılçam

400

16–25

8

Karaçam

200

26–50

13

Sarıçam

100

51–90

20

Fıstıkçamı

750

91–150

32

Halepçamı

200

151–280

50

Sahilçamı

400

281–500

80

Göknar

500

 

 

Sedir

500

 

 

Servi

100

 

 

Ladin

50

2.1.1.16.3. Tohum Örneğinin Gönderilmesi
a- Analiz için laboratuarlara gönderilmek üzere hazırlanan deneme örneği tohumlarına herhangi bir temizleme işlemi yapılmamalı, bu tohumlar mevcut halleri ile (çok az da olsa yığında mevcut ibre, dal kırıntısı, karpel vb. mevcut artıklar ayıklanmadan) gönderilmedir.
b- Gönderilen örneklerin içerisine mutlaka orijin belgesi konulmalıdır. Orijin belgesi düzenlenirken, tohum toplanan mescerenin bağlı bulunduğu Orman İsletmesi, bölgesi, serisi ve bölme numarası mutlaka belir­tilmelidir.
c- İstihsal yılı yazılırken, kozalakların olgunlaştığı yıl esas alınmalıdır (Tohumun çıkartıldığı tarih değil).
d- Tohum çıkarma tarihi ve çıkarma tekniği, tohumların saklandığı yer (soğuk hava deposu, hangar vb) belirtilmelidir.
e- Tohum örneğinin temsil ettiği tohum partisinin miktarı (kg, ton) belirtilmelidir.
f- Gönderilen tohum örneğinin, önceki yıllarda kalite kontrolu yapılmış ise, en son alınan kalite bel­gesindeki kayıt numarası, orijin belgesinin sağ üst köşesine yazılmalıdır.(Lab. KN.127 gibi)
g- Bütün bu işlemler tamamlandıktan sonra tohum örneği rutubet geçirmeyen naylon torbalara konulur, ağızları sıkıca bağlanır(bez torbalara tohum konulmaz).
Tohum örnekleri, en seri vasıta ile analizleri yapılacak laboratuara gönderilir.

TOHUM BAHÇELERİNİN TÜRLERE DAĞILIMI
(1994 Yılı Sonu itibariyle) Tohum Bahçesinin Özelliği Türü      Adet

Saha(Ha)

 

Kızı1çam

48

338.6

 

Karaçam

53

440.9

 

Sarıçam

18

89.8

 

Halep çamı

2

8.2

Klona1 Tohum Bahçesi

Fıstıkçamı

4

47.2

 

Sedir

11

63.7

 

Ladin

6

21.4

 

Göknar

1

5.0

 

Ceviz

2

1.6

 

Sig1a

1

2.2

TOPLAM

 

146

1018.6

 

Kızı1çam

6

99.8

 

Fıstıkçamı

1

5.1

 

P.E1derica

1

5.7

 

Servi

2

5.3

 

Mahlep

1

1.5

 

Ay1antus

2

7.4

 

Y.Akasya

6

30.0

 

Okaliptus

3

5.1

Tohum P1antasyonu

Kizi1agaç

1

9.0

 

Sığla

1

0.2

 

Ceviz

1

2.0

 

G1adiçya

1

4.3

 

Dişbudak

2

32.3

 

Akçaağaç

1

0.2

 

Tesbih

1

1.0

 

Sofora

2

1.2

 

Badem

1

0.4

 

Bıtım

2

1.2

 

İğde

1

5.2

TOPLAM

 

36

216.9

 

Kızılçam

4

6.9

Klon Parkları

Karaçam

1

0.5

 

Fıstıkçamı

3

9.1

 

Ladin

1

0.7

TOPLAM

 

9

17.2

GENEL TOPLAM

 

191

1252.7

127

TURLER ITIBARIYLE SEÇILEN TOHUM MESÇERELERI (1994 Yılı Sonu İtibariyle)


Ağaç Türü

Adet

Toplam Saha(Ha)

Nüvesi (Ha)

Kızılçam

61

8466.50

3635.50

Karaçam

86

11311.00

5207.50

Sarıçam

35

4662.25

3219.50

Sedir

22

2981.56

1163.52

U.Göknarı

8

777.00

447.00

T.Göknarı

3

417.50

234.50

D.K.Göknarı

11

1955.00

960.00

K.Göknarı

1

84.50

17.00

Sahil çamı

4

253.53

105.87

Radiata çamı

1

81.00

2.00

Halep çamı

2

403.50

50.50

Fıstıkçamı

7

1729.50

578.50

Doğu Ladini

12

1383.00

755.50

Elderica çamı

1

448.75

10.00

Servi

1

38.00

32.50

Okaliptus

1

93.50

1.00

Doğu Kayını

28

3869.60

2052.60

Meşe

17

1844.75

949.35

Akçaağaç

1

62.50

17.50

Kızılağaç

7

595.00

239.50

Ihlamur

3

145.81

55.05

Dişbudak

4

175.00

92.00

Kestane

2

326.00

38.00

Doğu Çınarı

1

175.00

30.00

Sığla

3

479.00

20.00

Y.Akasya

1

156.00

18.00

İbreli Toplamı

254

34893.09

16553.39

Yapraklı Toplamı

68

7922.16

3859.02

Genel Toplam                   322                 19932.39                   42914.75

2.1.2. Tohum Kaynakları
Ülkemizde üretimi yapılan fidanların tohumları; 1-Tohum bahçelerinden,
2-Tohum plantasyonlarından,
3-Tohum mesçerelerinden,
4-Tohum toplama alanlarından temin edilmektedir.
2.1.2.1.Tohum Bahçeleri

Üstün (plus) ağaçlardan alınan asi kalemi veya çeliklerden üretilen fidanlarla tesis edilen tohum bahçeleridir. Bu bahçelere klonal tohum bahçeleri de denilmektedir.(Resim:14)
Klonal tohum bahçeleri, plus ağacın genetik özel­liklerini tohum bahçesine aynen taşımakta olup, plus ağacın anaya ait özelliklerini tohum bahçesine taşıyan tohum plantasyonlarına oranla tohum üretiminde daha ileri bir aşamayı oluşturmaktadır.
Tohum bahçeleri, ıslahın daha ileri aşamasını oluşturmakta ve tohum kaynağı olarak tohum mesçereleri-ne kıyasla daha üstün özelliklere sahip bulunmaktadır. Tohum bahçelerinden erken yaslarda tohum üretiminin yani sıra, tesis edildikleri sahalar daha alçak rakımlarda veya güneyde olduğundan doğal koşulları yönünden daha iyi şartlara sahip, tohum toplanması daha kolay ve ucuzdur. Isı ve ışıktan yararlanma daha fazla olduğu için tohum yılları sık ve tohum verimi daha fazla olmaktadır. Tohumun çimlenme yeteneği ve 1000 tane ağırlığı gibi kalite özellikleri de iyileşmektedir. 1994 yılı sonu itibariyle klonal tohum bahçesi muhtelif türlerde 146 adet olup, toplam sahası 1018,6 hektardır.
Tohum bahçesi yer seçiminde dikkat edilecek hususlar:      Tohum bahçesi yeri, türün yayılış alanı dışında daha güneyden veya daha alçak rakımlardan seçilmelidir. Çünkü tohum bahçesi tesisinin amacı dışarıdan yabancı polen gelmesini önlemek ve tohum veriminin yüksek olmasını sağlamaktır.
Tohum bahçesi yeri istenilen büyüklükte kareye yakın ebatlarda ve aynı bakıda olmalıdır. Düzgün veya az meyilli (en çok %30) drenaj şartlarının iyi, tam alanda toprak işlemeye uygun, ulaşım ve koruma yönünden sorunu bulunmayan sahalar olmalıdır. Don çukuru ve rüzgâra açık alanlar olmamalıdır.
129


Resim:14 Piramidal Karaçam Tohum Bahçesi

Tohum bahçesi bakımı: Tohum bahçesi kuruluşundan sonra, fidanların gelişmesini hızlandırmak ve fidanların kurumasını önlemek amacıyla fidan dipleri yılda en az bir kaç kez iyice çapalanmalı ve fidan araları yılda en az bir kez ot mücadelesinin en etkili olduğu devrede traktör ile sürülmelidir. Bazı bölgelerde ilk 2–3 yıl yaz kuraklığını atlatabilmesi için fidanlar sulanmalıdır. Tohum bahçeleri hayvan zararlarına karşı dikenli tel veya kafes tel ile ihata altına alınmalıdır. Klon numaralarını gösteren etiketler~ fidanları boğmaması için yan dallara alınmalı ve altlıktan çıkan yan dallar kesilerek uzaklaştırılmalıdır.
2.1.2.2.Tohum Plantasyonları(Aşısız Tohum Bahçeleri): Ü
stün (plus) ağaçlardan serbest veya kontrollu tozlaşma sonucu elde edilen tohumlardan yetistirilen fidanlarla tesis edilen tohum bahçeleridir. 1994 yili sonu itibariyle tohum plantasyonları muhtelif türde 36 adet olup~ toplam sahası 216,9 hektardır.
2.1.2.3. Tohum Mesçereleri

Selektif ıslah neticesinde bulunmuş tabi mesçere-lerdir. Bunlardaki genetik kazanç %5–10 olmaktadır. Bu mesçerelerden toplanan tohumlarla fidanlıklarımızda tohum ekimi yapılmaktadır. 1994 yılı sonu itibariyle tespit edilen tohum mesçereleri muhtelif türlerde 322 adet olup, toplam sahası 42914~7 hektardır.
130

2.1.2.4.Tohum Toplama Alanları
Tohum mesçeresi olarak tescil edilmeyen, tohum toplama alanı olarak belirlenen alanlardır. Daha çok yapraklı ve süs bitkisi tohumlarının toplandığı şehir parkları vs. alanlardır.
2.1.3. Kozalak ve Tohum Üretimi Esasları

Ağaçlandırma çalışmalarının başarısının, kaliteli tohumlardan elde edilecek fidanların uygun yetişme muhitlerinde kullanılmasıyla mümkün olacağını bir kez daha belirtmekte yarar vardır.
Kısaca, kozalak (tohum) hasat ve kullanma mıntıkası uygunluğunun tespiti olan konunun, orijin denemeleri sonucuna göre belirlenmesi sıhhatli, gerçekçi ve güvenli bir yoldur. Ancak ülkemizde orijin denemelerine yeni başlanmış olması, deneme sonuçlarının uzun vadede (15–20 yıl) alınacak olması nedeniyle, tohum hasat ve kullanma mıntıkalarının belirlenmesi amacıyla vejetas­yon devresindeki nispi nem ve vejetasyon süresi esas alınmak suretiyle, kızılçam, karaçam, sarıçam, ladin, sedir, kayın türleri için "tohum transfer bölgeleri" sınırları ortaya konmuş ve ayrı haritalarda gösterilmiştir.
Tohum transfer bölgeleri haritalarında vejetasyon devresindeki nispi neme göre ana bölgeler süresine göre de alt bölgeler belirtilmiştir. Tohum transferinin ancak ana bölgeler içinde ve ayni alt bölge veya komsu alt bölgeler arasında yapılması gerekmektedir. Ayrıca transfer yapılırken bir tohum, kaynağından en fazla 200m. yüksek veya 150m. düşük rakımda bir zonda, kuzey-güney istikametinde ise en fazla 150km.yi esas alan bir bölgede kullanılmalıdır.
Kozalak ve tohum üretimi genel olarak 3 aşamada yapılır:

  1. Kozalakların toplanması,
  2. Kozalaklardan tohumların çıkarılması,
  3. Elde edilen tohumların saklanması.

Bu konulara değinmeden önce bazı orman ağacı türlerinin, süs ağaçları ve çalıların çimlenebilir tohum verme başlangıç yaşlarının ve tohum yılları aralıklarının belirtilmesinde yarar vardır.
131

Bazı orman Ağacı Türleri, Süs Bitkileri ve çalıların Çimlenebilir Tohum Verme Yaşları ve Tohum Yılları Aralıkları
Minimum tohum   Tohum yılları
Türler            verme yaşı(ort) aralıkları

Acer campestre

10

1

"  platanoides

25–30

1-3

"  pseudoplatanus

25–30

1–3

II  rubrum

4

1

"  saccharum

30

3–7

Aesculus hippocastanum

20

1–2

Ailanthus altissima

15–20

-

Alnus glutinosa

15–20

2–3

" rubra

10

4

Abies spp.

60

2–3

Betula pubescens

15

1–3

Carpinus betulus

10–30

2–4

Castanea sativa

30–40

1-4

Crataegus oxycantha

10

1–2

Cupressus spp.

20

1

Elaeagnus angustifolia

3–5

1

Euonymus europaeus

15

2-4

Fagus silvatica

50–60

5–10

Fraxinus excelsior

25–30

3–5

Ilex aquifoHum

20

2–4

Quercus petraea

40–50

2–4

“   rubra

30–40

2-4

“    robur

40–50

3–5

Pinus silvestris

30

1-2

Pinus nigra

30

2–3

Pinus brutia

20

1-2

Pinus pinea

20

2–4

Pinus pinaster

15

1–2

Pinus halepensis

20

1

Picea spp.

50

2-4

Cedrus spp.

40

2–3

Sophora japonica

30

aralıklı

Tilia spp.

20–30

2-3

Ulmus glabra

30–40

1–2

Viburnum opulus

3–5

1

Robinia pseudoacacia

15

1–2

Juglans regia

10

2

132

2.1.3.1. Kozalakların ve Tohumların Toplanması
Bugünkü uygulamada kozalak ve tohumlar genellikle 2 şekilde toplanmaktadır.
a) Dikili Ağaçlardan Kozalak ve Tohum üretimi:
Bu şekildeki kozalak ve tohum üretiminden genel olarak olgun ve iyi nitelikli tohumlar elde edilebilir. Tohum üretimi, tohum bahçeleri ve mesçerelerin iyi fertlerinden yapılacağı için devamlı olarak neslin ıslahı da saglanmi6 olur. Dikili ağaçlardan kozalak ve tohum istihsali, yetenekli ve iyi yetişmiş isçiler tarafından yapılır.(Resim:15)
b) Tohumların Yerden Toplanması:
Bilhassa ağır tohumlu yapraklı ağaç türlerinde (meşe, kayın, ıhlamur, kestane, ceviz ve yabani meyve türleri) tohumlar esas itibarıyla yere düştükten sonra toplanır.
Kesilmiş ağaçlardan kesinlikle kozalak ve tohum üretimi yapılmamalıdır.


Resim:15 Tohum Bahçesinde Dal Kesme Makası ile Kozalak Toplanması

137

Kozalak ve Tohum Üretiminde Dikkat Edilecek Hususlar:

  1. Kozalak ve tohum üretimi seçilmiş ve amenajman
    planlarına kayıt ve tescil edilmiş tohum mescerelerin­
    den ve tesis edilen tohum bahçelerinden yapılmalıdır.
  2. Tohum mesceresinde kozalak ve tohum toplanacak
    ağaçlar işaretlenmeli, üretim sadece bu ağaçlardan
    yapılmalıdır.
  3. Üretimi yapılan kozalak ve tohum, günü içinde
    toplama mahallerine nakledilmeli, toplama mahallerinin
    uzak olması halinde ormanda üstü kapalı yerlerde muha­faza edilmelidir.
  4. Toplama mahallerine gelen kozalakların ön kuru­tulması sağlanmalıdır.
  5. Üretim için iyi yetişmiş isçi postaları oluşturulmalı, ağaca çıkma alet ve ekipmanları eksiksiz olarak bulundurulmalıdır.

Bu ekipmanlar, ağaca çıkma demirleri veya mahmuzları, emniyet kemeri, birbirine geçmeli hafif metal veya alüminyum veya ip merdivenler, dalları toplayıcıya doğru çeken kancalı sırıklardan oluşur. Hatta bu konuda ağaç bisikletleri, ağaç asansörleri denen aletlerden, özel kamyonlara monte edilen hidrolik merdivenli sepetli çıkma tertibatlarından faydalanılabilir.
f) Kozalak ve tohum üretimi, mutlaka yetkili bir
elemanın denetimi ve gözetiminde yapılmalıdır.
2.1.3.2. Kozalaktan Tohum Çıkarma

Kozalaklar sonbahar ve kisin olgunlaştıktan sonra bünyesindeki suyu çevresindeki havaya verir. Bu olay daha kozalak ağaçta iken baslar. Kozalak karpellerinin açılarak tohumların çıkarılması için rutubet kaybetme­si gerekir. Bu is için de birinci şart isidir. İkinci şart ise devamlı hava değişimidir.
Genellikle kozalaklardan tohum çıkarma işlemi:

  1. Tohum pistlerinde,
  2. Modern tohum çıkarma evlerinde yapılır.

138

a) Tohum Pistlerinde Tohum Çıkarsa İşlemi:
Fıstıkçamı, kızılçam, sahilçamı ve halepçamı gibi İlkbaharda üretimi yapılan ibreli türlerin kozalaklarından tohum çıkarılmasında güneş enerjisinden yararlanılır. Bunun için kozalaklar 20cm. kalınlığında piste serilir. Karpellerin açılmasını kolaylaştırmak için sık sık karıştırılır. Günde bir iki defa su serpilerek açım hızlandırılmalıdır. Dökülen tohumlar pistten süpürülerek alınmalı, hava cereyanı olan bir yere serilerek rutubetin düşürülmesi sağlanmalıdır.
Sonbaharda üretimi yapılan sedir ve göknar kozalakları (zamanında toplanmış, olgun kozalaklar) tohumlarını kolayca bırakırlar. Bu kozalaklar tohum pistlerine serilerek 30cm. kalınlıkta yayılır, günde bir kaç kere tırmık yahut yaba ile karıştırılır ve gerekirse dövülür, böylece tohumlar elde edilir.
b) Modern Tohum Çıkarma Evlerinde Tohum Çıkarma
işlemi:

Kozalaklar, hangarlarda ön kurutmaya tabi tutul­duktan sonra arabalı, raylı sistemli eleklere konarak sıcak hava sirkülasyonlu ve birbiriyle irtibatlı tohum çıkarma dolapları içine konmaktadır. Termoblok sistem­den tedrici olarak artan sıcak hava verilmek suretiyle (başlangıçta 25-30°C, bilahare 55-60°C ye çıkarılmalı) 10-12 saat içerisinde kozalaklardan tohum çıkarılır. Yurdumuzda bu amaçla yeteri kadar tohum çıkarma evi tesisi yapılmıştır.
c) Tohumların Kanatlarından Ayrılması ve Temizlenmesi:
Kozalaklardan çıkan kanatlı tohumların kanatlarından ayrılması ve temizlenmesi zorunludur. Zira ekimler kural olarak tane tohumlarla yapılmaktadır. Karaçam ve sarıçam için tohumların kanatlarından ayrılması, bos tanelerin mümkün olduğu kadar ayıklanması, ibre, karpel ve toz gibi artıkların uzaklaştırılması için tohum çıkarma evlerinde kozalak çalkalama ve kanat kırma makineleri bulunmaktadır. Ayrıca selektörlerden geçir­mek suretiyle daha sıhhatli olarak dolu ve bos tane ayırımını yapmak mümkündür.
139


Güneş metodu ile elde edilen az miktardaki tohumlar ile göknar, sedir ve kızılçam tohumları kanat kırma makinesinden geçirilmezler. Göknar ve sedir tohumları yumuşak ve reçineli oldukları için~ kızılçam tohumu da çimlenme %sini kayıp ettiği için kanat kırma makinesinden geçirilmezler. Kanatlı kızılçam tohumları bir çuvalın içine yarıya kadar konur, ağzı bağlandıktan sonra bir sopa ile vurulur ve elle de iyice oğuşturula-rak kanatların ayrılması sağlanır. Basit bir kürekle (yabayla) savrularak temiz tohum elde edilir.
2.1.3.3. Tohum1ar1n Sak1anması

Tohumlar dış ortam ile hava ve rutubet alışverişine imkân vermeyen kaplarda saklanmalıdır.
a) Sert kabuklu orman agac1 tohumlarının saklanma­
si (çam, ladin, melez, duglas.)
5 seneye kadar saklanacak tohumlarda rutubet %8'den az, isi +4°e olmalıdır.
5 seneden fazla saklanacak tohumlarda rutubet %6'dan az, isi +4°e olmalıdır.
b) Yumuşak kabuklu orman ağacı tohumlarının saklanması (göknar, kayın, sedir)
Tohumlar rutubetleri %7–12 olduğu halde hava alma­yacak kaplarda –l5C'de, 4–5 yıl saklanabilir.
c) Yapraklı ağaç tohumlarının saklanması (akça-
ağaç, dişbudak, ıhlamur~ karaağaç, kızılağaç, yabani
üvez, gürgen, akasya türleri):
Bu ağaç türlerinin tohumları, tabii şartlarda i seneden fazla saklanabilir. Daha uzun yıllar saklamak gerektiğinde, tohumlar kapalı kaplarda %7–20 rutubette, -4°C'de uzun yıllar saklanabilir.
Tohumların saklanması için, rutubetinin düşürülmesinde ısı kaynağından yararlanılması doğru değildir. Hava cereyanından faydalanılarak rutubet düşürülmesi en doğru yoldur.
140


Bugün için orman fidanlıklarında 22 yerde soğuk hava deposu mevcuttur. Bu depolarda tohumlar ağzı kapalı galvanizli kaplarda muhafaza edilmektedir. Tohumlar stoklanırken bu kapların üzerinde stok numaraları ve orijin etiketleri mutlaka bulundurulmalıdır. Tohumlar tevzi edilirken de gönderilen her bir parti tohum için kabin içine ve dışına tohum orijin belgesi mutlaka konmalıdır.

Resim:16 Tohumların Saklanması
Toplanan tohumlar şayet hemen ekilmeyecekse ve soğuk hava depolarında saklama imkanı da yok ise, birtakım basit fakat etkili tedbirler almakta yarar vardır.

141

Tohumların depolandığı veya saklandığı yerlere böcekler önceden yerleşmiş olabilir, tohum getirildiği zaman önceden tasalluta uğramış durumda da olabilir veya tohumun konulduğu yere sonradan zararlılar gelebilir. Bunlar dikkate alındığında su tedbirleri almakta yarar vardır:

  1. Ambar olarak kullanılacak yerde bulunan eski
    tohum veya bitkiler dışarı çıkarılmalıdır.
  2. Ambarda gıda maddesi bırakılmamalıdır.
  3. Pencereler ince kafes telle örtülmelidir.
  4. Ambar duvarlarında bulunan çatlak, yarık ve
    döküntüler sıvanarak tamir edilmelidir. Zira buralar
    zararlılar için ideal barınma yerleridir.
  5. Duvarlar kireçle badana edilmelidir.

Yukarıdaki önlemler alındıktan sonra duvarlar 1m2 için 1 gr. aktif madde dozunda (1m2 için 100 gr. su) gelecek şekilde Malathion veya Chlorpyrito methyl (mesela Reldan) ile ilaçlanmalıdır.
Böcek tasallutlarından korumak için 10 kg. tohuma 5 gr. toz Malathion veya Dipterex karıştırılmalıdır.
Tohum orijin belgesi ve bazı orman ağacı tohumlarının özelliklerine ilişkin (Tablo 7.8) ektedir.
2.1.4. Bazı orman Ağacı Tohumlarının özellikleri

Uygulamada en çok kullanılan tohumların toplama zamanı, tohum yılları tekerrürü, 100kg. kozalaktan kaç kg. tohum elde edileceği, soğuk hava depolarında kaç derecede kaç yıl saklanacağı, depolama yapılırken rutubet %'si, deneme süresi, ortalama çimlenme %'si, 1000 tane ağırlığı, I kg. daki tohum sayısı, fidanlıkta m2 ye ekilecek tohum miktarı, 1 kg. tohumdan elde edilecek fidan sayısı, dikim yaşı, ile ilgili bilgiler tablo halinde verilmiştir. Pratik uygulamada bu veri­lerden istifade edilmelidir.
142

2.2. FİDAN ÜRETİM TEKNİĞİ:
Fidanlık topraklarında uygulanan kültürel işlemler bir fidanlıktan bir fidanlığa hatta aynı fidanlık içindeki parseller arasında bile değişebilir. Ancak bazı ana işlemler hemen hemen her fidanlıkta aynidir. Bunların uygulanmasıyla başarılı bir şekilde fidan üretimi mümkün olur.(Resim:17.18)
Yapraklı tür fidanları, iğne yapraklı türlere kıyasla toprak istekleri bakımından daha müşkülpesenttir. Bunun için fidanlıklarda toprağın alt ve üst tekstürü, drenajın engellediği derinlik, toprağın reak­siyonu (pH), organik madde miktarı, total ve alınabilir azot, katyon değişim kapasitesi, değiştirilebilir kalsi­yum, magnezyum, potasyum ve fosfor durumu incelenerek bir toprak haritası yapılmalıdır.

Resim:17 İbreli Fidan (2+0 yaşlı)

143

Ekimin başarısı, geniş ölçüde toprak hazırlığının derecesine bağlıdır. Bütün toprak islemeleri ve gübre­leme, ekimden önce ve toprağın yeterince oturmasını mümkün kılacak kadar önceden tamamlanmalıdır.
Mümkün olduğu kadar iyi tesviye edilmiş, çakıl, dal, çöp, kesek, vs. den temizlenmiş, tavında bir toprak üzerinde yapılmış bir ekim yastığı; tohumun ekimini ve çimlenmesini büyük ölçüde kolaylaştırır. Yastıklar, elle veya makine ile hazırlanır. Yastıkların yüzeyleri, mümkün olduğu kadar düz ve doğrultuları düzgün olmalıdır. Bu husus, makineli çalışma kolaylığı yönünden çok önemli­dir. Genellikle tohum yastıklarının genişliği 120cm., yastıklar arası genişlik (yastık yolu) 40 cm.dir.Yastık boyları, tarla veya parselin boyuna göre verilecek ara yollara bağlı olarak değişik olabilir.
Büyük fidanlıklarda, yastıkları makinelerle yapmak üzere traktöre bağlı yastık yapma ekipmanları veya kulaklı ark pulluğu kullanılır. Yastık yapma makinesi iki tarafında derinliği ayarlanabilen iki adet disk veya çanağa sahiptir. (Resim:19)
Ağır ve orta bünyeli toprak yapısına sahip fidanlıklarda drenaj kolaylığı için yastık yolları daha derin olmalıdır. İster makineyle, ister elle yapılan yastıkların yüzünün ince tırmıkla çok iyi işlenmiş, düzeltilmiş, kırıntı bünyeye getirilmiş olması, bilhas­sa küçük tohumların ekilmesi için şarttır. Yastıkların istikametinin çok düzgün olması gerekir.
Ekim yastıkları iyi bir drenaj sağlaması için genelde toprak seviyesinden itibaren 10cm. kadar yüksek yapılır. Ekim yastıklarına, bölgenin yıllık ortalama yağışı 1000mm.nin altında ise 10cm. 1000mm.nin üstünde ise 10–15 cm. yükseklik verilir.
Fidanlıkta ekim yastıkları sonbaharda yapılmalıdır. Çünkü sonbaharda yapılan yastıklar ilkbaharda büyük bir zaman kazandırdığı gibi pH ve kireci yüksek olan toprakların kar ve yağmur sularıyla yıkanması neticesinde fidanın yetişme ortamında pH düşmekte dolayısıyla kireç azalmaktadır.
145



engeli olan tohumlarda doğal katlama etkisi meydana getirerek, İlkbaharda muntazam ve iyi bir çimlenme sağlar. Buna mukabil daha sıcak olan güney bölgelerde özellikle çimlenme engeli olmayan tohumları sonbaharda ekmek doğru değildir. Çünkü kış boyunca uygun hava şartlarında çimlenme meydana gelebilir ve ekilen tüm tohumlar ani bir don nedeniyle zarar görebilirler. Ancak bu yörelerde çimlenme engeli olan tohumlar soğuk-ıslak isleme uygun sıcaklık varsa, ocak veya şubat aylarında ekilebilirler. Güney veya sıcak bölgelerdeki ekim zamanının tespitinde esas amaç, çimlenmelerin sıcaklar tam anlamıyla bastırmadan bitmiş olmasıdır. Aksi takdirde yüksek sıcaklık ve nem sebebiyle zararlı mantarların üremesi artarak fidanlarda büyük zararlar meydana gelebilir.
Sonbahar ekimlerinde tohumları dondan ve don atmasından korumak maksadıyla, ekim yastıklarına malç yapmak, tohumları kus ve kemirici hayvanların zararlarına karşı korumak için ise, yastıkların telis veya benzeri materyal ile kapatılması gerekebilir. Buda fidanlıklara bu yönde ek masraflar getirebilir.
Ancak sedir, göknar, kayın gibi türler ile çimlenme zorluğu bulunan sert kabuklular (ceviz, badem, meşe, ligustrum v.s.) ile saklama zorluğu bulunan atkestanesi ve kestane tohumları, katlamaya alınmayacaksa mutlaka sonbaharda ekilmelidir. Kayın tohumlarının rutubet miktarı %30'un altına düşürülmemelidir. Ocak ve şubat aylarında kayın tohumları -5°C sıcaklıkta ekim zamanı­na kadar bekletilebilirler. Kayın tohumları ekim zamanından bir hafta önce bir hangarda beton üzerine serilerek devamlı sulama yapılır ve kürekle zaman zaman karıştırılır. Bu şekilde bir ön çimlenme meydana gelir. Kök uçları beyazlıklar halinde görülmeye başladığında tohumlar ekilmelidir.
Karaağaç tohumu ise, İlkbaharda toplanır toplanmaz hemen ekilmelidir.
Yukarıda belirtilen fayda ve mahzurlara ve is gücü durumuna göre ekim zamanını tespit etmek uygundur.
147

Tohum ekimleri, mahalli iklim şartlarına ve tohumların biyolojik özelliklerine göre sonbaharda erken çimlenmeye sebebiyet vermeyecek şekilde geç, İlkbaharda ise, toprağın çalışmaya elverişliliği oranında ve geç donlardan zarar görmeyecek şekilde erken yapılmalıdır.
2.2.3. Ekilecek Tohum Miktarının Tespiti

Ekim yastıklarında birim alana ekilen tohumun miktarı ve dolayısıyla fidan sıklığı, fidanlarda kalite­yi etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Birim saha­dan, en yüksek kalite ve miktarda fidan elde etmek gaye olduğuna göre, ekilecek tohum miktarının iyi tespit edilmesi gerekir.
Çok sık yetişen fidanlar çoğunlukla ince ve cılız olurlar ve toprak üstü kısımlarının köke nazaran gelişmiş olması halinde dikimlerde başarılı bir netice alınmaz. Ayrıca sık ekimler, temini güç ve masraflı olan kaliteli tohumun israfına ve sonradan yapılması muhte­mel olan seyreltme masraflarına da sebep olur. Lüzumun­dan fazla seyrek ekimler de saha israfına, randımanın azalmasına ve yastıklardaki fidelerin dayanışma noksanlığından husule gelebilecek başkaca mahzurlara sebebi­yet verirler. Bu itibarla 1m2'ye veya 1m.uzunluğundaki çizgiye ekilecek tohum miktarının tespitinde gerekli hassasiyetin gösterilmesindeki faydalar açıktır.
M2'ye ekilecek tohum miktarları esas itibariyle her yıl orman fidanlıklarına verilen ekim programı cetvelinde gösterilmekte ve bu miktarlara göre ekim yapılmaktadır. Ancak bir fikir vermek üzere aşağıdaki formüllerden de yararlanılabilinir.
AxD
p- _______
GxSxYxT
P m2 de kullanılacak tohum miktarı (kg. olarak) ; A ekilecek saha (m2 olarak); D m2.de arzu edilen fidan adedi; G çimlenme yüzdesi; S kg.daki tohum adedi; Y fidan yüzdesi; T temizlik yüzdesi.
148

Örnek: m2'de 300 adet fidan yetiştirilecektir. 1kg.da 50000 adet tohum olsa, çimlenme yüzdesi 80 ve fidan yüzdesi 60. temizlik yüzdesi 80 olsa; 1000m2'lik ekim sahası için gereken tohum miktarı;
1000x300
P=---------------- = 15,6kg. tohuma ihtiyaç vardır.
0.80x50000xO.60xO.80
Çizgi ekimlerinde ise 1 metre uzunluğundaki ekim çizgisine ekilecek tohum miktarı aşağıdaki formülle hesaplanır.
D
N= -----
G x Y
N= 1 metre uzunluğundaki çizgiye ekilecek tohum miktarı,
D= 1 metrede arzu edilen fidan adedi,
G= Kullanılacak tohumun çimlenme yüzdesi,
Y= Fidan yüzdesidir.
Örneğin; 1m. uzunluğunda arzu edilen fidan adedi 60, çimlenme yüzdesi 80, fidan yüzdesi 60 olduğunda, ekilecek tohum miktarı; 60
N---------- =125 adet tohumdur.
0.80 x 0.60
Buna göre 1m. uzunluğundaki çizgiye yapılacak ekim için 125 adet tohuma ihtiyaç var demektir. İğne yapraklı türler için m.de 7 çizgi temel alındığına göre, 125x7 = 875 adet tohum gerekir. Bir tohum türü için ekim programında miktar verilmemişse, o zaman bu formüllerden yararlanılabilinir.
2.2.4 Ekim Derinliği

Tohumlara verilecek ekim derinliği, tohumun büyüklüğüne, toprağın tekstürüne, ekimin İlkbahar veya
149

sonbaharda yapılacağına göre değişebilir. Her ne kadar büyük tohumlar küçük tohumlara nazaran daha derine ekilebilirse de derin ekim genellikle Damping-off mantarlarının zararını artırmakta ve fidelerin toprak üstüne çıkmasını zorlaştırmaktadır. Ekim derinliği, hafif kumsal topraklarda, killi ağır topraklara nazaran 1/3 nispetinde daha derin olabilir. Zira bu gibi topraklarda çimlenen tohumlardan çıkan fideciklerin toprak sathına çıkışları daha kolaydır. Tecrübeler sonbahar ekimleri­nin, ilkbaharda yapılan ekimlere nazaran daha derin yapılması gerektiğini göstermiştir. Zira bu suretle muhtemel don atmaları veya rüzgar erozyonu ile tohumların açıkta kalmaları önlenmiş olur. Genel bir kural olarak denilebilir ki; Bir tohuma verilecek derinlik, onun kalınlığının 3 kati kadar olmalıdır.
Çok küçük tohumlarda, tohumun ince kum veya olgunlaştırılmış testere talaşı ile karıştırılarak ekilmesi uygun olur. Bu durumda tohumlar çok ince materyal ile kapatılır veya hiç kapatılmayabilirler.

Aşağıda, bazı önemli ağaç türleri tohumlarına uygulanacak ekim derinlikleri belirtilmiştir.

Ağaç Türü

Ekim Derinliği

 

cm.

Sarıçam

0,5–1,5

Karaçam

1,0–1,5

Kızılçam

1,0–2,0

Halepçamı

0,5–1,5

Fıstıkçamı

1,0–3,0

D.Ladini

0,5–1,0

Göknar

2,0–3,0

Sedir

1,0–2,0

Servi

0,5–1,0

D. Kayını

3,0–5,0

Meşe

3,0–5,0 (Ağır topraklarda)

Meşe

5,0-7,0   (Orta ağırl.topr.)

Meşe

7,0–10,0 (Hafif topraklarda)

Ceviz

3,0–7,0

Akçaağaç,dişbudak,

ıhlamur 1,0–2,0

Y.Akasya

3,0–5,0

Kestane

3,0-6,0


150

2.2.5. Tohum Ekimi Tekniği
Orman ağacı tohumları, fidanlıkta daha önce hazırlanan ekim yastıklarına elle veya makine ile ekilir.
Orman fidanlıklarında, çizgi ekimi ve serpme ekimi olmak üzere iki metot uygulanmaktadır. Çizgi ekiminde tohumlar yastık üzerinde açılan çizgilere ekildiğinden, fidanlar tam alan serpme ekimine nazaran daha sıktır. Bunun sonucu olarak çizgiler üzerindeki fidanların kök gelişmesi daha az olabilir. Ancak serpme ekiminde fidanların bakimi daha güç ve pahalıdır.
Bu sebeple, bugün fidanlıklarda çizgi ekimi daha yaygın olarak uygulanmaktadır. Çizgi ekiminde, çizgi aralıkları, ibrelilerde 15–17 cm, yapraklı türlerde 20-24cm. dir. Her bir yastıkta, ibreliler için 7 adet, yapraklı türler için 5 adet çizgi açılır. Çizgiler, yastık üzerine bir merdane vasıtasıyla ya da daha ekonomik şekilde bir mibzerle açılır. Açılacak çizgi­ler, yastık boyunca düz ve ayni derinlikte olmalıdır. Tohumlar, açılan bu çizgilere ya elle (bilhassa iri-tohumlar) veya ekim mibzeriyle ekilir. (Resim 20,21) Ekilecek tohum miktarının beher birim için (m2,m) önceden belirlenmiş olması lazımdır. Burada dikkat edilecek önemli bir husus, tohum sıklığının her tarafta ayni olmasıdır. Mibzerle ekimlerde, arada tohum atılmayan boşluklar olursa, buralara elle tamamlama yapılmalıdır.
Fidanlıklarda, geniş çaplı ekimlerin zamanında yapılabilmesi için, ekimin yanı sıra, kapatma materyali­nin serilmesi de makine kullanılarak yapılmalıdır. Bu uygulama, elle ekim ve elle kapatmaya göre en az 8 kat daha ekonomik olup, daha kısa sürede is bitirilebilmektedir.  (Resim:22)
151


Resim:20 Ekim Mibzeriyle Tohum Ekimi

Resim:21 Elle Tohum Ekimi

152


Resim:22 Kapatma Materyalinin Makine ile Serilmesi
2.2.5.1. Kapatma Materyali


Ekimi müteakip çizgiler çeşitli kapatma materyal­leri veya bunların uygun karışımı ile kapatılır.
Bundan maksat tohumlara çimlenme için gerekli rutubeti sağlamak, onları aşırı sıcak ve soğuktan, kus ve diğer hayvanlardan, rüzgar erozyonunun ve tabiatın olumsuz tesirlerinden korumaktır. Kapatma materyalleri; ince elenmiş dere kumu, perlit, çürütülmüş testere talaşı, orman humusu, turba olabilir. Toprağın bünyesine göre bunların iki veya üçü, uygun bir karışımla verilir. Bilhassa ibreli fidan yastıklarında kullanılacak kumun bazik bir karakterde olmamasına dikkat edilmelidir. Zira pH yüksek olan bu tür kum, damping-off hastalığını artırır. Pratikte yapılan uygulamalarda 1/2 testere talaşı,1/2 kireçsiz kaba kum örtü için en uygun karışım olarak kullanılmaktadır. Bu karışımı kullanmadan üç ay kadar önce ıslak bir ortamda karıştırdığımızda talaşın
153

fermantasyonu neticesinde açığa çıkan (60°C–80°C) ısıyla bünyede bulunan yabancı ot tohumları yok edilmekte­dir. Bu yöntem ekim yastıklarındaki ot mücadelesi için önemli bir tedbirdir.
Kapatma materyali üzerinden sıkıştırma merdanesi geçirilerek, tohumların toprak ve kapatma materyali ile daha sıkı bir şekilde teması sağlanır.
İmkan bulunduğu takdirde kapatma materyalleri modern tekniklerle sterilizasyona tabi tutulmalıdır.
Gerekli durumlarda ekim yastıklarını rüzgarın zararlı tesirlerinden ve donlardan korumak için siperlemek faydalıdır. Bu maksatla çuval, saz, sap, kamış ve çita gibi çeşitli malzemeler kullanılabilir. Çimlenmeden sonra bu örtü kaldırılır.
Tohumların çimlenme süresi tohumun e~im öncesi işlemlere tabi tutulup tutulmadığına, toprak islemesi derecesine sıcaklık ve rutubet şartlarına göre değişmektedir.
Bazı ağaç türlerinin tohumlarının yaklaşık çimlen­me süreleri aşağıda verilmiştir.
Tohum Türü              Çimlenme süresi
(gün)
Karaçam                     15–20
Sarıçam                               15–20
Kızılçam                              16–22
Sedir                                    20–30
Göknar                                20–30
Ladin                                   20–25
Fıstıkçamı                           20–25
Sahilçamı                            20–25
Servi                                   16–25
Mazi                                    20–25
Akçaağaç                            25–30
Dişbudak                            25–30
Y.Akasya                            15–20
Kıbrıs akasyası                  20–25
Gladiçya                             15–25
154

2.2.6. Repikaj (Şaşırtma)
Son yıllarda özellikle büyük kentlerde park-bahçe tanzimi ve yol kenarı ağaçlandırmalarına büyük önem verilmektedir. Bu nedenle gerek kamu kuruluşları ve gerekse özel kişi ve kuruluşlarca boylu fidanlara büyük miktarlarda talepler olmaktadır. Ancak bu çeşit fidanların yetiştirilmesi hem büyük alanlar hem de uzun zaman gerektirdiğinden özel fidan yetiştiricilerince pek benimsenmemektedir. Bu sebeple Devlet orman fidanlıklarının üretim alanları müsait olduğu takdirde piyasanın bu çeşit fidan isteklerinin karşılanabilmesi için Repikajlı-boylu fidan üretimine önem verilmelidir.
Repikaj; Ekim yastığında sıkışık bir durumda olan fidanların, daha iyi bir gelişme gösterebilmeleri için daha serbest bir yere nakledilip dikilmesi işlemidir. Fidanlar, sonbaharda yaprak dökümünden veya büyüme durduktan sonra, ilkbaharda ise kök ve tepe sürgünleri uyanmadan önce repikaja alınmalıdır. Fidan repikajına şartların müsaadesi oranında erken başlanır. Genellikle sonbahar şaşırtmaları, uygun olmayan toprak rutubeti ve hava sıcaklıkları dolayısıyla ilkbahar şaşırtmalarına nazaran daha fazla özen ister. Sonbahar dikimlerinde don atmalarını önlemek için fidanların kök boğazına kadar toprak doldurulup sıkıştırılır.(Resim:23,24)
Toprak kuru ise, çalışmaları kolaylaştırmak üzere sulanmalıdır. Repikaja tabi tutulacak fidanların sökümünde "Söküm" bahsinde yazılı hususların yerine geti­rilmesi gerekir.
Şaşırtma yaşı genellikle, hızlı gelişen ibreli türlerde 1, diğerlerinde 2, yapraklılarda ise, gelişme durumlarinatürlerde1, göre 1–2 dir. İbreliler şaşırtma yastıklarında 2–5, yapraklılar ise 1–2 sene bırakılır ve yeter­li gelişme gösterdiklerinde sökülerek dağıtımı yapılır. Boylu fidan elde etmek için ibreli türlerde, atkestanesi ve çınarda iki defa repikaj iyi sonuç vermek­tedir.
Şaşırtma yapılacak yerin toprak hazırlığı evvelce izah edildiği üzere ekim yastıklarındaki gibi yapılır.
155

Toprak islemesi, bilhassa gevsek topraklarda, toprağın iyice oturmasını mümkün kılacak şekilde önceden yapılmalıdır. İlkbahar şaşırtmaları için toprak kıştan evvel iyice hazırlanmış olursa, ilkbaharda az bir çalışma ile arazi repikaja hazır bir hale getirilmiş olur.
Şaşırtılacak fidanlara verilecek aralık ve mesafe­ler, ibreli ve yapraklılarda değişiktir. Mesafe ve aralıklar, fidanın sahada kalacağı süreye, kullanılacak makine ve ekipmanların genişliğine ve çalışma şartlarına göre değişir. Bakımı makine ve ekipmanlarla yapılan yapraklı türlerin aralık ve mesafeleri daha fazladır. Bu miktarlar, genellikle ibreliler için 80 x 80cm., yapraklılar için sıralar arası 110-200cm, fidanlar arası 20-30cm.dir. Şaşırtmadan önce, fidanlara verile­cek aralıklar, ip, kablo v.s. kullanılarak işaretlenir, sıra araları, hazırlanan latalarla belirlenir. Fidanlar, bel kürek, plantuvarlarla veya özel fidan dikim makine­leri ile şaşırtılır.


 

Resim:23 İbreli Repikajlı Fidanlar(Karaçam)


156


Resim:24 İbreli Repikajlı Fidanlar(Top Mazi)

Orman fidanlıklarındaki üretim ve satış politikalarının, pazar ekonomisi kurallarına göre yönlendiril­mesi büyük önem taşımaktadır. Fidanlıkların ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için, kendi güçleri ile üretimlerini sürdürmeleriyle doğrudan ilişkilidir. Fidanlıklarda fidan üretim planlamaları yapılırken piyasa ihtiyaçları göz önüne alınmalı ve bu çerçevede fidan üretimi yapılmalıdır. Son yıllarda park-bahçe tanzimi çalışmalarında süs bitkileri yanı sıra çok boylu (ağaç şeklinde) fidan talepleri arttığından fidanlıklarda kaplı veya arazide repikajlı, boylu yapraklı ve ibreli fidan üretimine önem verilmelidir (Resim:25,26). Bu şekildeki fidan üretimlerinde fidanlar arazi üzerine gölge etkisi yapıncaya kadar ara zirai ürün alınması da mümkündür. Söz konusu fidanlar uzun müddet sahada kalacağından planlama yapılırken mutlaka ara zirai ürün düşünülmelidir. Bu şekildeki çok boylu fidanların söküm ve dikimi ile ilgili özel ekipmanlar geliştirilmiş olduğundan fidanların söküm ve dikimleri de kolaylıkla ve emniyetli bir şekilde yapılabilmektedir. Söz konusu ekipman ile bir fidanın sökülmesi ve ambalaja alınması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.
157

Fidanlıklarda fidan repikajında; Orman Yüksek Mühen­disi Şükrü Cerit tarafından geliştirilen "Kanatlı Riper" adı verilen ekipmandan da yararlanmak mümkündür. Söz konusu ekipmanın esas kullanım amacı ağaçlandırmalarda fidan dikmektir. Ancak, fidanlıklarda yapraklı fidanların repikajı ile köklü kavak çeliklerinin dikiminde de kullanılabilir. Ağaçlandırma sahasında yapılan tespitte; dört kişilik bir ekiple dakikada, 30 fidana kadar dikim gerçekleştirilmiştir. (Bu rakam, fidanlıklarda çalışma şartları çok daha müsait olduğundan daha yukarılara çıkabilecektir).Fidanların tutma başarısı % 97-100'dür. Ekipman, paletli veya lastik tekerlekli traktörün çeki kollarına cıvata ve somun ile monte edilebilmektedir.


Resim:25 Kaplı ibreli Fidanlar (Mavi Ladin)

158


Resim:26 özel Yetiştirilmiş Çok Boylu Yapraklı Fidanlar
2.2.7. Tüplü Fidan Üretimi


Ağaçlandırma faaliyetleri, tohum temininden fidan dikim ve bakımına varıncaya kadar bütünlük arz eden bir olaydır. Ağaçlandırmada başarının kriteri olan tutma ve büyüme, yetişme ortamı faktörleri yanı sıra,fidan kalite­si, dikim tekniği ve arazi hazırlığı gibi unsurlara da bağlıdır. Yurdumuzun büyük bir bölümü, İklim verileri, toprak özellikleri ve doğal vejetasyon örtüsü kriterle­rine göre kurak ve yarı kurak bölge özellikleri taşımaktadır. Özellikle yağışın önemli bir bölümü büyüme dönemi dışında düşmekte ve büyüme süresince de üst toprakta su açığı meydana gelmektedir. İklim ve toprak özellikleri üzerinde yapabileceğimiz müdahale imkanlarının kısıtlı olması sebebiyle, ağaçlandırmalardaki basari için, daha kaliteli fidan yetiştirilmesi büyük önem taşır. Bu nedenle kurak ve yarı kurak bölgelerde yapılacak ağaçlandırmalarda tutma ve büyüme başarısını artırmak için tüplü fidan üretimi zorunlu görülmekte­dir.
159

Tüplü fidan; gerek ekim ve gerekse şaşırtma yoluy­la muhtelif cins kaplar içerisinde yetiştirilen ve kabı ile ağaçlandırma sahasına nakledilerek toprağı ile dikilen fidandır. (Resim:27,28)
Tüplü fidan üretimi konusunda yurdumuzda yeni teknikler arayışına girilmiş ve Finlandiya Hükümeti ile ortaklasa gerçekleştirilen "Türkiye'de Tüplü Fidan üretimi ve Ağaç Islahı Tekniklerinin Denenmesi ve Geliştirilmesi" projesi çerçevesinde, Eskişehir, Denizli, Muğla, Trabzon ve Erzurum Orman Fidanlıklarında sera tesisleri kurularak kapalı alanda tüplü fidan üretimi uygulaması başlatılmıştır. Bu proje çerçevesinde 1993 yılından beri başarılı bir şekilde seralarda tüplü fidan üretimi yapılmaktadır. Seralarda bir yıl içerisin­de 2–3 tekerrürlü fidan üretim imkanı bulunmaktadır. (Resim:29,30)


Resim:27 Tüplü Fidan üretimi (Polietilen Tüp)

160

 
Resim:28 Tüplü Fidan üretimi (Ayık Tipi)


Resim:29 Tüplü Fidan üretim Serası

161



Resim:30 Seralarda Tüplü fidan üretimi(Enso Tipi)

Tüplü fidan üretiminde, tüpe ekimin mevsim yönün­den yastıkta yapılan tohum ekiminden herhangi bir farkı yoktur. Tüpe ekimlerde her tüpe en fazla 2 veya 3 adet tohum ekilmelidir. Tohumların kolay çimlenebilmesi için tohumların üzeri kireç ihtiva etmeyen granit kumu, dere kumu (dişli kum) gibi malzeme ile kapatılmalıdır. Kapatma materyalinin kalınlığı, tohum boyun4n bir mislinden fazla olmamalıdır. Aksi takdirde çimlenmeler ve fideciklerin yüzeye çıkması çok güç olabilir. Tüplü fidanlarda sulama; tohumlar çimleninceye kadar sisleme ile yapılmalıdır.
162

2.2.7.1. Tüplü Fidanlarda Gübreleme
Tüplerde yetiştirilen karaçam, sarıçam, Sahilçamı, ladin gibi türlerde vejetasyon mevsimi süresince su ile periyodik olarak verilen gübrenin gelişmeyi gözle görü­lür şekilde etkilediği araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.
Özellikle İzmit Kavak ve Hızlı Gelişen tür Orman Ağaçları Araştırma Müdürlüğünce yapılan araştırmalar sonucunda uygulayıcılara, Spencer-Lemaire tipi tüpler ve mısır kompostu, turba, öğütülmüş çam kabuğu, perlit gibi materyallerle yapılan karışımlar tavsiye edilmek­tedir. Bu şekilde yetiştirilen fidanlarda, köklerin iyi gelişerek tüp harcını iyice kavraması ve dikim anında harcın dökülmemesi ve birinci yılın sonunda fidanlarda istenilen boyutların elde edilebilmesi gibi olumlu sonuçlar görüldüğü belirtilmektedir.
Kaplı Fidan Üretiminde USA’ da Kullanılan Gübreleme Solusyonu:
(Tinus ve Donald 1979)
Hedeflenen Uygulama Oranı (ppm)
Mineral Ekimi müteakip Gelişimin en hızlı Vejetasyonun besinler  devrede    olduğu devrede  son devresinde

Makro elementler

 

 

N

50

100

150

K

100

60

60

P

100

150

150

Ca

80

80

80

Mg

40

40

40

S

60

60

60

Mikro elementler

 

 

Fe

4.00

4.00

4.00

Mn

0.80

0.80

0.80

Zn

0.32

0.32

0.32

Cu

0.15

0.15

0.15

Mo

0.02

0.02

0.02

B

0.50

0.50

0.50

Cl

4.00

4.00

4.00

163

Kullanılacak Gübreler ve Miktarları: Amonyum Sülfat:
%21 oranında saf azot ihtiva eder. Bu yapay gübre­den başlangıçta bir litre suya 1,09gr. karıştırılacaktır.
Süperfosfat veya triple süperfosfat:
Süperfosfat %16–18 arasında, triple süper fosfat ise %43–46 arasında suda eriyebilen fosfor asidi ihtiva etmektedir. Bu nedenle süperfosfat kullanıldığı takdir­de başlangıçta litreye 366 miligram (0,366 gr.), triple süperfosfat kullanıldığı takdirde ise 160 miligram (0,160gram) gübre kullanılmalıdır.
Potasyum sülfat:
Potasyum sülfat gübresi içerisinde %48–52 oranında potasyum oksit bulunmaktadır. Bu gübre birinci peri­yotta 1 litre suya 400 miligram (0,400 gr.) hesabi ile kullanılmalıdır.
Demir Sitrat veya şelat (chelate):
Bir litre suya 33 miligram (0,033 gr.) hesabi ile hassas bir şekilde tartılarak kullanılmalıdır.
Buraya kadar belirtilen gübre dozları gübrelenecek fidanların adedine göre bir defada kaç litre sulu eri­yik kullanılacaksa ona göre tartılır.
Kullanılacak sulu gübrenin miktarı her tüp başına 40–50 mililitre verilecek şekilde hesaplanmalıdır. Verilen sulu gübre tüplerin altına kadar islemeli hatta alttan çıkmalıdır.
Buna göre, bir litre eriyikle 20–25 fidan gübrelenebilir. Gübrelenecek fidan adedi bu rakama bölündüğü zaman ne kadar sulu gübre hazırlanacağı ortaya çıkar. Örneğin 20000 adet tüplü fidan gübrelenecekse 20000: 20=1000 litre suyun bir defada verilmesi gerekmektedir.
164

1000 litre suya katılacak gübre miktarı ise:
Amonyum Sülfat      :   1. 09 x 1000 =  1090 gr.
Triple süperfosfat   :   0.160 x 1000 =   160 gr.
Potasyum sülfat     :   0.400 x 1000 =   400 gr.
Demir sitrat(şelat)  :   0.033 x 1000 =    33 gr.
Bu dozlarla gübrelemeye çimlenmenin tamamlanması ve ikinci yaprakların çıkmasından sonra başlanmalıdır. Genellikle çimlenmenin %90 oranında gerçekleşmesinden iki hafta sonra sulu gübrelemeye başlanır. Gübrelemeyi fazla geciktirmemek gerekir.
Gübreleme haftada bir ve muntazam aralıklarla yapılmalıdır.
Yukarıda belirtilen dozlarda gübreleme 6 hafta süre ile yapılacaktır. 7.nci haftadan itibaren aşağıdaki dozlarla uygulamaya devam edilir.
Amonyum Sülfat     :  600 mg/litre   (0.600 gr.)
Triple süperfosfat  :  332 mg/litre  (0.332 gr.)
Potasyum sülfat     :  386 mg/litre  (0.386 gr.)
Demir sitrat(selat)  :   33 mg/litre  (0.033 gr.)
Triple süperfosfat yerine 758 mg/litre (0.758 gr.)
süperfosfat gübresi de kullanılabilir.
Bu dozlarla gübreleme ise 3 veya 4 hafta süre ile yani yaklaşık Temmuz ortalarına kadar devam eder.
Temmuz ortasından sonra fidanların kışa hazırlanması için aşağıda belirtilen gübre dozları ile fidanlığın bulunduğu yerin iklim şartlarına göre Eylül sonu veya Ekim ortalarına kadar devam edilmelidir.
Amonyum Sülfat           : 210 mg/litre (0.210 gr.)
Triple süperfosfat       : 500 mg/litre (0.500 gr.)
(veya yerine süperfosfat) :1275 mg/litre(1.275 gr.)
Potasyum sülfat          : 371 mg/litre (0.371 gr.)
Demir sitrat (selat)      : 40 mg/litre (0.040 gr.)
Gübrelenecek fidan adedine göre bir defada kullanılacak gübreler tartıldıktan sonra büyükçe bir kap
165

içerisinde suda iyice eritildikten sonra normal kon­santrasyona gelinceye kadar sulandırılır. Veya gübreli eriyik konsantre olarak hazırlanır ve yağmurlama siste­mine belirli bir oranda yavaş yavaş katılır.
Örneğin gübrelenecek 20000 fidanımız olduğunu kabul edelim. Tüp başına 50 cm3 sulu gübre verebilmek için 1000 litrelik gübre solüsyonu hazırlamamız gere­kir. Buna göre tartılarak hazırlanacak gübreler önce ayrı bir kapta 1–2 saat bekletilip iyice karıştırılarak suda eritilir. Sonra eriyik 1000 litrelik tanka boşaltılır ve tekrar iyice karıştırıldıktan sonra ucu süzgeçli hortumla veya yağmurlama sistemi ile tüplere eşit miktarda düşecek şekilde verilir.
İkinci şık olarak gübreler hacmi belli olan bir kapta eritilir.(örneğin 50 litre).Yağmurlama sisteminin 1000 litre suyu ne kadar zamanda attığı tespit edilir. (örneğin 5 dakika) konsantre gübre eriyiğinin yağmurla­ma sisteminin ana çıkış borusuna karışan borusu üzerin­deki musluk dakikada 50/5=10 litre gübreli eriyiği sulama suyuna karıştıracak şekilde ayarlanır.
Yağmurlama sistemi ile verilen sudan tüplerin dışına atılan miktar fazla ise gübrelemede bu husus göz önüne alınmalı ve o nispette fazla su ve gübre kullanılmalıdır.
Her gübreleme işleminin bitişinden sonra fidanlar birkaç dakika temiz su ile sulanmalı ve yapraklar üze­rindeki kalıntılar yıkanmalıdır.
İzmit Kavak ve Hızlı Gelişen Orman Ağaçları Araştırma Müdürlüğünce tüp dolgu materyali karışımları ile ilgili araştırma sonuçları aşağıda liste halinde verilmiştir.
2.2.7.2. Tüp Dolgu Materyali

Tüp dolgu materyali olarak kullanılacak olan turba, perlit, çam kabuğu ve granit kumunu doğrudan doğruya kullanmak imkanı bulunmaktadır. Bunlar dışında kullanılan yaprak, humus, saman, çeltik kapçığı, çay
166

artığı ve talaş gibi organik artıkların mutlak suretle kompostlaştırılarak kullanılması gerekmektedir. Karışım-da kullanılacak olan malzemeler analiz sonuçlarına bağlı olarak karıştırılmalı ve bu sonuçlara göre makro ve mikro besin elementlerini ihtiva eden gübreleme, sulama ile birlikte yapılmalıdır.
Tüplü fidan üretiminin en can alıcı noktası dolgu materyalidir. Dolgu materyalinin özeliklerini söyle belirleyebiliriz;
—Verilen suyu uzun süre bünyesinde tutabilmeli,
—Tohumun kolay çimlenmesine ve kök büyüme fizyolo­jisine uygun olmalı,
—Gözenekli bir yapıda olmalı, (%95 porozitede olması en idealidir).
—Asititesi yani pH değeri fidan türüne uygun olmalı,
—Organik maddece zengin olmalı,
—Bol olmalı ve kolay temin edilebilmeli,
—Ucuz olmalıdır.
Tüplü fidan yetiştirmede çok değişik karışımların kullanılma imkanı vardır. Ülkemizde İzmit Kavak ve Hızlı Gelişen Tür Orman Ağaçları Araştırma Müdürlüğünden rahmetli Celal AYIK ve arkadaşlarının yapmış olduğu araştırmalar dışında önemli bir çalışma bulunmamaktadır. Bu konuda bölgelerimizdeki kaynaklara göre (ekonomiklik ve bolluğu dikkate alınarak) karışımlar hazırlamak mümkündür. Çalışmalarımıza örnek olabilmesi için adı geçen Araştırma Müdürlüğünün yapmış olduğu bazı yetişme ortamı örnekleri tablo halinde verilmiştir.
Tablo 9 ve 10'un incelenmesinden de anlaşılacağı üzere gerek yetiştirme safhasında ve gerekse arazi
167

denemelerinde en iyi sonucu %40 turba+%30 öğütülmüş çam kabuğu +%20 granit toprağı +%10 perlit olan karışım vermiştir.
Türkiye'de uygulanan karışımların yanında bazı ülkelerde kullanılan karışımlardan (hacim olarak) aşağıdaki örnekler verilebilir.
Almanya'da; %50 kil toprağı+%50 turba İngiltere’de; %58 killi balçık toprağı+%25 turba + %17 kum
Danimarka'da; %50 siyah turba+ %25 saman kompostu+ %25 tas yünü
Amerika'da; %50 sphagnum turbası + %50 vermikülit veya perlit;%50 kum + %50 turba;%33 kum+ %32 turba+ %35 perlit
Tablo:9 Yetiştirme ortamı olarak kullanılan mater­yaller ve bunların karışım oranları

Karışım(Ortam) Ho

 

Karıştırılan Materyaller

ve Karışım Oranları

1

Kabuk
4/3.0

+      Turba 3/10

+   Perlit 3/10

2

Kabuk
7/10

+      Gübre 1/10

+   Toprak 2/10

3

Kabuk 8/10

+      Toprak 2/10

 

4

Suian 3/10

+      Gübre 2/10

+   Perlit    + Toprak 3/10        2/10

168

2.2.7.3. Tüplü Fidanın Faydaları
Tüplü fidan, toprağı ile beraber ağaçlandırma sahasına kadar nakledildiğinden fidanın kökleri dış tesirlere maruz kalmaz. Kök gövde oranı dengeli olduğundan tutma oranı çıplak köklü fidanlara nazaran daha yüksektir.
Çıplak köklü fidanların aksine, taşıdığı toprak karışımı ile içindeki organik madde ve mikoriza mantarlarını dikim sahasına taşıyarak ağaçlandırma sahasına mikorizanın aşılanmasını sağladığı gibi yeniden geliştireceği kökler için, toprak içinde lüzumlu besin maddelerini depo eder.
Tüplü fidanların, bakimi ve sökümü kolaydır. Üretiminde mekanizasyon imkanı olduğundan hem daha az zamana ihtiyaç duyulur, hem de ağaçlandırmadaki basari durumu dikkate alındığında daha ekonomiktir.
Tüplü fidan, dikim sahasına sevk edilirken sulandığından ağaçlandırma sahasında tutması için lüzumlu suyu kök sahasında depo etmiş olur.
Kara ikliminin hakim olduğu ağır bünyeli toprağı olan özellikle güney bakılarda çıplak köklü fidanlarla yapılan sonbahar dikimlerinde don atması fazlaca görüldüğünden zayiat yüzde yüze kadar çıkabilmektedir. Buna karşılık kaplı fidanda don atması bahis konusu olmaz.
Sonbaharda, ilk yağışları müteakip kaplı fidanlar ağaçlandırma sahalarına dikildiğinde ilkbaharda erken­den kök faaliyetine başlayarak kurak mevsime girmeden o şartlara uyacak duruma gelebilir.
Yağış ve ısı etkisi ile fidan söküm ve dikim zamanı daraldığı zamanlarda erken sonbaharda ve geç ilkbaharda fidan faaliyette olsa bile dikilebilir. Bu yüzden kaplı fidanlar zaman bakımından geniş dikim imkanları sağlar.
Toprak bakımından ibreli fidan ve hatta diğer fidanların yetiştirilmesine elverişli olmayan sahalarda fidan yetiştirilmesi imkanını sağlar.
171

Tüplü fidanlar, peyzaj çalışmalarında, sahaya kabıyla getirildikleri ve hatta toprakta çürüyebilen kaplarda kabıyla birlikte dikilebildiği için kökler zarar görmez. Böylece fidanlar ilkbaharda hemen büyüme­ye başlarlar. Bu şekilde üretilen fidanlar ile yılın her mevsiminde dikim çalışması yapılabilir.
2.2.7.4. Tüp (Kap) Ebadı ve Tüplü Fidanın Yaşı

Tüp ebadını kararlaştırırken teknik ve ekonomik hususlar rol oynar. Teknik hususlar şöylece özetlenebi­lir:

  1. Ağaçlandırma sahasındaki yetişme muhiti şartları
    ve ağaçlandırmanın gayesi,
  2. Tüplü fidanın dikim veya ekim yolu ile yetiştirilmesi,
  3. Fidanın tüpte kalacağı süre, degrade olmuş sahalar
    ile Orta Anadolu gibi kurak mıntıkalarda yapılacak
    ağaçlandırmalarda kullanılacak fidanın yaşı yani tüpte
    kaldığı yas (şaşırtılmış olması halinde) fazla büyük
    olmamalıdır. 12x23 ve 15x23 cm ebadındaki polietilen
    torbalar yeterlidir. Zira torbanın altı kesildiği zaman
    kök zayiatı az ve geri kalan kökün sak ağırlığına oranı
    ortalama %40 olmaktadır. Tüplü fidanın avantajlı olan
    sonbaharda erken dikiminin yapılması halinde kök gelişmesi kurak zamana kadar yeterli derecede olmakta ve toprağın tavlı olduğu kısımlara kök intikal etmiş olmaktadır. Bunun için tüpte bir sene kalmış karaçam veya sarıçam ile sedir için tüp ebadı 12x23 cm. iki sene kalması halinde de 15x23 cm. olabilir. Eksibe ağaçlandırmalarında gerek toprak rutubetinin derinlere doğru süratle inmesi ve derinliklerde bulunması gerekse göv­denin kum örtmesine maruz kalması sebebi ile tüpün daha büyük ebatlarda olması zorunluluğu bulunabilir.

Fidan üretim çalışmalarında tüpün altı açık olmadığı takdirde ekimle fidan yetiştirilecekse, kap boyu­nun uzun, kesitinin dar olması gerekir. Buna rağmen tüpün dibinde yumaklaşmaya mani olunamaz. Şaşırtılarak yapılan tüplü fidan çalışmalarında kesilen kök genel­likle dumura uğramakta ve yan kökler aşağı doğru gelişme gösterdiğinden dipte yumaklanma kuvvetli, yan kök­lerde az miktarda olmaktadır. Bu yüzden tüp boyu kısa olabilir.
172

Tüplü fidanda büyük boylar elde edilmek istendikçe fidan daha fazla tüpte kalacak demektir. Bu sebeple sak büyümesine paralel kökün gelişmesi ve sak/kök oranının düşük olmamasının temin edilmesi gereklidir.
Tüpte, bir iki sene kalacak (1+0) yaşında tüpe şaşırtılmış sedir fidanlarında en büyük ebat 14-15x23 cm.lik polietilen torbalardır. Toprak doldurulduğu zaman, büyük ebatta çap 9, derinlik 23cm.küçük ebatta ise çap 7,5cm. derinlik 20cm. olmaktadır. (2+0) yaşlı karaçam veya sarıçam fidanlarının şaşırtılmasında 14-12x23 Cm. ebadındaki polietilen torbaların kullanılması, bir veya iki sene bekletilmesi için yeterlidir. Tüpte üç veya dört sene bekleyecek olan fidanlarda tüp ebadının daha büyük olması gerekmektedir.
Polietilen torbada 2 sene kalan karaçam, sarıçam ile sedirler 18x30 Cm.lik torbalara şaşırtılarak iki sene daha büyümeye bırakılabilir ve topraklı fidan olarak verilebilir.
Son yıllarda yurdumuzda tüplü fidan üretiminde, Ayık tipi (Spencer Lemaire) ve Finlandiya'dan ithal edilen Enso tipi (Pot-tray) kaplar kullanılmaktadır. Pot-traylerin eni 30cm., boyu 50cm., derinliği ise 10cm.dir. Bu kapların 28'lik, 45'lik ve 77'lik gözlerden oluşan değişik tipleri bulunmaktadır. Bu kapların iç tarafının yivli olması fidan köklerinin kıvrılmasını önlemekte ve daha fazla kılcal kök oluşumunu teşvik etmektedir.
Spencer Lemaire tipi tüplerin 350 cm3 hacminde (5,1x3,8x18,4 cm) olanları her bakımdan daha pratiktir. Bu tüplerde yetiştirilen 1+0 yaşlı karaçam fidanları dikim için uygun standarda gelmiştir. Söz konusu fidan­lar arazide %99 tutma başarısı göstermiştir. Bu tip tüplü fidan üretiminde en iyi dolgu materyali karışımı; %40 turba+%30 öğütülmüş çam kabuğu+%20 granit toprağı +%10 perlit olarak tespit edilmiştir. Bura da turba yerine mısır kompostu da ayni sonucu vermiştir.
100 bin adet tüplü fidan üretimi için gerekli materyal için 2,5–3,0 dekar araziden yetiştirilecek
mısır bitkisi yeterlidir.
173

Bu bitkiyi fidanlıkların dinlendirme parsellerinde yetiştirmek mümkündür.
Diğer taraftan, Türkiye'de yaptırılabilen (4x4x23 cm) boyutunda ve 280 cm3 hacmindeki Spencer Lamaire kaplarda karaçam ve sarıçam türleri için uygundur.
Polietilen torba ve mendil için verilen bu ölçüle­rin yanında Ayık tipi ve Pot-tray (Enso tipi) tüp kaplarında uygulanan ölçüler şunlardır.
Ayık tipi kaplar
En(cm.)     Boy(cm.)       Yük. (cm.)
32'lik    3.5         4.0           13.0
32'lik    3.5        4.0            18.0
32'lik   3.5        4.0           23.0
32'lik   4.0        4.5           20.,0
32'lik    4.0        4.5            23.0
Enso Tipi (Pot-Tray) tepsi kaplar
Hacim
77'lik 99 cm3 (77 adet tüpe sahiptir) 45'lik 190 cm3 (45 adet tüpe sahiptir) 28'lik 300 cm3 (28 adet tüpe sahiptir)
Finlandiya'dan ithal edilen 77'lik model tüp ile Türkiye'de kurulan mevcut plastik seralarda (800 m2) 376 bin adet fidan üretilebilmekte ve bunun için 37 m3 turba gerekmektedir. Yine ayni seralarda 45'lik model tüp ile 220 bin adet fidan üretilebilmekte ve 45 m3 turba gerekmekte, 28'lik model tüp ile ise,137 bin adet fidan üretilebilmekte ve 41 m3 turba gerekmektedir.
Beher tüp tepsinin kapladığı alan 1470 cm2'dir. Karaçam ve sarıçam türleri için 77'lik ve 45'lik tüp tepsileri, kızılçam için;45'lik tüp tepsileri, yapraklı türler için; 28'lik tüp tepsileri, doğu ladini için; 45 ve 28'lik tüp tepsilerinde fidan üretimi en iyi sonucu vermektedir.
2.2.7.5. Tüplü Fidanların Yerleştirilmesi

Tüplü fidan yastıkları ekli 19.11.1996 tarih ve 2 sayılı tamimde de belirtildiği gibi aşağıdaki hususlara dikkat edilerek yapılacaktır.
174

Bunun İçin;

  1. Yastıklarının tabanı %1-2 meyilli olmalı,
  2. Yastıkların ortasına gelecek şekilde 20cm. derinliğinde içi çakıl doldurulmuş hendekler açılmalı,
  3. Drenaj hendeklerini ve yastıkları tamamen kapa­tacak şekilde tabana 2 katli polietilen örtü serilmeli,
  4. Yastık yollarına briket döşenmeli,
  5. Polietilen örtünün üzerine 2–4 numara asfalt
    mıcırı( 6–8 cm. kalınlığında) serilmeli,
  6. Alçak yastık olduğundan tüp kenarları açıkta
    kalmayacaktır. Ancak tüplerin araları da uygun dolgu
    materyali ile doldurulmalı,

Bu sistem ile tüp yastıklarının tabanından yabancı otların çıkmasına mani olunacaktır. Tüplerin tabanına serilen 6-8cm. kalınlığındaki asfalt mıcırı tüplerin tabanında su birikmesini önleyecektir. Yine tüplerin tabanına serilen polietilen sayesinde fidan kökleri toprağa ulaşamayacağı için söküm kolay olacaktır.

175

7- Soğuğa ve sıcağa hassas türler gölgelikler ile korunmalıdır.


Resim:31 Tüplü Fidan Yastığı

2.2.8. Vejetatif Yolla Fidan üretimi
Tohumdan ekim suretiyle yetiştirilmesi güç olan bazı ağaç türleri vejetatif yoldan üretilir.
Bilhassa iyi kaliteli tohum temininin güç olduğu, tohumla üretmenin çok fazla zaman aldığı hallerde çelikle üretim yapılmalıdır.
Bu metot da fidanların toprak altı ve üstü organlarının köklendirilmesi ile üretim yapılmaktadır.
Vejetatif yolla fidan üretim metotları şunlardır;

  1. Kök sürgünü ile üretme: Fidan köklerinin yaralanması suretiyle yapılır.
  2. Yatırma veya daldırma ile üretme: 1–2 yaşındaki
    sürgünlerin yatırılıp toprağa daldırılması ile köklen-
    dirilir.
  1. Yığma ile üretme: Kök boğazı toprakla dolduru­lan fidanın köklenen sürgünlerini birbirlerinden ayırmak suretiyle fidan üretilir (Kartopu bitkisi bu metotla başarılı şekilde üretilebilir).
  2. Çelikle üretme: Bitkinin gövde, dal veya yaprağının ana bitkiden ayrılarak uygun şartlar altında başka bir ortamda köklendirilmesidir.

5. Asi ile üretme: Tohumla üretmede genetik özel­liklerini muhafaza edemeyen türlerin üretiminde, özellikle de tohum bahçesi tesisinde kullanılan fidanların üretiminde bu metot kullanılır.
Başarılı bir aşı için;
—Anaçla kalem arasında tabii bir akrabalık olmalıdır.
—Kalemler mümkün olduğu kadar taze, sağlıklı ve uyanmadan, tomurcuk şişmeden alınmalıdır.
—Kullanılan kesici aletler çok keskin olmalıdır.
—Kalemler alınır alınmaz, hemen aşı yapılmalıdır.
—Serada yapılan aşı çalışmasında, sıcaklık ve rutu­bet çok iyi dengelenmelidir.
—Anaç ile aşı kalemi aynı kalınlıkta olmalıdır. Bu başarı şansını çok artırır.
176


Çelik Materyali Alınırken Dikkat Edilecek Hususlar:

  1. Çelikler o yıla ait sürgünlerden olmalıdır.
    Yeteri miktarda sertleşmiş olmalıdır. Ancak büküldüğünde
    kırılmamalıdır.
  2. Sürgünlerin uç ve dip kısımları alınmamalıdır.
  3. Çeliklerin kesilmesinde kullanılan aletler çok
    keskin olmalıdır.

Çeliklerde Köklenmeyi Etkileyen Faktörler:
1- Köklenme kabiliyeti türler arasında farklılık gösterir yani genetik özellikleri önemli rol oynar.
Çok kolay köklenen türler: Söğüt, kavak, spirea, altın çanağı, ağaç hatmi, inci vb.
Kolay köklenen türler: Gül, porsuk, sabin ardıcı vb.
Orta derecede köklenen türler: Leylak süs eriği, huş vb.
Güç köklenen türler: Çam, ladin vb.
2-Genç bireylerden alınan çelik materyali daha kolay köklenir.
3-Çeliklerin alınma mevsimi çok önemlidir.
4-Köklendirme ortamı şartları çok önemlidir. Sıcaklık; 20–25°C rutubet;%98 olmalıdır. Köklendirme ortamı geçirgen olmalıdır. Direkt güneş ışınlarından kaçınmalıdır.
5-Hormon kullanılması köklendirmeyi hızlandırır. Her ağaç türünün çelikten üretilebilme özelliği yoktur. Son zamanlarda çeşitli yapraklı ve ibreli tür­lerin çelikten üretilmesi konusunda muhtelif araştırmalar yapılmakta ise de bu şekil üretimde ilk akla gelen türler; kavak, söğüt, iğde ve çeşitli süs bitkileridir. Ancak Dünya'da ve Yurdumuzda kitle halinde üretilen kavağın özel bir yeri vardır. Araştırma çalışmalarının dışında kavağın tohumdan üretilmesi düşünülmez. Bu itibarla vejetatif yoldan kavak fidanı üretilmesi konusunda önemle durmak gerekir.
177


2.2.8.1. Kavak Fidanı üretimi
2.2.8.1.1. Toprağın Hazırlanması

Kavak fidanı yetiştirilecek topraklar drenajı iyi besin maddelerince zengin, derin, gevsek organik maddelerle iyi bir şekilde gübrelenmiş sulanabilen yerler olmalıdır. Ağır kil toprakları, şiddetli asit ve alkali reaksiyonlu tuzlu ve durgun su bulunan topraklar veya kuru fakir ve sığ topraklar kavak kültü­rü için uygun değildir.
Toprak derin sürülmeli sürümlere yeşil gübrenin toprağa karıştırılması ile birlikte yaz aylarında başlanmalıdır. Toprakta keseklerin teşekkülüne mani olunmalıdır. Sürüm miktarı toprak karakterine tabi olarak değişmekle birlikte en az üç defa olmalıdır. Beher hektara 25–30 ton yanmış hayvan gübresi atılmalıdır. Suni gübrelerden azot'lu gübrelerin fazlalığı fidanlarda gevsek büyüme yaptıklarından bazı hastalıklara karşı fidanları dayanıksız duruma getirmektedir­ler. Bu şekilde büyümüş fidanların kışları şiddetli geçen yerlerde don zararlarına maruz kaldıkları görül­mektedir. Gübrelemenin analiz sonuçlarına göre yapılması gerekmektedir. Ancak orman fidanlığı topraklarına genellikle 200-400kgjha azotlu ve fosfatlı gübre veril­mesi tavsiye edilebilir.
Kavak fidanı yetiştirilecek fidanlık arazisi dört eşit parçaya ayrılıp 1.blok; 1 yaşlı fidanlık 2.blok; 2 yaşlı fidanlık 3.blok; bir evvelki yıl sökülen fidanların bulunduğu dinlendirme parselleri ve 4.blok; içinde bulunan yıl çelik dikimi yapılacak ve toprak hazırlıklarına geçilmiş parseller seklinde ter-tiplenmelidir.
Üretim alanının kısıtlı olduğu fidanlıklarda iyi bir gübrelemeyle üçlü fidan üretim sistemi ile kavak fidanı üretilebilir (Resim:32)
2.2.8.1.2.Kavakta Gövde Çelikleri ve Köklü Çeliklerin Hazırlanması

Gövde çeliği; Bir yaşındaki gövde veya dallardan
178

alınan üzerinde 4–5 adet sağlıklı göz bulunan, yasayan gövde ve dal parçalarıdır. Fidan yetiştirmede kullanılan en iyi çelikler, bir yaşlı gövde sürgünlerinden ve bu sürgünlerin orta kısmına isabet eden 1/3 parçasından elde edilir. Çelik boyutları; yerli karakavakta: 20-30cm boy ve 1,0-2,5cm çap, melez kavakta: 22-35cm boy ve 1,5-3,0cm çap olarak alınmalıdır. Üretilen fidanların kalitesi ve tutma başarısı yönünden 30-35cm boyundaki gövde çelikleri ile köklü çelikler arasında önemli bir fark görülmemiştir. Ancak köklü çelik ile üretim daha pahalı olmaktadır. Uzun gövde çeliği ile dikimde ise, toprağın derin ve çok iyi islenmesi zorunludur.
Gövde çelikleri hazırlanırken alt kısımlar genel­likle tomurcuk taşımadıkları ve sürgün uçları da iyi odunlaşmadığı için çelik elde edilmesinde kullanılmamalıdır. Çelikler hazırlanırken üst gözün hemen üstünden düz, alt ucu ise meyilli olarak kesilir. Bu suretle çeliklerin dikim kolaylığı sağlandığı gibi ters dikil­meleri de önlenmiş olur. Diğer taraftan meyilli kesilen yüzey, toprak içinde bulunacağından kök tesekkülatına elverişli yüzeyi de artmış olur.
Çeliklerin materyal parseline dikilmesinden sonra vejetasyonun bitiminde elde edilen, kök ve gövdesi bir yaşındaki fidanlar sökülürler. Gövde, kök boğazının hemen üstünden, üzerinde 2–3 adet tomurcuk bulunacak şekilde kesilir. Yan kökler 5cm. kadar uzunlukta budanır, kırılan kök kısımları kesilerek temizlenir. Kök düzeltilmesi yapılmış bir yaşlı bu köke, köklü çelik adi verilir.
Kalitesi yüksek, homojen, zayiatı az ve sıhhatli fidanlar köklü çelikten yetiştirilen fidanlardır. Ancak köklü çelikten kavak fidanı üretimi gövde çeliğinden üretime göre daha pahalı olmaktadır. (Yaklaşık %12)
2.2.8.1.3. Gövde ve Köklü Çeliklerin Alınma Zamanı

Gövde çeliği yapmak üzere kullanılacak bir yaşındaki sürgünler veya gövdeler, çelik halinde toprağa dikilecekleri kısa bir müddet içinde kesilip hazırlanmalıdır. En uygun çelik dikim zamanı vejetasyonun
179


başlamasından önceki 2–3 haftalık zamandır. Memleketimizin muhtelif iklim mıntıkalarına göre değişen bu zaman. Marmara mıntıkasında şubat ayı sonu ile mart ayı başına tesadüf etmektedir.
Köklü çelikler ise yaprak dökümünden hemen sonra dikildiklerinde en iyi netice alınmaktadır. Marmara mıntıkasında kasım ayı sonu köklü çelik dikimi için en uygun zamandır.
Aşağıda fidanlık üretim parsellerinin kurulmasında açıklanacağı üzere köklü çelik istihsali için çelikten yetiştirilen kök ve gövdesi bir yaşlı fidanlardan temin edilecek köklü çeliklerin, sonbaharda (kasım ayı sonun­da) ve aynı fidanın gövdesinden hazırlanacak çeliklerin ise ilkbahar (mart ayı başında) dikimleri zorunluluğu karşısında, çeliklerin saklanması problemi doğmaktadır. Çeliklerin bu şekilde erken kesilmesinde zaruret bulu­nan hallerde en elverişli saklama yerleri soğuk hava depolarıdır. Soğuk hava deposu bulunmayan yerlerde çelik hazırlanacak gövdeler demetler halinde bağlanıp dipleri 25-30cm. derinliğinde toprağa gömülmek suretiy­le dik vaziyette fidanlığın korunaklı bir yerinde saklanabilirler. Çeliklerin, köklü çeliklerden hemen kesil­mesi gerekmiyorsa fidanlık kurulacak parsellere, üretme parsellerinden sökülmüş olan kök ve gövdesi bir yaşındaki fidanlar, kök tuvaleti yapılıp köklü çelik dikimi yönteminde olduğu gibi, fakat gövdeler kesilmeyerek bir yaşında fidan halinde dikilebilirler. Kış mevsimi bir yaşlı fidan dikilmiş olarak geçirildikten sonra, çelik hazırlanacağı günlerde gövdeler kök boğazından kesilerek bir yaşlı köklü çelikler toprak içinde bırakılırlar. Böylece çelik kesilecek gövdeler ana kök üzerinde ihtiyaç duyulana kadar saklanmış olur.
Çelikler uzak mesafelere gönderilecek ise, bir yaşlı gövdeler 105cm. uzunluğunda boylara bölünür. Her iki uçta 5cm.lik kısım parafin içine daldırılarak havadan tecrit edilir. Çelik hazırlanırken her iki uçtan 10cm. lik kısımlar atıldıktan sonra kalan parçadan uygun boylarda çelikler kesilir.
180


2.2.8.1.4. Kavak Materyal Parsellerinin Kurulması
Üretme parseli, belirli klonlarda fidan yetiştirilmek üzere ihtiyaç duyulan çelik ve köklü çelikleri temin etmek üzere tesis edilir. Genişlikleri istihsal edilecek köklü çelik miktarına göre önceden kararlaştırılır. Bu parsellerde üçlü fidan üretim planı uygulanır. 1.parsel; çelik dikim sahası,2.parsel; geçen yıl sökümü yapılan köklü çelik üretilen saha ve 3.parsel; içinde bulunan yıl çelik dikimi yapılacak ve toprak hazırlıklarına geçilmiş sahadır. Gerekli görülen fidanlıklarda materyal parsellerinde ikili fidan üretim planı uygula­nabilir.
Kaliteli köklü çelik elde edilmesi için her çeliğe 10 dm2.lik yetişme muhiti sahası ayırmak uygundur. Bu saha,33 cm. x 33 cm. aralık ve mesafe düzeni içinde diki­lecek çeliklerle en iyi şekilde sağlanırsa da sulama, çapalama, böceklerle mücadelede güçlükler doğurduğundan aralık ve mesafe düzenini değiştirmek gerekmektedir ve ekipmanların genişlikleri de dikkate alınarak aralık; 1.00m -1.20m.olabilir. El rotovatörleri veya dar teker­lekli traktörlerle bu aralıklarda çapa yapma imkanı sağlanabilmektedir.
Çelik dikimleri; parsellerin karşılıklı iki kenarına, belirlenen aralıkta dikilen piketaj kazıkları arasına gerilecek iplerin bir kenarına değecek şekilde yapılarak muntazam sıralar tesis edilir. Çelikler dikim­den önce akıntılı su içinde 24 saat müddetle bekletilmelidir. Çelikler toprak seviyesinden 1cm.kadar aşağıya dikilir ve üzeri kum ve gübre ile örtülür. Böylece dışarıda kalan tomurcuğun kuruması önlendiği gibi yaranın çabuk kapanmasına da yardım edilmiş olur.
Vejetasyon mevsiminin sonunda bu çeliklerden meydana gelecek kök ve gövdesi bir yaşındaki fidanlar sökülüp gövdeler kök boğazından kesilerek köklerinden köklü çelik yapılıp iki yaşlı fidan yetiştirilmek üzere fidanlık parsellerine dikilir, gövdelerden de çelik kesilip bu çeliklerle gelecek yılın materyal parseli kurulur.
181


2.2.8.1.5. Üretim Parsellerinin Kurulması
Toprak hazırlıkları yapılmış ve dikime hazır hale getirilmiş fidanlık parsellerinde dikimden önce gelen isler eylül ve ekim ayları içinde tamamlanmalıdır. Bunların başında fidan sıralarını tespit edecek piketaj kazıklarının çakılması ve dikim arklarının açılması gelir.
Melez kavak fidanı yetiştirilmesinde en uygun aralık mesafe 1.00m. x 1.0Om. olmalıdır. Çapalama, sulama ve diğer işlemlerde sıra aralarından geliş geçişte güçlükler olacağından makineli çalışmaya da imkan vermesi bakımından O.50mx2.00m. şeklinde uygulanır. Böylece bir fidan için 1m2. civarında yetişme ortamı sahası sağlanmış olur.


Resim:
32 Kavak Fidanı üretim Parseli

182

Materyal sağlanabildiğinde fidanlık köklü çelik dikimi ile kurulmalıdır. Köklü çelikler el aletleriyle ve isçiler tarafından dikildiğinde dikim arkları, ark açma pulluğu ile yağmurlar başlamadan önce açılarak hazır hale getirilmelidir. Bunun için tayin edilen aralıklara uygun ölçüde, eşit mesafelerde karşılıklı olarak dikilen piketaj kazıkları arasına işaret ipleri gerilir. İplerin toprağa temas ettiği yerde el çapalarıyla izler açılır. Daha sonra ip kaldırılarak çapa izlerini takiben traktöre takılan ark pulluğu ile dikim arkları açılır. Dikimlere yaprak dökümünden sonra başlanır. Arklar üzerine yerden 20–25 cm. kadar yüksekte ve piketaj kazıkları arasına gerilen iplerle sıraların düzeni sağlanır. İşçiler önceden hazırlanmış köklü çelikleri vakit geçirmeden kök boğazı toprak seviyesine gelecek şekilde çepinler (küçük çapa) ile dikerler. Çepinlerin sapları genellikle fidanlara verilecek mesa­fe kadar kesildiğinden köklü çeliklerin eşit mesafeler­de dikilmesinde bu el aletlerinin sapları ölçü vazifesi görürler. Dikimi tamamlanan sıranın her iki tarafından geçirilen kapatma pulluğu ile köklü çeliklerin dipleri kapatılır. Ve ayrılan isçi postası yardımı ile toprak çiğnenerek kökler sıkıştırılır. Böylece dikimi tamamla­nan köklü çeliklerin toprak üzerinde kalmış olan gövde parçaları uzun sapı makaslarla toprak seviyesinden kesilerek toprak içinde bir yaşlı kökler bırakılır.
Köklü çelikler gövdeden kesilerek ayrılmış iseler, dikimler yine uygun sıralar halinde üretme parsellerin­den sökülmüş ve kök düzeltmesi yapılmış bir yaşlı fidanlarla yukarıda açıklanan şekilde yapılır. Çelik ihtiyacı gövdeler toprak seviyesinden kesilerek karşılanır. Bu şekildeki dikimlerde, gövdelerin tamamının kesileceği vejetasyon başlangıcına kadar uzayan müddet içinde yağışlarla toprağın gevşemesi ve rüzgar etkileriyle gövdelerin eğrildikleri, köklerin yerlerinden oynadıkları sık sık görülür. Zaman zaman yapılacak düzeltmelerle bu çirkin görünüş önlenmelidir.
Fidanlığın çeliklerle tesisine zaruret görüldüğünde ark açılmasına lüzum yoktur. Yukarıda üretme parsel­lerinin kurulmasında açıklandığı gibi çelikler tesviye
183


edilmiş fidanlık toprağına dikilirler. Aralık ve mesafe köklü çeliklerde olduğu gibidir. Sıraların dü­zeni piketaj kazıkları arasına gerilen ipler yardımıyla sağlanır.
Dikimler makine ile yapıldığında köklü çelikler dikime uygun şekilde kesilip kök düzeltmesine tabi tutulur ve demetler halinde makinenin sepetlerine yerleştirilir. Ark açılması köklü çeliğin dikilmesi köklerin kapatılması ve iki taraftan sıkıştırılması makine marifetiyle yapılır.
2.3. SÜS BİTKİLERİ ÜRETİMİ Süs Bitkisinin Tanımı :
Süs bitkisi adından da anlaşılacağı gibi insanların yaşamlarını sürdürdüğü mekanları (evleri bahçe­leri, parkları, yolları, refüjleri, cadde ve sokakları) süsleyen bodur, yatık, yayılıcı, dik, ehrami, sütun, küresel, paraşüt, sarkık doğal şekillerinin yanı sıra kök, gövde ve tepe tuvaletiyle daha değişik sekil ve formlara sokulabilen dekoratif görüntü sergileyen daimi yapraklı, periyodik yapraklı, yaprakları daimi veya periyodik renkli, odunsu, otsu, çok yıllık veya tek yıllık bitkiler olarak tanımlanabilir.
Süs bitkileri renkli çiçekleri, orijinal meyveleri, kokuları ile dekoratif ve estetik bir görünüm sergilerler.
Süs bitkisi deyince aklımıza bodur bitkiler gel­mektedir. Günümüzde modern insan, bahçesinde her türden bitkiyi görmek, sergilemek istemektedir. Azalan yeşil alanlar ve küçülen bahçelerde her türden bitkiyi görmek mümkün olamamaktadır.
Bunu gerçekleştirmek için yeryüzündeki tüm bitkiler, devasa sekoyalar, çınarlar, ibreli ve her türlü meyve ağaçları günümüz teknolojisi sayesinde bodurlaştırılarak minyatür hale getirilmiş ve modern insanin hizmetine sunulmuştur.
184


Süs Bitkisinin önemi:
Süs bitkileri insanların çeşitli doğal, estetik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlar. İnsanları stresten uzaklaştırır. Psikolojik ve fiziki sağlık koşullarını iyileştirir. Süs bitkileri insanları çevre ve hava kirliliğinden, şehirlerde gürül­tü ve eksoz dumanlarından korur. Gün boyu gerilen sinir­leri yumuşatır, hayati yaşanır hale getirir.
Süs bitkileri tahrip edilen doğanın onarılmasına katkıda bulunur. Park ve bahçe tanzimlerinde peyzajın ana materyalini teşkil eder.
Süs bitkilerinin yaprakları, çiçekleri, meyveleri, kabukları eczacılıkta ilaç yapımında kullanılır.



185

Artan nüfus, gelişen teknoloji ve makineleşme, günden güne bozulan doğa, her gün küçülen yeşil alanlar, hava ve çevre kirliliği süs bitkisinin önemini gün geç­tikçe daha da artırmaktadır. (Resim:33t34t35t36t37)

Resim:33 Süs Bitkisi (Taflan+Porsuk)



Resim:34 Süs Bitkisi (Oya)

186



36:Resim Süs Bitkisi (Altın çanağı)


Resim:37 Süs Bitkisi (Altuni mazi) 187


 

Süs bitkileri üretimi generatif (tohum) ve vejetatif (çelik aşı) olmak üzere iki yolla üretilebilirler.
2.3.1.Generatif Yolla Üretim

1- Generatif Yolla üretimi Gerektiren Faktörler
a- Vejetatif yoldan üretilmesi mümkün olmayan veya zor olan türlerin üretilmesinde ( Laurus nobilist Populus tremula vb.),
b- Kitle halinde fidan üretimi arzu edildiğinde
c- Melez yapma istidadı az olan veya hiç olmayan türlerin üretiminde
d- Hibritlerin ilk döllerinde.
2- Generatif üretim Yolları
a-Tohum hasadı
Süs bitkilerinin tohumları park ve bahçelerle özel olarak yetiştirilmiş tohum bahçelerinden temin edilir.
Yurdumuzun iklim koşullarında süs bitkilerinin tohumları ekseriye sonbaharda olgunlaşmakta ise de bazı türler çeşitli mevsimlerde tohumlarını olgunlaştırmaktadırlar.
Örneğin Aralia sieboldii, Ulmus campestris ilkbaharda, Mahonia aquifolium, Betula pubescens tohumları yazın olgunlaşmaktadır. İbrelilerin bir kısmı ise kisin olgunlaşmaktadır.
Süs bitkilerinin tohumlarını hasat etmek için to­humun olgunlaşmasını yakından takip etmek gerekmekte­dir.
Erken toplanan tohumların çimlenme kabiliyetleri zayıftır. Bu nedenle tohumu tam olgunlaştığında topla­mak gerekmektedir. Bazı bitkilerin tohumları kısa zamanda olgunlaşarak dökülür (ulmus, morus türlerinde olduğu gibi). Bazı bitkilerin tohumları ise, olgunlaştıktan sonra uzun zaman bitki üzerinde kalmaktadır, (Crataegus'larda olduğu gibi).
188

b- Tohumun Göreceği İşlemler
Süs bitkilerinin tohumlarının ekserisi üzümsü etli çekirdekli meyvelerdir. Rosacea, sorbus, prunus, pirus, malus, sambucus, berberis, crataegus, rhamnus, lonicera, viburnum'larda olduğu gibi.
Üzümsü çekirdekli meyvelerin etli kısımlarının yahut meyveyi saran tabakanın ezilerek parçalanarak tohumdan ayrılması lazımdır. Etli kısmın temizlenmesin­den sonra tohumu bol su ile iyice yıkamak gerekmekte­dir.
Bazı bitki meyvelerinde şeker ve yağ miktarı çok fazla olduğundan bunlar ince kum, toprak, odun külü veya talaş ile iyice yoğrulup sudan geçirilmelidir. Passiflora ve moruslarda olduğu gibi süs bitkilerinin tohumları etli olduklarından ekserisinde çimlenme enge­li bulunmaktadır. Bunun için toplanan tohumların ön çimlendirmeye tabi tutulmaları gerekir.
Yıllayan tohumların bilhassa ilkbaharda ekilecek olanlarının mutlaka ekimden önce ön muamelelere tabi tutulması gerekir. Bunların soğuk ıslak işlem, ıslak sıcak işlem, su ile şişirme işlemleri yapıldıktan sonra ekilmeleri gerekir.
c- Ekim Zamanı, Ekim Çeşitleri
Her mevsimde ekim yapılabilirse de en uygun ekim zamanı tohumların olgunlaştığı zamandır. Örneğin ulmus mayıs sonu, betula, mahonia temmuz, ağustos aylarında ekilir. Tohumların olgunlaştığı Sonbaharda ekimlerin büyük bir kısmı yapılır. Tohumları kisin olgunlaşan türler ilkbaharda ekilmelidir.
Ekimler yastıklarda genellikle tam alan serpme ve­ya çizgi ekimi seklinde olmaktadır. Yastıklar iyi işlenmiş topraklar üzerine yapılır. Siper veya yari siper altında ekimlerin basari nispeti daha yüksek olur.
Süs bitkilerinin bir kısmı özel ihtimam ister ve tohumları genellikle az bulunur. Bu gibi süs bitkileri­ni üretmek için ekimler seralarda, soğuk camekânlarda, sıcak yastıklarda veya kasalar içerisinde yapılır. Bun­larda birim alandan çok fidan almak için ekseriya tam alan serpme ekimi uygulanır.
189


Ekimlerin üzerleri özel hazırlanmış harçla tohumun büyüklüğüne göre kalınlığı ayarlanarak kapatılır. Sonra
baskı veya merdane ile sıkıştırılır.
2.3.2. Vejetatif yolla Üretim

1- Vejetatif Üretimi Gerektiren Faktörler
a- Vejetatif üretimde tür ve varyete itibariyle saf nesilli (klon)fidanların elde edilmesi ( muayyen fertlerden alınan çelik ve kalemlerle kendileriyle ayni genetik vasıflara haiz fertler elde edilir.)
b- Tohum temini mümkün olmayan türlerin üretilme­sinde,
c- Çimlenme engeli olan, ön muamelelerle bu enge­lin giderilemediği, uzun yıllar yıllayan bitkilerin üretilmesinde,
d- İki evcikli olup ta döllenmeyen, çevrede erkek veya dişi fertlerin olmayışı dolayısıyla tohum vermeyen türlerin üretilmesinde,
e- Melez yapma kabiliyeti fazla olan tür ve varye­telerin istenmeyen döllerinin önlenmesinde ve ekimle üretimin maksada uygun olmayacağı hallerde,
f- Erken ürün almak istediğimiz türlerin üretimin­de,
g- İki ayrı türü bir arada yetiştirmek veya iklim ve tabiat şartlarına daha dayanıklı türler yetiştirmede,
2- Vejetatif üretim Metotları
a- Kök sürgünü ile üretme
Süs bitkilerinin dipleri bellenerek kökler yaralanır, yaralı yerlerden çıkan sürgünler bel ile sökülerek repikaj edilir. Bu sistem kök sürgünü veren, çelikten köklenmeyen veya köklenmesi zor olan türlerde kullanılır. Viburnum tinus, Syringa vulgaris, Populus alba, Populus tremula ve Tilia gibi türlerde kullanılır.
b- Ayırma ile üretme.
Bir bitkiye ait köklerin birçok köklü fidan seklinde ayrılması ile olur. Aesculus, kerria, berberis gibi türler için geçerlidir. Buxus sempervirens'de ayırma suretiyle üretilebilir.
190


c- Yığma ile üretme
Önce anaç parsele ihtiyaç vardır. Bu yapıldıktan ve fidanlar kesildikten sonra üstü toprakla örtülür. Daha fazla sürgün vermeye zorlanır. Metot çelikle üretmenin başarısız olduğu hallerde uygulanır. Fidanla­ra su yürümeden önce fideler anaçtan ayrılır. Bu metot-la philadelphus, syringa, hydrangea, magnolia ve corylus üretilir.
d- Yatırma ile üretme
Genç fidanların yetiştirilmesi için öngörülen dal bütün uzunluğu boyunca toprağa yatırılır. Dal üzerinde meydana gelen ve köklenen sürgünler bir kısım dal parçası ve köklerle birlikte kesilerek anaçtan ayrılır ve dikimleri yapılır.
Rhododendron ve magnolia'larda,2 veya 3 yaşlarındaki sürgünlerin yatırılması mümkündür.
Anaç fidandan meydana gelen dal aşağıya doğru kıvrılır. 10cm. derindeki toprak içine gömülür. Yatık kalabilmesi için çatal kazıklarla tespit edilir.
e- Daldırma İle üretme
Çelik ile üretilmesi zor olan, tohum temini mümkün olmayan veya melez yapma istidadı çok olan türleri daldırma ile üretmek mümkündür. Daldırmada genç fidanlar eğik olarak dikilir. Fidanın dikimden itibaren eğik olduğu tarafa bir kanal kazılır. Fidan kanala yatırılır ucuca 10-15cm. yere dik olarak çakılır bir kazığa bağlanarak yere dik hale getirilir. Gövde kısmı da çatallı ağaç kazıklarla yere tespit edilip üzeri toprakla örtülür. Gövde üzerindeki gözlerden çıkan sürgünlerin dipleri toprakla doldurularak yan kök yapması sağlanır. Sonra her sürgün aralığından kesile­rek sökülür repikajı yapılır. Süs bitkilerinin birçoğunu daldırma ile üretmek mümkündür. Pratikte daha ziyade Magnolia grandiflora ve ibrelilerde çok kullanılan bir metottur.
f- Çelikle üretme
En basit üretme seklidir. Anaç fidandan odunlaşmış parçalar kesilir ve bunlar toprağa dikilerek köklendirilir. Münferit fidanlar haline getirilir.
191


f. 1. Yumuşak Çelikle üretme
f.1.1.Yaprağını Döken Türlerde Yumuşak Çelikle üretme
Daha ziyade çiçekli süs bitkilerinde kullanılan bir metottur. Yıllık ve iki yıllık sürgünlerden alınan 8-10cm. uzunluğundaki uç veya ayak çelikleri rüzgarsız yari gölge bir yerde kesilir kesilmez dikilir. O yıl köklenen çelikler müteakip ilkbaharda repikaj edilebi­lir. weigola, budleia, Viburnum opulus’larda bu metotla başarılı sonuçlar almak mümkündür.
f.1.2.İbrelilerde Yumuşak Çelikle üretme
İğne yapraklıların çelikle üretilmesi ağustos ayında başlar, eylül ayının sonuna kadar devam eder.
Çelik alınacak sürgünlerde büyümenin durmuş olması sürgün ucundaki tomurcuğun bağlanması şarttır. Tepe tomurcuğu bağlanmayan sürgünlerden alınan çeliklerde başarı oranı çok düşüktür.
Çelikler ara sürgün üzerindeki yan sürgünlerin ayrılması ile (ökçeli çelikler) veya ara sürgünün 6–8 cm. uzunluğunda kesilmesi ile elde edilir.
Kesilen çeliklerin vejetasyon organları bir miktar küçültülerek dikimleri yapılır.
Dikimler genellikle bir kılavuz ile iyi işlenmiş topraklara yapılır.
Dikim yapılacak yer ya siper altında veya suni siperliklerin altında veya serada olmalıdır.
Yumuşak çelik metodunun başarıyla uygulandığı bazı ibreliler; picea, taxus, cephelotaxus, thujopsis, juniperus, chamaecyparis, cupressus ve thuja'dır.
f.1.3.Daimi Veya Periyodik Yapraklılarda Yumuşak Çelikle üretme
Tohum temininde zorluk çekilen yaprağını dökmeyen yapraklıların üretilmesi de Yumuşak çelik metodu ile yapılmaktadır.
Çelik alma isine ağustos ayı başından ekim ayı ortalarına kadar devam edilir. Bu türlerin büyük bir kısmı ilkbaharda çelik kesimine de olumlu sonuç verir­ler.
Kesilen çelikler ibrelilerde olduğu gibi vejetas­yon organlarının bir kısmı azaltılarak dikilirler. Bun­larda da iyi işlenmiş gölge veya yarı gölge yerlere yapılan yastıklar üzerine dikim yapılır.
192


Bu usulle, Berberis weitchii, aucuba, prunus, lonicera, euonymus, cotoneaster, ilex, pyracantha, buxus türleri üretilebilir.
f.1.4.Kisin Yumuşak Çelikle üretme
Bu metotla çelik yapma süresi uzatılmış olmaktadır. Kesilen çelikler serada veya sıcak tünellerde dikilir veya saklanır. Burada köklendirilen çelikler ilkbaharda sahaya dikilir.
f. 2. Sert Çelikle üretme
Kış aylarında 1 yaşındaki, olgunlaşmış ve odunlaşmış sürgünlerden elde edilen çeliklere, sert çelik adi verilir. Yumuşak çeliklerin aksine sert çelikte baş çeliği olarak sürgün uçları kullanılmaz. Sürgün uçları zayıf ve yeterli göze sahip değildir. Kesilen çelikler kış boyunca ilkbahara kadar açık alanda yastıklara dikilir. Çelikler vejetasyon devresinde köklenir. Sürgün verirler. Çelik almak için kesilen sürgünler kum içinde muhafaza edilir. Çelikler gecikmeden kesilir. Çelik kesiminde gözün altından ve gözün üstünden kesim yapılır. Düzenli demet yapılır. Çelikler iyi hazırlanmış gübreli ve humus karışımı toprağa dikilir. Dikimde çelikler dik olmalıdır. En az 2 gözü toprak altında ve bir gözde toprak üstünde kalmalıdır. Dikimde çeliklerin etrafı iyice sıkıştırılmalıdır. Kavak türlerinde ve klonlarında çelikten ilk sene muhtelif boylar elde edilir.
f.3.Aşı İle üretme
Asi: Bir bitkinin bir parçasını bir başka bitki ile bir araya getirerek kaynaştırılması olayıdır. Aşıda esas olan aşılanacak anaç (altlık) ile kalem'in kambiyumlarının çakıştırılmasıdır (Aşı çeşitleri ile ilgili krokiler ektedir).(Ek:2–3)
Aşı diğer vejetatif üretim metotları ile üretilemeyen veya diğer metotlarla üretimi çok zor olan türle­rin üretiminde başarıyla kullanılır.
Aşı ile üretimde kıymetli ve yüksek vasıflı türle­rin klonları elde edilir.
193


Orman ağaçlarında yüksek vasıflı (düzgün gövde, az dallanma, küçük tepe tacı gibi) fertler, meyve ağaçlarında çok kaliteli meyveler, süs bitkilerinde bol ve kaliteli çiçekler (katmerli, iri, uzun ömürlü, yediveren v.b.) rengarenk yapraklar ( kırmızı, altuni, gümüşi, mavi v.b.) çok değişik formlar (top, sarkık, semsiye, ehrami, vb.) hızlı ya da yavaş büyümesi arzu edilen (Bodur Bati Ladini, Bodur Yalancı Servi, Çiçek Şeftalisi v.b.) fertlerin üretilmesinde asi ile üretimden faydalanılır.
f.3.1.Göz Aşısı İle üretme
Kalem olarak seçilen sürgünden olgunlaşmış bir göz (tomurcuk) kesilir. Tomurcuk, anaç kabuğunda T seklinde kesilerek açılan boşluğa oturtulur. Göz asisi yazın yapraklı türlerin aşılanmasında kullanılır.
f.3.2.Kalem Aşısı İle Üretme
Anaç ve kalemin aynı kalınlıkta veya anacın daha kalın alınması seklinde olur. Anaç ve kalemin ayni kalınlıkta alınması halinde anaç ve kalem üst üste bindirilip rafya ile sarılır. Anacın daha kalın alınması halinde asi kalemleri 8–10 cm. uzunluğunda kesilir. Anaç yere paralel olarak kesilir, kesitteki kabuk kaldırılarak ucu inceltilmiş olan kalemin uç kısmı ka­buk arasına yerleştirilip sarılır. Bu sistem yapraklı ve ibrelilerde ilkbaharda uygulanır.
f.3.3. Kakma Aşısı İle Üretme
Kakma asisi da kalem aşısında olduğu gibi ki; altlık kalemden kalındır. Altlık (anaç) yere paralel kesilir. Kesik kenarlarda açılan kertiklere kalem yerleştirilir. Bu sistem de yine yapraklılarda ve ilkbaharda uygulanır.
f.3.4. Parafin Aşısı İle Üretme
Kalem yahut göz, anacın alt kenarına oturtulur. Aşı
yeri ve kalemin her yani parafin ile kaplanır. Bunlar anaçta dolasan öz suyundan faydalanarak kaynaştırılır. Abies ve picea gibi türlerde uygulanan aşı
metodudur.
194


f.3.5. Yanaştırma Aşısı İle Üretme
Anaç gövdesinde bir ayna açılır, kalemde, açılan ayna büyüklüğünde inceltilir. Kambiyumları çakışacak şekilde üst üste bindirilerek lastik şerit ile sarılır.
Bu aşı ibreli fidanlarda kisin yapıldığında çok başarılı olmaktadır.
f.3.6. Borulu Aşı İle Üretme
Anaç ve kalem ayni kalınlıkta olmalı, anacın asi yerinden halka seklinde kabuk çıkarılır. Ayni şekilde kalemden de üzerinde tomurcuk olan kabuk kısmı çıkartılarak anaçtaki kabuksuz yere yerleştirilir. Bu asi sekli ilkbaharda tomurcuklar kabarmaya, aşılanacak bitkilere su yürümeye başladığı zaman yapılır. Yapraklı ağaçlarda uygulanır. Yüzde yüz başarılıdır.
f.3.7. Yarma Aşı İle Üretme
Anaçla ve kalem ayni kalınlıkta olur. Anaç yerden muayyen yükseklikte kesilir. Tepeden itibaren yarılır. Ucu inceltilmiş kalem yarığa yerleştirilerek sarılır. Bu sistemi daha ziyade ibrelilerde her mevsim uygulamak mümkünse de, kisin ve erken ilkbaharda daha başarılı olmaktadır.
2.3.2.1. Doku Kültürü İle Üretme

Doku kültürü ile fidan üretimi bir çeşit vejetatif üretimdir. Bu çalışmada ilk olarak yaşayan bitkilerden materyal (meristem parçaları) alınır. Meristem parçacıkları steril ortamlara nakledilir. Burada çoğaltma ve büyüme baslar. Daha sonra bir kısmı köklendirme ortamına nakledilir, bir kısmı da ortamda bırakılarak çoğaltılır. 3cm olan fidecikler yetiştirme ortamına aktarılabilir. Yetiştirme ortamı olarak turba ve perlit karışımı kullanılabilir. Bu tür fidan üretiminde yeni fertler esas ağacın özelliklerine aynen sahip olmaktadır.
1893 yılında Rechinger, ayrılmış ve izole edilmiş gövde ve kök parçalarının kallus oluşturduğunu bulmuştur.
1902 de Haberlandt besin ortamı içersinde bitki dokularının kültürü "In Vitro" sistemini bulmuştur. Ancak Haberlandt'in gelişmeye etki eden ortamı eksik ve basit seçtiğinden başarılı olamamıştır.
195

Son elli yıl içinde bitki doku kültürü teknikle­rinde önemli gelişmeler olmuştur. Günümüzde bu konuda birçok teknik söz konusudur. Bunların başlıcaları şunlardır:
Kallus kültürü,
Anther kültürü,
Meristem kültürü,
Protoplast teknolojisi,
Doku kültürü ile yaklaşık 50 yıldır çalışılmakta ise de ormancılıkta çalışılan bitkiler hala çok düşük sayıdadır. Çalışmalar süs ve sera bitkileri üzerinde yapılmaktadır. Ziraatta de Solononcae familyası(patates, domates, tütün vb.) üzerinde çalışmalar yoğunlaşmıştır. Bu bitkilerin üreme fizyolojisi esnektir. Bu nedenle bu familya bitkileri günümüzde çeşitli doku kültürü yön­temlerinin geliştirilmesinde kullanılmaktadır. Tahılda ise doku kültürlerinden istenilen netice alınamamıştır.
Doku kültürü gerek tarımda gerekse ormancılıkta bir üretim yöntemidir. Doku kültürü, ayni zamanda bitki
ıslahında önemli bir araç niteliğindedir. Ormancılık açısından belirtirsek, doku kültürü moleküler biyoteknolojinin ormancılıkta uygulanmasını sağlayacak altyapıyı oluşturmaktadır.
ABD'de Pinus teada'da doku kültürü için elit ağaçların tohumları kullanılmaktadır. Bu nedenle çimlenmekte olan tohumun çenekleri birçok parçaya bölünmektedir. Sonra bunlar devirli olarak uygulanan belirli beslenme ortamlarında önce tepe sürgünü, daha sonra köklenmeye teşvik edilmektedir. Böylece tek bir tohumdan yüzlerce fidan elde etme potansiyeli bulunmaktadır. Daha sonra bu fidanlar seraya, oradan da açık alana aktarılmaktadır.
Ancak doku kültürü ile fidan üretiminin birçok sorunu bulunmaktadır. Öncelikle her doku, doku kültürü tekniğine olumlu tepki göstermemektedir. Bu konuda to­hum çeneği gibi genç dokuların avantajı bulunmaktadır.
Bugünkü aşamada Pinus teada'da doku kültürüne, tohumdan elde edilen fidana oranla 17 kat parasal harcama gerekmektedir. Doku kültürü ile elde edilen
196

fidanlar mantarlara dayanıklı olmasına rağmen, arazide tohumdan oluşan fidanlara oranla %30 daha yavaş bir büyüme yapmışlardır. Ancak doku kültürünün yukarıda belirtilen dezavantajları araştırmalarla azaltılabilecek veya giderilebilecektir.
Tahminlere göre 40–50 yıl sonra bazı faydalı genleri (hastalıklara dayanıklı, hızlı büyüme vb.) orman ağacı hücrelerinin içine aktarmak mümkün olacaktır. O zaman arzuladığımız bazı özelliklere sahip ağaçlar yetiştirmek mümkün olacaktır. İyi vasıflar zerk edilmiş hücreden elde edilen ağaçlardan üretilen diğer ağaçlarda ayni nitelikleri taşıyacaklardır. (Günümüzde hastalığa dayanıklı gen tütüne aşılanabilmektedir.)
Doku kültürü tekniklerinin uygulanmasında her aşamada, türlere göre bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunların çözümlenerek tekniğin türe göre adaptas­yonu gerekmektedir.
In Vitro tekniğinin ağaçlara uygulanması oldukça yenidir. Bununla birlikte günümüzde oldukça aktif bir araştırma alanı olmaktadır. Ancak hala az sayıda türe az sayıda teknik uygulanmaktadır.
In Vitro kültür yönteminde bitkisel hücreler çoğalırken şekil değiştirerek, hem kök, hem de bitkinin toprak üstü kısmını oluşturarak yeni bir bitki meydana gelebilir. Bugün Fransa'da In vitro tekniği ile birkaç metrekarelik laboratuarlarda milyonlarca adet gül fidanı üretilebilmektedir.
Doku Kültürünün Başlıca Avantajları:

  1. In Vitro sistemlerinin çoğu büyük bir çoğalmaya
    sahiptir. Örneğin Morel 1975 de üzümde tek bir meris­tem doku parçasından bir yılda bir kaç milyon bitki
    elde edilebileceğini belirtmiştir. Yani yüksek vasıflara haiz bir bitkiden kitle halinde bitki üretmek mümkündür.
  2. Doku kültüründe bitkiler kolaylıkla bakteri,
    mantar, virüs ve böceklerden arındırılmış olarak
    tutulabilmektedir. Bu bitki ıslahçıları için çok önemli
    bir çalışma materyali olmaktadır.

197

  1. Doku kültürü sayesinde çok küçük mekanlarda çok
    fazla fidan üretmek mümkün olmaktadır.
  2. Doku kültürü metodunda isçilik ve üretim masrafları çok azalmaktadır.
  3. Doku kültürü metodunda elde edilen bitkilerde
    genetik erozyon sıfıra inmektedir.
  4. In Vitro teknikleriyle (polen ve anther kültü­rü) ıslah programları için önemli olan haploit (2 kro­mozoma sahip) bitkiler üretilebilmektedir.

Doku kültürü klonal saflıkta üretimi gerçekleştiren yöntemlerden birisidir. Ancak meydana gelen bitki­lerin, özellikle uzun yıllar içinde nasıl gelişeceklerinin araştırılması gerekmektedir.
Kallus kültürü ve mikroprapogasyon gibi bazı teknikler günümüzde tarım ve hortikültürün rutin bir parçası durumuna gelmiştir. Bazı doku kültürü yöntemle­ri ise henüz geliştirilmektedir.
In Vitro sistemi ağaçlar içinde koniferlerde çok uygulanmıştır. Yapraklı bazı türlerde de çalışılmaktadır.
Koniferlerde In Vitro kültürü için zaman içinde bitkinin her dokusu kullanılmıştır (dişi ve erkek gametofitik doku, olgunlaşmamış ve olgunlaşmış embiryo-lar, yeni çimlenmiş fideciklerin hipokotil kotileden ve sürgün uçları, apikolmeristemler, tüm sürgünler, genç ve olgunlaşmış iğne yapraklar ve daha gelişmiş sürgünlerde çeşitli kambiyum gibi). Bu dokular kallus oluşumunu teşvik etmektedir. Ayrıca bu dokular, hücre bölünmesi ve adventif tomurcuk oluşması veya akılları tomurcuk gelişmesini teşvik için isleme tabi tutulmuşlardır. Bu çalışmalar devam etmektedir.
Doku kültürü ile fidan üretimi için, Trabzon Of Fidanlığında bir laboratuar kurulmuştur. Türkiye-Finlandiya Ormancılık Projesi çerçevesinde doku kültürü ile fidan üretimi çalışmaları devam etmektedir. 1994 yılında 1000 adet huş fidanı In Vitro tekniği ile üretilmiştir. Ulmus glabra, Populus spp., Acer trautvetteri, Alnus glutinosa, Actinida chinensisi, Rosa canina ve Phlox paniculata türlerinde doku kültürü ile fidan
198

üretimi çalışmaları devam etmektedir. Huş türünde doku kültürü ile fidan üretiminde başarı sağlanmış olup, bu türde bir kısım fidanlar araziye intikal ettirilmiştir. Ancak diğer türlerde henüz kesin bir başarı sağlanamamıştır.

2.4.Aşılı Ceviz Fidanı Üretimi
Sert kabuklu meyve veren ağaçlardan ceviz, aşı ile çoğaltılması zor bir türdür. Bu nedenle kitlesel üretime geçebilmek için dış mekandan iç mekana geçmek zorunluluğu vardır. Böylece asi için gerekli ortamları kendimiz sağlamış oluruz. Nitekim Batı ülkelerinde bu şekilde aşılı ceviz fidanı üretimi 60–70 yıldan beri yapılmaktadır. Ülkemizde ise bu uygulamaya henüz yeni başlanmış olup, birçok zorlukları da beraberinde getirmiştir. Buna rağmen istekli ve dikkatli çalışmalarla zorlukların üstesinden gelinebilmektedir.
Aşı Çalışmasından önce Alınacak Tedbirler:
—Ceviz aşısı için bir yaşındaki altlık fidanlar, aşıdan 3–4 hafta önce yerlerinden sökülüp kum veya hızar talaşından oluşan ortam içinde ve soğuk bir yerde depolanırlar.
—Aşı kalemleri, mümkünse genç ve gelişmesi iyi, daha önce tesis edilmiş damızlıklardan temin edilir. Kalemlerin donmamış, sağlıklı sürgünlerden alınmasına
dikkat edilir.
—Aşı için gerekli ortamlar daha önce hazırlanmış olmalıdır. Bunlar aşının yapıldığı herhangi bir oda, aşılı fidanların kontrollu ve yalıtımlı olarak konulduğu oda ve seradır. Bu ortamlar önceden mantar hastalıklarından arındırılmış olmalıdır.
—Arındırma, odalar ve sera bosken 100m3 hacim için 1 Kg. kükürt yakılarak yapılır.
—Diğer taraftan aşıdan en az bir hafta önce aşılı fidanların konulacağı taze kavak talaşı hazırlanır. Bunun için talaşın içine 1/5 oranında nemlendirici olarak perlit karıştırılıp arındırılır (sterilizasyon). Arındırma işi mümkünse Methyl-Bromide ile yapılır.
199

—Aşılanan fidanlar sandık içine konulmayıp doğrudan tüpe alınacaksa bu defa tüp harcı hazırlanır. Bu­nun için bahçe toprağının 1:1 oranında yıkanmış kum ve yosunla karıştırılması ve karışımın arındırılması gerekir.
—Aşıda kullanılacak her çeşit malzeme ( çakı, makas vs.) ile makine %70 lik alkol veya % 5 lik formalin eriyiği ile temizlenmelidir. Ayrıca bıçak ve makasın bu sıvıların içinde bekletilmesi gereklidir.
—Aşı yapanın ince eldiven (ameliyat eldiveni) kullanması mantar bulaşmasını en aza indirir.
—Daha önce sökülüp depolanan fidanlar yerlerinden alınır ve kök tuvaletleri yapılıp temizlenir. Şayet kökler topraklı ise 15°C’deki su ile yıkanmalarında fayda vardır. Daha sonra fidanlarda aşı yapılacak yerin altındaki gözler, keskin bir çakı ile dipten kesilerek temizlenir. Şayet makineli (omega) aşı yapılacaksa bıçağa zarar vermemesi için aşı bölgesi temiz bir bezle silinir.
—Aşıda kullanılacak sanayi parafini önceden hazırlanmalıdır. Parafini arındırmak için en az bir saat 90-100C'de kaynatılıp soğutulmaya bırakılır. Aşı yapılacağı zaman parafin erime derecesine (40°C–43°C) getirilip içine %3 oranında zift karıştırılır. Bu karışımın ısısı devamlı kontrol edilerek aşı müddetince kısık bir ateşin üzerinde bekletilir.
—Aşı, arındırılmış ve sıcaklığı 15°C dolayında olan herhangi bir odada yapılabilir. Böylece aşıya hazır hale getirilen anaç, kalem, malzemeler, talaş ve odalar­dan sonra aşıya başlanabilir. Aşı çalışmasında birçok metot uygulanabilir. Burada daha başarılı sonuçlar alınan makineli (omega) ve dilcikli aşıların yapılması açıklanmaya çalışılacaktır.
2.4.1.Makine ile Omega Aşısı

—Aşı makinesi bir masa üzerine monte edilir. Aşı kalemleri hazırlanmış olarak nemlendirilmiş perlit
200

içine serilir. Altlık fidanın kök boğazından 3-8cm mesafesindeki aşı yapılacak düzgün yere, uygun çapta kalem seçilir. Üzerindeki perlit tozları gözlere zarar vermeyecek şekilde temizlenir. Aksi halde perlit makinenin bıçağına zarar verebilir. Üstteki ikinci gözün üzerinde 2cm kadar odun parçası bırakılmış olan kalem alttaki gözü çıkıntılı kısma gelecek şekilde makinedeki takoza konulur.(Resim:38)

Resim:38 Makineyle Omega Aşısının Yapılması
—Makineye doğrudan ayakla veya kompresör yardımıyla basılınca kalem makineye takılmış olur. Kalem çapına uygun fidan makinenin takoz kısmında tutulur. Tekrar makineye takıldığında takılı olan kalem fidana geçmiş olur.
—Kalem ve fidandaki kambiyumların üst üste gelme­si aşının tutma oranını yükseltmesi bakımından önemli­dir. Bunun için kalemle fidanın ayni çapta olmasına dikkat edilir. Şayet kalem ince ise bir tarafın kambiyumlarının üst üste getirilmesine çalışılır.
201


— Aşıdan sonra fidan parafine batırılmadan aşı yerleri fungusitle (mantar ilacı) bir fırça yardımıyla ilaçlanır.
—Kalem takılı olan ve ilaçlanan fidan, sarsılmadan, sıvılaşacak kadar sıcaklıkta (40-S0°C) olan önceden hazırlanmış parafine batırılır. Böylece fidan aşı sandığına konulacak hale gelmiş olur.
2.4.2.Dilcikli Aşı (İngiliz Aşısı)

—Altlık fidan kök boğazından 5-8cm. üzerinden, kalınlığının 3 kati kadar genişliğinde yüzey meydana gelecek şekilde, keskin bir çakı ile meyilli olarak tek bir hareketle kesilir. Meydana getirilen meyilli yüzeyin sivri kısmından ve 1/3 oranındaki yerden, yani özün 2mm.lik üst kısmından bir çakı ile yukarıdan aşağıya doğru 1–2 cm. kadar kesim yapılır. Bu kesim yapılırken fidan veya kalem sıkı bir şekilde tutularak çakının sağa sola oynatılması ile dilcik açılmaya çalışılır.



Şekil =1                 Şekil 2a

sekil = 2 b

202

Kalemdeki işlem fidandakinin aynıdır. Yalnız bura­da gözlerin bulunacağı yere dikkat edilir. Literatür­lerde, kalemin alt gözünün dışa yani sırta gelecek şekilde olmasına dikkat edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. (Sekil:2 b) Ancak uygulamada bunun tersi yapılmaktadır. Yani alttaki göz sırt tarafa değil iç kısma doğru denk getirilmektedir (Sekil:2 a).
—Kalemde iki göz bırakmak yeterlidir. Ancak zorun­luluk halinde tek gözde bırakılabilir. Elde materyal fazla ise 3 gözlü kalemlerde kullanılabilir.
Üst gözün üzerinden kesim şekli iki şekilde yapılmaktadır. Birincisinde gözün üstünde 2–3 cm.lik odun kısmı bırakılırken, diğerinde gözün 0,5 cm. üzerinden tırnak bırakılmadan gözün aksi istikametine doğru me­yilli olarak kesim yapılmaktadır. Bu uygulama daha çok birden fazla göz bulunan kalemler için uygun olabilir.
—Hazır olan fidan ve kalemin kesitleri üst üste gelecek şekilde birleştirilir. (Seki l.2 a-b) Burada fidan ve kalemin kambiyumlarının hiç değilse bir tarafta üst üste gelmesine dikkat edilir. Kalem ve fidan çapları eşitse her iki tarafın kambiyumları üst üste gelir. Bu durumda başarı daha yüksek olur. Kalem fidandan ince ise tek tarafın kambiyumları üst üste getirilmeye çalışılır.
—Kalem takıldıktan sonra, aşı yeri alt ve üst taraftan aşı bağı ile veya varsa para filmle elastiki­yeti sağlayacak şekilde sarılır. Yüzeyleri çok uzun değilse, yani kalemin oynama ihtimali varsa ortadan da bir bağ atılabilir. Daha sonra bir fırçanın yardımı ile açık yerlere parafin sürülür veya olduğu gibi parafine de batırılabilir. Şayet parafin yoksa yara aşı bağı ile tamamen sarılıp, açıkta kalan yerler macunlanır.
—Burada parafinin bozulmamasına ve çatlamamasına dikkat edilir. Aksi takdirde asi yeri hava alacağından asi tutmaz.
Aşılanan fidanlar odaya alınmadan önce hazırlanmış harçla dolu naylon torbalara kök boğum seviyesine kadar dikilir.
İkincisinde ise, aşılı fidanlar ortalama 60cm. derinliğinde ve 70cm. uzunluğunda olan ve arıtılmış plastik sandıklara alınır. Burada ikinci işlem uygulaması anlatılacaktır. Çünkü bu şekilde odalara daha çok fidan konabilir ve kitlesel üretim gerçekleştirilebilir.
203


—Bunun için sandıkların dibine önceden hazırlanmış olan talaş yerleştirilir. Sandık meyilli hale getiri­lirse yerleştirme kolay olur.
Meyilli haldeki sandığın kenarı fidan kök boğazını kapatacak şekilde talaşla doldurulur. Fidanlar bunun üzerine 7–10 cm. ara ile dizilir. Tekrar talaş konulup, bu işlem sandık doluncaya kadar devam eder. Bir sandık ortalama 30–35 kadar fidan alabilir. Burada dikkat edilecek hususlardan biri talaşın bir gün öncesinden nemlendirilmiş olarak bekletilmesidir. İkincisi fidanların birbirine veya sandık kenarına değmemesidir. Üçüncü husus ise asi yerlerinin talaş içinde kalmaması ve yerleştirmelerde kalemlerin oynatılmamasıdır.
—Sandıklar asili fidanla dolunca içindeki talaş, fungusit (mantar ilacı) karıştırılmış ve derecesi ölçülmüş su ile nemlendirilir.
—Aşılı fidanların konulduğu sandıklar, ısı ve nemin kontrollu olarak devamlılığı sağlanacak izoleli odaya konmadan odanın isi ve nem kontrolu yapılmalıdır.
—Aşı odası doluncaya kadar oda ısısı +4°C'de tutu­lacak, aşı bitiminden sonra ısı ve nem, ilk gün +10°C'a yükselecek, üçüncü gün isi +27°C, nem ise %60'e çıkarılacaktır. Isı ve nemin kontrolu yapılarak ayni derecede muhafazaları sağlanacaktır.
—Sandıklardaki talaş elle sıkıldığında nemlilik hissedilmiyorsa önceden olduğu gibi herhangi bir fungusitle (mantar ilacı) karıştırılmış su ile sulanmaya devam edilir. Kuru talaş gelişmeyi önlediği gibi fazla ıslak talaş da iyi sonuç vermez. Sulama suyunun oda sıcaklığında olmasına dikkat edilir.
—Sulamalarda yerlerde su birikintisinin olmaması gerekir.
—Oda, içeride fazla hava hareketi meydana getirme­yecek ve isi ile rutubeti fazla etkilemeyecek şekilde günde birkaç defa beser dakika müddetle havalandırılmalıdır.
204

—Fidanın aşı yerinin altında çıkan sürgünler devamlı olarak 2–3 günde bir alınır.
Oda içinde mümkün olduğu kadar fidanın uyandırılmamasına çalışılır. Fakat yeterli ısı ve rutubeti gören kalemlerin göz sürgünleri (aşı çeliği) uzamaya başlar. Bu sürgünlerde fotosentez olayı olmazsa olgunlaşamazlar ve çok yumuşak bir dokuya sahip olurlar. Fidanlar bu şekilde seraya alındığında sürgünler zarar görür. Bunu önlemek için ya güneş ışığından istifade edilir, ya da fotosentez olayını gerçekleştirecek lambalar (100W) fidanların ışığı alabileceği şekilde odanın muhtelif yerlerine takılır. Ama kalemdeki gözler uyanıp sürmeden oda karanlıkta kalmalı, asla aydınlatılmamalıdır.
—Oda içinde pas yapacak demir vs. ile çürüme yapa­cak ahşap vs. gibi malzemeler bulundurulmamalıdır. Bulundurma zorunluluğu olursa bu malzemeler önceden boyanmalıdır.
—Odaya rast gele ve sıkça girilmemelidir. Girilmesi gerektiğinde ya ayaklara bir defada değiştirilecek naylon giyilmeli, ya da kapı önüne ıslak fungusitli paspas konulmalıdır.
—Odada 24°'nin üzerindeki sıcaklıklarda küf enfeksiyonunun olduğu bilinmelidir.
—Alınan tedbirlere rağmen yinede hastalıklı fidan görülürse derhal yerinden alınıp imha edilmelidir. Bir fidan esirgenirse bin fidanın yok olacağı bilinme­lidir.
—Şartlar iyi sağlandığında fidanlar da kallus teşekkülü 3 hafta sonra %60–70 civarında tamamlanmış olur. Bu durumda ısı giderek günde+3°C düşürülerek sera sıcaklığı seviyesine yani +15°C ile +21 °C arasına
İndiğinde sandıklar seraya nakledileceklerdir. Nakil esnasında fidanlar aşırı sıcak ve rüzgardan korunmalıdır.
Aşılı Fidanların Torbaya ve Seraya Alınması:
Fidanlar, serada geniş ve derin torbalara alınmadan içine konacak harç hazırlanmalıdır. İyi bir kök
205

büyümesi için, harç toprağının 1:1 oranında yıkanmış kum ve turba yosunu karışımı olması ve bunların da arındırılmış olması faydalıdır. Bu karışımın organik maddelerce zenginleştirilmesi yararlı olur. Daha değişik harç toprağı da hazırlanabilir. Ancak burada su hususla­ra dikkat edilmelidir.
—Gerek harç toprağının gerekse asili ceviz fidanı dikilecek toprağın;
Optimum toprak reaksiyonu (pH): 6,0–6,5, Minimum toprağın toz+kil muhtevası (%):40 Minimum organik madde, 15cm.de (%):40 olmalıdır.
—Torba harcının, ceviz ekilecek veya dikilecek toprağın pH derecesini düşürmek için en uygun yol, demir sülfat (Karaboya)kullanılmasıdır. Bu madde demir-çelik fabrikalarından ucuzca temin edilebilir.


—pH derecesi yükseltmede (alkalilestirme) kireç gübrelemesi yeterlidir.
—pH derecesinin kurak bölgelerde 7'nin üzerinde
Nemli bölgelerde            7'nin altında
Kireçli topraklarda 7’nin üzerinde Tuzlu topraklarda 7 civarında olduğu unutulmamalıdır.
—Toprakta tuzluluk oranı yükseldikçe verim düşer. Yukarıdaki esaslar göz önüne alınarak hazırlanan harç, delikli ve büyük naylon torbaların dibine bir miktar doldurulur. Sandıktan alınan fidan talaş tozları kalma­yacak şekilde hafifçe silkelendikten sonra delikli torbanın içinde dik şekilde tutulur. Yanlarına tekrar harç ilavesi yapılır. Torba dolunca yine hafifçe yere vurulup harcın sıkışması sağlanır. Arkasından hemen can suyu verilip torbalar seradaki yerlerine alınır.
—Seraya alınan fidanlar doğrudan güneşle temas ettirilmemeli, giderek güneş ışınlarına alıştırılmalıdır. Bunun için gerekirse seraya gölgeleyiciler konmalıdır.
—Sulama toprak rutubetini kaybettikçe devam eder. Suyun sıcaklığının sera sıcaklığından (+15°C ile +21°C) az olmamasına dikkat edilir. Suyun kaliteli ve ilaçlı (fungusit) olması önemlidir.
206


—Aradan 4–6 hafta geçmeden gübre verilmez. Gübre­nin ne zaman ve nasıl verileceği "yastığa alma" bahsinde açıklanmıştır.
—Torbanın yüzeyi arada bir çubukla karıştırılarak havalandırılır ve otlar alınır.
—Seranın içi gündüzleri belirli zamanlarda havalandırılır. Çok soğuk ve rüzgârlı zamanlarda havalandırmaya dikkat edilir.
—Fidanlardan çıkacak yabani sürgünlerin alınmasına devam edilir.
Aşılı Fidanların Yastığa Alınması:
Torba içindeki fidanlar, mayıs ayına kadar yani aşırı soğuk ve geç donlar geçinceye kadar serada bekle­tildikten sonra açık alanda bir yastığa alınır. Şayet sera gerekmiyorsa üzeri açılır. Böyle durumlarda yerinde dış ortama alıştırmak en iyi metottur. Bu işlem yapılırken fidanların doğrudan güneş ışığında bırakılmamaları gerektiği unutulmamalıdır. Kış geldiğinde aşırı soğuklarla, erken don başladığında seranın üzeri tekrar kapatılır. Bu şekilde fidanların kar nedeni ile asi yer­lerinden kırılmaları da engellenmiş olur (Resim:39,40).


Resim 39 Aşılı Ceviz Fidanları
207


Resim:40 Aşılı Ceviz Fidanları (Serada)

—Şayet sera başka ise gerekiyorsa yastığa alınan torbalı fidanların üzeri erken donlara yakın alçak tünel şeklindeki sera ile kapatılır.
—Torbalı fidanlar ertesi yıl ilkbahardan önce dikilmezler bu şekilde kar kırması tehlikesi ile kallus yerlerinin donma tehlikesi önlenmiş olur. Kar yağmayan yörelerde aynı yıl sonbahar dikimi yapılabilir.
—Yastığa alınan veya üzerleri açılan fidanların kaleminden süren sürgünlere (aşı çeliği) herek bağlanır. Aksi halde aşırı rüzgar ve dıştan bir müdahale aşı yerinden ayrılmalara neden olabilir.
208

—Fidanlardan çıkacak yabani sürgünlerin alınmasına devam edilir.
—Serada yapıldığı gibi turba toprağının yüzeyi bir çubukla karıştırılıp havalandırılır ve otu alınır.
—Sulamaya yine devam edilir. Sulama suyunun fidanın dibinde birikmemesi gerekmektedir.
—Fidan yastıkta fazla şımartılıp aşırı geliştirilmemeli veya bakımsız bırakılıp cılızlaştırılmamalıdır. Sürgünlerin kışa olgunlaşmış ve sağlıklı girmesi sağlanmalıdır.
—Fidanların alındığı yastık aşırı rüzgara karşı olmamalı fakat hafif rüzgar almalıdır.
—Yastık toprağı geçirgen olmalı, dipte su birikmemelidir.
—Yastığın bol güneş alan yerde olması iyi gelişmeyi sağlar. Burada güneş yanıklarına karşı tedbirlerin alınması düşünülmelidir.
—Torbaya alınan fidanlara, aradan 4–6 hafta geçme­den gübre verilmez. Çünkü kökleri yaralı ve hasta bitkilere gübre zararlıdır. Gerekiyorsa yaprak gübresi
verilebilir.
—Dinlendirme döneminde gübre verilmez.
—4–6 hafta sonra sulama suyuna bazı gübreler karıştırılıp (besin eriyiği) verilir.
—Besin eriyiklerinden biri şu şekilde hazırlanır: 50 Litre suya. 40 Gr. Amonyum Nitrat
30 Gr. Süper Fosfat ve
30 Gr. Potal P205 46 DCT
karıştırılır. Ve bu eriyikle fidanlar güneş görmeyen zamanlarda sulanır.

209

Gübrelemede aşağıdaki hususlara dikkat edilir:
—Azot oranı yüksek gübreler genellikle büyüme başlarken, yani ilkbahar ve yaz başlangıcında, azotça zengin kompoze gübreler olarak verilir.
—Fosfor oranı yüksek gübreler büyümenin ortalarında verilir.
—Potas oranı yüksek gübreler ise büyümenin yavaşladığı vejetasyon sonuna doğru verilir.
—Azot fazlalığı ile potas noksanlığının virüs hastalıklarını artırdığı unutulmamalıdır.
Son yıllarda yurdumuz orman fidanlıklarında asili ve asisiz ceviz fidanı üretimine büyük önem verilmek­tedir. Bolu, Düzce, Kocaman (Karadeniz Ereğli) Mardin, Eskişehir ve Kırşehir Orman Fidanlıklarında asili ceviz fidanı üretilmektedir. 50 adet orman fidanlığında ceviz fidanı üretilmekte olup, bu fidanlıklarda asili ceviz fidanı üretimine imkanlar ölçüsünde yer verilecektir.
2. 5. Bazı önemli Park ve Bahçe Süs Bitkileri
1-Leylak (Syringa spp.)
Bahçe ve parklarda çok rastlanan soğuklara da oldukça dayanıklı bir ağaççıktır. Kokuludur çiçekleri yalınkat ve katmerli, renkleri beyaz, pembe, kırmızı, ebruli ve mordur.
Toprak isteği: Derin, serin ve gübreli toprakları sever.
Üretilmesi: Leylak çelik, aşı ve yabani sürgünleri ayırma suretiyle üretilir.
Bakımı: Leylak güneşli yerleri sever, yaz aylarında böl su ister. Budama sonbaharda yapılır. (Resim:41)
210



Resim:41 Leylak
 2-Filbahri (Philadelphus coronarius)
Beyaz renkte ve kokulu çiçekleriyle bahçelerin süslenmesinde kullanılan bir ağaççıktır. Soğuklara dayanıklıdır.
Toprak İsteği: Kumlu-tinli ve bol gübreli toprak­larda iyi gelişir.
Üretilmesi: Filbahri, çelik ve kökten ayırma sek­linde üretilir.
Bakımı: Güneşli yerleri sever. Budama sonbaharda yapılır.
3-Japon Ayvası (Cydonia japonica)
Yapraklanmadan önce çiçeklenir ve baharın müjdeci- sidir. Yalınkat ve katmerli çeşitleri bulunur. Çiçekler beyaz, pembe ve kırmızıdır. Dalları, kesme çiçekçilikte kullanılır. Gölge yerde çiçek açmaz.
Toprak isteği: Her bahçe toprağında yetiştirilebildiği gibi kumlu killi bol gübreli toprakları sever.
211


Üretilmesi: Tohumla, çelikle, daldırma ve aşı ile üretilir.
Bakımı: Güneşli yerleri sever gölge yerlerde çiçek açmaz. Budama sonbaharda yapılır (Resim:42).



Resim:42 Japon Ayvası 4-Oya (Lagerstroemia indica)
Güzel bir ağaççık olan bu türün temmuzdan kasıma kadar süren uzun bir çiçeklenme dönemi bulunur. Sonbaharda yapraklarının kızarması ile çiçekli devresi kadar çekici ve güzel bitkidir. Çiçeklerin rengi pembe, Kırmızı, eflatundur. İyi bir park ağacı olduğu kadar allelerde de kullanılabilir.
Toprak isteği: Tınlı, kumlu killi ve bol gübreli topraklarda çok iyi yetişir.

Üretilmesi: Tohumla, çelikle, ayırma ve aşı ile üretilir.
212

kök sürgünlerini

5-İnci (Symphoricarpus spp.)
Çalı karakterinde bir süs bitkisidir. Ağustos ayında çiçeklenir. Eylül ayından kış sonlarına kadar üzerinde taşıdığı beyaz ve kırmızı renkteki inciye ben­zeyen meyveleri ile gayet güzeldir.
Toprak isteği: Bol gübreli, kumsal veya tınlı toprakları sever.
Üretilmesi: Tohum, çelik ve kökten ayırma ile üretilir.
Bakımı: Güneş ve gölge altında yetişmeleri mümkündür.
6-Altın Çanağı (Forsythia spp.)
Mart-Nisan aylarında çiçeklenen ve çalı manzarası gösteren bodur bir bitkidir. Çiçekleri altın sarısı renginde, yapraklarından evvel açar.
Toprak isteği: Hafif kuvvetli mümkün olduğu kadar kum topraklarında iyi gelişir.
Üretilmesi: Çelik, kökten ayırma ve daldırma ile üretilir.
Bakımı: Güneşli yerlerde yetişir. Budama yapılmazsa zor dallanır. Budama sonbaharda yapılır, yazın bol su ister.
7-Keçi Sakalı (Spiraea spp.)
Yerli olan bu tür çiçeklerini nisan-mayıs aylarında verir. Çiçekleri beyaz ve kırmızı renklerde, toplu bir halde bulunur. Çiçek demetleri dalı boydan boya kaplar.
Toprak isteği: Her çeşit toprakta yetişir. Fakat daha ziyade killi kumlu bol gübreli ve derin işlenmiş toprakları sever.
Üretilmesi: Yumuşak ve sert çelikle üretilir. Ayrıca yığma ve onu müteakip ayırma ile de üretilir.
Bakımı: Kuru topraklarda hastalıklı ve sarımtırak
213


bir renkte olur. Sonbaharda budama yapılır. Yazın bol sulanmalıdır. Arada sırada şerbet verilirse büyüme ve gelişme daha kuvvetli olur (Resim:43).

Resim: 43 Keçi Sakalı(Spirea) 8-Ilgın (Tamarix spp.)

Büyümesi çalı formunda olur. İyi gelişen yerlerde 5m kadar boylanabilir. İlkbaharda yapraklanmadan evvel tozpembe çiçekleri ile sekil bakımından güzeldir. Çiçekleri, dalları kesme çiçekçilikte kullanılır.
Toprak isteği: Her türlü toprakta yetişir. Tuzlu toprak ve bataklık arazilerinde de yetişebilir.
Üretilmesi: Çelikle üretilir.
Bakımı: Soğuklara oldukça dayanıklıdır. Yazın bol su ister. Sonbaharda budama yapılır. Kuraklığa dayanıksızdır.
9-Kartopu (Viburnum spp.)
Yapraklarını döken ve dökmeyen çeşitleri bulunmaktadır. Mayıs ayından temmuz ayına kadar çiçeklidir. Çiçekleri beyaz renktedir.
214

Toprak isteği: Tınlı, serin, bol organik maddeli derin işlenmiş toprakları sever.
Üretilmesi: Umumiyetle çelikle üretilir. Tohumla üretilirse de tohumlarında çimlenme zorluğu bulunmaktadır.
Bakimi: Soğuklardan etkilenir, yarı gölge ve nemli yerlerden hoşlanır. Budama ile şekillendirilebilir.
10-Havlu Püskülü (Deutzia gracilis)
Bodur bir ağaççık olup bahçelerde tekli ve grup halinde dikilir. Çiçekler umumiyetle beyazdır. Nisan-Haziran döneminde çiçek açar.
Toprak isteği: Her türlü toprakta yetişir.
Üretilmesi: Çelikle üretilir.
Bakımı: Güneşli yerleri sever, yazın bol su ister.
Budama sonbaharda yapılır.
11-Kelebek Çalısı (Buddleia spp.)
2–4 m boylanabilen bir ağaççıktır. Mayıstan Eylül ayına kadar çiçeklenir. Beyaz, pembe, kırmızı, mor renk­lidir. Çiçekleri leylağa benzer, sürgünlerin ucundadır.
Toprak isteği: Her çeşit toprakta yetişir.
Üretilmesi: Çelikle üretilir.
Bakımı: Kelebek çalıları iyi gelişmeleri için kum ve güneşli yerleri sever. Kışın yeni sürgünler gelişmeden budamak icap eder. Budama ne kadar kuvvetli olursa, sürgünler o derece kuvvetli olur ve bol çiçek açar.
12-Ağaç Hatmi (Hibiscus syriacus)
2–3 metre boylanabilen süs çalısıdır. Çiçekleri boru şeklindedir. Çiçekleri ebrulu, beyaz pembe ve kırmızılıdır. Katmerli ve yalınkattır. Temmuz başından ekim ayına kadar çiçeklenir.
Toprak isteği: Her çeşit toprakta yetişir.
Üretilmesi: Tohum çelik ve aşı ile üretilir.
215

Bakımı: Soğuklara oldukça dayanıklıdır. Sıcak ve güneşli yerleri sever yazın bol su ister.
13-Vangelya (Weigela spp.)
Boru biçiminde beyazlı, pembeli çiçekleri bulunan bir süs bitkisidir. Mayıs-Haziran aylarında çiçeklenir. Kırmızı, pembe, sarı ve beyaz renklileri vardır.
Toprak isteği: Kumlu-killi ve bol gübreli toprakları sever.
Üretilmesi: Çelikle ve kök sürgünlerini ayırma suretiyle üretilir.
Bakımı: Soğuk yerlerde yetişmez yarı gölge yer­lerden hoşlanır.
14-Kadeh Çiçeği (Calycanthus spp.)
Yabancı olan bu tür hoş kokusu ile de tanınır. Çiçekleri sarı ve kırmızı renktedir. Tohumlarının bulunduğu yer kadehe benzediği için kadeh çiçeği diye de anılır. Nisan-Mayıs aylarında çiçeklenir.
Toprak isteği: Kumlu-Killi bol organik maddeli ve derin işlenmiş topraklarda iyi gelişir.
Üretilmesi: Tohumla, çelik ve daldırma ile üretilir.
 Bakımı: Güneşli yerleri sever, yazın bol su ister.
 15-Ateş Dikeni (Pyracantha coccinea)
Yerli bir tür olan ateş dikeni çiçeklerini ilkba­harda açar. Umumiyetle beyaz renklidir. Bu bitkinin esas özelliği, meyvelerini verdiği zamandır. Çünkü kırmızı ve sarı renkteki meyveler tüm kış boyunca süren karlı günlerde güzel bir dekor yaratır. Kurak mıntıkalarda yetişebilirler.
Toprak isteği: Hafif, derin ve serin topraklardan hoşlanır.
Üretilmesi: Tohum, çelik ve asi ile üretilir.
Bakımı: Kanaatkâr bir bitki olup soğuklara ve kuraklığa dayanıklıdır.
216

16-Zakkum (Nerium oleander)
Çalı şeklinde dipten dallanan çiçekleri katmerli ve yalınkat olan bir süs bitkisidir. Çiçekleri senelik sürgünler ucunda demet halinde bulunur. Çiçekleri beyaz, pembe, kırmızı renktedir.
Toprak isteği: Kireçli olmamak kaydıyla her türlü toprakta yetişir.
Üretilmesi: Çelikle ve daldırma ile üretilir.
Bakımı: Sulak yerlerde iyi yetişir. Çiçekleri dayanıklıdır. Uzun müddet sürer. Güneşli ve nemli yeri sever. Soğuk yerlerden kaçar.
17-Şimşir (Buxus sempervirens)
Kışın yapraklarını dökmeyen bir çalı olan şimşir, budamaya ve makasa iyi gelir. Çit olarak kullanıldığı gibi tek tek ve gruplar halinde bahçelerde bol miktarda kullanılır.
Toprak isteği: Her türlü toprak türünde yetişir.
Üretilmesi: Çelikle olur.
Bakımı: Soğuğa dayanıklıdır. Her yerde yetişir, suyu sever. Makasla istenilen sekil verilebilir.
18-Dağ Muşmulası (Cotoneaster spp.)
Yaz kış yaprağını dökmeyen veya kışın yaprağını döken 1,5 metreye kadar boylanabilen bir süs bitkisi­dir. Umumiyetle çiçekleri beyaz renkte olup, meyveleri kırmızı renkte ve nohut büyüklüğünde olup ateş dikeni gibi bütün kış bahçelerimizde iyi bir dekor yaratır.
Toprak isteği: Killi kumlu ve bol gübreli toprakları sever.
Üretilmesi: Tohum, çelik ve aşı ile üretilir. Bakımı: Güneşli yerleri sever.
217


19-Sarıboya Ağacı (Mahonia aquifolium)
Yaz kış yaprağını dökmeyen bir süs bitkisidir. Çiçekleri kirli sarı renkli olup, yaprakları sonbaharda kızararak daha da güzelleşir.
Toprak isteği: Kumlu-Killi derin ve bol gübreli toprakları sever.
Üretilmesi: Tohum ve çelikle üretilir.
Bakımı: Yarı gölge ve güneşli yerleri sever, soğuğa dayanıklıdır. Yazın bol su ister.
20-Hanım Tuzluğu (Berberis spp.)
Yerli olan bu türün yaprağını dökmeyen türleri olduğu gibi yaprağı kırmızı olan türleri de mevcuttur. Yaprağını dökmeyen berberisin yaprakları sonbaharda kızararak daha da güzelleşir. Çiçekleri sarı renktedir ve mart-mayıs ayları arasında açar.
Toprak isteği: Her türlü toprak türünde yetişir. Islak olmamak şartıyla çok sığ ve kurak topraklarda da yetişir.
Bakımı: Yazın yeşil türler güneşi sever. Daimi
yeşiller gölgeden hoşlanırlar.
Üretilmesi: Tohum ve çelikle üretilir. 21-Taflan (Euonymus japonica)
Yaprağını dökmeyen yerden itibaren yapraklanan, makaslamaya gelen bir süs bitkisidir. Yaprakları parlak yeşil renkte olduğu gibi sarı, beyaz olan çeşitleri de vardır. Sonbaharda çiçekleri döküldükten sonra meydana gelen kırmızı renkteki meyveleri ile gayet güzel görünüşlüdür. Meyveleri zehirlidir.
Toprak isteği: Her çeşit toprakta yetişir.
Üretilmesi: Tohum ve çelikle üretilir.
Bakımı: Şiddetli soğuklarda yaprağını döker. Gübre şerbetiyle bol miktarda sulanırsa iyi gelişir. Makaslanmaya gelir şekil verilebilir.
218


FİDANLIK ÇALIŞMALARINDA GENERATİF-VEGETATİF ÜRETME
TAKVİMİ

ZAMAN VE TÜRLER

ÜRETME SEKLI

ÜRETME YERI

KASIM-ARALIK

 

 

Atkestanesi

Ekim

Açıkta

Kestane

Ceviz

Meşe türleri

İğde

Sedir

Kavak

Köklü Çelik

Badem

Ekim

OCAK-SUBAT

 

 

Kızılçam

Yarma aşı

Serada

Mavi Sedir

Ligustrum

Ekim

Açıkta

Servi türleri

Mazi türleri

A.Sarmaşığı

Patlangaç

Sumak

Defne

Sarı Salkım

Ateş dikeni

Kadıntuzluğu

Kadeh çiçeği

Hanımeli

Mersin

Bodur Akasya

Ekim

Açıkta

Ağaç Hatmi

Üvez

Hünnap

Güvey kandili

219


ZAMAN VE TORLER

ÜRETME ŞEKLİ

ÜRETME YERİ

OCAK-SUBAT

 

 

Oya

Ekim

Açıkta

Erguvan

Japon Ayvasi

Mahonya

Dağ muşmulası

Civit

Dişbudak türleri

Akçaağaç   "

Sofora

Maklora

Gülibrişim

Katalpa

Gladiçya

MART

 

 

Zakkum

Huş

Piramit Karaçam

Yarma aşı

Serada

Karaçam

Altuni Servi

Yanaştırma

Y.Karabiber

Ekim

Açıkta

Sülün Akasya

Leylak

Mavi Ladin

Kartopu

Ekim-Çelik

Mazı (A1tuni)

Ekim

Kızılağaç

Çınar

Aylantus

Kavak

Çelik

Acem Borusu

Ekim-Çelik

Amerikan Sarmaşığı

Ekim

Söğüt Türleri

Sert Çelik

İğde

A.Hatmi

Ağaç Hanımeli

Çin Kavağı

Forsitya

Spirya

220


ZAMAN VE TÜRLER

ÜRETME ŞEKLİ

ÜRETME YERİ

MART

 

 

Ilgın

Sert Çelik

Açıkta

Kelebek Çalısı

Süs Kızılcığı

Vangelya

Hanımeli

Oya

Sert Çelik

Açıkta

Süs Narı

Yasemin

Filbahri

Süs eriği

Mor Salkım

Gül

Nane Çiçeği

Dağ Muşmulası

Kadın Tuzluğu

Frenk üzümü

Taflan

Sert Çelik Tohum

Sabin Ardıcı

İnci

NISAN

 

 

Kızılçam

Ekim

Akasya

Aylantus

Kızılağaç

Manolya

Serada

(Tüpte)

 

 

MAYIS-HAZİRAN

 

 

Gül

Göz Aşısı

Açıkta

Fıstıkçamı

Ekim-Tüpte

Karaağaç(X)

Ekim

221


ZAMAN VE TÜRLER       ÜRETME SEKLI

ÜRETME YERİ

TEMMUZ-AGUSTOS

 

 

Sabin Ardıcı

Ökçeli Çelik

Açıkta

Taflan

Y.Çelik

Kriptomeria

Yap. Dökmeyen İğde

Biberiye

Porsuk

Şimşir

Gül

Kartopu

Dağ Muşmulası

Lavantin

Kadın Tuzluğu

EYLÜL-EKİM

 

 

Ihlamur

Ekim

Meşe

Ceviz

(X) Karaağaç toplanır

toplanmaz hemen

ekilecektir.

2.6.Fidan Üretiminde Bakım Çalışmaları
2.6.1.Sulama

Sulama; çeşitli fiziksel ve kimyasal işlemlerle suyun besin maddelerini eriterek bitkinin bünyesine alınabilirliğini temin etmesi ve bu besin maddelerini bitkinin dokularına taşıması suretiyle bitki beslenme­sinde önemli bir rol oynar. Sulamada anahtar nokta sulamanın en iyi nasıl yapılacağıdır. Burada esas olan topraktaki hava ve su oranını optimal hale getirmektir. Sulama yapılırken bitkilerin yasama enerjisini oluşturması ve kök sistemini geliştirebilmesi için oksijene ihtiyacı olduğu da unutulmamalıdır. Az su bitkiye zararlı olduğu gibi gereğinden fazla sulama da oksijen yetersizliği nedeniyle bitkiye zararlı olmaktadır. Nitekim bitkilerde görülen klorozun önemli nedenlerin­den biride toprağın yüksek rutubetidir.
222


Su, yaşayan her canlı için hayati öneme haiz olup, bitkiyi yaşatan esas maddedir. Özellikle topraktaki suyun bitkiler için bir besin maddesi olması yanında, gazlar ve besin maddelerini eritici özelliği, ısı kapa­sitesine sahip olması, toprakta yaşayan mikroorganizmaların yaşamaları için gerekli şartları temin etmesi ve toprak üzerinde etkili bir rol oynaması yönünden önemi çok büyüktür. Bir bitkide; 1kg. odun maddesi elde edebilmek için 500 misli su kullanmak gerektiği belir­tilmektedir.
Su, fiziksel ve kimyasal olaylarla besin maddeleri­ni eriterek bitki bünyesine alınmalarını sağlaması; yapı maddesi olarak kuru maddenin teşekkülünü temin etmesi, çeşitli besin maddelerini bitki dokuları içine nakletmesi ve bitki yapraklarında buharlaşmak suretiyle bitki bünyesinde meydana gelen ısıyı dışarı vermesi suyun bitki bünyesindeki en önemli rolleridir. Su ile kimyevi gübrelerin bitkilere verilmesi hem ucuz hem de daha kolay olmaktadır.
Her toprağın azami bir su tutma kapasitesi mevcut­tur. %15—20 nispetinde balçık ve tınlı kum topraklarında tarla kapasitesi %12—15 oranındadır. Kök sahasına (genellikle 20cm.lik üst toprak tabakası) verilecek su miktarı toprak rutubetini tarla kapasitesine yükselte­cek kadar olmalıdır. Daha fazla su verilmesi suyun süzülerek ve herhangi bir fayda sağlamadan kaybolmasına sebep olur.
İyi sulanmış fidanlar, sulanmayanlara nazaran daha canlı ve daha iyi gelişirler. Bununla beraber sulama müddetleri ve tekerrürleri hakkında değişmez kaideler vermek mümkün değildir. Zira sulama; toprağın nitelik­lerine, yağış miktarına, havanın sıcaklığına, sulama sekline, nispi rutubete, fidan türlerine ve onların gelişme seyir ve yaslarına bağlıdır. Ekim yastıklarının bilhassa kritik çimlenme periyodu devamınca fazla sulanması, hatta bir kısım suyun israfı dahi, büyük bir fidan kaybına mal olabilecek az su verme riskine daima tercih edilmelidir.
223

Diğer taraftan, fidanların istenilen kalitede yetiştirilebilmesi için sulamada kullanılan suyun miktarı kadar kalitesi de büyük bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, sulama suyunun kriterlerinin bilinmesi gerekir. özellikle sulama suyunun pH değerlerinin 6.5-8.0 arasında olması gerekir. pH'i bunun üzerinde olan su, sulamada kullanılmamalıdır. Ancak Yurdumuz orman fidanlıklarının birçoğunun sulama suyu pH'si yüksek değerlerde olduğundan üre fosfat ve fosforik asit kullanılmak suretiyle bu değerler düşürülmelidir.
Fidanların gelişmesinde sulama suyunun kalitesi büyük önem taşımaktadır. Sulama suyu olarak yeraltı suları kullanılıyorsa, sulama sezonunun başladığı zaman ile sulamanın sona erdiği sezon arasında önemli değişiklikler görülebilir. Türkiye-Finlandiya Projesi çerçevesinde Eskişehir fidanlığında, seralarda yapılan sulamalarda başlangıçta yetiştirme ortamının pH'i 4,5 iken 3 hafta sonra sulamalarla pH'in 7'ye çıktığı görülmüştür. Bu nedenle fidanlıklarda, fidan üretiminde yalnız yetiştirme ortamının pH'sini ıslah etmek yeterli olmamaktadır. Sulama suyundaki HC03 değerinin ıslahı gerekmektedir.
2.6.1.1. Sulama Sularının Sınıflandırılması

2.6.1.1.1. Çözünebilir Tuzlara Göre Sınıflandırma Geçirgenlik(Kondaktivite) Değerleri(Micromhos/cm) (EC)

a) Düşük Tuzlu Sular(C1) (EC: 0–250 Micromhos/cm):
Bütün topraklarda, bütün bitkiler için emniyetle kullanılmalıdır.
b) Orta Tuzlu Sular(C2) (EC:250–750 Micromhos/cm):
Hafif bünyeli topraklarda emniyetle kullanılır. Tuza orta derecede dayanıklı bitkiler için emniyetle kullanılabilir.
c) Yüksek Tuzlu Sular(C3) (EC:750–2250 Micromhos/- cm)
Drenajı bozuk topraklarda kullanılması sakıncalıdır. Tuza dayanıklı türlerde kullanılabilir.

d)Çok Yüksek Tuzlu Sular(C4)(EC:2250 Micromhos/cm):
Geçirgenliği iyi, drenajı elverişli topraklarda, yıkama suyu ilave edilerek ve tuza dayanıklı türlerin seçilmesi şartıyla sulamada kullanılabilir. Kavak gibi tuza hassas türlerde kesinlikle kullanılmamalıdır.
2.6.1.1.2. Sodyum Adsorbsiyon Oranına (SAR) Göre Sınıflandırma

  1. Düşük Sodyumlu Sular(S1) (SAR–0–10): Bütün top­raklarda, bütün bitkiler için emniyetle kullanılabilir.
  2. Orta Sodyumlu Sular(S2) (SAR–10–18):Kaba bünye­li ve geçirgenliği iyi topraklarda kullanılabilir.
  3. Yüksek Sodyumlu Sular(S3) (SAR–18–26): Drenajı
    iyi ve bol organik madde1i topraklarda yıkama suyu
    ilavesiyle kullanılabilir.
  4. Çok yüksek sodyumlu Sular (S4) (SAR–26):Genelde
    sulamada kullanılmaz.

Ayrıca sulama suyundaki bor tuzları da bitkiler için önem taşımaktadır. Kavak gibi tuza dayanıksız fidanların yetiştirilmesinde, sulama suyundaki bor tuzu miktarı 0,33 ppm'den fazla olmamalıdır.
2.6.1.2. Sulama Suyunun İyileştirilmesi

İyi bir yetiştirme ortamı kalitesi, kötü suyla bozulabilir. Eskişehir’deki seralarda, 4,5 pH'ındaki yetiştirme ortamında yapılan fidan üretiminde yüksek pH'li suyla yapılan sulamada 14 gün sonra yetiştirme ortamının pH'sinin 6,5 olduğu tespit edilmiştir. Bu da gösteriyor ki fidan üretiminde yetiştirme ortamı şartları ne kadar iyi olursa olsun sulama suyu kalitesi iyi olmadığı takdirde kısa bir müddet sonra yetiştirme ortamını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle fidanlıklarda sulama suyunun kalitesinin mevsimsel olarak bilinmesi büyük önem taşımaktadır.
Sulama suyu analizlerinde pH ile birlikte EC, Ca, Mg, Na, K, NH4'inda bilinmesi gerekir. Bunun dışında
225


C03,HC03, Cl, S04, N03, N02,B, Fe, Zn, Cu analizleri de yapılmalıdır. Özellikle NH4 miktarı önem taşımakta olup bu miktar yüksekse bu sular kullanma suyu ve içme suyu olarak kesinlikle kullanılmamalıdır. Diğer taraftan turba ve su analizlerinde Bor(B) miktarı 1 ppm. den yüksek olmamalıdır.
Sulama suyunun pH'sini düşürmek için; hidroklorik asit (HCL),sülfürik asit (H2S04) ,fosforik asit (H3P04), nitrik asit (HN03) ve üre fosfat kullanılmaktadır.
1- Hidroklorik Asit(HCL): Sulama suyunda sodyum katyonu fazla ise, suyun iyileştirilmesinde bu asit kullanılmamalıdır. Zira suda çözülmüş olarak bulunan sodyum NaCl'ü oluşturarak tuzluluk etkisi yapar.
2-Sülfürik Asit (H2S04): Sulama suyunda kalsiyum varsa sülfürik asit ile birleşiminde CaS04 (Jips) oluşur. Dolayısıyla buda fidanlıklar için uygun bir ortam yaratmaz.
3-Fosforik Asit (H3P04):Sulama suyunun pH'si 7'den fazla ise bu asit kullanılmamalıdır. Fosforik asidin %85'liği kullanılmalıdır. Piyasada %75'lik veya %65'lik fosforik asit de bulunmaktadır. Ancak bunların içinde flor apatit bulunmaktadır. Bu da insan sağlığı açısından zararlıdır. Denizli Orman Fidanlığındaki tüplü fidan üretiminde kullanılan sulama suyunun 8,1 olan pH'sini, 178 mlt/m3 fosforik asit kullanılmak suretiyle 5,5’a kadar düşürmek mümkün olmuştur.
4-Nitrik Asit (HN03) :%55'lik ve 65'lik nitrik asit kullanılmalıdır. Suyun pH'sini kolaylıkla düşürebilir. Ancak çok tehlikeli olduğundan kullanımında dikkatli olunmalıdır.
5-Üre Fosfat: Sulama suyunun iyileştirilmesinde,
asit karakterli üre fosfat kullanılabilir. Finlandiyalı uzmanlarca tavsiye edilen üre fosfat gübresi yurdumuz orman fidanlıklarında kullanılmış ve iyi sonuç alınmıştır. Yurdumuz fidanlıklarının sulama suyunun HC03 miktarları yüksek bulunmaktadır. Bu miktarın azaltılması gerekmektedir. Üre fosfat gübresi ile yapılan isleme ait örnek aşağıda verilmiştir:
226


Eskişehir Fidanlığı sulama suyunda; litrede 303 mg HC03 bulunmaktadır. 1 mg HC03 için 2,6 mg üre fosfat gerekmektedir. Buna göre:303x2.6= 790 mg/l üre fosfat gerekir. (10–25–20) lik gübrede %56 etkili olan üre fosfat mevcuttur. Buna göre suyu nötr yapmak için ihtiyaç duyulacak gübre miktarı: :L100/56x790 mg/l= 1.4 g/l gübre gerekir.
2.6.1.3 Sulama Metotları

Sulama metodu; değişik kaynaklardan ekim parselle­rine kadar getirilen suyun bitki veya fidanın kök böl­gesine veriliş biçimini tanımlar. Sulama suyunun toprağa verilmesinde kullanılan belli başlı metotlar yüzey ve basınçlı sulama metotları olarak iki grupta toplana­bilir.
Yüzey sulama metotlarında; su, parsel beşik kanallı ya da lateral boru hatlarından tarla parsellerine alınır ve arazi yüzeyinde belirli bir eğim doğrultusunda yer çekimi etkisi ile hareket eder. Bitkinin veya fidanın ihtiyacı olan su miktarı kök bölgesine sızıncaya kadar arazi yüzeyinden akması sağlanır. Ya da istenilen noktada fidanın ihtiyacı kadar su miktarı kısa sürede göllendirilerek zamanla fidanın kök bölge­sine sızmaya bırakılır. Yüzey sulama metodunda fidanlıklarda genelde suyun tarla ve birim parsellerine iletimi veya dağıtımı açık kanal sistemi veya lateral sistemiy­le yapılır. Yüzey sulama metotları salma sulama, göllendirme sulama metodu, karık sulama metodu ve uzun tava (Border)yöntemleri biçiminde gruplandırılır. Bütün bu metotlar fidanlıklarda oldukça yaygın şekilde kullanılmaktadır. Salma sulama yönteminde su, parsel başı kanalında saptırılarak parsel üzerinde serbestçe yayılmaya bırakılır. Göllendirme, sulama yönteminde su tava ya da karıklar halinde göllendirilir. Karık sulama yönteminde ise, su uzun seddelerle sınırlanmış olur ve arazi yüzeyinde ince bir tabaka seklinde alınır.
Basınçlı sulama metotları; yağmurlama ve damla-sulama metotları olarak iki grupta toplanır. Bu metot­larda su kaynaktan fidanlara basınçlı borularla ileti­lir.
227


1)  Yüzey Sulama Metotları

  1. Salma sulama metotları
  2. Göllendirme sulama metodu
  3. Karık sulama metodu
  4. Uzun tava sulama metodu

2)  Basınçlı Sulama Metotları

  1. Yağmurlama sulama metodu
  2. Damla-sulama metotları
  3. Otomatik yağmurlama makinesi ile sulama

Orman fidanlıklarında daha yaygın olarak basınçlı sulama metotları kullanıldığından burada yalnız bu sistemlerden bahsedilecektir.
Yağmurlama Sulama Metodu (Sistemi):
Toprağın doğal yağmurları aldığı şekilde sulama yapılabilen, borular ve döner başlıklar içinde pompala­nan sulama sistemini ihtiva eder.
Bu sistem fidanlıklarımızda, uzun boylu anlatımı gerektirmeyecek kadar uygulanmakla beraber yeni tekno­lojik gelişmelerle uygulamadaki önemi ve kullanılabilirliği artmaktadır.
Bugün en çok uygulanabilir şekilleri şunlardır:
Mobil Yağmurlama Sistemi:(Resim:44)
Sulama suyu bir pompa ile ana şebekeden (havuz vb.) temin edilir. Sistemde kullanılan boruların bir kısmı (ana boru ve sekonder boru hattı) daimi olarak toprak altında bulunabilir ve sadece lateral hatlar sulama sırasında hareket ettirilebilir.
Fidanlıklarımızda genel olarak mobil sistem (taşınabilir sistem) kullanılmaktadır. Özellikle kavak fidanlıklarında çelik dikiminden sonraki ilk sulamaların yağmurlama ile yapılmasında büyük yarar bulunmaktadır.
Mobil sistemde kullanılan borular, galvanizli çe­likten, alüminyum veya PVC'den yapılmış olabilirler.
228


Son yıllarda, mobil yağmurlama sistemi uygulanmasını kolaylaştırmak için birçok usul ve araçlar geliştirilmiştir (taşınabilir parçaların makineli transportu).



Resim:44 Yağmurlama Sistemi


Yağmurlama Sulama Sisteminin Sakıncaları:
1.Yağmurlama için gerekli olan basınç sürekli enerji kullanılarak sağlandığından işletme masrafları yüksektir.
2.Rüzgar suyun dağılımını olumsuz yönde etkiler. 3.Sıcaklık fazla olduğunda, özellikle gündüz yapılan sulamalarda buharlaşma kayıpları artar.
4.Fidanın yaprakları ıslatıldığından bazı fidan türle­rinin yapraklarında olumsuzluk görülebilir.
229


Damla Sulama Metodu (Sistemi): (Resim:45)
Damla sulama sisteminde filtre edilmiş su, düşük basınçlı bir boru sistemi ile damlatıcılara kadar iletilir ve damlatıcılarda boru sistemindeki basınç düşürülerek suyun toprak yüzeyine düşük bir debi ile damlalar halinde verilmesi sağlanır. Su damlatıcıdan çıktıktan sonra, toprakta doğal olarak yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin yardımı ile hareket eder. Bu sebeple, her bir damlatıcının ıslattığı alan suyun topraktaki yatay hareketi ile sinirli kalır.

Bu sistemde temel ilke, fidanın günlük olarak kullandığı suyu, istenildiginde bitki besin maddeleri ile birlikte, fidanda aşırı bir su isteği yaratmadan vermektir. Sulama suyu bir sistem aracılığı ile her fidana kadar ulaştırılır. Sulama az su kullanılarak sık aralıklarla yapılır. İşletme basıncı genellikle 1 atmosfer civarında ve damlatıcı debileri ise 2–16 l/saat arasındadır. Yalnızca fidanın bulunduğu bölge ıslatılarak az miktarda su ile daha geniş alan sulana­bilmektedir.


Resim:45 Damlama Sulama Sistemi
230

Damla Sulama Sisteminin Elemanları:

  1. Su kaynağı,
  2. Pompa birimi,
  3. Kontrol birimi,
  1. Hidroksilin,
  2. Kum çakıl filtre tankı,
  3. Sıvı gübre tankı,
  4. Elek filtre,
  5. Basınç düzenleyici,
  6. Su saati,
  7. Manometreler.
    h) Vanalar,

 

  1. Ana boru hattı,
  2. Lateral boru hatları

Bir Damlatıcıda Aranan Temel özellikler:
—Küçük basınç değişimlerinde, önemli düzeyde değişmeyen sabit ve düşük debi verilmelidir.
—Tıkanma sorununun azaltılması yönünden akış yolu kesit alanı nispeten büyük olmalıdır.
—Ucuz ve sağlam olmalıdır.
Damlatıcı işletme basıncı genellikle 1 atmosfer dolayında seçilir. Dağıtıcılarda kimyasal madde biriki­mini engellemek için 1 atmosferden düşük işletme basıncı önerilmemektedir.
Damla Sulama Sisteminin üstünlükleri:

  1. Fidanın toprak üstü organları ıslatılmadığından
    hastalık ve zararlılarının gelişmesini önler.
  2. Tarlanın yalnızca belirli bir bölümü ıslatıldığından az su ile geniş alan sulanabilmektedir.
  3. Fidanın kök bölgesinde devamlı ve düşük tansiyonda bir nem ortamı sağladığından fidan su ihtiyacını

231

fazla enerji harcamaksızın alır. Bu ise fidanın kolayca çap ve boy yapmasını sağlayan unsurlardan biri olmaktadır.

  1. Bitki besin maddeleri sulama suyu ile birlikte
    verilir ve dolayısıyla gübreden en üst düzeyde yararlanılır.
  2. Toprakta bulunan tuzlar ıslak şeridin çeperleri­ne doğru itilir. Bu nedenle tuzlu topraklarda ya da tuz
    oranı yüksek sulama suyu ile emniyetli bir sulama
    yapılabilir.
  3. Sulama suyu istenilen miktarda ve en iyi dene­timle uygulanabilir.  İşletilmesi kolaydır ve sulama
    işçiliği minimum düzeydedir.
  4. Su uygulama randımanı diğer sulama yöntemlerine
    oranla daha yüksektir.
  5. Eğimli arazilerde tesviyeyi gerektirmeksizin
    sulama yapılabilir.
  6. Evaporasyon kayıpları minimumdur.

Damla Sulama Sistemini Kısıtlayan Etmenler:

  1. En önemli sorun damlatıcıların tıkanmasıdır.
    Tıkanmaya en çok kum parçacıkları, organik gelişim ve
    kimyasal madde birikimi neden olmaktadır. Tıkanan damlacıkların bulunması oldukça güçtür. Bu nedenle çok iyi bir süzme işleminin yapılması gerekir.
  2. Sulamada kullanılan bütün sular bir miktar tuz
    içerirler. Damla sulamada bu tuz ıslak şeridin çeperine
    doğru itilerek burada birikir. Bu tuzların alt katlara
    yıkanmasının sağlanması için destekleyici yağmurlama
    ya da yüzey sulama uygulamalarına gerek duyulabilir.
  3. Damla sulamasında ilk yatırım masrafları oldukça
    yüksektir. Ancak diğer yöntemlere oranla damla sulamasıyla ürün artışı göz önüne alınırsa yıllık net kar açısından ekonomik olabilir.

232

fazla enerji harcamaksızın alır. Bu ise fidanın kolayca çap ve boy yapmasını sağlayan unsurlardan biri olmaktadır.

  1. Bitki besin maddeleri sulama suyu ile birlikte
    verilir ve dolayısıyla gübreden en üst düzeyde yararlanılır.
  2. Toprakta bulunan tuzlar ıslak şeridin çeperleri­ne doğru itilir. Bu nedenle tuzlu topraklarda ya da tuz
    oranı yüksek sulama suyu ile emniyetli bir sulama
    yapılabilir.
  3. Sulama suyu istenilen miktarda ve en iyi dene­timle uygulanabilir.  İşletilmesi kolaydır ve sulama
    işçiliği minimum düzeydedir.
  4. Su uygulama randımanı diğer sulama yöntemlerine
    oranla daha yüksektir.
  5. Eğimli arazilerde tesviyeyi gerektirmeksizin
    sulama yapılabilir.
  6. Evaporasyon kayıpları minimumdur.

Damla Sulama Sistemini Kısıtlayan Etmenler:

  1. En önemli sorun damlatıcıların tıkanmasıdır.
    Tıkanmaya en çok kum parçacıkları, organik gelişim ve
    kimyasal madde birikimi neden olmaktadır. Tıkanan damlacıkların bulunması oldukça güçtür. Bu nedenle çok iyi bir süzme işleminin yapılması gerekir.
  2. Sulamada kullanılan bütün sular bir miktar tuz
    içerirler. Damla sulamada bu tuz ıslak şeridin çeperine
    doğru itilerek burada birikir. Bu tuzların alt katlara
    yıkanmasının sağlanması için destekleyici yağmurlama
    ya da yüzey sulama uygulamalarına gerek duyulabilir.
  3. Damla sulamasında ilk yatırım masrafları oldukça
    yüksektir. Ancak diğer yöntemlere oranla damla sulamasıyla ürün artışı göz önüne alınırsa yıllık net kar açısından ekonomik olabilir.

232

Otomatik Yağmurlama Makinesi (Self Mouving System):
Bu sistem çok pratik olup, az işgücü ister fakat çok enerji gerektirir. 27.6mm. çapındaki püskürtme ağızlı bir turbo-cipa, 7.6 atmosfer basınç ve 25 m/saat ilerleme hızı ile 70metre (35+35m) genişlikte bir şeridi sular. Böylece 28.6mm.ye eşit miktarda suyu dağıtarak 1 hektarlık alanı yaklaşık 6–7 saatte sulaya-bilir. Sistem suyu, aldığı noktadan sulama springini taşıyan tekerlekli sehpaya verir. Otomatik yağmurlama makinesi çalıştıkça suyu, sulama springine taşıyan sert plastik boru makaraya sarılır. Bu sistem normal yağmurlama sulama ile mukayese edildiğinde işgücünden büyük tasarruf sağlar. Çeşitli tipleri olup bunların sulama mesafesi uzunlukları 210metre, 330metre ve sulama genişliği ise 70–80 metre olarak değişmektedir.
Bugün, hektar başına yatırım masrafları ve işçilik giderlerini azaltmak için birçok tür otomatik sulama makinesi mevcuttur. Bunlar genel olarak boru basıncından kuvvet alan hidrolik bir motor vasıtasıyla veya elektrik gücü ile otomatik hareket temin edebilirler. Bunlardan en yaygın olanı, yağmurlama tabancasını (döner başlık) basınçlı suyla besleyen boru ile onu çeken ekipmandır.

Resim:46 Otomatik Yağmurlama Makinesi Elemanları
233


Su kaynağının yakınına yerleştirilmiş bir makaraya sarılı besleme borusu ile başlık (tabanca),su kaynağından boru yardımı ile verilen su hidrolik motoru (kriko veya türbin) vasıtası ile makarayı harekete geçirir, makarada dönme hareketi yaparak sulama döner başlığını besleyen hortumu sararak çeker (toplar). Sulama döner başlığının sistemi normal yağmurlama sisteminde olduğu gibidir (Resim:46).
Yağmurlama Sistemi Çalışırken Dikkat Edilecek Hususlar:
Ekim yastıklarında sulama yapılırken belli bir süre yapılacak sulamanın bir defada yapılması yerine bu zaman üçe bölünerek verdiğimiz suyun yüzeysel akışa geçmeden toprak tarafından emilmesi sağlanmalıdır. Sulama yapılan parsellerin hangi saatler arasında ve ne kadar zaman sulandığının takibi için de sulama defteri­nin sulamada görevli elemanlar tarafından tutulmasında yarar vardır. Yağmurlama sistemini çalıştırmadan önce ana hat içinde bulunan ve günün sıcağında ısınmış suyun dışarı atılması faydalı olur.
Yağmurlama sisteminin çalışmasında ince zerreler halinde yağmurlama yapılabilmesi için sistem çalışırken işletme basıncı 1+0 ekim yastıklarında ve tüpe ekim yapılan parsellerde en az 4.0 Atmosfer, 2+0 yaşlı ekim yastıklarında ise 3.0 Atm. olmalıdır. Bu basıncın takip ve kontrolü gerek pompa çıkışına ve gerekse sulama yapılan parselde boruya seyyar monometre takılmasıyla mümkün olmaktadır.
Toprak Rutubetinin Tayini:
Sulamanın zaman ve miktarını kararlaştırmak, her şeyden evvel topraktaki rutubet derecesini bilmekle ilgilidir. Tecrübeli bir teknik eleman, kök sistemi sahasındaki rutubet miktarını, fidanın cinsine bağlı olarak el muayenesi ve göz kararı ile tahmin edebilir. Ancak topraktaki rutubet derecesinin tayini ve fidanın sulamaya ihtiyacı olup olmadığı, toprak rutubet ölçeri veya tansiyometre denilen aletlerle de yapılabilir. Suyun gereğinden az verilmesi, bitkinin gelişme ve
234


faaliyetlerinde gerilemeye sebep olup hayati fonksiyonlarını yapmasına kısıtlayıcı bir şekilde tesir eder. Buna mukabil, ihtiyaçtan fazla verilmesi de zararlıdır. Dolayısıyla köklerin havalanmasını önler ve çeşitli kök hastalıklarının teşekkülüne uygun bir ortam hazırlar. Ayrıca, bitkilerin olgunlaşmasını geciktirir ve toprak­ta yasayan mikroorganizmaların ölümüne sebep olur. Fazla sulamanın bitkilerin kuraklığa karşı dayanıklılığını da azalttığını unutmamak lazımdır.
Orta ve ağır bünyeli topraklarda (balçık, balçıklı kil, killi toprak) sulama, seyrek aralıklarla fakat bol yapılmalıdır. Hafif bünyeli topraklara (kumlu balçık, balçıklı kum) sahip parsellerde ise sık aralıklarla fakat fidan kök zonu doyurulacak kadar sulanmalıdır.
2.6.1.4. Ekim Yastıklarında Sulama:

Ekimi müteakip ve çimlenme müddetince ekim yastıkları, kâfi miktarda yağmur yağdığı günler hariç, her gün hafif ve az su vermek suretiyle devamlı rutubetli bulundurulur. Tohumları çimlenme başlayıncaya kadar günün sıcak saatlerinde, çimlendikten sonra da sabah-akşam (veya gece) saatlerinde sulamak gerekir. Ekim yastıkları yağmurlama suretiyle sulanır. Fidanlar geliştikçe, topraktaki rutubet derecesini azaltmamak şartıyla sulamanın tekerrürü tedricen azaltılarak verilen su miktarı da uygun bir nispette artırılır. Bir fikir vermek üzere:

  1. Ekimden, çıkmalar başlayıncaya kadar, günün sıcak
    saatlerinde 5–10 dakika (2 defa),
  2. Yapraklar çıktıktan sonra, önce haftada 2–3,
    sonra haftada 1, sonra duruma göre 2–3 haftada bir
    sulanır.

İster ekim yastıklarında, ister şaşırtma (repikaj) sahalarında olsun, değişen şartlara ve fidanın su ihtiyacına göre, toprak yeter miktarda rutubetli bulundurulmalıdır. Buna göre sulamanın zamanı, tekerrürü ve miktarı tayin edilir. 1+0 yaşlı ibreli fidanlarda 8-10cm, 2+0 yaşlı ibreli fidanlarda ise, 18-20cm. derinlik
235


kademesindeki toprak rutubeti elle kontrol edilerek sulamaya karar verilebilir. Toprak kuru ve pek kuru olarak nitelenecek bir rutubet derecesine gelmeden sulama esas olmalıdır. Aynı şekilde aşırı ölçüde rutu­betinde kloroza yol açacağı dikkate alınmalıdır.
— Kışa girerken fidanların odunlaşması için, sonbaharda sulama kesilir.
2.6.1.5.Şaşırtmada (Repikaj) Sulama :(Resim:47)

Şaşırtmayı müteakip topraktaki rutubet noksanlığı ekseriya büyük fidan kayıplarına sebep olabilir. Şaşırtmanın bitirilmesinden hemen sonra bolca su veri­lir. Şaşırtılan fidanlara, tohum yastıklarındaki fidanlara nazaran tekerrür bakımından daha az fakat miktar bakımından daha fazla su verilir. Prensip itibariyle repikaj sahaları salma su ile sulanır. Ancak repikaja tabi tutulan fidanlar yaprak açıp büyüyünce-ye kadar yağmurlama ile sulanabilir.



Resim:47 Şaşırtmalı Fidanlarda Sulama
236

2.6.1.6. Kavak Fidanlarında Sulama:
Kavak fidanları fazla miktarda su isterler. Sula­malar fidanlık toprağının karakterine ve iklim özellik­lerine tabi olarak değişen miktarlarda yapılır. Bazı klonların (mesela "I–214") suya doydukları zaman tepe yapraklarının kırmızı bir renk aldığı bilinmektedir. Pratikte bu özellikten faydalanılarak fidan tepelerinin bakır kırmızısı renginde görünüşü temin edecek ölçüde toprak rutubeti bulundurulmalıdır. Su ihtiyacı olduğu zamanda fidanların yapraklarında solmalar, iç yaprak­larda erken sararmalar görülür. Bu görünüşe sebebiyet vermeyecek derecede ve toprağı nemli bulunduracak mik­tarda sulama uygulanmalıdır.
Toprakta su miktarı eksik olursa, kavak fidanlarında kök sistemi gövde aleyhine fazla genişler, bu durumda kavak fidanının boy büyümesi azalır. Uzun süren bir kurak devreden sonra, fazla miktarda su verilirse, kavak fidanlarında yaprak dökümüne sebep olabilir. Bu sebeple, kavak fidanlarında dengeli sulama yapılması gerekir.
Fidanlıkta toprak yüzeyinin en çok 10cm. derinliğe kadar rutubetsiz hale gelmesi sulama ihtiyacını göste­rir.
2.6.1.7. Tüplü Fidanlarda Sulama:

Tüpte yetiştirilen fidanın kök gelişmesini yete­rince sağlayacak derecede toprak rutubetli bulunduru­lur. Fazla sulama, kök gelişmesine mani olduğu gibi gövdenin istenilenden daha fazla büyümesine yol açar ve kök/gövde oranının kök aleyhinde bozulmasına sebep olur. Fidanlar yağmurlama ile sulanır. Bilhassa tüplü fidanların ekim yoluyla yetiştirildiği parsellerde yağmurlama başlığı yerine takılacak çim fıskiyeleri ile sulama yapmak gerekir.
2.6.2. Ot Alma ve çapa:

Fidanlık çalışmalarında, teknik yönden olduğu kadar, ekonomik yönden de büyük önem taşır. Ot alma ve çapa çalışmaları, ekseriya birlikte yapılır.
237

Fidanlıklarda yabancı otlarla mücadele, tüm islet­me masraflarının %50-70'i gibi oldukça büyük bir mikta­ra ulaşmaktadır. Bu bakımdan yabancı ot mücadelesi zamanında yeterince yapılmalıdır. Bu takdirde hem fidanların gelişmesi daha iyi olacak, hem de ot mücadelesi masrafları daha az olabilecektir.
Ot alma nedenleri kısaca şöyle özetlenebilir. Yabancı otlar topraktaki besin maddelerine ve suya ortak olarak fidanların yeterince gelişmelerine engel olurlar. Yabancı otlarla fidanlar arasındaki gelişme rekabetini fidanların lehine çevirmek için ot alma işlemi yapılır. Böylece otların fidanları baskı altına almaları ya da onlara sarılmak suretiyle zarar vermele­ri önlenmiş olur.
2.6.2.1. Kültür Sahalarında Ot Alma

Kültür sahalarındaki zararlı otların yaşama ve devamlılığında üreme şekillerinin önemi olduğu gibi, toprak islemesi ve zamanının da önemi büyüktür. Zararlı ot mücadelesi, kültürün sahada olmadığı bir zamanda yapılırsa kolaylık sağlar.
Zararlı otlar, ya tohum yolu ile veyahut ta kök veya gövde sürgünleri ile üreyerek saha üzerindeki yaşamlarını temine çalışırlar. Eğer otlar tohum ile ürerlerse buna engel olmak için dinlendirme sahalarının otları, tohum tutmasından evvel sürülerek imha edilir ve yeniden fazlaca ot gelmesinin önüne geçilmiş olur. Ayrıca yüzeye yakın bulunan ot tohumlarının çimlenmesi­ni müteakip toprak işlemesinin yapılması faydalı olur. Bu işte kullanılacak toprak isleme aletleri; Gobl-disk, diskaro, kültivatörler ve tırmıklardır. Bunlar az çeki gücü ile çok iş görürler. Otlar, kök ve gövde sürgünleri ile ürüyorlarsa, toprak islemesi derin sürüm yapan pulluklarla yapılmalı, arkadan tırmıklarla toprak yüzü­ne çıkmış bulunan kökler toplanıp bir kenarda yakılmalıdır. Toprak işlemesi, yazın sıcak günlerde toprağın normal dağılabildiği zamanlarda yapılmalıdır. Böyle yapıldığı takdirde, birkaç toprak islemesinden sonra sahada mevcut ot çeşitleri çok azalacaktır.
238


2.6.2.1.1. Ekim Yastıklarında Ot Alma (Resim:48)
Otlar, fazla büyümeden topraktan kolayca çıkartılabilirken elle ve kökünden alınır. Zamanında alınmayacak olursa, büyüyen otlarla mücadele muhtelif el alet­leri kullanmak suretiyle yapılır. Ot alma işlerinde kullanılan aletler ekseriya toprak işlemesinde kullanıldıklarından bunlara, çapalama konusunda ayrıca değinilecektir.
Zararlı ot mücadelesinde bir başka usul de kimya­sal metotlardır. El ve el aletleri ile ot mücadelesinin pahalı olması, yetiştirilen kültüre zarar vermesi, geniş sahalarda kısa zamanda bu işin yapılamaması, toprak şartlarının elverişsizliğinden dolayı çalışma imkânlarının bulunmaması, insan gücünün pahalı, sevk ve idaresinin güç olması nedenleriyle zararlı otlarla mücadelede kimyasal maddeler de kullanılmaktadır. Bu konuya daha sonra değinilecektir (3,4'e bakiniz).

Resim:48 Ekim Yastıklarında Ot Alma
239


2.6.2.1.2. Repikaj Sahalarında Ot Alma
Bu sahalardaki ot alma prensipleri de ekim sahalarındakinin aynıdır. Ancak, burada el aletleri yanında toprak frezeleri, rotovatörler, çapa makineleri, vs. gibi makine ve bunlara bağlı ekipmanlardan da yararlanılır.

Ot Alma Zamanı:
Otlar kültürle birlikte, hatta ekim sahalarında kültürden daha evvel geldiklerine göre ot alma işlemi zamanında ve yeteri kadar yapılmalıdır. Ekim sahalarında tohumlar çimlendikten hemen sonra ot alınacaksa, fideciklerin biraz gelişmesi beklenmelidir. Otlar kültürü kapatacak kadar büyütülmeden alınmalıdır. Kökünden alınmayan otlar tekrar büyüyeceğinden fazla zaman ve para kaybını önlemek için bu hususa gereken dikkat gösterilmelidir.
Ot mücadelesinde mühim olan diğer bir husus da otların hiç bir zaman tohum verme zamanına kadar bekletilmemesidir.
Ot mücadelesinde bir mücadele vasıtasının yeterli olduğunu kabul etmek hatalı bir görüştür. Kimyasal mücadelede birçok ilaçlardan faydalanmak yerinde olduğu gibi, kimyasal ilaçlama, el aletleri ve diğer vasıtalar ile desteklenerek ot alma masrafları asgariye indirilebilir.
Çapalama:
Çapa yapılmamış, bunun neticesi olarak da sert ve sıkı oturmuş bir bünyeye sahip bulunan bir toprak, fidan köklerinin toprağa girmesine mukavemet eder. Bu toprakların ihtiva ettiği su, kapillarite ile devamlı bir şekilde yüzeye çıkar ve buharlaşarak kaybolur gider.
Çapa yapmaktan maksat, kapillariteyi kırmak, toprağın havalanmasını ve köklerin gelişmesini sağlamaktır. Böylece suyun yüzeye doğru toprağa dağılması ve bitkiye faydalı olması sağlanır. Su kaybı önlenerek, yağış suyunun toprağa daha iyi nüfuz etmesi sağlanmış ve bu arada zararlı otlar da alınmış olur.
240

Çapalamada Kullanılan El Alet ve Makineleri:
El aletleri içinde en fazla kullanılanları, el kültüvatörü, muhtelif tipte çapalar, bazı hallerde ise çepin (tirpitin) gibi aletlerdir.(Resim:49)

 
Resim:49 Ekim Yastıklarında Ot Alma (el aletiyle)

El kültüvatörü, ibreli ve yapraklı ekim yastıklarında fidanların meydana getirdiği çizgiler arasında kalan şeritlerde teşekkül eden kaymak tabakasının kırılmasında kullanılır. Ot varsa alınmış ve çapa yapılmış olur. Kolay ve ekonomik çalışma sağlayan bir alettir.
Çepin de aynı sahalarda kullanılır. Fakat teşekkül eden kaymak tabakası kalınlaşmış ise, bunun el kültüva­törü ile kırılması mahzurlu olur. Zira levha halinde kopacak kaymak parçaları fidana zarar verebilir. Böyle durumlarda bu aletin kullanılmaması daha doğru olur. Mahzuru, yavaş çalıştırılması sonucu daha pahalı olmasıdır.
241

Repikaj sahalarının çapalanmasında toprak frezele­ri ve rotovatörler kullanılır. Fidanlara bunların çalışabileceği aralık-mesafe verilmemişse, el çapaları kullanılır.
Toprak Frezeleri, Rotovatörler ve Çapa Makineleri:
(Resim:50,51)
Toprak frezeleri çeşitli olup, motorları değişik beygir gücündedir. Toprağı işleyen kısımlar yaylı kancalar veya bıçaklıdır. Her ikisinde de işleme tertibatını döndüren bir mil vardır. Kanca veya bıçaklar dönmek suretiyle toprağın ölü örtüsünü ve üst tabakasını parçalar ve iyi bir şekilde işlemek suretiyle gevşek bir kırıntı bünye meydana getirirler. El ile çalıştırılan frezelerden başka rotovatörler de vardır. Bunlar da ayni prensibe göre çalışırlar. Traktörle çekilirler ve frezelerden daha güçlüdürler. Bıçakların çalışma, genişlik ve derinlikleri ayarlanabilir. Arkadaki kapak toprak tesviyesini yapar. Toprağın durumuna göre aynı yerde 1–3 defa çalıştırılır ve işledikleri şeritlerde ekim veya dikim yapılabilir.


Resim:50 Yastık Yolları Temizleme Aleti
242


 Çapalama Zamanı:
Genel olarak kültür sulandıktan sonra, toprağın tava gelmesi beklenmeli ve tavında iken çapa yapılmalıdır. Kapillarite ile su kaybına meydan verecek kadar beklenmeli, aynı çalışma her sulamadan sonra tekrar edilmelidir.
Kavak Fidanlarında Ot Mücadelesi:
Kavakta, üretme ve fidanlık parsellerinde, bakım işleri müştereken yürütülür. Vejetasyonun başlamasıyla birlikte ilk yapraklar görüldüğünde önce sıralar üze­rinde ot alma ve çapa yapılır. Sıra aralarının toprak işlemesi ve otların öldürülmesi için rotovatör veya diskaro kullanılır. Fidanlıklarda ot bulunmamasına ve toprakta çatlakların teşekkül etmemesine bilhassa önem vermek lazımdır.


 

Resim:51 Kavak Fidanlarında Ot Mücadelesi(Rotovatör)
243


2.6.3. Ekim Yastıklarında Seyreltme
Ekim yastıklarında arzu edilmemesine rağmen bazen fazla tohum kullanılması neticesinde, fidanlar sık bir şekilde çıkmaktadır. Bunların belirli bir zaman sonra seyrelttirilmeleri gerekir. Zira böyle bir isleme tabi tutulmazlarsa, çok miktarda fidan elde edilir. Ama, bunların büyük bir kısmı cılız ve arzulanan derecede gelişmemiş olur. Seyreltmede istikbal vadeden fidanlar bırakılır, diğerleri ise çıkartılır ve fidanlara mümkün olduğu kadar eşit aralıklar verilir.
Seyreltme elle ya da makasla yapılır. Elle yapılan seyreltmede, alınacak fidan kararlaştırılır ve elle kökünden çıkartılır. Bu işlerin yapılabilmesi için toprağın biraz yumuşak olması lazımdır. Bunun için ekim yastıkları gerek seyreltmeden önce, gerekse sonra iyice sulanmalıdır. Makasla yapılan seyreltmede, fidanın gövde kısmı kök boğazından kesilerek alınır.
Öte yandan, seyreltme konusunda dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da seyreltmenin yapılacağı zamanın tespitidir. Bunun için de, seyreltme yapılacak ekim yastıklarında hangi fidanların alınacağına karar verebilmek için, fidelerin biraz gelişmesi beklenmeli­dir. Kökler iyi gelişmeden alınırsa, elle seyreltmede, kalacak fidanların köklerine de zarar verilebilir. Fazla gecikme de mahzurlu olur. Zira hem seyreltme daha güç ve masraflı olur, hem de kalacak fidanlara zamanında gelişme fırsatı verilmemiş olur. Prensip olarak seyreltme, türlere göre değişmekle birlikte, çimlenme tamamlandıktan takriben bir ay sonra (Doğu Ladininde 3+0 yasa girerken) yapılmalıdır.
2.6.4. Fidan Siperleme Çalışmaları

2.6.4.1. Ekim Yastıklarının Siperlenmesi(Resim:52)

Ladin, Göknar, kayın gibi bazı türler, yarı gölge altında yetiştirildikleri takdirde fidan zayiatları azalır ve daha iyi gelişme gösterirler. Kayın’da (1+0),
244


doğu ladini ve göknar’da 1+0 ve 2+0 yaşlı fidanlar %60 oranında siperlenmelidir. İyi tatbik edilen bir siperlikte fidanların gelişmesi arttığı gibi usulüne uygun olmayan ve alçak yapılan bir siperlemede gelişme, sipersiz yetiştirilen fidanlardan daha düşük olur. Bunun sebebi, hava sirkülasyonunun mevcut olmayışı, dolayısıyla meydana gelen sıcaklık ve havasızlıktır. Siperlikler; boyları yastık genişliği (120cm.) genişlikleri 5cm., kalınlıkları 1cm. kadar olan yumuşak ağaçlardan yapılan çıtaların aralıklarla yan yana getirilmeleri suretiyle yapılabildiği gibi son zaman­larda gölgeleme amacıyla muhtelif ışık entansitelerine sahip sentetik malzemeden yapılan gölgelikler de kullanılabilir. Kullanılacak kerestenin biçildikten sonra kurutulması uygun olur. Biçilmiş ve kurutulmuş çıtalar, asgari 0,5cm. kalınlığındaki ipler üzerine (naylon ipler daha da ince olabilir ) istenilen gölge nispeti sağlanacak şekilde (genellikle 3/4 nispetinde) yan yana getirilerek tespit edilir ve 20m.lik rulolar halinde hazırlanır. Bu rulolar yastığın her iki kenarına 3,5–4,0m. aralıklarla çakılan ve emprenye edilmiş ahşap kazıkların üstüne çekilen kalın galvanizli tellerin üzerine serilirler. Ahşap kazıkların boyutları 12cm. X 1,5m. yastık zemininden yükseklikleri (100-110cm.) kadar olmalıdır. Bu ayni zamanda siperliğin de yüksekliğidir.
Bu şekilde hazırlanmış bulunan siperlikler, yastık üzerinde devamlı olarak kalmamalıdır. En ideal sekil, aksam geç vakit toplanıp sabahın erken saatlerinde tekrar serilmesidir. Bu suretle, tohum çimlenmeden önce gölge ve rutubetin tesiri ile yastık yüzlerinde meydana gelecek yosun tabakasının teşekkülüne mani olunduğu gi­bi, çimlenmeden sonra fideciklerin fazla rutubetten za­rar görmeleri önlenir ve daha iyi gelişmelerine yardımcı olunur.
Genellikle gölge ve yarı gölge ağaç türlerinde gölgeleme işlemi çimlenme tamamlandıktan bir hafta sonra yapılır.
245


Ekim yastıklarında bu tür siperleme, tohumların çimlenmesinden 20-30 gün sonra, yani fidan gövdelerinin biraz sertleşmesini müteakip yapılır ve fidanın sökümüne kadar devam ettirilir.
2.6.5. Budama (Resim:53)

Gövde dal budamaları daha ziyade şaşırtılmış yapraklı fidanlar için bahis konusudur. Fazla kıvrık dallar, çatallaşmış tepeler budanmak suretiyle alınır. Bir tek asli gövde kalacağına göre diğerlerinin zamanında ve usulüne uygun olarak alınması lazımdır. Budamaya, şaşırtmanın 1.yılından itibaren başlanır. Her vejetasyon mevsiminde, fidanın durumuna göre bir veya daha fazla tekrarlanır. Budamanın şiddetli yapılması büyümeyi menfi yönde etkiler. Budama keskin budama makası ile yapılır. Çatallaşmış tepelerde istikbal vaat edenin dışındakiler ile kalınlaşmış yan dallar ilk olarak alınır. Daha sonraki budamalarda, fazla ve lüzumsuz dallar tedricen alınır. Sökülen yapraklı tür özellikle de kavak fidanları, yan dalları tamamen alınmış olarak dikim yerine sevk edilir. Bu ya fidanlar söküldükten sonra ya da sökümden önce yapılır. Söküm öncesi budamalar, budama yarasının kapanabileceği zaman­da yapılmalıdır. Bu zaman ise, mıntıkaya göre değişmekle beraber temmuz ayı sonlarıdır.
Ancak park-bahçe tanziminde peyzaj amaçlı yetiştirilen fidanlarda fazla budama yapılmaz. Park, bahçe ve süs bitkilerine form kazandırmak için budama yapılmalıdır. Ayrıca yalancı akasya ekim yastıklarında sonbaharda tepe budamasının yapılması bu fidanların ağaçlandırma sahasındaki başarısını yükselttiği bilin­mektedir.
Kavak fidanlarında tekleme ve budama; fidan boyları 40–50 cm yüksekliğe ulaştığında en düzgün ve kuvvetli sürgün bırakılarak diğerleri kesilmek suretiy­le tekleme yapılır.
Kavak fidanlarında ilk yıl herhangi bir budama yapılmaz. Yalnız çatal tepeler teklenir ve çok kuvvetli azman yan dallar budanır.
247



Resim:53 Kavak Fidanlarında Budama
Budamada daima budama makasları kullanılır. Haziran ayında fidanların alt tarafındaki kalın dallar kesilir. İki yaşlı melez kavak fidanlarında ağustos ayının ikin­ci yarısında elin uzanabildiği yere kadar olan gövdenin dalları kesilerek söküm öncesi dal budaması yapılır. Yerli kavaklarda ise ikinci yılda bölgenin durumuna ve sciapteron tehlikesi dikkate alınarak haziran ayı başında gövde boyunun 1/3'lük. ağustos ayı sonuna doğru 2/3'si dalsız kalacak şekilde budama yapılır. Kalan dallar ise sökümü müteakip budanır. Böylece dal yaralarının kısmen kapanması ve sökümün kolaylığı sağlanmış olur.
248





Resim: 55 İbrelilerde Kök Kesimi Yapılmamış Fidanlar



Resim:56 İbrelilerde Kök Kesimi Yapılmış Fidanlar
250

Kök kesimine tabi tutulacak fidanların yaşı, iğne yapraklı ve yapraklı türlerde farklılık gösterir. Genel olarak ibreli fidanlarda, bu işlemin uygulanacağı fidanların kökleri gelişmiş ve bıçak darbesi karşısında kıvrılmayacak bir durumda olmalıdır. Buna göre kızılçam gibi hızlı büyüyen türlerde 1+0; karaçam, sarıçam gibi daha yavaş gelişme gösteren diğer türlerde ise 2+0 yaşında kök kesimi yapılmalıdır. Ancak bu türlerde gövdenin aşırı bir gelişme göstermesi halinde, bu gelişmeyi önlemek üzere sonbahara doğru 1+0 yaşında da kök kesimi yapılabilir.
Yapraklı fidanlarda ise esas itibariyle 1+0 yaşında kök kesimi yapılmalıdır. Ancak, burada dikkat edile­cek husus, fidan boylarının kök kesme bıçağının üst çerçevesini fazla aşmamasıdır. Buna göre fidanların 30–40 cm. kadar boy aldığı devrede bu işlem uygulanmalıdır. Aksi halde bıçağın, üst çerçevesine fazlasıyla mukavemet edecek olan fidanlar zarar görebilir.
2.6.6.1. Kök Kesme Zamanı

Fidanlıkların klimatik özelliklerinin ayni olmaması nedeniyle her yer için geçerli olabilecek kesin tarihler vermek mümkün değildir. Bu itibarla kök kesimi mahalli şartlara göre değişebilmektedir. Orta Anadolu şartlarında, 2+0 yaşındaki karaçam ve sarıçamda kök kesiminin temmuz ayında yapılması uygun olur. Bu işlemin 1+0 yaşındaki fidanlarda yapılması halinde ise eylül ayı başında, kızılçamda da haziran ayı tercih edilmeli­dir.
Yapraklı fidanlarda ise, kök kesimi genellikle temmuz ayında yapılır. Bu uygulamadan elde edilecek neticeye göre, bir veya birden fazla kök kesimi yapılabilir.
2.6.6.2. Kök Kesme Derinliği

Kök kesimi derin yapılırsa, istenilen faydalar sağlanmamış olur ve kök uçları bıçak darbesi tesiri ile kesilmeden vana kıvrılabilir. Buna karşılık sığ yapıldığı takdirde fidanın hayatiyeti tehlikeye girer. Bu
251


itibarla, kök kesme derinliğinin iyi tayin edilmesi ve mümkün olduğu kadar aynı derinliğin muhafaza edilmesi çok önemlidir. İbreli türlerde kök kesimi 18-20cm. derinliğinde uygulanmalıdır. Yapraklı türlerde ise kök kesimi daha derin yapılmalıdır.
2.6.6.3. Kök Kesme Tekniği

Paletli veya plastik tekerlekli traktörlerin ön veya arka tarafına akuple edilen bir bıçak yardımı ile yapılır. Kök kesimine başlamadan önce, kolay bir çalışmayı temin etmek gayesiyle yastıkların yeteri kadar nemli ve toprağın yumuşak olması lazımdır. Bunun için yastıklar yağmur1ama yolu ile bolca sulanmalıdır. Kök kesimi yapılacak yastığın baş tarafına bıçağın isteni­len derinlikte çalışmasını sağlamak üzere bir hendek açılır. Bıçak bu hendeğe yerleştirilir, traktör yardımıyla çekilerek toprağın altından 18–20 cm. derinlikte hareket ettirilir. Bıçağın ayarı traktör operatörü tarafından yapılır. Bıçak hiçbir zaman toprak yüzeyine doğru meyilli olmamalı, bu meyil binde 2–3 oranında aksi istikamete doğru olmalıdır. Bıçağa bundan fazla meyil verilirse ekim yastıklarında fazla kabarma (tümsek) ve yarıntılar meydana gelir ki fazla sulama ile dahi bu hata telafi edilemez. Neticede fidan zayiatına sebebiyet verilir. Bu şekilde diğer yastıklarda da kök kesimi yapıldıktan hemen sonra yastıklarda meydana gelen çatlaklar bastırılarak kapatılmalı ve fidanlara bolca su verilmelidir. Fidanlarda yan kök kesme olayı diskli ekipmanlarla yapılır. Ekipmanların diskleri fidan sıra aralarına göre ayarlanarak çalıştırılır.
Yastık üzerine sıralı olarak repikaja alınan ibre­li fidanlara saçak kök oluşumunu kazandırmak için yerinde kök kesimi yapan ekipman ile tabandan kök kesi­mi yapıldığı gibi çapa makinesine takılacak disk ile yan kök kesimi yapmak da mümkün olabilir. Bu işlem repikajdaki fidanların tepesine zarar vermeyecek yüksekliğe traktör girinceye kadar yapılabilir.
252


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3. FIDANLIĞIN TEHLİKELERDEN KORUNMASI
Fidanlıklarda ciddi zararlardan kaçınma için daima dikkatli ve hazırlıklı bulunmak icap eder. Zararın erken tespiti iyi bir mücadele kadar önemlidir. Bu itibarla hastalık veya zarar başlamadan önce gerekli malzeme ve ilaçların hazır bulundurulması faydalıdır. Her şeyden önce fidanlık ihatasının tam ve dışardan gelebilecek çeşitli insan ve hayvan zararlarına mani olabilecek şekilde yapılması gerekir. Sellere ve su basmalarına karşı gerekli koruma tedbirleri ilk düşünülecek hususlardır. Fidanların rüzgar fazla sıcak, kuraklık ve don atmaları gibi atmosferik etkilere karşı korunmaları gereklidir. Bu zararların bahis konusu olabilecekleri durumlarda ekim yastıkları muhtelif malzemelerle örtül­melidir. Malzeme olarak kanaviçe kaput bezi, ahşap malzeme ve sentetik koruyucuları sayabiliriz.
3.1. Kuş ve Kemirgenlere karşı Koruma ve Mücadele

İbreli tohum yastıklarında zarar yapan kuşlar; güvercingiller, kargagiller, serçegiller ve tepeli tarla kuşlarıdır. Bu kuşların çabuk üremeleri süratli hare­ketleri ve özellikle arsız ve kurnaz olmaları nedeniyle ekim yastıklarında fidanlar çıkıncaya kadar koruma metotları uygulanması gereklidir.
Bugün fidanlıklarımızda bu maksatla Pomarsol-forte adlı tiksindirici ilaç ve karışımı kullanılmaktadır.
Tohumların bu karışımla ilaçlanması şu şekilde yapılır:
15kg. ibreli tohum için; 800 gr. Pomarsol-forte, 42 gr. Alümine tozu, 2litre suya ihtiyaç vardır.
253


Evvela Pomarsol-forte, plastik bir kap içerisinde 1litre su ile eritilip, yoğurt kıvamına kadar karıştırılır. Tohumların tamamen ilaçla kaplanması sağlanır. Daha sonra 42 gr. Alümine tozu ilave edilerek tohumlar birkaç defa aktarılır. Tohumların üzeri parlak beyaz renk alıncaya kadar serilerek kurutulur. Kuruyan tohum­lar ekim için hazırdır.
Yukarıdaki karışıma, toprak altı kurtlarına karşı faydalı olması nedeniyle 10 gr. toz Malathion veya Dip-terex vb. ilaçlar karıştırılabilir. Ancak bu tür ilaç­lar insan ve hayvanlar için zehirli olabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Ceviz, kestane, meşe gibi tohumlar, ekimden önce petrollü suya (100 lt su + 1 lt petrol) batırılarak ekilirse fare ve kuşlara karşı etkili olabilir
3.1.2. Tavşanlar

Tavşanlar, özellikle yapraklı ağaç türlerinin tomurcuk ve sürgünlerini yiyerek büyük zarar verebilir­ler. Zarar alanında tavşan pisliği bulunur. Isırılma yüzeyi düzdür ve kesici dişlerinin izi görülür. Böylece tavşan zararı olduğu tespit edilebilir. Bunlardan korun­mak için, 120–150 cm. yüksekliğinde kafes tel çiti çekilir. Karın fazla yağdığı hallerde kafesli tel çiti en az 180 cm. olmalıdır. Bunlar ayrıca 15 cm. kadar da toprağa gömülmelidir. Buna rağmen yine de herhangi bir sızma olup olmadığı kontrol edilmelidir. Şayet yine de tavşan zararı varsa o zaman tuzak ve kapan kurarak veya avlamak suretiyle mücadele edilir.
3.1.3.  Köstebekler

Köstebekler, toprak altında yollar (galeri) açarak fidanın köklerini kesmek suretiyle zararlı olurlar. Köstebek yolları üzerinde açılan yerlere kapan ve tuzak zehirleri konulur.
Köstebeklerin açmış olduğu galeriler 2–3 m'den bir ağaç çubukla delinerek, buraya Paradiklorbezen tablet konulur ve delik toprakla kapatılır. Konulan tablet za­manla erir ve gaz haline geçer. Sonuçta köstebekler

254

bundan etkilenir. Bu yöntem özellikle çim veya başka bir kullanım sebebiyle tam saha sürülmeyen veya toprak islemesi yapılamayan yerlerde kullanılmaktadır.
3.1.4. Fareler

Tarla fareleri tohumları çıkarır ve yerler. Ekse­riya ekim yastıklarını alttan kazarak zarar verirler. En iyi mücadele usulleri tuzaklar, kapanlar kullanmak veya ekimden birkaç hafta önceden zehirli yemler koymaktır. Kapanlara elma, sebze vs. yerleştirilip geçiş yolları üzerine veya deliklerin ağzına konur. Başlıca zehirler çinko bileşikleri ve striknindir. Fidanlık dâhilinde zehirli yemler 30 m. ara ile kemiricilerin en çok yoğunlaştığı yastıkların civarına gelecek şekilde konulur. Fidanlık dışında ise yemler çit boyunca ve çitten itibaren 60 m. daha dış tarafa bir sınır teşkil edecek şekilde yerleştirilir. Bu sınır dâhilinde şayet arazi çayırlık ise zehirler çite paralel ve her birinin arası 15 m. olan 4 sıra halinde konur. Bu yemler, ufak teneke parçaları üzerine, yağmur sularını akıtabilecek şekilde konulursa tesirleri uzun müddet devam eder. Evcil hayvanların geçeceği yollar üzerine kesinlikle zehirli yem konmamalıdır. Bu zehirlerin herhangi bir şekilde insanlara zararlı olmaması için de tedbir alınmalıdır.
Farelere karşı alınabilecek en etkili tedbirlerden biri de sürümle onların galerilerini bozarak uzaklaşmalarını sağlamaktır. Kavak fidanlıklarında kolaylıkla tatbik edilebilir. Fakat bu yapılırken yalnız sıra aralarını sürüp farelerin sadece dikim sıraları altında galeri açmalarına ve bu şekilde zararlarını daha da artırmalarına neden olunmamalıdır.
Ayrıca repikaj sahalarında su ile göllendirme yapılmak suretiyle de farelerle mücadele edilebilir.
Farelerle aslında her mevsim mücadele edilmelidir. Ancak en etkili mücadele ilkbahar başlangıcıdır. Zira fareler kıştan çıktıklarından zayıf düşmüş durumdadırlar. Yaz aylarında çok dağılmış olduklarından mücadele­si zordur. Sonbaharda yine bir araya toplanırlar.
255


Kenarları dik ve düzgün 20–25 cm. genişlik ve 30–40 cm. derinlikte hendekler açılıp, tabana 3–5 metre ara ile saksılar gömülür. Saksıların içine fareleri cezbetmek için yem konularak, burada toplanan farelerin imhası da mümkündür.
3.2. Böcek Zararlarına Karşı Koruma ve Mücadele

Fidanlıklarda zaman zaman görülen böcekler, büyük emeklerle yetiştirilmiş birçok fidanın zarar görmesine bazen de kurumasına sebep olmaktadır. Bunlara karşı zamanında gerekli tedbirler alındığı takdirde zararlarının tamamen önüne geçilmesi veya asgari hale indirilme­si mümkündür (Resim:57).
Böceklerle mücadelenin esas temeli ilaç kullanmak olmamalıdır. İlaçtan önce alınabilecek her türlü tedbir denenmelidir. Böcek var olduğu için değil, miktarı zarar verebilecek seviyeye ulaştığı için ilaç kullanılmalıdır. Aksi takdirde ilaçlamanın yararı değil, zararı olabilir. Zira kullanılan ilaçlar, aynı zamanda havaya ve suya karışarak çevreyi kirletebilmekte, faydalı kuş ve böcekleri de öldürerek biyolojik dengeyi bozmaktadır. Diğer taraftan ekonomik bir yükte getirmektedir.
Bu nedenle ilaç kullanmadan önce;

  1. Mekanik yolla sonuç alınmaya çalışılmalıdır.
    Yani böcek zararı görülen fidanlar toplanıp, yakılmalıdır.
  2. Toprak işlemesi veya sulama gibi kültürel bir
    çalışma yapılmalıdır. Mayıs böceği gibi kök zararlılarının kurt ve krizalitleri açık hava şartlarına dayanamadığından, toprak işlemesi iyi sonuç verir. Capnodis miliaris (kavak kök süslü böceği) kurtları da sulama ile yok edilebilmektedir.

256


 

Resim:57 Kimyasal Mücadele (Kavakta)

Biyolojisi: 3–5 yılda jenerasyonunu tamamlayan Mayıs böceğinin uçma zamanı nisan sonu ile mayıs ayına rastlar.
Uç senelik jenerasyon müddetine göre Mayıs böceğinin gelişim seyri aşağıda izah edildiği şekilde cereyan eder.
Topraktan çıkan dişi böcekler 2–3 hafta süre ile civarda bulunan ağaçlarda beslendikten sonra yumurtla­mak üzere bulunduğu ağacı akşam karanlığında terk eder. Bu amaçla kat ettiği mesafe iki kilometreyi geçmez. Ana böcek yumurtlamak için toprağın 15–25 cm. derinliğine girerek ortalama 24, azami 42 adet yumurta yapar. Yumurtlama haziran ayının ortalarına kadar sürer. Yumurtlamadan sonra dişilerin bir kısmı ölür, bir kısmı da beslenme yiyimi yaptıktan sonra tekrar yumurtlayabilir. Pek az sayıda fertler üçüncü defa yumurtlar. Bir dişi hayatı boyunca ortalama 70 adet yumurta bırakır. Tabiatta yumurtaların kuluçka süresi takriben 4–5 hafta kadardır. Yumurta devresinde havaların sıcak ve kurak gitmesi yumurtaların pek çoğunun ölmesine sebep olur.
Kurt devresi iki sene devam eder. Bu süre zarfında iki defa gömlek değiştirme olur. Yani kurtlar üç devre­ye maliktirler. Keza bu devrede de kurak ve sıcak hava­lar kurtların fazla miktarda ölmesine yol açar. Kışın kurtlar toprağın derinliklerine inerler. Kumlu toprak­larda inme derinliği 1 m.ye ulaşabilmektedir. Uçma yılını takip eden yaz başında kurtların yaptığı tahribat azamiye ulaşır.
Haziran ayında kurtlar krizalitleşmek üzere tekrar toprağın derinliğine inerler. Böylece uçma yılından iki sene sonra haziran-temmuz aylarında krizalitleşme olur. Krizalit devresi 30–40 gün devam eder. Erginleşen fert­ler bulundukları yerde kışı geçirirler. İlkbaharda 25cm. derinlikteki toprak ısısının iki gün müddetle +10ÔC'ye ulaşmasından sonra erginler toprağı terk etmeye başlarlar. Böceklerin kışladıkları yerler ayni şartlara haiz olmadıklarından topraktan çıkma da aynı zamanda olmaz, 3–4 haftalık bir zamana yayılır.
Erginler her yıl görülür. Fakat belli bölgelerde 3 yılda bir ergin çıkışı çok fazla sayıda olabilir.
258


Mücadelesi: Mücadeleye karar vermeden önce böcek miktarının zararlılık eşiğinin altında mı yoksa üstünde mi olduğunun tespiti gerekir. Böcek populasyonu zararlılık eşiğinin altında ise mücadele gerekmemekte, üs­tünde ise mücadeleye başlamak icap etmektedir. Zararlılık eşiğinde M2'deki kurt sayısı, uçma senesinde 2–3, müteakip ilkbaharda 2 adet olarak kabul edilir.
Bu sayımlar hektarda 10 adet 1.00 X 0.25 m. ve genellikle 30–40 cm. derinlikte açılan çukurlarda yapılır.
Kurt miktarının zararlılık eşiğinin üzerinde oldu­ğu parsellerde ilaçlama yapılmalıdır. Sayım işi yaz kuraklığından sonra ağustos-eylül aylarında gerçekleştirilmelidir.
En etkili mücadele, uçma yılının sonbaharında olur. Bu mevsimde henüz önemli tahribat yoktur ve kurtlar da küçük olduğu için mukavemetsizdirler. Kimyevi mücadele­nin en geç uçma yılını takip eden ilkbaharda bitirilme­si gerekir.
Mayıs böceği kurtlarına karşı kullanılacak uygun ilaçlar ve dozları aşağıda verilmiştir.
İlacın Verilme Zamanı ve Miktarı

İlacın Aktif Maddesi

Formulasyonu

Doz (Dekara)

Örnek İlaç

Chlorpyrifos

W.P.

1200

gr.

Dursban 4

Endosulfan 32.9

W.P.

1500

gr.

Thiodan

Endosulfan 5

Toz

4000

gr.

Thiodan

Bu böceğin kurtları toprak içinde satha en fazla yaklaştığı ve köklere zarar vermeye başladığı zaman, yukarıdaki ilaçlar bir miktar toprakla karıştırıldıktan sonra, toprağın sathına serpilmeli ve 15–20 cm. derinliğe kadar karıştırılmalıdır.
259

Kurtların toprak sathına yaklaşmasından sonra yapılacak sürümlerle son derece etkin netice almak müm­kündür. Zira açığa çıkan kurtlar açık hava şartlarına dayanamayıp ölmekte ve kuşların hücumuna uğramaktadır. Fakat sürüm işlemi yapılırken kesekler içinde kalan kurtların da açığa çıkmasını sağlayıcı toprak işlemleri yapılmalı ve sürümler fidanlığın kullanılmayan yerle­rinde de uygulanmalıdır.
3.2.2. Gryllotalpa gryllotalpa L. (Dana Burnu)

Fidanlıklarda zaman zaman önemli zararlara yol açan bu böcek toprak altında yaşar. Bitkisel ve hayvan­sal gıdalarla beslenir. Mayıs-Haziran ayında çıkar. Dişi 15–20 cm. toprak derinliğinde bulunan yuvasına 200–400 adet yumurta bırakır. Yumurtaların kuluçka süresi 1–3 haftadır. Başlangıçta toplu halde yasayan yavrular 3–4 hafta sonra etrafa yayılırlar. Değişimi tam olmadığından yavrular ergine benzerler.
Bu böcek toprakta yaşadığından toprak islemeleri son derece faydalıdır. Bu imkan yok ve yoğun zarar gö­rülmekte ise ilaç kullanmak gerekir. Bunun için aşağıda açıklandığı gibi kepekli yem hazırlanır.
10kg. buğday kepeğine aşağıdaki ilaçlardan biri karşılarında gösterilen miktarda katılır.

Thiodan

%35

WP.

: 150

gr.

Dipterex

sp.

. 80

: 250

gr.

Dursban

%25

W

: 400

gr.

Bu hazırlanırken su ilavesi o şekilde yapılmalıdır ki karışım hamur kıvamına gelip sonradan sertleşmemelidir. Elle sıkıldığında sünger kıvamında olmalıdır.
Hazırlanan kepekli yem akşam vakti yapılacak sulamayı takiben fidan sıraları arasına serpiştirilmelidir.
Bu yöntem, bozkurt denilen (Agrotis sp.) bitki dip­lerini kemiren zararlılara karşı da kullanılabilir. Fakat bunlar için karışım hazırlanırken 500 gr. toz seker ilave edilmesinde yarar vardır.
260


Bu böceğin zararı, bitkinin kök boğazını kemirmek suretiyle olur. Dibe yakın yaprakları da yiyebilir.
3.2.3. Agriotes (Tel Kurtları)

Tel kurtları kökleri kemirerek zarar yapar, tohumları da yerler. Köklerin kabuğuna dokunmaksızın içini kemirmeleri çok karakteristiktir. Tel kurtları 15mm kadar boyda ve silindirik yapıdadır. Üzerlerinde kısa ve seyrek kıllar bulunur. Renkleri sarımtırak kırmızıdır ve kafaları daha koyu renklidir. Son vücut halkaları çıkıntılıdır ve üzerlerindeki kıllar daha uzundur. Derileri iyice kitinleşmiştir. Elle tutulup ezildikle­rinde çıtırdarlar.
Ergini ilkbaharda topraktan çıkar ve temmuza kadar ot ve çiçeklerin üstünde yaşar. Sıcaklık artınca toprak kesekleri içinde saklanır. Çiftlesen dişi mayısta toprağa girer ve çok ufak olan yumurtalarını tek veya gruplar halinde bırakır. Yumurtadan çıkan larvalar önce bitki artıkları ile beslenir. Kış yaklaşınca çok soğuk yerlerde 90cm. kadar derinlere inen larva ilkbaharda tekrar yüzeye gelir. Çok sıcaklarda yeniden 30–40 cm toprağın derinliğine dalar. Kurt safhası bu şekilde dört yıl sürer. Mayısta toprakta krizalit olur. 20 gün sonra ergin oluşur ancak gelecek ilkbaharda topraktan çıkar.
Bu zararlıya karşı yazın sathi toprak işlemesi ile kurt populasyonunu %70 oranında azaltmak mümkündür. Zira yumurta ve kurtları kuraklığa hiç dayanamazlar.
Tel kurtlarına karşı Mayıs böceği için belirtilen ilaçlar, aynı usul ve konsantrasyonda kullanılabilir.
3.2.4. Capnodis miliaris Klug. (Kavak Kök Süslü Böceği)

Bu böceğin Türkiye şartlarında mayıs sonu-ağustosta
261


görülen erginleri yaprak ve taze sürgünlerle beslenip, toprakta kuru yapraklar altında kışı geçirirler. Mayıs sonlarında yeniden beslenmeye baslar, çiftleşir ve ağacın hemen dibinde toprak üzerine yumurtlarlar. Çok az yumurta kök boğazına konulur. Bu yumurtalardan 10–13 gün sonra çıkan kurtlar süratle toprağa girer, kökü arayıp bulur, kemirerek geniş yollar açarlar. Bunlar kış gelince beslenmesini keser. Bahar gelince yeniden beslenmeye başlarlar. Mayıs da 20 günlük bir krizalit safhası geçirip ergin hale geçerler.
Bu böcek, özellikle aşırı kumlu topraklarda sulama ile toprak islemelerinin yetersiz yapıldığı kavaklık ve fidanlıklarda son derece büyük zararlara sebep olabilir. Soğuk bölgelerde bulunmaz.
Bu zararlıya karşı, tasallut durumunda alınacak en etkili tedbir ilkbaharda isinin +20°C'lerde seyretmeye başladığı devrede (Türkiye şartlarında, zararlının bulunduğu yerlerde genellikle mayıs ayıdır) her 15 günde bir sulama yapmak ve toprak rutubetinin %80'in altına düşmemesini sağlamaktır. Bu durumda yumurtadan çıkan kurtlar yürüyerek, kökleri bulamadığından ölmek­tedir. Sulama İmkanının kısıtlı olduğu zamanlarda yapılan toprak islemeleri ile de açığa çıkan yumurta ve kurtları süratle öldürmek mümkün olmaktadır.
3.2.5. Melosoma populi L. (Resim 58)

Yurdumuzda en çok kavaklarda rastlanan yaprak zararlısı bir böcektir. Erginleri kışı toprakta ve ot v.s. arasında geçirir. Bahar da yeni sürgün ve taze yapraklarla beslenir. Kırmızı portakal rengindeki oval yumurtalarını dikine olarak 20-70'lik gruplar halinde yaprakların alt yüzlerine bırakırlar. 7–15 gün sonra çıkan kurtlar siyah renklidir. Bu böceğin hem ergin, hem yumurta, hem de kurtlarına ayni anda rastlamak mümkündür.
262



Bu zararlıdan korunmak için alınacak tedbir; ergin çıkışlarının olduğu devre içinde budama yapmamak ve her ne sebeple olursa olsun fidanları yaralamamaya özen göstermektir.
İlaçlı mücadele ise şu şekilde yapılır; üzerinde bulunan şişkinlik ve giriş deliğinden içinde kurt olduğu anlaşılan fidan veya ağaçlardan bir kaçı işaretlenir. Bunlar her gün kontrol edilir. Bu zararlının er­gini çıkarken krizalit zarının bir kısmı da çıkış deliğinden tasar ve dışarıdan görülür. Bu zarın görülmesin­den 20 gün sonra ilk,15 gün ara ile ikinci, gerekiyorsa 15 gün sonra üçüncü ilaçlama yapılır. Bunun için aktif maddesi Fenitrothion olan bir ilaç (örneğin Folithion 50 E.M) 100litre suya 120 gr. aktif madde konsantras­yonunda kullanılmalıdır.


Resim:59 Sciapteron tabaniformis (Kavak odun Arısı) Tahribatı

264

3.2.7. Gypsonoma dealbana (Semasia) (Sürgün Bozan)
Bu böcek kavak sürgünlerini tahrip eder. Mayıs sonunda çıkan ve bir kelebek olan erginlerinden oluşan tırtıllar 15 gün yaprak dokusunda beslenir ve sonra sürgün içine girer, orada 1 ay kadar beslendikten sonra toprağa iner, krizalit olur, ağustosta ergin çıkar. Çıkan erginler de yaprağa yumurtlar ve oluşan tırtılları buradan sürgünlere değil, kışlamak üzere gövdeye geçer (bilhassa toprağa yakın kısımlarında) orada kışı geçirir. Baharın başlangıcında kışlamadan çıkan tırtıl henüz yeni oluşan yapraklara gider ve onların üzerinde ancak 2–3 gün beslendikten sonra sürgünün içine girer. Sürgünde beslenen tırtıl olgunlaşınca toprağa iner ve mayıs sonunda gördüğümüz erginler çıkar.
Mücadelesinde hedef yaprakta beslenen tırtıllardır. Mayıs sonunda oluşan tırtıllar yapraklarda 10 gün, ağustostan sonra oluşanlar ise yapraklar düşünceye kadar beslenir. Bu devre içinde yaprak zararlısı böcek­lere karşı yapıldığı şekilde ilaç kullanılmalıdır.
3.2.8. Melanophila picta Pall.(Kavak Süslü Böceği)

Bu böceğin erginleri mayıs sonu-ağustos devresinde görülür. Erginler gövdenin yerden 2–2,5 metre yüksekliğine veya kök boğazına ve civarına yumurtlarlar. Kuluçka devresi 9–14 gündür odun içine girerek özde yukarı doğru giden, içi un gibi öğüntü dolu yol açarlar. Kışı burada geçirirler. İlkbaharda 15–20 günde krizalit devresinden sonra ergin olur. Bütün kavaklara arız olur. Bu böceğin kavağa arız olmaması için sulamanın çok iyi yapılması gerekir.
3.2.9.Kalkanlı Bitler (Koşniller)

Bu gruba giren bitler, fidanların gövde dal ve yapraklarında yüzlercesi bir araya gelerek ve sabitleşerek özsuyunu emerler ve yoğun tasallut halinde fidanı tamamen öldürebilecek şekilde büyük zarar yaparlar.
Bu böceklerin yoğun tasallutu halinde tercihan ak­tif maddesi Fenthion olan bir ilaç (örneğin Lebaycide) 100litre suya 75 cc aktif madde konsantrasyonunda kullanılmalıdır.
265


İlaçlama zamanı: Böceklerin ilaca direncinin en az olduğu ve bitki üzerinde ilacın ulaşabileceği konumda bulunduğu devredir.
3.3. Fidanlıklarda Görülen Önemli Mantar Hastalıkları
3.3.1. Damping Off (Devrilme Hastalığı)

Özellikle ekim yastıklarında, üst toprak tabakalarında yaşayan bir grup mantarın tek veya karışık tasal­lutu ile meydana gelen bir hastalıktır. Damping offa sebep olan mantarlar hem tohumu hem de tohumdan oluşan fideyi etkiler. Kök boğazından etkilenmiş fideler ani­den devrilip çökerler.
Ekim hazırlığı ve bakımlarının yeterli ve zamanında yapılması ile hava şartlarının uygunluğu gibi büyümeyi iyileştiren şartlar, bu mantarın etkinliğini azaltır. Bundan başka çeşitli ağaç türlerinin Damping off yapan mantarlara direnci farklılık gösterir.
Bu hastalığı önlemek için dikkat edilmesi gereken hususlar ve alınacak tedbirler şunlardır:
a- Toprağın kil oranı yükseldikçe bu hastalık arttığından fidanlıklarda kil oranını düşürücü tedbir­ler alınmalıdır.
b- Bu hastalığın çok etkin olduğu fidanlıklarda ekim sıklığı mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır. Zira ekim sıklığı arttıkça Damping off da artmaktadır.
c- Ekimleri sıcak mevsimde (zamanda) yapmaktan kaçınmalıdır. Tohum ekimleri ilkbaharda mümkün olduğunca erken yapılmalıdır. Bu mantarın optimum üremesi +25°C da olmaktadır.
d- Tohum gerektiğinden daha fazla derine ekilmemelidir.
e- Ekim sonrası örtü materyali olarak ağır yapıda materyal kullanmaktan kaçınılmalı, organik maddece zen­gin, gevsek yapıda materyal kullanılmalıdır.
f- Normalden fazla gübre kullanılmamalıdır.
g- Kirli sular ile sulama yapmaktan kesinlikle kaçınılmamalıdır.
266


h- Gereğinden fazla sulama yapılmamalıdır. Hastalık görüldüğünde sulama en düşük seviyeye indirilmeli, ge­rekirse kesilmelidir.
i- Mümkün olduğunca sterilize edilmiş materyal kullanmalıdır.
k- Bu hastalığın görüldüğü fidanlıklarda tohumlar ekimden önce Thiram esaslı mantar ilaçları (örneğin Pomarsol-forte v.b.) ile ilaçlanmalıdır.
l- Çimlenme başladığında hastalık görülürse ekim yastıklarının her 20m2'lik alanı için 100litre suya 110 gr. Captan esaslı bir ilaç (Mesela Captan) karıştırılarak hazırlanan karışım ile sulama yapılmalıdır.
3.3.2. Cytospora chrysosperma

Bu mantar genellikle elverişsiz şartlarda zayıf düşmüş melez ve y.karakavak fidan ve ağaçlarına tasal­lut olur. Tasallut, kavak fidanı ve ağaçlarının gövde­lerinde kabukta sonradan siyaha dönüşen kahverengi ufak nokta halinde kabarcıklarla kendisini belli eder. Bu mantarın tasallutu kış aylarında meydana gelir ve hastalık ağustos-eylül ayı sonuna kadar sürer.
Elverişsiz şartların devamı halinde fidan ve ağaçları kısa zamanda ölüme götürebilir.
Bu mantardan korunmak için fidanlık ve ağaçlandırma sahalarının seçiminde çok dikkatli davranmalı ve kültürel tedbirler eksiksiz ve zamanında yerine geti­rilmelidir.
Kimyasal mücadele tedbirleri doğrudan tesirli ol­mamakta ise de tasallutun başlangıcında bazen iyi neticeler alınmaktadır. Bunun için ilk kabartıların ortaya çıkışı ile gövdenin %1'lik Bordo Bulamacı ile 2 veya 3 defa ilaçlanması faydalı olmaktadır. Ancak hastalık fazla ilerlemiş ise kimyasal mücadele gereksiz olup bu takdirde hastalıklı gövdenin derhal sahadan çıkartılıp yakılması gerekir.
Zararlı mantarlara karşı mücadelenin esasini, yö­rede her zaman rastlanan mukavemeti belirlenmiş klonları kullanmak olduğu hiç unutulmamalıdır.
267


3.3.3. Dothinhiza populea
Ülkemizde genel olarak melez kavak klonlarının dal ve gövdesinde görülen fidanı ve ağacı ölüme götüren önemli bir mantardır. Bilhassa dalların gövdeye birleştiği yerlerde kabuk üzerinde muhtelif büyüklükte kestane rengi beneklerle kendisini gösterir. Kabuğun altı siyah ve sıhhatli dokudan daha nemlidir. Benekler daha sonra kabarır ve krateri andıran siyah teşekküller halini alır. Bu hal genellikle mart-nisan aylarında gö­rülür. Mantarların en faal dönemi ekim-mart ayları arasındaki dönemdir. Fidanlarda budama yaraları ve dökülen yaprak izlerinden tasallut eder.
Bu mantardan korunmak için tüm kültürel tedbirle­rin yerine getirilmesinin yanında budama zamanı ve tedbirleri üzerinde dikkatlice durmak, fidan sökümünden dikime kadar yapılacak taşıma, stoklama ve dikim isle­rinde azami dikkat sarf etmek gereklidir.
Kimyasal mücadele olarak; fidan elde etmek için kullanılacak çeliklerin %2'lik cıvalı preparatlarla muamele edilmesi faydalı olur.
3.3.4. Pas Mantarları

Bu mantarlar bazı kavak fidanlıklarında büyük so­runlar yaratmaktadır. Özellikle 56/52 klonunda etkili­dir.
Pas mantarları diye isimlendirilen Melampsora türü mantarlar yaprakların solması ve üzerlerinin pas rengi üreme organlarıyla dolması ile kendini gösterir. Etki­leri bütün vejetasyon devresince süregelir. Fidanlıkta bulunan klon rezistant değilse, mantar için isi ve rutu­bet şartları uygun ise, sahada mantarın varlığı halinde tasallut kaçınılmazdır. Pası yaratan mantarlardan Melamsora populina'nin bir ara konukçusu vardır. Yalnız ayni yerde devamlı tasallutu var ise bu ara konukçusu olmadan yayıldığı belirlenmiştir.
Hastalık halinde erken yaprak dökümü olmakta, fi­danlar zayıf düştüğü için başta düşük hava sıcaklıkları olmak üzere abiotik ve biotik zararlıların etkinliği artmaktadır.
268

Mücadelesinin esası bu mantara mukavim klon kullanmaktır.
Mantar İlaçlarının(Fungusid)Kullanılmasında Dikkat Edilecek Hususlar;

  1. İlaçlar ucuz ve kullanılması kolay olmalıdır.
  2. Bitkiye etkileri az olmalıdır.
  3. İlacın etki süresi uzun olmalıdır.
  4. En iyi etkiyi yapacak nitelikte olmalıdır.
  5. İlaçlar bitkiye iyi yapışmalı, rüzgar ve yağmurla
    yıkanmamalıdır.
  6. Sulandırılan ilaçlar kullanılırken sık sık
    karıştırılmalıdır.
  7. İlaçlama sabah erken veya aksam geç saatte ve
    rüzgarsız havada yapılmalıdır.
  8. Kullanma süresi biten ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır.
  9. Çıplak elle ilaç kullanılmamalı, maske ve eldiven kullanılmalıdır.
  10. Boşalan ilaç kapları başka bir işte kesinlikle
    kullanılmamalıdır.

3.4. Yabancı Otlarla Kimyasal Mücadele
Fidanlıklarda ot alma, gerek zaman gerekse masraf yönünden bakım çalışmalarında önemli bir yer tutar. Ot alma masraflarını asgariye indirmek için mekanik ot mücadelesi yanında kimyasal ilaçlardan da yararlanılmaktadır. Ot öldürücü olarak birçok ilaç ismi bilinmek­te ise de hepsinin fidanlıklarda kullanılma imkanı yoktur. Zira bazı otları tamamen öldürmesinin yanında fidanlara da zarar vermekte veya fidanların büyümesini kısıtlayıcı ve hatta % 100'e varabilen öldürücü etki yapabilmektedir.
Bu itibarla şimdiye kadar denenmiş ve oldukça iyi sonuçlar alınmış birkaç ot öldürücü ilaç üzerinde durulacaktır. Yapılan çalışmalar neticesinde, daha iyi netice verebilecek yeni ilaçların bulunması halinde bunların tercih edilebilecekleri tabiidir.
Gramoxon: Bitkinin temas ettiği bütün yeşil kısımlarını öldürür.
269


Bu ilaç, ot gelmiş repikaj sahalarında fidanlara değmemek şartı ile kullanılabilir. Ekim yastıklarında ise ekimden evvel gelen otları veya ekimden sonra fidanlardan önce gelmiş otları öldürmekte kullanılır. Yalnız, toprak yüzüne çıkmış fidelere temas ederse öldürür. Toprak altında kalan kısımlara tesir etmez. Ancak ilacın otları öldürmesi için atların her tarafına temas etmesi lazımdır.
Üç litre ilaç ot durumuna göre 200–600 litre suya karıştırılarak bir hektarlık sahaya verilebilir. Otlarda ölüm ilaçlamanın ikinci gününden sonra baslar. İlaçlamadan sonra 5–7 gün su verilmemelidir.
Treflan: Bu ilaç suda erimez, fakat süspansiyon halinde bulunur. Güneş ışınlarından fazla etkilenir. Toprak içindeki ot tohumlarının çimlenmesini önler. Su ile beraber derinlere doğru yıkanmaz. Mevcut fidelerin gövde ve köklerinde etki yapmaz. Yapılan denemelere göre çam tohumlarının çimlenmesine mani olmamış, ot tohumlarının çimlenmesini geciktirmiş ve azaltmıştır.
1,4 ton suya 1,8–2,4 litre ilaç karıştırılarak bir hektara verilir.
İlacın toprak zerreleri ile iyice temas edebilmesi için toprağın tam manası ile kırıntı bünyeye getirilmiş olması lazımdır. İlaç karışımı motorlu pülverizatör ile tarlaya ekimden evvel verilmelidir. Bu 1–2 gün öncesin­de olduğu gibi 1–2 ay önce de olabilir. Arkasından güneş ışınlarının tesirine maruz kalmaması için diskaro, gobldisk, rotovatör ile 4–6 cm. derinliğe karıştırılmalıdır.
Solvent: Petrolden ara ürün olarak elde edilir.
İbreli fidanlarda öldürücü etkisi yoktur. Buna mukabil dar yapraklı ayrık ve diğer geniş yapraklı ot çeşitlerini öldürür.
Bu sebepten ibreli ekim sahalarında yabancı otlar­la mücadele için kullanılır.
Çimlenmeyi takip eden ilk 20 günden sonra ekim yastıklarında kullanılır. İlaç hiçbir madde ile karıştırılmadan doğrudan doğruya kullanılır.
270


İlk zamanlarda 1 m2'ye 20 veya 30 gram verilir. Fideler büyüdükçe 40–50 grama çıkartılır. Yalnız fazla verilmesi zararlı değilse bile faydalı ve ekonomik de değildir. Motorlu pülverizatörlerle verilmesi halinde ayar iyi yapılmalı bir yerde durmadan, eşit miktarda ilaç verecek bir şekilde ilaçlamaya devam edilmelidir. İlaçlama için motorlu sırt pülverizatörü yerine trak­törle çekilenleri kullanmak lazımdır. Bu ilaç % 50 karlılık sağlamaktadır.
Round up: Yeşil aksam tarafından alınan ve kök uçlarına kadar gidebilen sistemik bir yabancı ot ilacıdır. Bu bakımdan ayrık, böğürtlen, kanyaş gibi mücadelesi zor yabancı otları da kontrol eder roundup seçici değildir. Ekim parsellerinde kullanılmaz.
Tek yıllık yabancı otlara karşı 100litre suya 1litre, çok yıllıklara karşı 100litre suya 2litre Round up karıştırılarak kullanılır.
Dacthal W–75: Özellikle İğne yapraklı orman ağacı (karaçam, kızılçam, Sahilçamı) türleri ekim yastıklarında çıkan yabancı otlara karşı mücadelede kullanılır.
İlkbahar ekimlerinden sonraki ilk hafta içerisinde ibrelilerde 22 kg/ha. doz+500litre su, yapraklılarda ise 10 kg/ha doz+500litre su ile kullanıldığı takdirde 4 ay süre ile çeşitli yabancı otlar üzerinde %70'e varabilen bir kontrol sağlar.
Yukarıda özelliklerinden kısaca bahsedilen bu ilaçlardan hiçbiri yalnız başına, otla mücadelede ye­terli olmayabilir. Bu takdirde bunlar bir zaman düzeni içinde kombine ederek kullanılmalıdır. Örneğin: İlkin topraktaki ot tohumlarının çimlenmesine mani olmak için saha ekimden evvel treflan ile ilaçlanır. Sonra ibreli fideler 20 günlük olunca gelen otlar Solvent ile yok edilir.
Kullanılacak gübrede ya da kompost çukurunda, 01­gunlasmakta olan materyalde yabancı ot tohumu varsa, bunların da, sahaya intikal ettirilmeden evvel ilaçlanması gerekir. Aksi takdirde kendi elimizle sahaya yabancı ot tohumu ekmiş oluruz.
271

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
4. FİDAN SÖKÜMÜ VE AMBALAJI
4.1. Fidan Sayımları
Düzenli bir fidanlık amenajmanının tatbiki için fidanlıkta yetiştirilen fidanların nitelik ve miktarı hakkında kesin bir bilgiye ihtiyaç vardır. Her fidanın teker teker sayılması pratik olmadığından gerçeğe oldukça yakin bir netice veren "Tecrübe Sahaları Metodu" kullanılmalıdır.
Fidan dağıtım ve ağaçlandırma çalışmalarının planlanması için genellikle 1. sene fidanları için haziran sonunda ve temmuz başlarında bir ön tahmin yapılır. Yaz sonlarında ve sonbaharda ise daha kesin ve sıhhatli bir sayım parseldeki fidanların %3-5'inin sayılması ile yapılır.
Alınacak tecrübe sahasının sıhhat derecesi; sayımda arzu edilen kesinlik sıhhat derecesine~ sayımın maksadına, geçmiş senelerde tecrübe sahası ile söküm ve nakil esnasında yapılan hakiki sayım için ayrılabilen zaman ve paraya tabi olarak değişir.
Fidanlıklarda her yıl üretilen fidanların sayımları dikkatli ve gerçekçi yapılmalıdır. Bunun için 10mm genişliğinde demir levha çubuktan yapılmış, içten içe (120 x 20~8 cm) ebadında, 1/4 m2.lik dikdörtgen çerçeve ile her yastıkta en fazla 30 metrede bir çerçeve içeri­sinde kalacak fidanların sayılması ve muhtemel fidan kayıpları (en fazla %7) düşülerek tüm sahaya teşmil edilir.
273


Sayımlar iki kişilik ekiplerle yapılır ve iki kişiden biri yastığın bir yarısında diğeri öbür yarısında bulunur. Bu suretle yastığın bir tarafından öbür tarafına atlama zarureti bertaraf edilmiş olur.
Tecrübe sahalarında bulunacak fidan adetleri ortalamaları, toplam yastık uzunluğuna uyarlanır ve mev­cut fidan miktarları hesaplanır.
Kavak, ibreli ve yapraklı fidanlar ile tüplü fidanların sayımı, teker teker veya sıralar halinde yapılır. Fidan sayımları mutlaka bir teknik eleman kontrolunda yapılmalıdır.
4.2. Fidanların Sökümü
Fidanların sökümünde asgari zayiatla çalışmak için toprak rutubetinin bu isi kolaylaştıracak nispette olması lazımdır. Gerekirse sökümden 2–3 gün önce arazi sulanarak toprak yumuşatılır.
Az miktardaki fidanların sökümü elle ve bel kürek kullanılarak yapılabilirse de fazla miktarlarda bu işin makine gücü ile yapılması, gerek fidanlara zarar verme­mek, gerekse zaman ve maliyet yönünden zorunludur.
Söküm, fidanların kök ve tepelerinin faaliyette bulunmadıkları bir zamanda yapılmalıdır. Bu müddet sonbaharda fidanların yaprak dökümünden, ilkbaharda yapraklanma öncesine kadar uzanır. Bu devre zarfında söküme elverişli hava ve toprak şartlarının müsaade ettiği her zamanda söküm yapılabilir. Söküm işleri fidan talep zamanı ve miktarına, fidanlıktaki is hacmine göre ayarlanmalıdır.
4.2.1. Elle Fidan Sökümü

İbreli ve yapraklı ekim yastıklarında az sayıda fidan bulunması ve makineli çalışma imkanlarının bulunmaması durumunda söküm bel kürek kullanılarak elle yapılır ve iki kişilik işçi postaları halinde çalışılır.
274

Fidanlıklarımızda çizgi ekimi söz konusu olduğuna göre bir isçi fidan sırasının önüne fidan kök derinliği kadar küçük bir hendek açar. Müteakiben beli fidan sırasını arkasına (fidan sıraları aralarına) alarak toprağa batırır. Belin sonuna kadar toprağa batması için bel sapının yan taraftaki kulaklarına ayakla baskı yapar ve sapı kendisine doğru çekerek fidan demetini ön tarafa doğru iter. Öteki işçi bu demetin kök boğazına kadar iyice kavrar ve her iki eli ile birlikte çıkararak toprağını silkeler. Bu işlem sırasında dikkat edilecek husus, fidan demetlerini topraktan çekerken fidanların ince saçak köklerinin zedelenmemesidir.
Özel yetiştirilmiş repikajlı ibreli fidanlar ise toprakları ile sökülerek ayrı ayrı ambalajlanır. İbreli topraklı fidanların sökümünde şu yol izlenir. Her fidanın sökümü bir işçi tarafından yapılır. İşçi fidanın yan dallarını çalışmaya mani olmaması için ana gövdeye bitişecek şekilde bağlar. Müteakiben fidanın kök sistemi belirli bir toprak kütlesinin içinde kala­cak şekilde fidanın etrafını bel ile kazar ve derine doğru iner, fidanın etrafında açılan çukurun içinde kalan silindir şeklindeki toprak kütlesinin dağılmamasına itina edilmelidir. Yeter derinliğe inildikten sonra (fidan yaşına dolayısıyla kök sisteminin hacmine bağlı olarak 30–40 cm) fidanın en altta kalan kazık kökü belle kesilerek fidanın toprak ile bağlantısı kesilir. Sonra ya aynı işçi ya da başka bir işçi tarafından bu fidanın ambalajı yapılır.
Repikajlı yapraklı ve kavak fidanları topraksız olarak sökülür. Söküm işleminde iki kişilik işçi postaları halinde çalışılır. Fidan sahasının ön tarafına yukarıdaki paragrafta açıklandığı gibi ufak bir hendek açılır. Sonra bir işçi beli fidanın arkasından toprağa iyice daldırarak sapını kendisine doğru çeker, fidanı da karsısındaki diğer isçinin önüne doğru iter. İkinci işçi de toprağı gevşemiş bulunan fidanı yerden çekerek alır. Ancak bu tür söküm hem çok zor hem de ekonomik değildir.
275


4.2.2. Makine İle Fidan Sökümü (Resim 60,61)
Bu şekilde fidan sökümü ucuz, kolay ve süratlidir. Ayrıca bu tip sökümlerde fidan köklerinin zedelenmeden topraktan çıkarılması faydası da bulunmaktadır.
Makine yardımı ile ibreli ve yapraklı fidan sökümünde daha önce söz konusu edilen kök kesim bıçağından yararlanılır. Toprağın gevşetilerek kabartılması ve fidanların kolayca topraktan çekilmesi için bıçağın sivri ucunun aksi tarafına bir tarak ilave edilir.
Söküm tekniği kök kesiminde olduğu gibidir. Ancak burada bıçağın biraz daha derinden geçirilmesi gerekir. Fidanların yerle bağlantıları bu şekilde kesildikten sonra işçiler iki elle ve demet halinde fidanları kök boğazından iyice kavrayarak dikkatlice çekerler.
Kavak ve yapraklı repikaj alanlarında sökümde ise, traktörle çekilen ve yukarıda sözü edilen bıçaktan daha başka bir şekilde imal edilen "Yapraklı veya Kavak Fidanı Söküm Bıçağı" kullanılır. Fidan sırasının altından, geçirilen bıçak fidanların kazık köklerini keser, işçi­ler yana doğru yatan fidanları gevşemiş topraktan çeke­rek alırlar.
Yukarıda izah edilen hususlar makine ile çıplak köklü fidan sökümü konusunu içermektedir. Bir de makine yardımıyla repikaj alanlarından boylu, topraklı fidan sökümü konusu bulunmaktadır. Bunun için geliştirilmiş bulunan fidan söküm makinesi fidanlıklarımıza girmeye başlamıştır. Bu makinenin çeşitli çap büyüklüğündeki fidanları toprağı ile birlikte sökebilen modelleri piyasada mevcut bulunmaktadır.  (Resim:62)
Modeller içinde en küçüğü olan bu makineyle toprağıyla beraber sökülen fidanın topraklı kısmı özel geliştirilmiş tel saksı içine konulmakta ve toprak dağılmamaktadır. Orman fidanlıklarında kullanılan ekipman 30 HP gücündeki traktör ile çekilmektedir. Ekipmanın ağırlığı 320kg. olup söküm derinliği 46cm. çapı ise 51cm.’dir. Traktör sabit duruma geçtikten sonra bir fidanın sökülmesi ve ambalajına alınması yaklaşık 3 dakika sürmektedir.
276



Resim: 60 Makine ile Fidan Sökümü


Resim:61 Fidanların Elle Toplanması
277

 


Resim:63 Boylu Fidanlarda Makineli Söküm
278

4.3. Gömü (Silo)
Fidanlar sökümden hemen sonra sevk edilmeyecekse gömüye alınır.
Gömü; fidanları köklerini toprak altına gömerek kuraklığa, dona diğer zararlara karşı korumaktır. Gömü esas itibariyle yapraklı fidanlar için bahis konusudur. Yapraklı türler uzun zaman gömüde kalabilir. İbreliler az bir zaman kalabilirse de tavsiye edilmez. Her fidanlıkta ihtiyaç oranında 1–2 dekar genişliğinde bir gömü yeri ayrılır. Gömü yerinin toprağı süzek ve gevsek olmalıdır. Gömüye alınacak fidanlar için bir hendek açılır. Fidanlar demet halinde bu hendeğe yerleştirilerek köklerinin üzeri her taraftan iyice toprakla örtü1ür.
İbreli fidanlar ambalajlandıktan sonra soğuk hava depolarında saklanır. Tabiatıyla ideal olan fidanın sökümü ile dikimi arasında geçen zaman aralığının çok kısa olmasıdır. Bu zaman uzadıkça fidanın tutma başarısı azalır. İbreli fidanlar soğuk hava depolarında dahi 6 haftadan fazla kalmamalıdır. Normal olarak sökülen fi­danlar 1 hafta içerisinde dikilmelidir.
4.4 Fidan Seleksiyonu
Sökülen fidanlar vakit geçirilmeden hemen seleksi-yon hangarına alınmalıdır. Bunun için plastik taşıma sandıkları veya taşıma sepetleri kullanılır.(Resim:64) Bunların derinliği yaklaşık 40cm. diğer boyutları da işçilerin kolaylıkla kaldırabilecekleri kadar olmalıdır. Fidan kökleri nemli yosun, ıslak kanaviçe ve telis parçaları vb. maddeler ile sarılmalıdır. Bundan maksat kökleri güneşe ve rüzgara maruz bırakmamaktır. Seleksi-yon hangarında fidanlar birer birer elden geçirilir. Çatallı, azman, hastalıklı, ince ve seyrek ibreli, ezilmiş fidanlar ayıklanır. Kullanılmak üzere seçilecek fidanlar söküm sırasında zedelenmemiş, iyi gelişmiş kök sistemi sık ve emici kökler bakımından gövdeyi besleyebilecek durumda olmalıdır. Bu nitelikte olmayan fidanlar herhan­gi bir tasarruf düşüncesine kapılmadan ıskartaya ayrılıp imha edilmelidir. Bu arada kullanılmak üzere seçilen
279


fidanların kök tuvaletleri de (budama) yapılmalıdır. Bu işlemle lüzumundan fazla uzun ve uçları zedelenmiş olan kökler kök boğazından itibaren 20–23 cm.den kesi­lerek atılır. Kesme işlemi bir ağaç kütük üzerinde keskin bir satırla yapılır. Demetler haline getirilen fidanların kökleri tecrübeli işçilere budattırılmalıdır (Resim:65).
Kavak ve yapraklı fidanlarda seleksiyon, sökümü müteakip sahada yapılır. Kök tuvaleti keskin budama makasları ile yapılır. Sökülen fidanların kırılan kök­leri kırıldığı yerden, diğer köklerde 25cm. kalacak şekilde kesilir. Kavaklarda dalların tamamı kesilir. Hemen sevk edilmeyecek fidanlar gömüye alınır. Kavakların hendeklerde dik bir vaziyette gömüye alınmaları uygun olur.


Resim:64 Fidanların Sepetle Taşınması
280


 

Resim:65 Kök Tuvaletinin Yapılması


Kavak fidanlarının sınıflandırılması aşağıdaki ku­rallara göre yapılır.
Fidanlar yerden 1.00 m. yükseklikteki çaplarına göre kalite sınıflarına ayrılırlar. Eylül ayı içinde kompaslanan fidanlar dikili halde iken kalitelerine göre işaretlenir.
Kavak fidanları, 1.00 m. yükseklikteki çaplarına göre I.sınıf ve II. sınıf olmak üzere iki çap sınıfına ayrılır.
281


Gurubu

Çap Sınıfı

Yerden 1.0Om Yükseklikteki Çapı(cm)

 

1 Yaşlı

2 Yaşlı

Yerli Karakavak

i

2.0 den çok

3.0 den çok

 

II

-

2.0 - 3.0

Melez Kavak

i

2.5 den çok

4.0 den çok

 

II

-

2.5 - 4.0

Tablo:11
Tabloda belirtilen çap sınıflarının dışında kalan kavak fidanları ıskarta olarak ayrılır.
Kavak fidanı yaşı şu şekilde tespit edilir:
Kavak fidanı vejetatif yoldan üretilmiş ise bu husus yaşı belirten rakamların sol tarafına yazılan (O) rakamı ile gösterilir. Fidan çelikten yetiştirildiğinde yaş iki rakamla ifade edilir. Birinci rakam (O) vejetatif üremeyi, ikinci rakam kök ve gövde yaşını ifade eder. Çelik dikilip bir vejetasyon mevsimini geçirdikten sonra kök 1, gövde 1 yaşında; iki vejetas­yon mevsimi geçirdikten sonra kök 2,gövde 2 yaşındadır.
Örneğin; 0+1 yaşlı kavak fidanı denildiğinde, kök 1, gövde 1 yaşında üreme parsellerinde çelikten yetiştirilmiş fidan,
0+2 yaşlı kavak denildiğinde, kök 2,gövde 2 yaşında çelikten yetiştirilmiş fidan anlaşılır.
Fidan köklü çelikten yetiştirilmiş ise, yaşın işaretlenmesinde 3 rakam kullanılır. İlk rakam vejetatif üremeyi ifade etmek için daima (O) dir. İkinci rakam dikim anındaki köklü çelik yaşını gösterir. Genellikle 1 yaşında köklü çelik dikildiği için (1) rakamı kullanılır. Üçüncü rakam köklü çelikten yetişen fidanın
282


gövde yaşıdır. Bir yaşında köklü çelik dikildikten sonra bir vejetasyon mevsimi geçirdiğinde kök 2. gövde
1     yaşında; İki vejetasyon mevsimi geçtiğinde ise kök 3.
gövde 2 yaşında olmaktadır.
Buna göre; 0+1+1 yaşlı kavak fidanı denildiğinde, kök 2, gövdesi 1 yaşında köklü çelikten yetiştirilmiş fidan.
Yine 0+1+2 yaşında fidanda ise, kökün 3, gövdenin
2     yaşında ve fidanın kökü çelikten yetiştirilmiş olduğu
anlaşılır.
Yapraklı ve ibreli fidanların yaşlarını belirte­bilmek için ise, 2 rakam kullanılır. 1. rakam fidanın tohum yastığındaki yaşını, 2. rakam ise fidanın repikaj yastığında veya tüpteki yaşını ifade eder. Örneğin;
Tohum yastığında 1 yıl kalmış bir fidan 1+0 şek­linde; yine tohum yastığında 2 yıl kalan fidanlar 2+0 şeklinde ifade edilir.
1+1 yaşlı fidan denildiğinde ise fidanın 1 yıl to­hum yastığında, 1 yılda şaşırtma yastığında kaldığı ifade edilmektedir.
4.5. Fidanların Ambalajı
Ambalaj, seleksiyonu izleyen kök budamasından başlayarak dikime kadar fidanların her türlü dış etken­lerden korunması için yapılan işlemlerdir.
Fidanların iyi bir şekilde ambalajlanması ve nakil esnasında zararlı tesirlere maruz bırakılmadan ağaçlandırma sahasına kadar ulaştırılması gerekir. Bu itibarla ambalaj işlerinin bilgili ve tecrübeli işçilere yaptırılması uygun olur. Birçok ambalaj şekilleri var ise de şaşırtılmamış ibreli fidanların ambalajı genellikle balya şeklinde veya polietilen torbalarla yapılır.
Balya ambalajlarında malzeme olarak kanaviçe, çıta, tel, ayrıca fidan köklerinin kızışmaması için ıslak yosun, testere talaşı veya bunların karışımı kullanılır. Ambalaj postası iki kişiden teşekkül eder. Genel­likle 2+0 yaşlı karaçam, sarıçam, sedir fidanları 2000'lik. kızılçam ve diğer hızlı gelişen tür fidanlar
283


ise 1000'lik balyalar halinde hazırlanır. Bu miktar fidanı alabilecek büyüklükte kanaviçe veya çuval parçaları hazırlanır. Çuval veya kanaviçe üzerinde bir tabaka ıslak yosun veya testere talaşı yayılır. Bunun üstüne de kökleri ortaya gelecek ve hafifçe birbiri üzerine binecek şekilde fidanlar konur. Bir kat bu malzemeden, bir kat fidan demetlerinden olmak üzere istifleme yapılır. Ve kanaviçenin iki ucu bir araya getirilerek sıkıştırılır. Ambalaj malzemesi yüksek su tutma kapasi­tesinde olmalıdır. İmkan bulunduğu hallerde yosun kullanılmalı, testere talaşı kullanılmamalıdır.

Yosun ile kanaviçenin fidan köklerini iyice sarmasına ve yeknesak bir balya yapılıp iyice sıkıştırılmasına itina edilmelidir. Bunun için çuval balya haline geldikten sonra etrafına 4 adet çıta konulur ve telle sıkıca bağlanır. Balyanın bağlanmasında basit sıkıştırma ve bağlama makinelerinden istifade edilmesi halinde daha ekonomik bir is ve daha düzgün balya yapılmış olur (Resim:66).


Resim:66 ibreli Fidanlarda Ambalajlama
284

Balyalar çok sıkışık istif edilmemeli ve sahada uzun müddet açıkta bırakılmamalıdır. Balyalar bekleti­lecekse soğuk hava depolarında daha uzun süre (iğne yapraklarda 6 haftayı geçmemek üzere) saklamak mümkün olur. Ancak polietilen torbalarda, sonbaharda sökülen çıplak köklü fidanlar uzun süre (6 ay kadar) soğuk hava depolarında saklanabilir. Üç aylık süre için ise fidan­lar tam bir emniyetle bu yöntemle saklanabilmektedir­ler, özellikle sahil çamı, servi türleri gibi erken vejetasyon faaliyetlerine başlayan türlerin ise soğuk hava depolarında saklanma süreleri oldukça kısadır (2 hafta kadar). Saklama süresi İlkbaharda zaman iler­ledikçe daha kısalmaktadır. Soğuk hava depolarında saklamalarda genellikle +1 ila +2°C sıcaklıklar uygun ise de rutubetin de %90'in altına düşmemesi istenir (en uygun rutubet %96 olarak tespit edilmiştir. Bunun üstünde rutubet yüzdelerinde ise mantar etkileri artmaktadır). Saklama süresi uzadıkça rutubetin de yüksek oranda tutulması gerekmektedir. Rutubet yüzdesi fidanların üzerine su püskürtülerek yükseltilebilir. Bunun için özel rutubetlendiriciler kullanılmaktadır. Fidanlar soğuk hava deposunda, çelik raflar üzerinde demetler halinde yatık şekilde yan yana istiflenir. Depolama yapmadan evvel soğuk hava deposunun % 2 formalin pülverize edilerek dezenfekte edilmesi öneri­lir. Soğuk hava depoları fidanları uyanmadan muhafaza ederek dikim mevsiminin uzatılmasını sağlar. Ayrıca alçak ve sıcak yörelerdeki fidanlıklarda üretilen fidanların yüksek, karlı yörelerde dikim imkanı sağlanana kadar sürmeden muhafazaları da bu depolarda gerçekleştirilir.
Toprağı ile sökülen özel yetiştirilmiş Repikajlı-ibreli fidanlar ayrı ayrı kanaviçe, çuval vb. materyal ile ambalajlanır. Toprağın dağılmaması için iyice bağlanır.
Şaşırtılmış ve şaşırtılmamış yapraklı fidanlar demetler halinde ambalajlanır. Ambalaj materyalinin kökleri iyice örtmesi gerekir. Kavak ve boylu fidanlar yüklenecekleri vasıtalara istif edilir ve üzerleri branda veya benzeri örtülerle kapatılır.

285

Diğer bir ambalajlama yöntemi ise, polietilen tor­bada yapılanıdır. Bu, fidanların dış etkenlerden korunması ve su kaybının önlenmesinde çok etkili bir metottur. Fidanlar demet halinde ve kökleri arasında başkaca rutubet koruyucu bir malzeme (yosun, talaş) konulmaksızın torbalara yerleştirilir. 2+0 yaşlı 200 adet fidan 50x60 cm. ebadında ve 0.10mm. kalınlığındaki bir tor­baya yerleştirilir. Fidanların ibre ve kökleri ile torbanın içi ıslak olmamalıdır. Torbaların havası boşaltılarak ağızları bağlanır. Bir torba 3–4 sefer kullanılabilir. Fidanlı torbalar serin, gölgeli ve devamlı hava cereyanı olan yerlerde, tercihan +3°C'de çalışan soğuk hava depolarında depolanmalıdır. Depolanan torba­lar fazlaca üst üste yığılmamalı, aralarında hava cereyanı olabilecek şekilde 2–3 sıra halinde yerleştirilmelidir.
4.6. Fidan Sevki
Ambalajlanmış olan fidanların dikim yerlerine sev­kinde de gerekli dikkat ve itinanın gösterilmesi gere­kir.
Fidanlar taşıtlara yüklenirken tepe sürgünleri­nin ezilmemesi ve kırılmaması, topraklı fidanlarda ambalajın bozulmaması ve toprağın dağılmaması sağlanmalıdır. Fidanlar vasıta içinde rüzgar ve güneşe maruz bırakılmamalı, gerekli tedbirler alınmalıdır. Boylu fidanlar ve kavaklar uzun şaseli araçlarla sevk edilmeli, fidan uçlarının aracın arkasından sarkarak sağa sola veya yere çarpmasını önleyici tedbirler mutlaka alınmalıdır. Sıcak havalarda nakliyat gece veya serin saatlerde yapılmalıdır. Fidanlar doğruca dikilecekleri yere kadar bir defada ve ayni araçla sevk edilmelidir (Resim:67).
Tüplü fidanlar ağaçlandırma sahasına üst üste
yerleştirilebilecek sandıklara konur ve bolca sulanır. Dikim sahasına getirilen fidanlar sandıkları ile dikim çukuru bas1nda birer birer sandıktan alınarak dikilir.
286


Resim:67 Fidan Sevki
287

BEŞİNCİ BÖLÜM
5.FİDAN MALİYETİNİN HESAPLANMASI
Fidanın maliyetini üretilen fidanın miktarı, üretim tekniği ve fidanın türü etkiler. Fidan üretiminde önem­li olan husus;" daha kaliteli, daha boylu, daha fazla" fidanı " en düşük maliyetle" elde etmektir.
Fidan üretiminde, piyasa ihtiyaçlarının karşılanması ve serbest rekabet sistemi içinde pazardaki satış payının artırılması çok önemlidir. O nedenle; üretimi kolay yapılan, bir ve iki yaşında satılabilen fidanların üretimine de önem verilmelidir. Zira en düşük fidan maliyetinin bir yaşlı fidanlarda olduğu unutulmamalıdır.
Fidan maliyetinin hesaplanması ile ilgili örnek ekte verilmiştir. (Ek:4)
5.1. Fidan Birim Maliyetlerini Oluşturan Değişik Maliyet Giderlerinin Sınıflandırılması
1. Direkt Maliyetler

  1. İsçilik giderleri
  2. Makineli çalışma giderleri
  3. Malzeme bedelleri
  4. Diğer direkt giderler

2- Ortak (Dolaylı) Maliyetler

  1. Arazi kullanma bedeli
  2. Personel giderleri
  3. Amortismanlar
  1. Bina ve tesisler
  2. Makine, taşıt ve ekipmanlar

2.4. Muhtelif ortak giderler (ısıtma, aydınlatma,
su, akaryakıt, büro giderleri, vs.)
5.2. Fidan Birim Maliyetlerini Oluşturan Değişik Girdi Maliyetlerinin Hesaplanması
1. Direkt Maliyetler
Belli tür, tip ve yastaki fidan üretiminde, 1 ha. alanda uygulanan işlemler için harcanan isçilik, makineli çalışma ve malzeme giderleridir.
288


1.1. İşçilik Giderleri
Fidan üretim çalışmalarında çalıştırılan isçilere ödenen her türlü ayni ve nakdi ücretleri kapsar. Bu maliyetlerin tespiti aşağıdaki şekilde yapılmaktadır:

  1. Fidan üretim çalışmalarının her bir safhasında
    uygulanan değişik işlemler için bir dekar alanda harca­nan isçi birim zamanı (işçi Saat/Da.) tespit edilir.
  2. Hesap yılı için işçi yevmiyesi (tüm ödemeler
    dahil) ve işçi saat maliyeti tespit edilir.
  3. işçi zamanının işçi maliyeti ile çarpılması ile
    her bir işçi için birim alanda işçi girdisi maliyeti
    (TL/Da) hesaplanır.

1.2. Makineli Çalışma Giderleri
Bir önceki bölümdekine benzer herhangi bir tür ve tipteki fidanın yetiştirilmesi için yapılan makineli çalışmaların maliyeti olup, aşağıdaki şekilde tespit edilir:

  1. Değişik fidanlık işlemleri için birim alanda
    harcanan makine zamanı (Makine saat/Da.) belirlenir.
  2. Orman Genel Müdürlüğünce uygulanmakta olan Bayındırlık sistemine göre makine saat maliyetleri hesaplanır. Bu hesaplara makine ve ekipman saat amortisman değerleri dahil edilmez (makine ve ekipman satın alma değerleri ortak giderlerde hesaba katıldığından)
  3. Makine birim zamanlarının makine saat birim
    maliyetleri ile çarpılması suretiyle, her bir işlem için
    makineli çalışma birim maliyeti (TL/Da.) hesaplanır.

1.3. Malzeme Giderleri
Fidan üretiminde kullanılan direkt malzeme girdi­lerinin (tohum, polietilen torba, kimyasal madde, gübre, ilaç, vs.) maliyetleri aşağıdaki şekilde hesaplanır:
a)Her bir işlem için harcanan malzeme miktarı (malzeme miktarı/Da.) tespit edilir.
b)Her malzemenin birim miktarının fiyatı (maliyeti) belirlenir.
289


c)Yukarıdaki iki değerin çarpılması ile bir dekar­daki fidan üretimi için harcanan malzeme maliyeti (TL/Da.) bulunur.
1.4. Diğer Direkt Giderler
Yukarda bahsedilenlerin dışında harcanabilecek direkt girdi maliyetleri olup, işçi, makineli çalışma ve malzeme maliyetlerinin toplamının %10'u olarak kabul edilmiştir.
2. Ortak Maliyetler
Fidanlık çalışmaları için sarf edilen ortak gider­ler olup, belli türler ve işlemler için ayrı ayrı hesabı mümkün değildir.
2.1. Arazi Kullanma Bedeli
Bir dekarlık üretim alanının bir yıllık kullanma bedelidir. Bu bedel, farklı metotlara (arazi satın alma bedeli, kira bedeli ve arazi hâsıla değeri metotları) göre hesaplanabilir. Yapılan değerlendirmeler sonucu, arazi kira bedeli ve arazi hasıla değeri metotları çok yakin sonuç vermiş olup hesaplarda bu değerler kullanılmıştır. Bununla beraber taşrada yapılacak hesap­larda fidanlık arazilerine benzer arazilerin mahalli yıllık kira bedellerinin tespiti ve kullanılması uygun ve pratik olacaktır.
2.2. Personel Giderleri
Değişik büyüklükte alana sahip orman fidanlıkları için standart personel (teknik ve tali) durumları tespit edilmiş ve buna dayalı olarak 1 Da. üretim alanı için aşağıdaki miktarlar belirtilmiştir.
Teknik eleman zamanı = 0.006 Adam yıl/Da.
Tali eleman zamanı   = 0.061 Adam yıl/Da.
Birim alan (Da.) için personel maliyetleri ise personel zamanlarının personelin yıllık ortalama mali­yeti ile çarpımı suretiyle bulunur.
290


ALTINCI BÖLÜM
6.FIDAN DAĞITIM VE SATIŞI (PAZARLAMA)
Pazarlama; fidanlıklarda üretilen fidanların muay­yen yaş ve boya geldikten sonra üretim mekânından alınarak; çıplak köklü, topraklı, kaplı, saksılı ve ambalajlı olarak, müşteriye arz edilmesi olayıdır.
Ekonomik faaliyetler içinde üretim ve pazarlama işlemleri birbirinden ayrılamaz. Pazarlamanın da üretim imkanlarıyla birlikte, aynı hız ve hacimde geliştirilmesi gerekir.
Tüketiciye istediği mal ve hizmeti istediği yer­de, istediği zamanda, uygun kalitede ve uygun fiyatla verebilmek modern pazarlamanın temel amacıdır.
Pazarlama yöneticisinin görevi yalnızca üretilen mevcut malların satılmasını sağlamak olmamalı, tüketici taleplerindeki gelişme ve değişmeleri yakinen izleye­rek, işletmesinde üretilen mal ve hizmetlerin bu değişikliklere göre planlanmasını sağlamak olmalıdır.
6.1. Satışa Sunulan Fidanlar Hakkında Genel
Bilgiler

Satışa sunulan fidanlar tüketicinin tanıyıp bildiği ve sevdiği fidanlar olmalı, yetişme muhitine uygun, tür bakımından zengin olmalı, boylu, formlu, albenili ve sağlıklı olmalıdır. Taşınması, yükleme ve boşaltılması kolay, ambalajı iyi olmalı, belli standartlarda ve muayyen miktarlarda olmalıdır.
6.2. Orman Fidanlıklarının Fidan Pazarındaki Yeri
Orman fidanlıkları son yıllara kadar fidan pazarında tekeldi. Son yıllarda özel fidanlıkların açılması, fidan ithalat ve ihracatının serbest bırakılması sonu­cunda fidanlıkları gerek özel fidanlıklarla gerekse yabancı ülke fidanlıkları ile rekabete girmiş durumdadır.
291


Günümüzde özel sektörün fidan pazarındaki yerinin % 50llere ulaştığı tahmin edilmektedir.
Orman fidanlıklarının fidan pazarında tutunabilme-si için;
—Pazar ihtiyacına göre fidan kalitesi, biçimi vb. yönlerden iyi tespit yapılması,
—Pazarda kime, nerede, ne zaman ve ne miktarda satış yapılabileceğinin tespiti,
—Yeni fidan üretimi politikaları ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmalarının yapılması gerekir.
6.3. Fiyatlandırma ile ilgili işlemler
Arz ve talebin kesiştiği noktada belirir. Fiyat, pazarlama stratejisinin en önemli bileşimidir. Arz sabitken talep artması fiyatı yükseltir. Talep sabitken arzın artması ise fiyatı düşürür.
Fidanlıklarda fiyat, bitkinin türüne, yaşına, boyuna ve formuna göre değişmektedir. Üretimi kolay, üretim için gerekli materyali bol olan türlerde fiyat daha ucuz olur.
Üretimi zor ve üretim materyalinin az olduğu tür­lerin fiyatı daha pahalı olur.
Fiyat, harcanan işgücü, malzeme, tohum ve çelik maliyeti ile orantılıdır. Bir fidanlıkta satış faaliyet­leri aksatılmadan yürütülmelidir. Fidan satışları her ne kadar mevsimlere bağlı ise de fidanlık sorumlusu satışları bütün bir yıla dağıtmak zorundadır. Satışların sürekli bir şekilde devam edebilmesi için uygun, makul ve optimal bir fiyat uygulanmalıdır. Bu da düzen­li ve devamlı bir şekilde fidan arzı ile mümkündür.
Fiyatlandırmada;
—Fiyat düzeyleri iyi tespit edilmeli,
—Uygulanacak özellikli fiyatlar tespit edilmeli,
—Tek fiyat,  değişik fiyatlar,  liste fiyatı kullanma gibi politikalar tespit edilmelidir.
Diğer taraftan fidan fiyatının tespitinde, maliyet, tüketicinin talebi ve rekabet önemli bir rol oynar.
292


Fiyatlandırma Politikaları:
İndirim: Temel fiyatın bir miktar düşürülmesidir.
Miktar indirimi: Bu indirim mal satın almayı özen­dirmek için kullanılır. Örneğin mevsim sonunda elde kalmış fidanları elden çıkarmak gibi.
İşlevsel indirim: Aracılara yapılacak olan indirim­dir. Pazarlayacakları miktarla orantılı olarak yapılan indirimlerdir.
Erken ödeme indirimi: Nakit ihtiyacı olduğu zaman yapılan indirimdir.
Mevsimlik indirim: Mevsim dışı ölü mevsimde yapılan satışlar için yapılan indirimdir.
6.4. Orman Fidanlık1arının Pazar Payı
Fidanlıklar pazarın tamamını veya belli türlerde bir kısmını ellerine geçirmek için fiyat belirleme stratejisini tespit ederler. En kaliteli ürettiği türü hem ucuz hem de çok üretirse o türde 'fidanlık tekelleşir. Başlangıçta çok ucuz fiyat uygulamasına rağmen tekelleşince fiyatı yükseltir.
Fidanlıklar ilk defa ürettikleri fidana fiyat ko­yarken ayni üretimi yapan diğer fidanlıkların fiyatını baz olarak almalıdır.
Fidan üretiminde, piyasa (pazar) ihtiyaçlarının karşılanması ve serbest rekabet sistemi içinde pazarda­ki satış payının artırılması çok önemlidir. O nedenle; üretimi kolay yapılan, bir veya iki yaşında satılabilen süs bitkilerinin üretimine özel önem verilmelidir. Bu bitkilerin üretim planlaması ise, yakin çevredeki pazarın talebinin veya bir diğer ifadeyle satın alacak tüketicilerin isteklerinin iyi bilinmesine bağlıdır.
Fidanlık yöneticileri, yalnız fidanlık sınırları içinde kendilerini bağımlı ve sorumlu sayarak çalışmamalı, dışarıya açılmalıdırlar. Fidan satışlarının veya diğer hizmetlerin yıldan yıla çeşit ve miktar olarak artırılması şarttır. Başarılı bir yönetici sayılmak için en önemli ölçülerden birisi yıldan yıla artan bir satış grafiği gerçekleştirmek olmalıdır.
293


6.5.Reklâm
Reklâm, tüketicileri bir mal, hizmet veya kuruluştan haberdar etme, o mala, hizmete, markaya veya kuruluşa karşı olumlu bir tavır almayı teşvik etmek amacıyla göze veya kulağa hitap eden mesajların hazırlanması ve bu mesajların paralı araçlarla yayınlanmasıdır.
6.5.1.Rek1amın Amacı

Yeni mamulü pazara sürmek, dar bir grubun kullandığı malı geniş gruplara duyurmak, firma ve marka imajı yaratmak, malların özelliklerini tanıtmak, aracılar ile ilişki kurmak, satıcıların ulaşamadığı kişilere ulaşmak, tüketiciyi eğitmek.
6.5.2.Reklâm Çeşitleri

a- Reklam yapanlar açısından
b- Pazar açısından
c- Maksat açısından
d- İşlenen konu açısından
e- Mesaj açısından
6.5.3. Reklam Araçları

a- Radyo ve TV. b- Yazılı Basın c- Posta Reklam
d- Satış reyonları (Resim:68–69) e- Telefon (Alo Fidan Servisi) (Resim:70) 294



Resim:68 Fidan Satış Reyonu (Standı)


Resim:69 Fidan Satış Reyonu Alanı
295


Resim: 70 Alo Fidan Servisi

Gelişen çağımızda zaman çok önemli olduğundan bazı vatandaşlarımız, sırf müsait zamanları olmadığından, çok arzu etmelerine rağmen fidan temininde güçlüklerle karsılaşabilmektedirler. Bu bakımdan hem fidanlık çalışmalarının tanıtılması, hem de bütün vatandaşlarımıza fidan dikme ve yetiştirme zevkini tattırabilmek maksadıyla, bazı orman fidanlıklarımızda "ALO FİDAN" servisi kurulmuştur. Bu servis, günün 24 saati hizmete açık olup, hem danışma, hem de fidanı vatandaşın ayağına kadar götürme hizmeti vermektedir.

296

YEDİNCİ BÖLÜM 7.ÇATI BAHÇELERİ
Çatı bahçeleri ilk kez, düz damlı evlerin yaygın olduğu ön Asya ülkelerinde görülmüştür. Dünyanın yedinci harikası olarak bilinen M.Ö. 6 Yüzyıl yapımı Babil'in Asma Bahçeleri de bunlardan biridir. Daha sonra Avrupa'­ya sıçradığı ve çevresi surlarla çevrili arazilerde çok pahalı olduğu için, Roma’daki kiralık evlerin damlarının bile bahçe olarak kullanıldığı biliniyor M.S. 5000'lerde Doğu Roma İmparatorlarının görkemli teras bahçelerine sahip olduğu bilinmektedir.
İnsanoğlu; devamlı değişime uğrayan ve kendisini yenileyen bir varlıktır. Bu süreçte insanlarda, kent havasından uzaklaşmak için, psikolojik olarak rahatlayacakları doğal çatı mekanlarına kavuşmak isteği doğmuştur.
7.1. Çatı Bahçelerinin İşlev ve Etkileri
7.1.1 Kentsel Açık Alanlar Yönünden İşlev ve Etkileri

Çatı bahçelerinin oluşturulmasıyla, kent içinde yer alan açık ve yeşil alanların yüzeyleri ve miktarları artırılır.
Kiremit ya da beton çatı görünümü yerine bitkiyle beraber insanlara, doğala yakin görüntüler kazandırılır.
Kent içinde, konutlara yakın alanlarda, işyeri ve alışveriş merkezlerinde bitkisel elemanların, vurgulayıcı, sınırlayıcı, mekan oluşturucu psikolojik ve fizik­sel yönden rahatlatıcı etkilerinden yararlanma olanaklarını sağlar.
Çeşitli kat yüksekliklerinde arsa bedeli ödemeksi­zin yeni yeşil alanlar kazandırılır.
297




Bu koordinasyon çalışmalarıyla, Peyzaj Mimarı, çatıyla ilgili şu özelliklerin belirlenmesini sağlar. (Aslanboğa,1988)

  1. Çatının statik yönden taşıyabileceği maksimum ve minimum yük,
  2. Teras ya da çatının yapı şekli,
  3. Yalıtım tabakalarının türü,
  4. Yalıtım malzemelerine bitkilendirmenin etkisi,
  5. Su yalıtım malzemesinin korunması,
  6. Teras eğimi ve terasın teknik detayları,
  7. Teras drenaj sistemi,
  8. Çatıyı etkileyecek rüzgar yönü ve şiddeti,
  9. Bitkileri etkileyen kirli hava çıkaran
    bacaların yeri,
  10. Sulama tesisatının seçimi ve döşenmesi,
  11. Çatının gölgelenme ve güneşlenme durumu,
  12. Varsa çatıdaki kot farklılıklarının
    belirlenmesi,

Peyzaj mimari, yapılar arasındaki ekstrem yetişme koşullarında sığ bir toprak tabakasının bitkilendirilmesine karar verirken bir yıl içindeki kurak ve yağışlı periyotları, sıcaklık ortalamalarının 0ºC'nin üzerinde ve altında bulunduğu ayları, en yüksek ve düşük sıcaklıkları ve bunların devam ettiği süreleri, yağışların aylara dağılışını ve özellikle belirli sürelerde m2'ye düşen en yüksek yağış miktarlarını saptamalıdır.
7.2.1. Çatı Bahçesi Yapılması Düşünülen Yapıda Bulunması Gereken Özellikler ve Donanımlar

7.2.1.1. Çatı Konstrüksiyonunda Aranan özellikler

Bitkilendirmeye konu olacak teras tipi çatılarda çok tabakalı bir konstrüksiyon oluşturulur.
7.2.1.2. Yapı Materyalinde Aranacak özellikler

Gerek yapının yapısal işlevi, gerekse yapılar üze­rinin bitkilendirilmesi için hazırlanacak yetişme ortamının özellikleri nedeniyle çatı örtüsünde belirli nitelikler aranır. Bu niteliklerin tamamı tek bir taba­kada bulunamayacağı için genellikle tabakalar halinde bir örtüleme yöntemi uygulanmaktadır.
300


Tabakalar için seçilen materyallerde çeşitli at­mosfer koşullarına dayanıklılık, hafiflik, yük taşıma özelliği, su tutma ya da su geçirgenliği gibi özellikler, sağlamlık, bitkilendirme tekniği yönünden besin maddesi içeriği, kimyasal reaksiyonlar gibi özellikler aranır.
7.2.1.2.1. Ayrım Tabakası

Çatı yalıtımı için kullanılan malzemelerde kök koruma amacıyla kullanılan tabakalar genellikle kimya­sal yolla birbirlerine zarar vermektedirler. Bu zararı önlemek amacıyla arada sentetik keçelerden oluşan bir ayrım tabakası kullanılmaktadır.
7.2.1.2.2. Sıcaklık Yalıtım Tabakası

Çatılarda sıcaklık yalıtımında kullanılacak materyalin hafif,  aynı zamanda üzerine gelebilecek vejetasyon tabakasının yükünü taşıyacak özellikte olması aranır.
Materyal Cinsi        Çatıya Getireceği Yük
Polystrol-Köpük         0 kg/m3
Polyüretan-Sert Köpük        25 kg/m3
Fenol-Reçine-Sert Köpük     30 kg/m3
Emprenye edilmiş mantar      120 kg/m3
Cam yünü                    135 kg/m3
Perlit-Beton            800 kg/m3/(Harris-Dires
1988)

7.2.1.2.3. Su Yalıtım Tabakası
Tabaka üzerinde oluşacak küçük delikler kökler tarafından penetrasyona tabi kalarak açıklıklar oluşturabilir.
7.2.1.2.4. Kök Koruma Tabakası

Kök koruma tabakası, çatı yalıtım tabakalarına bitki kökleri tarafından zarar verilmesini engellemek amacıyla serilir. Bitki köklerinin salgıladıkları asit­lere karşı dayanıklı bir maddeden yapılmış olmaları şarttır. Bu amaçla özel plastik örtü materyalleri üre­tilmektedir.
301


7.2.1.2.5. Drenaj Tabakası ve Su Boşaltma Sistemi
Drenaj tabakasının görevi bitki örtüsünden ve filtre tabakasından sızan yağmur ya da sulama suyunun fazlasını tahliye etmektir. Bu nedenle fonksiyonuna uygun boşluklu bir yapıya sahip olmalıdır. Strüktürü stabil, atmosfer koşullarına dayanıklı, uzun ömürlü, suya dayanıklı olmalı, kimyasal ve fiziksel ayrışmaya uğramamalı, bitkilere zarar verecek reaksiyonlara girmemelidir.
7.2.1.2.6. Filtre Tabakası

Filtre tabakası, bitki yetiştirme ortamından ince materyalin suyla taşınıp drenaj tabakası arasındaki boşlukları doldurarak, drenaj tabakasının su tahliye fonksiyonunu engellememesi için yerleştirilen bir tabakadır.
Filtre tabakası için kolay çürüyüp ayrışmayan, sağlam strüktürlü bir malzeme kullanılmalıdır, ayrıca kimyasal ayrışma yoluyla çözünüp bitkiye zararlı olabi­lecek bir madde içermemelidir.
Filtre materyali olarak kum, cam yünü, sentetik örgü çuvallar, sentetik keçeler gibi malzemeler kullanılmaktadır.
7.2.1.3. Sulama Sistemi

Vejetasyon süresi içinde yağış alan bölgelerde yağmur suyu biriktirilerek yavaş yavaş bitkilere sulama suyu olarak verilebilir. Biriken suyun fazlası bir kont­rol mekanizması yoluyla tahliye edilir.
Vejetasyon süresi içinde yağış almayan bölgelerde ise sulama sistemi kurulmalıdır. Bunun için yağmurlama sulama, damla sulama sistemi gibi yollara başvurulur.
Tüm sulama sistemlerinde, yörenin iklimi, çatının genişliği, kullanılan bitki türlerinin su gereksinimi önemli kriterler olarak göz önüne alınmalıdır.
302


7.2.2. Vejetasyon Tabakası ve Bu Tabakada Aranan Özellikler
Bitki yetiştirme ortamı, bitkiye zararlı olmayan ve içinde bitki için zararlı olabilecek maddeler üret­meyen materyallerden oluşmalıdır. Karışımı oluşturan katı materyal, su depolaması ve hava geçirgenliğini sağlayacak oranda boşluk hacmine sahip olmalıdır.
Doğal toprak materyali genellikle su tutma ve havalanma kapasitesi yönünden çatı bahçeleri için uygun değildir. Eğer doğal yüzeysel toprak bu amaçla kullanılacaksa buna %50 oranında kum, perlit ya da turba eklenmelidir.
Perlit, turba, gübre karışımları hafif bir materyal olmalarının yanı sıra, bitki yaşamı için çok uygun ortam oluştururlar.
Çatı bahçelerinde kullanılacak bitkisel toprakta aranacak özellikler:
1- Yüksek su tutma ve havalandırma kapasitesine sahip, ancak iyi drene olma yeteneğinde olmalıdır.
2- Besin maddeleri bakımından fakir olsa bile yeterli besin mübadele kapasitesi bulunmalıdır.
3- Toprak içindeki kalker içeriği düşük olmalıdır.
4- Yüksek organik madde içeren ve çatılara sığ bir tabaka halinde serilen topraklar biyolojik yolla hızla ayrışırlar ve çökerler. Bu yüzden toprak çökelmesini minimum düzeyde tutabilmek için kullanılacak bitkisel ve hayvansal organik materyalin mikrobiyolojik yönden olgunlaşmasını tamamlamış olması gerekir. (Hogan, 1989)
303


7.3 Çatı Bahçeleri Bitkilerinde Aranan özellikler
Çatı bahçelerinde yasayacak bitkilerin, köklerini geliştirebileceği sinirli bir toprak tabakası vardır. Bu nedenle doğal olarak bu sinirli tabakada az bir kök hacmiyle, asgari besin maddeleriyle yetinebilecek bitki türleri aranmaktadır. Kseromorf bitkileri, sukkulentler, soğanlı, yumrulu, rizomlu bitkiler, step bitkileri çatıdaki yetişme ortamı koşullarına uyabilecek bitkilerdir.
Boşluklu taç yapısına sahip ağaç, ağaççık ve çalılar rüzgarın mekanik etkisine karşı daha dayanıklıdırlar. Bu yüzden çok yüksek binalarda, bitkilerin rüzgar nedeniyle yana yatmaması, devrilmemesi için bir direğe sarılmalı ya da filelere konarak yetiştirilmelidir. (Hatmi çiçeği, şimşir, taflan gibi bitkiler rüzgara daha dayanıklıdır.)
Sarmaşık, zakkum, mabet ağacı, kamelya, kurtbağrı gibi bitkiler ise kirli havaya daha dayanıklıdır.
304

 

T.C.
ORMAN BAKANLIGI AGAÇLANDIRMA VE EROZYON KONTROLU
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Fidanlık ve Tohum İşleri Dairesi Başkanlığı
Sayı: F.1 018–02/
ANKARA
Konu: Fidanlık Çalışmaları                23/01/1994
TAMİM NO:3
TASNİF NO: V–1200 BÜTÜN TEŞKİLATA
Bilindiği gibi, teknik ormancılıkta esas amaç devamlılığın sağlanması olup, bunda, orijini belli, üstün nitelikli tohumlardan elde edilen kaliteli fidanlarla yapılan ağaçlandırmaların büyük önemi bulunmaktadır.
Bu bakımdan, ağaçlandırma çalışmalarındaki başarı­nın temelini tohum ve fidan üretimi teşkil etmektedir.
Bu amaçla, fidanlık çalışmalarının en iyi şekilde yürütülebilmesi için Genel Müdürlüğümüzce zaman zaman çeşitli Tamim ve Emirler kuruluşlarımıza gönderilmiştir. Ancak, fidanlıklarda yapılan periyodik inceleme ve denetlemelerde hala birçok eksiklik ve aksaklığın bulunduğu tespit edilmiştir.
1-"Fidan üretim Planı"nda yapılması öngörülen hususlar ile bunlarla ilgili emir ve direktifler aksatılmadan uygulanacaktır. Bu konuda çıkması muhtemel sorunlar çözüm önerileri ile birlikte Merkeze bildiri­lecektir.
2- Fidanlığın toprak ve su analizleri ile gübrele­me raporlarında yerine getirilmesi öngörülen hususlar ve bu konuda alınması gereken önlemlerle ilgili bilgi­lerin ışığında, toprağın ıslah edilerek arazi hazırlığının yapılması, organik, kimyevi ve yeşil gübrelerin yeterince zamanında ve usulüne uygun sekil ve tekerrür­lerde verilmesine önem verilecektir.
305


3- Fidanlıkta ekim ve repikaj (şaşırtma) yastıklarının hazırlanması ile dinlendirme sahalarında yapılan sürümler zamanında, toprak tavında iken ve tekniğine uygun olarak yapılacaktır. Yani topraktaki nemlilik, toprağın elimizde kolaylıkla ufalanmasına yeterli olacaktır. Sürüm için toprak; sürüm derinliğinde ve normal nemlilikte olacaktır. Aksi halde büyük kesekler çıkacak toprak olumsuz yönde etkilenecektir.
Sürümden evvel pullukla bir çizgi açılacak, eğer toprak işleme sonucu dağılır ve kırıntı bünyeye gelirse toprak tavında demektir ve normal sürüm yapılacaktır.
Rutubet azlığından sürüm sırasında kesek çıkarsa toprak sulanacak ve tavında sürülecektir.
4- Ekim yastıklarının genişliği 1.20 m., yastık
yolları genişliği 0.40 m. olacaktır.
Ekimlerde; ibreli türlerde 7 sıralı, yapraklı tür­lerde ise 5 sıralı uzunluğuna çizgi ekimi uygulanacaktır.
Tohum ekimleri ile kavak çelik ve kavak fidanı üretimi, yıllık ekim ve çelik dikim programlarında tespit edilen m2'ye ekilecek veya dikilecek miktar ve sayıda olacaktır.
İbreli ekimlerde ekim mibzeri kullanılacaktır.
5- Fidanlıkta bos saha kalıyor düşüncesiyle ihtiyaç olmayan fidan üretimine gidilmeyecektir.
Ayrıca bütün tesis ve tesisatlar tamamlanmadan ve program verilmeden yeni kuruluş halindeki fidanlıklarda fidan üretimi yapılmayacaktır.

  1. Kavak materyali ile kavak fidanlarına verilecek
    aralık ve mesafeler, kullanılacak makine ve ekipmanın
    dingil aralığına bağlı olmakla beraber, melez kavaklar­
    da beher fidan için 1 m2, yerli karakavaklarda ise,
    beher fidan için 0.60m2 yetişme sahası düşecek şekilde,
    yani melez kavaklar için (0.50 x2.00 m.),yerli kavaklar
    için (0.30 m x 2.00 m.), kavak materyali için ise
    (0.10 m X 1.5 m.) aralık ve mesafeleri esas
    alınacaktır.
  2. Ekimler, mahalli iklim şartlarına ve tohumların
    özelliklerine göre Sonbaharda erken çimlenmeye sebebi­yet vermeyecek şekilde geç, ilkbaharda ise, sahanın
    çalışmaya elverişliliği nispetinde ve geç donlardan
    zarar görmeyecek şekilde erken yapılacaktır. Sedir,
    Göknar,  Kayın gibi saklanması güç olan tohumlar ile
    yıllayan tohumlar mutlaka Sonbaharda ekilecektir.

306


8- İbreli tohumlar, ekimden önce mutlaka kuş
zararlılarına karşı Pomarsol-Forte, Alümine tozu ile
usulüne uygun bir şekilde ilaçlanacaktır.
15 kg. ibreli tohum için;
800 gr."Pomarsol-Forte", 42 gr. "Alümine Tozu" ve 1 lt."Su" yeterlidir.
9- özellikle damping-off mantari hastalığına karşı
tedbir olarak kimyevi maddelerin kullanılması yanında,
mümkün olduğu kadar erken ilkbahar ekimi tercih edile­cektir. Ayrıca ibreli tohumların ekimden önce toz
ceresan ile muamelesinde fayda görülmektedir.  (100 kg.
tohum için 300 gr. toz ceresan yeterlidir.)
Yine, damping-off'a karşı, ekimden en az altı ay önce dinlendirme sahalarına m2'ye 300 gr. toz kükürt ile ekim yastıklarına %2'lik demir sülfat (FeS04) verilmesi faydalı olacaktır.
10- Arzu edilmemekle beraber, sik ekim nedeniyle
m2'de istenilenden daha fazla fidan elde edilmiş ise,
her türe uygun olarak çimlenme tamamlandıktan takriben
bir ay sonra (Ladin 3+0 yasa baslarken) seyreltilecek-
tir.
Fidanların gövdeleri kök boğazından makasla kesi­lecek veya diğer fidanlara zarar vermeyecek şekilde elle kökünden çekilecektir.
Ekim yastıkları, seyreltmeden önce ve sonra sulanacaktır.

  1. Ekimlerde, mutlaka orijini belli, kalite kontrolu yapılmış tohumlar kullanılacaktır. Orijini belli olmayan, kalite kontrol belgesi bulunmayan tohum kesin­likle ekilmeyecek, tohum kalite kontrol belgesi, tohumu gönderen birimden istenecektir.
  2. Kalitesinden ve çimlenmesinden şüphelenilen
    tohumlar ekimden önce yeniden Orman Ağaçları ve Tohumları Islah Araştırma Müdürlüğünde kontrol ettirilecek­tir. Ekimi yapılan tohumlardan örnek alınarak çimlenme oluşuncaya kadar bir şişede muhafaza edilecektir.
  3. Ekim sırasında uygulanacak, ekim derinliği ve
    tohum kapatma materyali, mutlaka tohumun eko-biyolojik
    özelliklerine uygun olacak, tohumları bos ve yarı dolu
    danelerden arındırmak ve çimlendirmeyi hızlandırmak
    için ekilecek tohumlar 24 saati asmamak kaydıyla ilik
    suda bırakılacaktır.

307


Çimlenme güçlüğü olan tohumlar soğuk-ıslak ön
işlem, sulandırılmış sülfürik asit ile muamele veya çizikleme gibi metotlarla yapılacak işlemlerden sonra ekilecektir.
Tohumlar, elenmiş dişli dere kumu, perlit ve çürütülmüş testere talaşı V.s. ile ekilen tohumların kalınlığının üç kati (veya uzunluğu) kadar kalınlıkta kapatılacaktır. Burada dikkat edilecek en önemli husus kapatma materyalinin kaymak teşekkülatına sebebiyet vermemesidir.
14-Ekimi müteakip, ekim yastıklarına çimlenmeden önce az fakat sık sık (günün güneşli saatlerinde) su verilecek, çimlenmeden sonra ise, sadece sabah erken ve akşam geç saatlerde yeteri kadar su verilecektir.Sulama mümkünse gece yapılacaktır.
15-İster ekim yastıklarında, ister şaşırtma sahalarında olsun, değişen şartlara ve fidanın su ihtiyacına göre, toprak yeter miktarda rutubetli bulundurulacaktır. Buna göre sulamanın zamanı, tekerrürü ve miktarı tayin edilecektir.
1+0 yaşlı ibreli fidanlarda 8-10 cm., 2+0 yaşlı ibreli fidanlarda ise, 18-20 cm. derinlik  kademesinde  toprak  rutubeti elle kontrol edilerek sulamaya karar verilecektir. Toprak kuru ve pek kuru olarak nitelenecek bir rutubet derecesine gelmeden sulama esas olmalıdır. Aynı şekilde aşırı ölçüde rutubetin de kloroza yol açacağı dikkate alınmalıdır.
16-Ekimlerden sonra yastık başlarına, ekilen tohumun türü, orijini, ekim tarihi ve yastık adedini belirten levhalar yazılıp dikilecektir.
Levhaların herhangi bir nedenle yer değiştirmiş olması durumunda yanlışlığın düzeltilebilmesi için, yastıklarda levhaların konulduğu yerleri belirtir bir plan hazırlanacak ve bir dosyada muhafaza edilecektir.
17-Köklü kavak çeliği dikimi ile yapraklı ve ibre­li türlerde şaşırtma işlemleri vejetasyon devresinin dışında mümkünse sonbaharda yapılacak, işlerin daha yoğun olduğu ilkbahar mevsimine bırakılmayacaktır.
18- Tüplü fidan üretimi çalışmaları, 19.11.1993 tarih ve F.1.018-02/2 sayılı tamim emri gereğince yürütülecektir,
308


19-0t mücadelesinde mekanik metotlar yanında kimya­sal metotlarla da mücadele yapılacaktır. Ancak kimyasal mücadelede mutlaka daha önce denenmiş ve Merkezce de kullanılmasında bir sakınca olmadığı belirtilen ilaçlar kullanılacaktır.
20-   Gerek ibreli ve gerekse bazı yapraklı ekim
yastıklarındaki fidanlarda (meşe, atkestanesi, ceviz
v.s.), kazık kök sistemi yerine, kuvvetli ve bol yan
köklerden meydana gelmiş saçak bir kök sistemi elde
etmek ve gövdenin aşırı büyümesini yavaşlatmak için
yerinde kök kesimi yapılacaktır.
Yerinde kök kesimi derinliği 18–20 cm. olacaktır. Daha derin yapılması, istenilen faydayı sağlamayacağı gibi, daha sığ yapıldığı takdirde de fidanın hayatiyeti tehlikeye girecektir.
Kök kesimi yapılacak fidanların kökleri yeteri kadar gelişmiş ve bıçak darbesi karşısında kıvrılmayacak bir durumda olacaktır.
Kızılçam gibi hızlı büyüyen türlerde 1+0 yaşında Haziran ayında, Karaçam, Sarıçam gibi türlerde 2+0 yaşında, Temmuz ayında kök kesimi yapılacak, ancak bu gibi türlerde gövdenin aşırı bir gelişme göstermesi halinde, aşırı gelişmeyi önlemek için sonbahara doğru 1+0 yaşında da kök kesimi yapılacaktır.
Bu tarz fidan yetiştirme ile bir bakıma şaşırtma işlemi de yerinde yapılmış olacaktır.
21-   Şaşırtılmış yapraklı fidanlarda, şaşırtmanın
birinci yılından itibaren fazla ve kıvrık dallar ile
çatallanmış tepelerden birisi budanmak suretiyle alınacaktır. Ancak park-bahçe tanziminde kullanılacak fidanların dipten itibaren dallanması sağlanacaktır.
Kavak fidanlarında birinci yılda fidan boyları 40-50 cm.ye ulaştığında en düzgün ve kuvvetli olanı bırakılacak, diğerleri kesilerek fidan teklenecektir. Bunun dışında ilk yıl kavak fidanlarında dal budaması yapılmayacaktır.
Kavak fidanlarında ikinci yıl, haziran ayında sadece alt dallar alınacak, mıntıkasına göre değişmekle beraber (genellikle ağustos ayının ikinci yarısında) budama yarasının kapanabileceği bir zamanda, el uzana­bilecek yükseklikte bütün dallar kesilerek söküm öncesi budaması yapılacaktır.
309


22-Ladin, Göknar, Kayın gibi bazı fidan türleri yarı gölge altında yetiştirilecektir. Bunun için Kayın’da 1+0, Ladin ve Göknar’da 1+0 ve 2+0 yaşlı fidanlar %60 oranında, 1.10metre üstten gölgelenecektir.
23-Kimyasal gübrelerin, ekim yastıklarına, sulama sırasında yağmurlama sistemiyle sıvı halinde verilmesi imkanları aranacaktır.
24-Fidanlıkta her yıl üretilen fidanların sayımları dikkatli ve gerçekçi yapılacaktır. Bunun için 1Omm. genişliğinde demir levha çubuktan yapılmış, içten içe (120 cm. x 20.8 cm.) ebadında 1/4 m2'lik dikdörtgen çerçeve ile her yastıkta en fazla 30 metrede bir çerçeve içerisinde kalacak fidanlar sayılacak ve muhtemel fidan kayıpları da düşülerek (fidan kaybı en fazla %7 olabilir) tüm sahaya teşmil edilecektir.
Kavak, ibreli ve yapraklı Repikajlı fidanlar ile tüplü fidanların sayımı, teker teker veya sıralar halin­de yapılacaktır.

  1. Fidan sökümüne başlamadan önce Fidanlık Müdürü
    veya Şefi (Mühendis) tarafından Orman Muhafaza Memurlarına (Fidancılara), ekim planına göre hazırlanan bir söküm ve sevk planı verilecek ve bu planda hangi yastıklardaki fidanların nereye gönderileceği belirtile­cektir.
  2. Fidanlıktan fidan talep eden her birim, hangi
    ağaç türü ve orijinden, hangi yasta ve hangi ağaçlandırma sahası için yetiştirilen fidanlardan istenildiğini bildirecektir.

Fidanların gönderilmesi sırasında mutlaka fidan makbuzu kesilecek ve fidanın orijini belirtilecektir.
27-   Fidan sökümünde, toprak rutubeti çok iyi durumda olacak, fidanların kılcal köklerinin kopmamasına dikkat edilecektir. Kuru topraklarda gerekirse toprak rutube­tini temin için söküm öncesi sulama yapılacak, toprak çamur veya kuru iken kesinlikle söküm yapılmayacaktır.
Söküm; fidanların kök ve tepe büyümelerinin durduğu zamanda, mümkünse rüzgarsız ve güneşsiz günlerde yapılacaktır.
28-Sökülen fidanlar seleksiyona tabi tutulacaktır. Dikim için; standartlara uygun, kök-gövde oranı denge­li, hastalıksız, tahribata maruz kalmamış, iyi gelişmiş, kök sistemi iyi, kuvvetli fidanlar ayrılacak, bu nite­likte olmayan fidanlar ıskartaya ayrılıp imha edilecek­tir.
310


29-Yapraklı fidanlar, sökümü müteakip hemen sevke dilmeyecekse, kuraklığa, dona, rüzgara ve diğer zararlılara karşı gömüye alınacaktır. Gömü yeri toprağının süzek ve gevsek olmasına, rüzgar etkisi olmamasına dik­kat edilecektir.
Soğuk hava depolarında muhafaza edilecek fidan ambalajları üst üste yığılmayacak ve hava cereyanı sağlanacaktır.
30-Fidanlıktan fidanlar mutlaka ambalajlanarak ve branda ile kapatılarak gönderilecektir.
31-Fidanlıklarda tutulması gereken defterler, kart­lar, cetveller ve diğer kayıtlar düzenli bir şekilde tutulacaktır.
Orman fidanlıklarında tutulacak defter, kart, cetvel ve diğer kayıtlar;
1-    Defterler:

  1. Kuruluş ve Tarihçe defteri
  2. Demirbaş defteri
  3. Kitaplık defteri
  4. Tohum Orijin defteri
  5. Ambar defteri
  6. Ödenek Takip ve Avans defteri
  7. Gelen, Giden Evrak defteri
  8. Posta Zimmet defteri
  9. Adi Zimmet defteri
  1. Kıymetli Evrak defteri
  2. Memur Sicil defteri
  3. İşçi Sicil defteri
  4. Miadlı Giyim Eşyası defteri
  5. Teknik Gözlem defteri
  6. Vasıta Seyrü-Sefer defteri
  7. İşçi Puantaj defteri
  8. Telefon Konuşmaları defteri
  9. Bekçi Devir Teslim defteri
  10. Direktif defteri
  11. Bütçe Karar defteri
  12. Teftiş defteri

2-    Kartlar:

  1. Fidan Dağıtım kartı
  2. Tohum Dağıtım kartı
  3. Personel Tanıtım kartı
  4. İşçi Sigorta Sicil kartı

TOHUM VE AĞAÇ ISLAHI  İŞLERİNE    İLİŞKİN MERKEZE GÖNDERİLECEK CETVELLERVE İZLEME TAKVİMİ

Form
:\0.

KONUSU

Düzenleye
­cek Birim

Onaylaya­
cak Birim

BöL.Müd. Düzenle-
yecek
Birim

Merkezinde Onaylayacak
Birim

Kaç Ayda Bir Düzen
­lenecegi

Dönemleri

Merk.en Geç.Bul. Tarih

1

Tohumla
ilgili
Çalışmalar Cet­veli

AGI.! Müh. Fid.Müh.

AGM Bas.Müh.
Fid.Müd.

AGM Sub
Müdürü

Bölge Müdür Yardimcisi

3

Ocak-Mart Nisan-Haziran Temmuz-Eylül Ekim-Aralik

20 Nisan
20 Temmuz 20 Ekim 20 Ocak

2

Kozalak Tahmin Cetveli

AGM Müh. Fid.Müh.

-

-

AGM Sube Müdürü

6

Ilkbahar Sonbahar

15 Subat 15 Agustos

3

Mevcut ve Dagitilan
Tohum Miktari Son Durum Cetveli

Fid.Müd.
veya
Fid.Müh.

-

-

AGM Sube Müdürü

6

Aralik-Mayis
Temmuz-Kasim

15 Haziran 15 Aralik

 

Silvikültürei
Uygulama Sonuçla­rini Gösterir Cetvel

Or.Isletme
Sefi ve AG. Mühendisi

Or.IsL. Müdürü

AG! Sube
Müdürü

Bölge Müdür Yardimcisi

 

Uygulama Yapildikça

Uygulama Yapildikça

 

Aday Tohum Mesceresi Bildirim Cetveli

Arazi çalis. Yap.Tek.
Islah Elemanlar

-

AGM Sube Müdürü

Arazi Çalismalari sirasinda tesbit edildikçe gönderilecektir.

6

Çalismalari ve Harcamalari 3 Aylik Izleme Cetveli

Orman Agaçlari ve Tohumlari Islah
Arastirma Müdürlügü

 

3

Ocak-Mart Nisan-Haziran Temmuz-Eylül
Ekim-Aralik

20 Nisan
20 Temmuz 20 Ekim 20 Ocak


T.C.
ORMAN BAKANLIGI AGAÇLANDIRMA VE EROZYON KONTROLU
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
 Fidanlık ve Tohum İşleri Dairesi Başkanlığı
Sayı: F.1 018–02/2                                  ANKARA
Konu: Tüplü Fidan Üretimi          19 /11/1994
TAMIM NO: 2 TASNIF NO: V–1200 BÜTÜN TEŞKİLATA
Bilindiği gibi, kurak ve yarı kurak mıntıka ağaçlandırmaları ve erozyon kontrolu çalışmalarında, başarı oranı yüksek olan tüplü fidan üretimine büyük önem verilmektedir.
Ancak, tüplü fidanların maliyetinin, çıplak köklü fidanlara göre daha yüksek olması, özel bir teknik ve dikkat gerektirmesi sebebiyle önceden bazı hazırlıkların yapılması zaruri görülmektedir.
Bu bakımdan, daha kaliteli tüplü fidan üretimini temin için aşağıdaki hususlara aynen uyulacaktır.

  1. Fidanlıklarımızda bugüne kadar uygulanmakta
    olan polietilen torbalarda tüplü fidan üretimi yerine,
    sert plastik (Enso-Pot tipi, Ayık tipi v.b) kaplarda
    tüplü fidan üretimine geçilecektir.
  2. Her fidanlık, tüplü fidan üretim programını tam
    olarak gerçekleştirmek üzere, ekimlerden önce, yaz
    aylarında ve sonbaharda tüp dolgu materyali ile gerekli
    malzemeleri ve yastıkları hazırlayacaktır.

3-Tüp yastıkları ekli kroki ve bilgilere göre hazırlanacaktır. (Ek.1–2)
4-Tüplü fidan üretiminde kullanılacak kapların sekli ve ebatları Merkezce belirlenerek, ayrıca bildi­rilecektir.
5-Tüp dolgu materyali olarak turba ve belirli bir süre olgunlaştırıldıktan sonra çam kabuğu, kaba talaş, mısır kompostu, arpa sapı, çeltik sapı ve kapçığı, pancar küspesi, pamuk küspesi, ibre ve yaprak humusu, yerfıstığı kabuğu, çay ve tütün fabrikaları artıkları
325

gibi yörenin durumuna göre kolay temin edilebilecek organik maddeler karıştırılarak kullanılacaktır.
(örnek: Turba 4/10,çam kabuğu 3/10, granit toprağı 2/10, perlit 1/10 gibi karışımlar ile deneme üretimleri yapılarak, sonuçları Merkeze bildirilecektir.)
Fidanlığa taşımadan önce tüp dolgu materyali ola­rak kullanılacak malzemelerin mutlaka analizleri yaptırılacak ve karışım oranları konusunda Eskişehir Orman Toprak Laboratuarı Müdürlüğünün görüşü alınacaktır.
6-ibreli tohumlar, tüpe ekilmeden önce kus zararına karşı Pomarsol forte ve alümine tozu ile ilaçlanacaktır.
7-Tüpe ekimlerde, her tüpe 2 veya 3 adetten fazla tohum ekilmeyecektir. Bu miktar, fidan türlerine göre ekim programlarında belirtildi ise aynen uyulacaktır.
8-Tüplü fidan üretiminde, tohumların üzeri kireç ihtiva etmeyen granit kumu, dere kumu (dişli kum, kaba kum) gibi örtü malzemeleriyle kapatılacaktır.
9-Kapatma materyalinin kalınlığı, tohum boyunun bir mislinden fazla olmayacaktır. Aksi takdirde çimlen-meler çok güç olacak ve az havalanma sebebiyle damping-off mantarını teşvik edecektir.
10-Tüpler, tepsisiyle (Enso tipi) veya kasasıyla (Ayık tipi) birlikte kafes tel veya ince demirler üzerinde askıya alınacaktır. Böylece fidan köklerinin hava boşluğu sebebiyle tabii budanması sağlanacaktır.
11-Tüplü fidan üretiminde sulama; sisleme veya ince pülverizasyon seklinde yapılacaktır.
12-Tüplerde çimlenen tohumlardan meydana gelen fidanlar belirli bir süre sonra teklenecektir.
13-Ağaç türlerinin biyolojik özelliklerine göre, tüplü fidanların üzeri %25–50 oranında bir süre gölgelenecektir.
14-Ekimleri müteakip tür, orijin ve miktarlar itibariyle sonuçlar Merkeze hemen bildirilecektir.
15-Tüplü fidan üretiminde yukarıda açıklanan hususlara aynen uyulacak ve herhangi bir darboğaza düşülmesi halinde zamanında Merkeze bilgi verilecektir.
Gereğini önemle rica ederim.
BAKAN ADINA                  İsmail ÖZKAHRAMAN
     Genel Müdür
Eki: 1-Kroki (2)
2-Bilgi notu
326


TÜPLÜ FİDAN YASTIKLARININ HAZIRLANMASINA İLİŞKİN NOT
1-Tüplü fidan yastıklarının tabanı %1–2 meyilli olacaktır.
2-Yastıkların ortasına gelecek şekilde 20cm. derinliğinde drenaj kanalları açılacaktır. Bu kanallara kaba çakıl döşenecektir. Böylece yastıkların arasında biriken suyun drenajı sağlanacaktır.
3-Drenaj kanallarını ve tüplü fidan yastıklarını içine alacak şekilde tabana iki katli polietilen örtü serilecektir.
4-Tüplü fidan yastığının genişliği 120 cm, yastık yollarının genişliği ise 20 cm. olacaktır.
5-Yastık yollarına briket döşenecektir.
6-Polietilen örtünün üzerine (4) numara asfalt mucuru, ortalama olarak 6–8 cm. kalınlığında serilecek­tir.
7-Mucurun üzerine spencer tipi tüplerin kasaları veya polietilen torbalar yerleştirilecektir.
Bu sistem ile;
—Tüp yastıklarının tabanından yabancı otların çıkmasına mani olunacaktır.
—Tüplerin altına döşenen 6–8 cm. kalınlığındaki mucur tabakası tabanda su birikmesini önleyecektir.

—Tüplerden dışarı çıkan fidan kökleri toprağa ulaşamadan kuruyacağından, fidanlarda daha fazla saçak kök oluşacaktır. Ayrıca fidan sökümü daha kolay olacaktır.





ÖLÇEK'   V50

ÖZEL ORMAN FIDANLIĞI TESİSİ İÇİN MÜRACAAT ve KREDİ TAHSİSİ:
a-Özel orman fidanlığı kurmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, çalışma yapacakları arazinin mevkiini, büyüklüğünü, üretecekleri fidan türlerini belirten dilekçelerine, arazinin harita veya krokisi ile mülki­yet belgelerini de ekleyerek en yakın AGM Genel Müdür­lük birimine müracaat edeceklerdir.
b-Bu müracaat üzerine, en yakın yerde bulunan orman fidanlık müdürü veya fidanlık müdür yardımcısı veya fidanlık mühendisi tarafından, söz konusu arazinin, fidanlık kuruluşuna elverişli olup olmadığına dair "Özel Fidanlık Kuruluş Raporu" düzenlenecek ve bu rapora: Orman Toprak Laboratuar Müdürlükleri veya Kamu Kuruluşlarına ait Toprak Laboratuar Müdürlükleri tarafından yapılan toprak ve su analiz raporları ekle­necektir. Teşkilatımız dışındaki toprak laboratuarlarınca yapılan toprak ve su analizlerinde bir tereddüt olursa, bu raporlar, Orman Toprak Laboratuar Müdürlük­lerince incelenip, görüşleri alındıktan sonra uygulamaya konulacaktır.
Kuruluş raporunun Bakanlık Bölge Müdürlüğünce uygun görülmesi halinde, raporun iki nüshası ile üç adet onay sayfası Genel Müdürlüğe gönderilecektir.
Genel Müdürlükçe onaylanan raporun bir nüshası ve onay sayfaları Bakanlık Bölge Müdürlüğüne iade edile­cektir. Bunu müteakip dispozisyona göre "Özel Orman Fidanlık Uygulama Projesi" tanzim ettirilerek projenin üç nüshası ile iki onay sayfası onaylanmak üzere Genel Müdürlüğe gönderilecektir.
c-"Özel Orman Fidanlığı Uygulama Projesi"; müracaatçı köy tüzel kişiliği veya orman köyünü kalkındırma kooperatifi ise, fidanlık müdürü veya görevlendireceği fidanlık mühendisince, diğer gerçek ve tüzel kişiler ise, kendileri tarafından, serbest çalışan orman yüksek mühendisi veya orman mühendisine yaptırılacaktır.
329

d-Özel fidanlık kuruluşlarında, ağaçlandırma sahalarında kullanılacak ibreli ve yapraklı orman ağacı fidan üretimi esas olduğundan aşağıda belirtilen orman ağacı fidanları yetiştirilecektir. Ancak bu fidanlar dışında, fidanlık üretim alanının %5'ini geçmeyecek şekilde diğer türlerden fidan yetiştirilmesi mümkün­dür. Bunu temin amacıyla, özel orman fidanlığı kuruluş raporlarında; üretilecek fidan yaşları en çok; çıplak köklü fidanlarda üç, tüplü fidanlarda ise beş yaşı geçmeyecek şekilde planlanacaktır.
AĞAÇLANDIRMA FONU KREDİSİNİN VERİLİŞ ŞARTLARI
Orman ağacı fidanlığı kurmak isteyenlere ağaçlandırma fonundan uzun vadeli ve düşük faizli kredi AGM'ce verilmektedir.
Orman fidanlığı kurmak isteyenlere;
—Kredinin vadesi 7 yıldır.
—İlk üç yılı faizsiz ve geri ödemesizdir.
—Dördüncü yıldan itibaren her yıl dörtte biri ödenmek koşuluyla anapara faizi ile birlikte tahsil edilmektedir.
—Bu kredilere T.C.Ziraat Bankasının bitkisel üre­tim için verdiği yatırım kredisi faizinin yarısı uygulanır.
—Fidan üretimi için verilen kredi(taşıt ve sabit tesisler hariç)diğer harcamaların hepsini kapsar.
330



KULLANILAN    AŞI  ÇEŞİTLERİ GÖZ     Aşısı


Gözün çıkarılmay kan I ba ulma si


Gözün alınacağı dalın Tutulması

Gözün Çıkarılması

Odun  kisminin   gözden i f r 11 m a sr

Anac in - T- s ekli'nde Kf !•! I "i S SI

Kat>ugun  pkinin spatül kismi kal dirilma si

Gözün   anaca   takilmasi.   Kalan kismin kesilmesi. Asinin baglanmasi .         Baglamanin   devami.


ALEM      ASILARI   : 1. Yarma   Asi


Anacın

Kalemin    hazirlanmasi   Asidan    sonraki  durum

ÇOBAN  ASisi

 çelik

Dipcikli  çelik


Sardunyada çelik


ye sil     çin   daldirmasi

Ek: 4 FİDAN MALİYETİNİN HESAPLANMASI (ÖRNEKTİR)
Fidanlıkta bir tür üretim yapılıyorsa bir yıl içinde tüm maliyeti etkileyen girdi miktarı, üretilen fidan adedine bölündüğünde Birim Maliyeti çıkar.
Ancak fidanlıklarımızda çok çeşitli tür ve tipte fidan üretilmekte ve her tür ve tip üretimi için ayrı işlemler yapılmaktadır.
Yapılan her iş için kullanılan adam/günün(yevmiye) günlük çalışma raporlarına sağlıklı işlenmesi temin edilmelidir.
Bu raporlara dayanılarak önce;
1-Yıllık yevmiyelerin günlük çalışma raporlarına göre iş çeşidi dağılım cetvelleri düzenlenir.  (Ek:1)
2-İş çeşidi yevmiye dağılımlarının üretim türleri­ne göre taksimatı yapılır.
a)ibreli ve yapraklı çıplak fidan (Ek:2) b)Kaplı fidan c)Klasik tüplü fidan d)Repikajlı fidan
3-Fidanlığın işçilik harcamalarına göre ortalama yevmiyeleri hesaplanır.(Ek:3)
Genel Harcama
-------------------------  = Ortalama Yevmiye
Genel Yevmiye tutarı
4-Üretim türlerinin ağırlıklı ortalamaları hesaplanır. (Ek:4) Bunun için iş bölümlerindeki yevmiye adedi ortalama yevmiye ile çarpılır ve fidan adedine bölüne­rek o iş bölümüne ait ağırlıklı ortalama sayısı bulu­nur. Ağırlıklı ortalamalar fidan türlerindeki adetlerle çarpılarak işçilik giderleri bulunur.(Ek:5)
1


5-Fidanlığın genel giderleri, bölüm bölüm fidan adedine bölünerek genel giderler ağırlıklı ortalaması bulunur.(Ek:4) Bu ağırlıklı ortalamalar fidan üretim türlerine göre adetlerle çarpılarak genel giderler bulunur.(Ek:5)
6-İş yerlerine göre traktör giderleri hesaplanıp fidan adedine bölünerek traktör giderleri ağırlıklı ortalaması bulunur.(Ek:4) Fidan üretim türlerine göre fidan adetleri ile çarpılarak o türe ait düşen traktör gideri hesaplanır. (Ek:5)
7-Tohum giderleri türlere göre hesaplanır.
8-Kum, humus, gübre, ilaç, kap, tüp naylonu gibi mali­yeti direkt etkileyen malzeme sarfiyatı türlere göre bulunup, malzeme mal ediş değeri ile çarpılarak kullanılan malzeme bedeli bulunur.(örtü malzemesi, tüp harcı, gübre, ilaç, vs.)
9-Maliyet bedeli, a)Malzeme bedeli, b)Kap bedeli, c)Gübre bedeli, d)İlaç bedeli, e)İşçilik giderleri, f)Traktör giderleri, g)Tohum giderleri, h)Genel giderler,
Genel giderler; personel giderleri, arazi kullanma bedeli, amortismanlar, elektrik, sera ısıtma, ambalaj, işçi nakli, hizmet vasıtası giderleri ve diğer muhtelif giderlerden oluşmaktadır.
Sırasına göre her fidan tipi için bölümlerin mali­yetleri bulunur.(Klasik tüplü, kaplı, çıplak ve repikaj)
O bölümün(fidan tipinin) toplam giderleri yine o bölümün fidan adedine bölünerek bir adet fidanın maliyeti bulunur.

.................... FİDANLIĞI
ÇIPLAK KÖKLÜ FİDAN İŞ ÇEŞİDİ YEVMİYE DAĞILIMI

Ek: 2

İş Yeri

Yevmiye

Ortalama

Toprak isleme-şoför
Diskaro çekme-şoför
Gübre temini
Kum temini
Humus temini
Rotavatör çekme-şoför
Yastık yapımı
Yastık yapımı-şoför
Örtü harcı yapımı
Örtü harcı yükleme-şoför
Örtü harcı serme
Tohum ilaçlama
İbreli ekim
Yapraklı ekim
Ot alma
Sulama
Yastık yolu temizleme
Yastık yolu temizleme-şoför
Ot alma
Kök kesme
Kök kesme-şoför
Fidan sayımı
Yosun temini
Yosun nakli
İbreli fidan sökümü
Yapraklı fidan sökümü
Fidan nakli
Fidan nakli-şoför
Yapraklı fidan ambalajı
Sulama borusu toplama
Koruma
Hafta tatili yevmiyesi
Muhtelif isçilik

Adedi

Yevmiye TL.

63

555942,60

18

II

45

ti

31

11

12

11

12

11

85

11

6

II

36

M

26

II

30

11

2

M

64

ti

61

M

653

II

127

II

33

II

r    8

II

190

it

18

11

14

11

6

11

19

M

4

n

213

11

215

11

27

İt

18

II

27

II

36

11

237

559151,24

269

555942,60

1949

ti

4554

2532590429,92



İŞ MAKINALARI GİDERİ 449 saat 64662223,85 TL.


KALIYIT HISABI                    Ik:5
(Çıplak löklü Fidan)
Çz ekimi: 1075000 adet sayii sonueu: 800000 adet örtü harei 4799 12 10,02 i =95,980 13
Birim Fiyat Tutarı

Kum    95,980 m3x

i 0,48 :

46,

070 m3 x 127855,00

= 5890279,85

Humus  95,980 m3

ı 0,43 :

41,

272 m3 x 82196,96

= 3392432,93

Gübre   95,980 m3

i 0,09 :

8,

638 m3 x 49970,50

= 431645,18

 

Örtü Harei

Kalieie Bedeli:

9714357,96

 

Agir.Ort.

 

Fidan Adedi

Tutari

Toprak Hazirlama

61,616

x

800000

= 49292800,00

Çz tohum Bkimi

49,127

1

800000

= 39301600,00

Bakim

233,559

1

800000

:186847200,00

Koruma

54,016

1

800000

= 43212800,00

Ambalaj

130,310

x

800000

:104248000,00

Muhtelif isçilik

419,658

x

800000

:335726400,00

 

 

 

isçilik Gideri

:758628800.00

Traktör Gideri

24.212

I

800 000

= 19369600.00

 

 

 

Traktör Gideri

: 19369600.00

Çz Tohumu

175 kg

s

14 600 TL

s 2555000.00

 

 

 

Mat Gideri

: 2555000.00

Personel Gideri

232.09

s

800 000

:185672000.00

Arazi Kullanim Gideri 34.36

x

800 000

= 27488000.00

Amortisman Bedeli

140.08

x

800 000

:112064000.00

Blektrik Gideri

61.879

1

800 000

= 49503200.00

Ambalaj Gideri

10.715

s

800 000

= 8572000.00

Isçi Nakli Gideri

74.201

x

800 000

= 59360800.00

Hizmet Vasitasi Gideri 37.581

x

800 000

= 30064800.00

Muht elif Giderler

71.718

x

800 000

= 57374400.00

Genel Giderler         :530099200.00
TOPLAK GIDIR= 1320366957.96 TL : 800 0000 adet    :  1650.46 TL.
.. yili 1 adet 1-0 Çz Çiplak köklü Fidan Maliyeti : 1650.00 TL. olur.


Ek: 5
.......................  ORMAN FİDANLIĞI
YILLARI
FİDAN ÜRETİM PLANI
1- FİDANLIĞIN GENEL TANITIMI 1.1- Kuruluş

  1. Emir
  2. Amaç

1.1.3- Kuruluş Tarihi

  1. Kurulusundan Bu Yana Geçirdiği
    Değişiklikler
  2. Bütçesi (Genel-Döner Sermaye)
  3. En Son Yapılmış "Fidan Üretim Planı" Dönemi

1. 2- Kuruluş Yeri
1.2.1 - Coğrafi Yeri

  1. Enlem-Boylam Dereceleri
  2. Denizden Yüksekliği
  3. Genel Bakısı

1.2.2- İl Kuruluşuna Göre Yeri

  1. İli
  2. İlçesi
  3. Bucağı
  4. Köyü
  5. Özel Mevkii
  6. Köy, Bucak, İlçe ve İl Merkezlerine
    Uzaklığı (km.)

1.2.3- Kuruluşlarımızdaki Yeri

  1. Bölge Müdürlüğü
  2. Fidanlık Müdürlüğü
  3. Fidanlık mühendisliği


1.3- Mülkiyet Durumu

  1. Kadastro Paftalarındaki Yeri
  2. Tapuların Son Durumu (Tarih ve Ada-Parsel
    No.ları)
  3. Tapuların Elde Ediliş Şekli (Satın alma-
    Kamulaştırma-Devir)
  4. Tapusu Yoksa Kullanma Hakkının Doğuşu

2- FİDANLIĞIN ÖZEL TANITIMI
2.1-  Fidanlığın Genel Alanı (Da.)
2.1.1  - Fidan Yetiştirme Alanı (Da.)

  1. Ekim Alanı (Da.)
  2. Repikaj Alanı (Da.)
  3. Kavak Üretim Alanı (Da.)
  4. Tüplü Fidan Üretim Alanı (Da.)
  1. — Park-Arboretum-Ağaçlandırma Alanı (Da.)
  2. — Yapı ve Yerleşim Alanı (Da.)
  3. — Yollar (Da.)
  4. — Diğer Alanlar (Da.)

2.2-  Fidanlığın Çevre Koşulları
2.2.1 - Toprak Durumu

  • Ana Yapı ve Arazi Sekli
  • Toprağın Bileşimi ve Türü
    (Strüktür-Tekstür)
  • Toprağın Reaksiyonu (pH Durumu)
  • Kireç Oranı (%Ca C03)
  • Total Azot (N) ve C/N Oranı
  • Fosfor Durumu (P205) Ya da (%P)
  • Tuzluluk Sorunu
  • Toprağın Yetiştirilmesi İstenen
    Fidan Türlerine Uygunluk Durumu ve
    Topraktaki Organik Madde Miktarı
    (Toprak Analiz Raporları Örnekleri)

2.2.2- Su Durumu

  1. Su Kaynağı
  2. Suyun Kaynaktan Fidanlığa Getirilişi
  3. Su Verimi (Litre/Saniye) ve Yeterlilik
    Durumu
  4. Su Analizlerine Göre Sulama Suyu
    Sınıfı
  5. Fidanlığın Sulama Şebekesi
  6. İçme Suyu

(Su Analiz Raporları örnekleri) (Ek: 2)
2.2.3- Yol Durumu

  1. Fidanlığın Karayolları İle Bağlantısı
    (Yaz-Kış Geçit Durumu)
  2. Fidanlık İçi Anayolları (Genişliği ve
    Uzunluğu)
  3. Fidanlık İçi Ara yolları (Genişliği ve
    Uzunluğu)
  4. Çevre Yolları (Genişliği ve Uzunluğu)

2.2.4- İşgücü

  1. Sürekli İşçiler (Sayısı, Fidanlığa geliş-
    gidiş durumları v.b.)
  2. Mevsimlik ve Geçici İşçiler
  3. İşçi Eğitimi İle İlgili Alınmış ve
    Alınması Düşünülen Önlemler
  4. İşçi Sağlığı Açısından Alınmış ve Alınması Gereken önlemler
  5. İşçilerle İlgili Diğer Sorunlar

2.2.5- Kamu Kuruluşlarıyla Olan İlişkiler (Eleman Araç-
Gereç v.b. Yardımlaşma ve İşbirliği)
2.3- Çevrenin İklim Özellikleri
2.3.1 - Fidanlık İçin En Uygun Meteoroloji İstasyonu
2.3.1.1- Fidanlığın Meteoroloji İstasyonuna Uzaklığı


  1. Fidanlıkla Meteoroloji İstasyonu
    Arasındaki Yükseklik Farkı
  2. Fidanlığın Özel Mikroklima Durumu

2.3.2- Sıcaklık (Aylık ve Yıllık Değerler-°C)

  1. Ortalama Sıcaklık
  2. Yüksek Sıcaklık Ortalaması
  3. En Yüksek Sıcaklık
  4. Düşük Sıcaklık Ortalaması
  5. En Düşük Sıcaklık

2.3.3- Yağış (Aylık ve Yıllık Değerler - mm.)

  1. Ortalama Yağış
  2. Günlük En çok Yağış Miktarı
  3. Yağışlı Günler Sayısı
  4. Karla örtülü Günler Sayısı
  5. En Yüksek Kar Örtüsü Kalınlığı
  6. Dolulu Günler Sayısı
  7. Kırağılı Günler Sayısı

2.3.4- Nem (Aylık ve Yıllık Değerler)

  1. Ortalama Nispi Nem (%)
  2. En Düşük Nispi Nem (%)

2.3.5- Rüzgar (Aylık ve Yıllık Değerler)

  1. Ortalama Rüzgar Hızı (m/San)
  2. En Hızlı Rüzgar Hızı ve Yönü
  3. Hakim Rüzgar Yönü
  4. Fırtınalı Günler Sayısı

2.3.6- Don

  1. Donlu Günler Sayısı (Aylık ve Yıllık)
  2. Şiddetli Donlu Günler Sayısı (Aylık ve

Yıllık)

  1. Erken Ve Şiddetli Donun Başlama Tarihleri
  2. Geç Ve Şiddetli Donun Bitiş Tarihleri

2.3.7- Diğer Sayılı Günler

  1. Açık Günler Sayısı
  2. Kapalı Günler Sayısı

2.3.8- Toprak Sıcaklığı

  1. Ortalama Toprak Sıcaklığı (5cm,10cm,
    20 cm.)
  2. En Düşük Toprak Sıcaklığı (5cm,10cm,
    20 cm.)

3- FİDAN ÜRETİMİ
3.1- Başlangıçtan Son Beş Yıla Kadar Üretilen ve Dağıtılan Toplam Fidan Miktarı (İbreli, Yapraklı, Tüplü, Kavak)

  1. Son Üretim Planı Döneminde Yıllar İtibariyle
    Dağıtılan Fidanların Cinsi ve Miktarları İle Elde
    Edilen Gelir (İbreli, Yapraklı, Tüplü, Kavak)
  2. Son Üretim Planı Döneminde Dağıtım Yerlerine Göre
    Fidan Durumu (Adet)

Orman    Kamu      Askeri
Bakanlığı Kuruluşları Birlikler Okullar Şahıslar Toplam
İbreli Yapraklı Tüplü Kavak

  1. Yeni Çalışma Döneminde Üretilecek Fidanların Cins,
    Tür, Yaş ve Miktarları (Yıllara Göre)
  2. Yeni Çalışma Döneminde "Üretim ve Çalışma Planı"
    (örneğe Uygun Olarak) (Ek: 3)
  3. Yeni Çalışma Döneminde Yıllara Göre "Fidan üretim
    Haritaları" (Ek: 4–5–6–7–8)
  4. Fidanlığın Üretim Kapasitesi (Yıllık üretilecek
    Optimal Fidan Miktarı-İbreli-Yapraklı-Tüplü-Kavak)

4- FİDAN YETİŞTİRME ÇALIŞMALARI
4.1-  Toprak işlemesi

  1. Toprak işlemesinin özellikleri
  2. Toprak işleme Derinlikleri
  3. Toprak işleme Zamanı
  4. Toprak işleme Aletleri

4.2-  Toprağın iyileştirilmesi

  1. Topraktaki Besin Maddelerinin önemi ve
    Miktarı
  2. Gübreleme Yoluyla Eksik Besin Maddelerinin
    Toprağa verilmesi
  3. İşletme Gübreleri ile İyileştirme
  1. Orman Humusu ve Çürüntüsü, Turba
  2. Hayvan Gübresi
  3. Gübre Şerbeti
  4. Kompost (Toprağa Verilme Zamanı ve
    Miktarları)

4.2.4- Yapay Gübrelerle İyileştirme

  1. Azot Gübreleri
  2. Fosfat Gübreleri
  3. Potas Gübreleri
  4. Kireç Gübreleri
  5. Çok Besin Maddeli Gübreler (Kompoze
    Gübreler)

4.2.5- Yeşil Gübreleme ile İyileştirme

  1. Yeşil Gübre Çeşitleri
  2. Yeşil Gübre Ekim ve Sürüm Zamanı

4.3-  Tohumun Sağlanması

  1. İyi Nitelikli Tohumların Elde Edilişi
  2. Tohumun Orijini
  3. Tohumların Ekim öncesi Göreceği işlemler
    {Islatma-Katlama-Çizikleme-ilaçlama vb.)

4.3.5- Tohumların Saklanması.


4.4-   Tohum Ekimi

  1. Toprağın Ekime Hazırlanması (Ekim
    Yastıklarının Yapımı)
  2. Ekim Zamanının Saptanması
  3. Ekimin Sekli
  4. Ekilecek Tohum Miktarı (M2 de ve Türlere
    Göre)
  5. Kapatma (örtü) Materyali

4.5-   Sulama (Şekli, Zamanı, Tekerrürü)

  1. Ekim Yastıklarında Sulama
  2. Repikaj Alanlarında Sulama
  3. Kavak Alanlarında Sulama
  4. Diğer Alanlarda Sulama

4.6-   Repikaj (Şaşırtma)

  1. Açık Alanlarda (Aralık Mesafe-Zaman-Yas)
  2. Tüpte, Kaplarda (Zaman, Yaş, Tüp Harcı ve
    Kullanılacak Malzeme)

4.7-   Vejetatif üretme
4.7.1- Çelikle
4.7.2- Aşı ile
4.8.Bakım
4.8.1- Ot alma
4.8.1.1-Mekanik
4.8.1.2-Kimyasal
4.8.2- Çapa(El aletleri ve ekipman)
4.8.3- Tekleme ve seyreltme
4.8.4- Siperleme
4.8.5- Yerinde kök kesme (zamanı, derinliği, Şekli)
4.8.6- Budama (zamanı, Şekli)
4.8.7- Diğer işler

 

 

 

 

4.9- Koruma

  1. — Donlara Karşı
  2. — Diğer Atmosferik Etkilere Karşı

4.9.3  - Mantarlara Karşı
4.9.4 -    Hayvanlara Karşı

  1. Kuşlara Karşı
  2. Danaburnu ve Mayıs Böceği Gibi Kurtlara
    Karşı
  3. Köstebek, Fare vb. Zararlılara Karşı
  4. Diğer Koruma Şekilleri

5-    SÖKÜM, SELEKSİYON, AMBALAJ

  1. İbreli Türlerde
  2. Yapraklı Türlerde
  3. Kavakta

6-    FİDANIN SAKLANMASI

  1. Soğuk Hava Depolarında
  2. Açık Alanlarda (Gömü)
  1. FİDANLARIN SEVKİ
  2. BİNA VE TESİSLER

 

  1. Binalar (idare Binası, Hizmet Evleri, Diğer Binalar-Mevcut ve ihtiyaçlar)
  2. Tesisler (Sera, Sulama-Yağmurlama, Elektrik, Telefon, İhata, Soğuk Hava Deposu, Tohum Çıkarma Tesisleri, Gübrelik, Kompostluk vb.)

9-    ARAÇ VE GEREÇLER (Mevcut ve İhtiyaçlar)
9.1 - Taşıtlar

  1. Taşıtlar
  2. Traktörler
  • Motorsuz Araç ve Gereçler (Ekipmanlar)
  • Sulama isinde Kullanılan Araç ve Gereçler

10-PERSONEL DURUMU

  1. Teknik Personel
  2. Büro Personeli
  3. Fidancılar
  4. Makinist ve Şoförler
  5. Diğer Personel (Bekçi, Odacı vb.)

11- FİDANLIĞIN VERİMLİ ÇALIŞABİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKLİ ÖNLEMLER İLE FİDAN ÜRETİM PLANI HEYETİNİN ÖNERİLERİ
NOT: Her Fidanlık kendi çalışmalarını yansıtacak bölüm ve maddelerle ilgili bilgileri verecektir. Fidanlığın çalışması ile ilgisi bulunmayan bölüm ve maddelerin yazılmasına gerek yoktur. Bazı bölüm ve maddeler daha ayrıntılı bir biçimde yazılmak istenildiğinde aynı desimal düzende numaralandırılacaktır.

Heyet Başkanı            üye                            üye

Tetkik edilmiştir.
/ /2…
Fidanlıklar Şube Müdürü


Uygundur
/ /2…
İl Çevre ve Orman Müdürü
ONAY      /  /2…
Fidanlık ve Tohum İşleri Daire Başkanı
9

Ek:6
.......................  ORMAN FİDANLIĞI
KURULUŞ RAPORU

  1. EMİR
  2. AMAÇ
  3. SAHANIN GENEL TANITIMI

3.1-  Coğrafi Yeri

  1. Türkiye üzerindeki Yeri (Kroki

     


    Seklinde)(Ek:1)
  2. 1/2000 ölçekli Vaziyet Planı
  3. Enlem-Boylam Dereceleri
  4. Denizden Yüksekliği
  5. Genel Bakısı

3.2-  il Kurulusuna Göre Yeri

  1. İli
  2. İlçesi
  3. Bucağı
  4. Köyü
  5. Özel Mevkii
  6. Köy, Bucak, ilçe ve il Merkezlerine
    Uzaklığı (km.)

3.3-   Kuruluşlarımızdaki Yeri

  1. Bölge Müdürlüğü
  2. Fidanlık Müdürlüğü/Başmühendisliği
  1. Fidanlık Mühendisliği
  2. Serisi ve Bölme No.ları

1

4- MÜLKİYET DURUMU

  1. Kadastro Paftalarındaki Yeri
  2. Tapuların Son Durumu (Tarih ve Ada-Parsel
    No.ları)
  3. Tapuların Elde Ediliş Sekli (Satın alma-Kamulaştırma-Devir)
  4. Fidanlık Arazisinin Ortalama m2 Fiyatı ve
    Toplam Tutarı (TL)
  5. Tapusu Yoksa Kullanma Hakkinin Doğuşu
  1. FİDANLIĞIN GENEL ALANI
  2. ARAZİNİN ŞİMDİKİ DURUMU (Tarla, Bahçe, Orman vb.)
  3. YETİŞME MUHİTİ TANITIMI
  4. İklim
  5. Toprak Durumu
  6. Su Durumu
  7. Yol Durumu
  8. İşgücü Temin İmkanları

8-    FİDAN ÜRETİMİ
8.1- Fidan üretim Kapasitesi (İbreli, Yapraklı, Kavak, Tüplü vb.»
9-    GEREKLI BINA VE TESISLER

  1. Binalar (İdare Binası, Hizmet Evleri, Diğer
    Binalar)
  2. Tesisler (İhata, Sulama, Yağmurlama, Elektrik,
    Telefon, Gübrelik, Kompostluk vb.)

10-    ARAÇ VE GEREÇLER
10.1-  Motorlu Taşıtlar

  1. Taşıtlar
  2. Traktörler

10.2-  Motorsuz Araç, Gereç ve Ekipmanlar


11-PERSONEL İHTİYACI

  1. Teknik Personel
  2. Büro Personeli
  3. Fidancılar
  4. Makinist ve Şoförler
  5. Diğer Personel (Bekçi, Odacı vb.)

işbu Kuruluş Raporu Tarafımızdan düzenlenmiştir.- -2000
Heyet Başkanı       Üye               Üye
Uygundur
- - 200.
Bölge Müdürü
ONAY
- - 200.
Genel Müdür

Ek:7
İğne Yapraklı Ağaç Fidanlarının Yaşına Göre Boyları

ADI

Sınıfı,

FIDAN YAŞLARI

 

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

 

En Az Boy (cm)

Karaçam £. Karaçam
Sarıçam

i
II III

6 5
3

9
7 5

12 10 8

20 17 14

30
25 20

55
55 35

30 70 50

85 85 65

 

 

Kızılçam Halepçanı
Sarıçam

i ii
III

12
10

18 15
13

30 25 20

70 60 50

 

 

 

 

 

 

Fıstık Çamı

i
II III

12 10 8

18 15 13

30 25 20

 

 

 

 

 

 

 

Radiata çamı Bati Sarıçam
Kanarya Adaları Çamı Elderika Çamı
Günlük Çamı
Veymut Çamı
Conlorla Çamı
Duglas Göknarı
Sahil Göknarı

 

 

i
II III

12 10
8

20 17
t4

65 50
35,

t20 100
80

 

 

 

 

 

 

Doğu Ladini
Mavi Ladin
Altuni Ladin
Engelman Ladini
Uludağ Göknarı
Doğu Karadeniz Göknar Toros Göknarı Ardıç(Türleri)
Andız
Porsuk

 

 

i
i:
III

4 3 2

8 6 4

13 10
7

18
15 12

24 21
t8

32
28 24

45
40 35

45 50 45

45 65 55

95 85 75


ADI

Sınıfı

 

 

 

 

FIDAN

I YAS

LARi

 

 

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

 

 

 

 

En

Az B(

y (Ci

l)

 

Avrupa Ladini

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Silka Ladini

I

fi

12

20

30

40

50

60

80

100

120

Kazdağı Göknarı

II

5

10

t?

25

35

45

55

70

90

110

Gümüşi Göknar

III

3

7

H

20

30

40

50

60

SO

100

Toros Sediri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

atlas Sediri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Himalaya Sediri

I

8

12

fi

26

35

45

65

90

 

 

Kavi Atlas Sedir!

II

6

10

15

22

30

40

60

80

 

 

Altuni Sedir

III

t

İ

12

18

25

35

55

70

 

 

Dallı Servi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Piramit Servi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Arizona Servisi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kokulu Servi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yalancı Akasya

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Avrupa Melezi

I

18

40

90

 

 

 

 

 

Japon Mazısı

II

15

30

70

120

 

 

 

 

 

 

Kriptomerya

III

12

20

50

100

 

 

 

 

 

 

Doğu Mazısı

I

10

20

35

45

60

70

 

 

 

 

Batı Mazısı

II

8

16

30

40

50

60

 

 

 

 

Altuni Mazı

III

6

12

25

35

40

50

 

 

 

 


Ek:8

Çiplak (öklüYaprakli

Yaprakli

Tür Fidanlarıo Sınıfım

ı Göre

Çap

ve Boylari

 

 

TURLER

Sınıf

En Az

BOYLARi

i GÖRE ES

İZ KÖK BOĞAZI ÇAPLARI

[n)

 

|cı.]

20

30

40

50

75

100

150

200

Mese

i

30

 

5

6

7

İ

10

 

 

 

II

20

3

4

5

6

7

8

-

-

Kestane

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kayin

i

30

-

4

5

6

7

8

-

 

Gürgen

II

20

2

5

4

5

6

7

-

-

Kayacik

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

y,Akasya

i

50

-

 

 

7

8

10

12

15

 

II

30

-

4

5

6

7

8

1

12

Disbudak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akçaagaç

T i

40

-

-

6

1

8

10

12

15

Karaagaç

II

20

3

4

5

k

i

8

115

11

Sophora

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kizilagaç

i

50

 

-

-

6

8

10

13

16

 

II

30

-

3

4

5

1

9

11

16

Çinar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hu;

i

30

 

5

i

 

1

11

13

15

Ihlamur

II

20

3

4

5

6

1

a

,13

13

Demiragaci

 

 

 

 

 

 

 

 

 

i i

Çitlenbik

 

 

 

 

 

 

 

 

 

i

Ceviz

i

30

-

E

9

10

12

15

-

!
1

 

îl

20

 

1

8

9

11

13

-

_

Kokaragaç

i

40

 

-

i

1

 

11

13

16

Patlangaç

II

20

3

4

5

6

J

9

11

U

K. Akasyasi

i

50

-

-

-

5

6

8

10

13

Sögüt

II

40

-

-

3

4

5

4

8

10


ÎDRLBÎ

Sinif

U ki Boy (ci.)

BOYLARA GORB BI AZ 101 BOGAZI ÇAPLARI (.1)

 

 

20

30

to

50

75

100

150

200

Atkestanesi htalpa

I
II

30
20

3

5 t

1

9 8

11 10

13 12

!« 15

-

Badei Hablep

i II

50
30

-

t

5

1 6

8
7

10 İ

-

-

Gladiçya Haklora

i II

50 30

m

2

2,5

3

5
4

1 5

-

 

Sigla

I
II

to
30

-

3

5

6 5

7 6

8
7

-

-

Yaprakli Tür Kapli Fidanlarin Siniflarina Göre Çap ve Boylari

TüRLER

SINIFI

EN AZ BOY cm.

EN AZ çAP (mm)

Mese

i II

40 30

5 4

Kestane

i II

50 30

5 4

Ihlamur

i II

35 25

4
3

Ceviz

i II

50 30

8 7

Okaliptus K.Akasyasi

i II

60 40

5 4

Atkestanesi Katalpa

i
II

40 20

5 3

Sigla

i II

40 30

4 3

YARARLANILAN KAYNAKLAR
1- AGM, 1993: Kaplı Fidan üretimi Semineri Tebliğleri-Eskişehir.
2-AGM, 1995: Kaplı Fidan üretiminde En iyi Yetiştirme Ortamının Tespiti Toplantı Notları-Denizli
3-AGM, 1995: Türkiye-Finlandiya Tüplü Fidan üretim Projesi Değerlendirme Notları-Denizli
4-Aslanboğa İlçin, 1988: çatı Bahçeleri, Bilgehan Basımevi İzmir
5-Harris.C, Dires N., 1988: Time-Saver Standart For Landscape Architecture, Mc Grow- Hill Book Company, New York
6-Hogan E.1989: Roofs and Gazebos, Lane Publishing Co., California.
7-İzmit-Kavak ve Hızlı Gelişen Tür Orman Ağaç Araştırma Müdürlüğü, 1994: Türkiye'de Kavakçılık
8-Karakaş Dilek, 1995: Fidanlık İşlerinde Çalışan Teknik Elemanlar İçin Bitki Besleme Temel Bilgileri, İzmir Orman Toprak Laboratuar Müdürlüğü Yayın No:6
9-0GM, 1985: Tohum-Ağaç Islahı Teknikleri Seminer Notları, Eskişehir
10-0GM,1986: Fidanlık ve Tohum İşleri Dairesi
Başkanlığı, Fidanlık Çalışmaları
11-0GM, 1991: Fidan ve Tohum üretim Çalışmaları Seminer Notları, Balıkesir-Akçay.
12-0rman Ağaçları ve Tohumları Islah Araştırma Müdürlüğü, 1995: 1994 Yılı Çalışma Raporu
13-Saatçioglu Fikret, 1976:Fidanlık Tekniği
14-Ürgenç Suad,1992:Ağaç ve Süs Bitkileri Fidanlık ve Yetiştirme Tekniği

Tablo:7
TOHUM ORIJIN BELGESI
Türün Türkçe Adı
Latince Adı..... Toplama Tarihi.

TOHUM TOPLANAN MEŞCERENİN YERİ
Ülke: Türkiye İşletme
Seri :.... Bölme No
Tohum Meşceresinin Numarası
Enlem:... Boylam
Bakı :...
Toprak Türü:.......... .


Bölge
.Mahalli Adi:
.Yükseklik:
Eğim.......


TOHUM TOPLANAN MEŞCERENİN TANITILMASI Türler ve Karışıklığa iştirak Oranları


Or. Yaş :....... Or.Boy :


.Bonitet


TOHUMUN ÇIKARMA VE SAKLAMA ŞEKLİ
Çıkarma Tarihi.....................................
Çıkarma Şekli: Güneş         :[]
Muhafaza Edildiği Yer: Tohum Çıkarma Evi:[] Soğuk Hava Deposu []
Muhafaza Edildiği Kap................................
Stoktaki Miktar     :.............. Gön Miktar..........
Adı ve Soyadı ............................
Görevi.................................
İmza ve Mühür :...................... Tarih.
Yukarıda bildirilen orijin belgesi..................... .
...............................ne sunulmak üzere hazırlanmıştır